{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/664 Esas<br>KARAR NO:2024/1601 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2014/178 Esas - 2021/610 Karar<br>TARİH:28/09/2021<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka bünyesinde birleşen ... T.A.Ş. ... Şubesi ile borçluların imzaladıkları Genel Kredi Sözleşmelerine dayanarak .... A.Ş.'nin lehdarı olduğu teminat mektuplarından doğan risklerin karşılığının depo edilmesinin borçlulardan istendiğini ve borçlulara Ankara... Noterliğinin 05.11.2001 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında ... sayılı dosyası üzerinden 21.390,80 TL genel toplam/nakdi alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığını, borçlu/borçluların borcu ödemek yerine yargıyı meşgul etme çabası içine girmeleri, icra takibine konu edilen borca haksız ve kötü niyeti itiraz etmeleri üzerine iş bu \"İtirazın İptali\" davasının açıldığını beyanla fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacaklarına ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı/borçluların ... sayılı dosyasına yapmış oldukları haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı/borçluların icra inkar tazminatı ile cezalandırılmalarına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalılar, ... A.Ş., ... A.Ş, ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri Ankara adreslerinde mukim olup, şirket niteliğindeki müvekkillerinin şirket merkezlerinin de Ankara'da olduğunu, nitekim tebligat adresleri olarak alacaklı tarafından da müvekkillerinin Ankara adresinin belirtildiğini, bu itibarla yetkili icra müdürlükleri ve mahkemelerinin Ankara İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri olduğunu, ancak davacı alacaklı tarafından takibin yetkisiz İstanbul İcra Müdürlüğü nezdinde, iş bu davanın da yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, bu nedenle öncelikle yetkiye itiraz ettiklerini, davacı yanın iş bu davasının İİK'da itirazın iptali davası açılabilmesi için öngörülmüş 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, bu nedenle davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, ... ve alacaklı bankalarla, .... A.Ş. ve ... A.Ş. ile grup şirketleri arasında 25.10.2002 tarihli ... ve akabinde de ekle...'nin akdedildiğinin alacaklının da malumları olduğunu, ... hükümleri ile ...AŞ. ile ... A.Ş. ve grup şirketlerinin alacaklı bankalara olan nakdi ve gayri nakdi bütün kredi borçlarının yapılandırıldığını ve düzenlendiğini, bu nedenle ...'nin imza edildiği tarihten önce kullanılmış teminat mektuplarına ait tüm riskler ile bu teminat mektuplarına ait komisyon bedellerinin ve faizlerinin nasıl düzenleneceği ve ne şekilde ödeneceği ... ile hüküm altına alınmış olduğundan davacı alacaklının imza edilmiş sözleşme hilafına teminat mektubu bedellerinden ve bu mektuplara ait komisyon borcundan bahisle alacak talebinde bulunmasının hukuken muteber olmadığını, mükerrer tahsilata da sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, davacı banka tarafından takip konusu edilmiş alacağın hangi teminat mektubu ile ilgili olduğunun belirtilmediğini, oysa davacının malumları olduğu üzere .... A.Ş.'nin ve diğer grup şirketlerinin kullandığı teminat mektupları asıllarının peyder pey iade ve teslim edildiğini, söz konusu takip alacağına ilişkin olarak İİK'nın 68/b maddesinde düzenlendiği biçimde hesap özetlerinin de bugüne kadar ilgili dönemlerinde davacı banka tarafından kredi borçlusu olarak gösterilmiş müvekkillerine gönderilmediğini, müvekkillerinden Genel Kredi Sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza etmiş bulunan şirketler ve şahıslar bakımından da bu beyanları çerçevesinde halen ödenmesi gereken bir borçtan söz edilmesinin mümkün olmadığını ve ayrıca kendilerinin sorumluluğunun Genel Kredi Sözleşmelerinde yer almış bulunan kefalet limiti ile sınırlı olduğunu, kefalet limitini aşan kısımlar yönünden davacı bankaya karşı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını beyanla davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin .... Bankasına 19.01.1998 tarihinde çekmiş olduğu ... yevmiye numaralı ihtarname ile 31.12.1997 tarihi itibarıyla risklerin kendisine bildirilmesini talep ettiğini ve bu ihtarnamede tebliğe yarar adresini de yazdığını, müvekkilinin ihtarnamesinde \"şirketten ayrıldığını, asıl borcun ödenmesi veya herhangi bir neden ile hükümsüz kalması halinde kefaletten kurtulmuş sayılacağını, asıl borcun her ne sebeple olursa olsun yenilenmesi halinde yeniden kefalet üstlenmeyeceğini\" bildirerek borcun yenilenmesi ve vadesinin uzatılması hallerinden yeniden kefaleti kabul etmediğini beyan ettiğini, ancak davalı müvekkiline banka tarafından herhangi bir geri dönüş olmadığını, davacı bankanın takip dayanağı belgeleri arasında yer alan Ankara ... Noterliği'nin 2001 tarihli ihtarnamesi ile aradan 3 yıl geçtikten sonra kefillere risk bildiriminde bulunduğunu, bu durumda dahi müvekkilinin 1998 tarihli ihtarnamesinde belirtmiş olduğu adresine bir bildirimde bulunulmadığını, takip dayanağı ihtarnamenin müvekkilinin bildirmiş olduğu adresine tebliğ edilmediğinden bu ihtarnameden ve riskten haberdar olmadığını, burada hatalı olanın davacı banka olduğunu, davacı bankanın basiretli bir tacir olarak hareket etmediğini, müvekkilinin tebliğe yarar adresinin müvekkili tarafından 1998 tarihli ihtarnamede açıkça belirtilmesine karşın yasal suresi içinde müvekkiline risk bildiriminde bulunmadığını, davalı müvekkilinin Ankara .... Noterliği kanalıyla göndermiş olduğu ihtarnamedeki adresine bu ihtarnamede talep etmiş olduğu üzere 31.12.1997 tarihinden itibaren doğan risklerin davacı banka tarafından bildirilmediğini, bu nedenle davacının talebinden sonra kullandırılan yeni kredi ve borçlandırma işlemleri açısından davalı kefilin kefaletinin sona erdiğini, takip konusu komisyon bedellerinin muacceliyet tarihlerinin ise 2002 yılı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 28/09/2021 tarih 2014/178 Esas - 2021/610 Karar sayılı kararında;\" Dava itirazın iptali davası olup dosyaya sunulan deliller toplanmış, dosya bankacılık konusunda uzman bilirkişiye verilmiş ve rapor alınmıştır. Yapılan itirazlar üzerine aynı bilirkişiden ek raporlar alınmıştır. Dava konusu Genel Kredi Sözleşmesine dayalı davacıya devredilen banka fon alacağına ilişkin yapılan itirazın iptali davasıdır. Dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde bir tarafta fona devredilen iktisat bankası diğer tarafta ise ... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi olup müşterek borçlu kefiller olarak da davalılar ..., ......, ..., ..., ..., ..., ...'dır. Davalı borçlular yetki itirazında bulunmuş iseler de davacı alacaklının adresinin İstanbul olması yapılan Genel Kredi Sözleşmesinde İstanbul'un yetkili kılınması nedeniyle yetki itirazı kabul edilmemiştir. Davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı savunması var ise de icra dosyası incelendiğinde borçlu davalıların itirazları davacı ... bankasına tebliğ edilmediği dolayısıyla 1 yıllık hak dürücü alacaklı vekilinin icra dosyasında işlem yaptığı 18/07/2014 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, zaten bu tarihten önceki bir tarih olan 16/05/2014 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmakla hak düşürücü süre itirazı yerinde değildir. Davalı tarafın işleyen temerrüt faizine de itirazları söz konusu olup bilindiği gibi kefillerin temerrüte düşürülmesi için ihtarnamenin kefillere gönderilmesi lazımdır, ihtarname tebliğinden itibaren kefiller asıl borçlu gibi temerrüte düşürülür. Dava devam ederken davalı ...'nin iflasına karar verilmiştir. Bu davalı yönünden bu karar gereği dava konusuz kalmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu alternatifli iki türlü hesaplama yapmıştır. Bun agöre raporda da belirtildiği üzere 105,68 TL miktarlı teminat mektubu için bu durum davalılara bildirilmeden 30 TL gibi bir miktarın alınması fahiştir. Bu kadar yüksek bir komisyonun alınması için bunu ödeyecek kimsenin bunu bilmesi ve icazet vermesi gerekir. Bu artırımın davalılara bildirildiğine dair dosyada herhangi bir belge olmadığından teminat mektubu değerine göre oran olarak çok yüksek komisyon bedeline davalı borçluların icazet verdiklerine dair dosyada belge olmadığından bilirkişice hesaplanan miktarların yine bilirkişinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre 3.043,62 TL fazlası takipten önce tahsil edildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. \"gerekçesi ile, '' Davacının davalı ... AŞ'ye yönelik davası devam ederken davalı iflas ettiğinden ve de davacı bu konuda davanın konusuz kaldığına ilişkin dilekçe verdiğinden bu davalıya yönelik davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, Davacının davalılar ... AŞ, ..., ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik DAVANIN REDDİNE, Davacı taraf kötü niyetli olmadığından kötü niyet tazminatına yer olmadığına, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 20.03.2002 tarih ve ... nolu kararına göre ... T.A.Ş., ... A.Ş. ve... A.Ş.’nin ... A.Ş. ile birleşmesine karar verildiğini, 05.04.2002 tarihinde ... A.Ş., ... T.A.Ş. ve ... A.Ş.'nin ... A.Ş. bünyesinde devren birleştiğini, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14.maddesinin 5/c ve 01.11.2005 tarihinde 25983 Resmi Gazetede yayınlanan 5411 sayılı 19.10.2005 tarihli Bankacılık Kanunu 140. madde hükmüne göre fonun her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu, davalılara yönelik davanın reddine dair verilen kararın kaldırılması için tehir-i icra talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulması gerektiğini; Asıl kredi borçlusu ile... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını ve adı geçen davalılar tarafından da genel kredi sözleşmelerinin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalandığını, çıkışı yapılan teminat mektuplarından dolayı doğmuş komisyon borçları ile bunların temerrüt faizi ve fer’i alacaklarıyla birlikte tahsili talebiyle ... sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını, takipte 17.04.2013 tarihi itibariyle 21.390,80 TL nakdi alacaklarının ödenmesinin istendiğini, davalı borçlular tarafından takibe yapılan haksız itirazın iptali için dava açıldığıını, çıkışı yapılan tüm mektuplardan kaynaklanan nakit alacağının devam ettiğini, yapılan yargılama sonucunda ... A.Ş. hariç olmak üzere davalılara yönelik davanın reddine karar verildiğini, karar haksız ve hukuka aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini, Kararın gerekçesinin;\"…yüksek komisyonun alınması için bunu ödeyecek kimsenin bunu bilmesi ve icazet vermesi gerekir. Bu artırımın davalılara bildirildiğine dair dosyada herhangi bir belge olmadığından teminat mektubu değerine göre oran olarak çok yüksek komisyon bedeline davalı borçluların icazet verdiklerine dair dosyada belge olmadığından bilirkişice hesaplanan miktarların yine bilirkişinin ek raporuna göre 3.043,62TL fazlası takipten önce tahsil edildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde olduğunu, takip alacağının, çıkışı yapılan teminat mektuplarının borçlulara kullandırılmasından dolayı oluşan komisyonlardan doğduğunu, borçluların komisyon borçlarını ödeme yükümlülüğünün imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinden doğduğunu, bilirkişinin yüksek komisyon talep edilecekse borçluların bu hususa rıza göstermesi gerektiğini belirtttiğini ve Mahkemenin de bu hususu gerekçe olarak belirttiğini, müvekkili banka taleplerinin hukuka uygun olduğunu, borçluların komisyon oranına ayrıca rıza göstermesinin aranmayacağını, asıl borçlu ile kefillerin Genel Kredi Sözleşmelerini imzalayarak bu hususlara rıza gösterdiklerini, kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydıyla 12.06.2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda bilirkişinin; takipten önce komisyon tahsilatı yapıldığından borçluların komisyon oranına rıza gösterdiğinin değerlendirilebileceğini belirttiğini Farklı bankaların kendi politikalarına göre belirleyerek uyguladıkları komisyon oran ve tutarlarının bu bankaların müvekkili bankaya devrinden sonra müvekkili banka tarafından güncellendiğini, oran ve tutar tanımı bulunmayan mektuplarla, bu oran ve tutar altında komisyonun tanımlandığını, mektuplarda asgari oranın %2 olarak, asgari tutarın da 30,00-TL olarak belirlendiğini, oran ve tutarları asgari oran ve tutarların üzerinde olan ve müvekkili bankaya bu şekilde devredilen mektupların mevcut oranlarına dokunulmadığını, müvekkili banka tarafından teminat mektupları için 30,00 TL komisyon talep edildiğini, ... A.Ş. tarafından ... Bankası İdare Merkezi Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Gn. Md. Yatırım ve Finansman Araçları Müd. Gönderilen 16.10.2001 tarih ... sayılı yazıda müvekkili bankaca tahsil edilecek komisyon ve masraflar ile ilgili tablodaki komisyon oranı ve tutarı minimum 50,00 TL olduğunu, buna rağmen 16.05.2003 tarihinde iç yazışma ile yıllık %2, minimum 30,00 TL uygulamasına kadar yıllık %4 ve minimum 25,00 TL uygulandığını ve ihtarname bakiyesinin oluşturulduğunun tespit edildiğini, yazı suretinin dosyada mübrez olduğunu, hatta müvekkili bankanın bu bildirimin altında olarak 30,00 TL komisyon talebinde bulunduğunu, ilgi yazıda da belirtildiği üzere; müvekkili bankanın 17.04.2013 takip hesaplamasında uyguladığı minimum komisyon oranının 30,00 TL olduğunu, bunun aksine yapılan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını bilirkişi raporlarına karşı beyan ve dilekçelerinde de defalarca belirtilmiş olduklarını; Müvekkili banka tarafından yapılan tahsilatın takip öncesinde yapılmış olduğunu, yapılan tahsilat düşüldükten sonra kalan tutar hakkında takip başlatıldığını, bilirkişiye müvekkili banka ekstresinde yer alan 22.03.2013 tarihli 3.522,05 TL tutarlı tahsilat ile ilgili şifaen detaylı bilgi verilmiş olduğunu, 22.03.2013 tahsilat tarihinden sonra 17.04.2013 tarihinde açılan icra takibine, ilgili tahsilat düşüldükten sonra kalan teminat mektubu komisyonlarının konu edildiğini, müvekkili banka Merkez şubesinden verilen bilgiye göre ... numaralı ....Şti. firmasının hesabında bulunan 3.600-TL’lik tutardan 3.522,05-TL'lik komisyon anapara ve gecikme faizlerinin mahsup edildiğini, ayrıca kalan tutar olan 77,95 TL'nin ise kısmi faiz olarak mashup edildiğini, yapılan tahsilat işlemi ile ilgili mektupların komisyon ve masraf riskinin tamamen kapatılmamış olduğunu, kalan tutarın takip tutarına eklendiğini, ortada tamamen tahsil edilen bir alacak bulunmadığını, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı Genel Kredi Sözleşmelerinin maddelerinin açık olduğunu, müvekkili banka talepleri de bu sözleşmelere dayandığından hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığını; Bilirkişi raporlarına karşı verilen itiraz dilekçelerinde de belirtildiği üzere 17.03.2008 tarihinde yatan tutara ilişkin komisyon tahsilatı yapılmış olduğunu, bu işlemden sonra kalan komisyon ve tahsil olması gereken tutarlar için yasal takip başlatıldığını, söz konusu tutarın takip tutarından düşülerek takip tutarının belirlendiğini, bu tutarın mükerrer olarak takip tutarından düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki bu itirazlarından sonra raporlar arasında çelişki olduğundan 06.10.2020 tarihli celsede verilen 2 nolu ara karar ile \"...raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın önceki bilirkişiye tevdiine; raporun çelişkiye yer verilmeksizin ve de önceki raporda farklı görüş bildirilmesi halinde gerekçesinin de belirtilmek suretiyle rapor düzenlenilmesinin istenilmesine\" karar verildiğini, bu kapsamda 04.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun düzenlendiğini ve dosyaya sunulduğunu, bilirkişi tarafından sunulan yeni ek raporun sonuç kısmında yine iki ayrı şekilde hesaplama yapıldığını, bilirkişinin daha önceki raporlarda olduğu gibi birinci hesaplamada müvekkili bankayı borçlu çıkardığını, ikinci hesaplamada ise müvekkili banka talebinden 3.522,05 TL mahsup edildiğini, bilirkişinin hesaplama yaparken müvekkili banka tarafından bildirilen tahsilat tutarını yanlış değerlendirme sonucunda takip tutarından düştüğünü, Mahkemece bilirkişiye raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve gerekçesinin açıklanması hususunda görev verildiğini, yeni raporda da farklı bir tespite yer verilmediği gibi gerekçe de gösterilmediğini, dolayısıyla alacaklarının ödenmemiş olduğunu, davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını beyanla İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28.09.2021 tarihli, 2014/178 E. 2021/610 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde “kaldırılmasına” ve talepleri doğrultusunda davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan teminat mektuplarının ödenmeyen komisyon bedellerinin, işlemiş faizi ve bsmv'si ile birlikte asıl borçlu ve kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, devrolma yolu ile kendisi ile birleşen ... T.A.Ş. ile davalılardan ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmelerinin imzalandığını, diğer davalıların sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, bu sözleşmeler kapsamında asıl borçlu lehine teminat mektuplarının düzenlendiğini, teminat mektuplarından doğan komisyon alacaklarının ise ödenmediğini, bu nedenle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını beyan ederek davalıların takibe itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalılar davacıya herhangi bir borçlarının olmadığından bahisle davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davalılardan ... A.Ş. iflas etmiş ve bu davalı yönünden davacının talebi masaya kaydedilmiş olduğundan konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece davalı ...A.Ş. dışında kalan davalılar yönünden verilen red kararının yerinde olmadığı, her ne kadar bilirkişi tarafından uygulanan komisyon miktarları yüksek bulunmuş ve Mahkemece de bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, müvekkili banka tarafından uygulanan komisyon miktarlarının alınan kararlara ve ...Bankası'na bildirilen oranlara uygun olduğu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, 3.522,05 TL tahsilatın taraflarınca alacak tutarından mahsup edilerek takip başlatılmasına rağmen bilirkişi tarafından raporda mükerrer olarak alacaktan mahsup edildiği, Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmek üzere ek rapor alınmış ise de, son alınan ek raporda çelişkilerin giderilmediği, bu nedenlerle verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı tarafından davalılar aleyhine ... sayılı dosyası ile asıl alacak 4.047,25 TL, işlemiş faiz 16.324,94 TL ve bsmv 1.018,61 TL olmak üzere toplam 21.390,80 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine dayanak olarak 05/11/2001 tarihli ihtarname ile hesaplama tablolarının gösterildiği, takip talebinde talep edilen işlemiş temerrüt faizi alacağının hangi tarihler arasında işletildiğinin gösterilmediği, dosyada mübrez 05/11/2001 tarihli ihtarnamede davalılara toplam 14 adet teminat mektubu bedelinin depo edilmesinin ihtar edildiği, takip talebine eklenen hesap tablosunda da bu 14 adet teminat mektubunun yer aldığı, Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan kök raporda bilirkişi tarafından, davacı banka tarafından sunulan hesap ekstrelerinde 17/03/2008 tarihine kadar işlemiş komisyon alacakları ve ferilerinin tahsil edildiği görüldüğünden teminat mektuplarının çıkış tarihlerine göre takibe konu olan teminat mektuplarının..., ...ve ... nolu teminat mektupların olduğunun tespiti ile bu teminat mektupları yönünden ödeme tarihi olan 17/03/2008 tarihinden 17/03/2009 tarihine kadar faiz hesaplaması yapıldığı, yapılan bu hesaplamada komisyon miktarının davacı banka tarafından talep edildiği şekilde 30 TL olarak esas alındığı ve sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacı bankanın 450 TL'si asıl alacak olmak üzere 1.343,37 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, temerrüt tarihi ve işlemiş bir temerrüt faizi alacağının bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacı banka tarafından sunulan hesap ekstrelerinden de anlaşılamayan teminat mektubu çıkış tarihlerinin ne şekilde belirlendiğinin, yine son faiz işletilen tarih olan 17/03/2009 tarihinin hangi tarih olduğunun açıklanmadığı, söz konusu rapora taraf vekillerinin itiraz etmesi üzerine Mahkemece itirazlar karşılanmak üzere alınan birinci ek raporda bilirkişi tarafından bu kez iki ayrı hesaplama yapıldığı, birinci hesaplamada teminat mektubu komisyon oranlarının 01/05/2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yıllık %2 ve 30 TL olarak belirlendiğinin tespiti ve davalıların takip tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduklarının kabulü ile takip tarihine kadar %2 oranında kademeli akdi faiz uygulaması ile yapılan hesaplama neticesinde davacının takip tarihi itibariyle toplam alacağının 478,43 TL olduğu, takip tarihinden önce 3.522,05 TL tahsilat yapıldığı, bu nedenle fazla tahsilata göre davalıların borçlu değil alacaklı olduklarının tespit edildiği, hesaplama tablosunda komisyon asıl alacağının ne şekilde belirlendiği, hangi teminat mektupları için hangi tarihler arasında işlemiş komisyon alacağının hesaba dahil edildiği, yine faizin hangi tarihler arasında ne şekilde işletildiğinin gösterilmediği, yapılan hesaplamanın hiçbir şekilde denetlenebilir olmadığı, aynı raporda yapılan ikinci hesaplama da ise, Mahkemece davacının talebinin olduğu gibi kabul edilmesi halinde alacak tutarlarının takip talebindeki gibi olduğu belirtilerek hiçbir hesaplamaya yer verilmediği, hangi teminat mektupları için hangi tarihler arasında komisyon alacağının kabul edildiği, hangi tarihler arasında faiz işletildiği, temerrüt tarihinin hangi tarih olarak kabul edildiği, temerrüt faizi olarak hangi oranının uygulandığı vs hususlarında hiçbir değerlendirmenin yapılmadığı, bu raporun taraf vekillerine tebliğinden sonra Mahkemece bu kez raporlar arasında çelişki olduğundan bahisle aynı bilirkişiden bir kez daha ek rapor alındığı, düzenlenen ikinci ek raporda da kök ve ek rapordaki tespitlerin tekrarlandığı, başka herhangi bir tespit ve açıklamaya yer verilmediği, Mahkemece birinci ek raporda yer alan ilk hesaplama nazara alınarak ve bu hesaplamada komisyon tutarı 30 TL olarak kabul edilmesine rağmen rapordaki tespite aykırı şekilde, davacı tarafından talep edilen komisyon bedelinin yüksek olduğu, davalılar tarafından bu oran/tutarın kabul edilmediği, yapılan hesaplama neticesinde davacının alacaklı olmadığının tespit edildiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğu, her ne kadar davacı tarafça, Mahkemenin 30 TL komisyon tutarını fazla bularak davayı reddetmesinin haksız olduğuna yönelik istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de, Mahkemenin hükmüne esas aldığı ek bilirkişi raporundaki birinci hesaplamada komisyon oranının talep edildiği şekilde 30 TL olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.Buna göre Mahkemece, davacı vekiline takibe konu edilen teminat mektuplarının hangileri olduğu ve bu mektuplar için hangi tarihler arasında işlemiş komisyon alacağının talep edildiği, takip talebinde yer alan işlemiş faizin hangi oranda ve hangi tarih aralığı için hesaplandığı, 3.522,05 TL tutarlı tahsilatın hangi tarihte yapıldığı konusunda açıklama yaptırılması, bundan sonra dosyanın yeni ve konusunda uzman bir bankacı bilirkişiye tevdi ile; takip tarihi itibariyle davacı bankanın hangi teminat mektupları için ve hangi dönemler arasında ne miktarda komisyon talep edebileceği, (bütün teminat mektupları tek tek numaraları ile gösterilmek suretiyle), teminat mektuplarının çıkış tarihinden kastın ne olduğu ve hangi teminat mektubu için hangi tarihte gerçekleştiği, 3.522,05 TL tahsilatın banka kayıtlarında hangi tarihte yapıldığı ve bu tarih itibariyle bütün teminat mektuplarından doğan  alacakların tahsil edilip edilmediği, edilmiş ise bu tarihten sonra hangi tarihe kadar hangi teminat mektupları için alacak talep edilebileceği, davalıların takipten önce temerrüde düşüp düşmedikleri, buna göre takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faiz alacağının bulunup bulunmadığı, temerrüt takip tarihi itibariyle gerçekleşmiş ise işlemiş akdi faiz alacağının bulunup bulunmadığı, faiz oranlarının ne olduğu hususlarında tespitleri içerir, hesaplamaların tablo halinde yapıldığı, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişi bir rapor alınması, iflas masasından davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması ve alınacak rapor ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2021 tarih ve 2014/178 Esas - 2021/610 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve karar harcının alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e18651bb685e9acc","SID":"7846cab51c221740"}}