{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/648 Esas<br>KARAR NO:2024/1598 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/02/2022<br>NUMARASI:2021/20 Esas- 2022/97 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... arasında ... 8 plus model telefonun satımına ilişkin bir ilişki mevcut olduğunu, müvekkilinin bu ilişki doğrultusunda davalıdan 11 adet ... 128 Gb hafıza satın aldığını, karşılığında bir adet çek verdiğini, fakat telefon alım satımına ilişkin müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu kalmadığından çekin boşa çıktığını, bu sebeple müvekkilinin davalı taraftan çekin iadesini istediğini, ancak davalı tarafından davaya konu çekin müvekkiline iade edilmediğini, davalı şahısın çeki iade etmediği gibi çekin günü geldiğinde de tahsil için bankaya ibraz ettiğini ve çekin arkasına karşılıksızdır şerhi yazıldığını, bu da müvekkilinin olmayan bir borçtan dolayı mağduriyet altına girmesi anlamına geldiğini beyanla ... Bankası ... şubesine ait 30/03/2019 keşide tarihli, ... çek numaralı, ... adına yazılı 50.000 TL bedelli çekin iptali ile müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava kapsamında müvekkiline usulüne uygun bir şekilde tebligatın yapılmadığını, bu nedenle taraflarınca davadan 01/06/2021 tarihinde haberdar olunduğunu, süresi içerisinde cevap dilekçesini sunduklarını, davacı tarafından dava dilekçesinde her ne kadar çekin telefon satımına ilişkin olduğu iddia edilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından davacıya 50.000 TL elden nakit para verildiğini, davacının ise aldığı bu borç karşılığında ... Bankası ... şubesinin ... seri numaralı, 30/03/2019 keşide tarihli çekini keşide ederek müvekkiline teslim ettiğini, çekin süresinde ... Şubesi'nde takasa ibraz edildiğini ancak ilgili çek hesabında borcun karşılığı olmaması nedeniyle çekin arkasına \"Karşılıksızdır\" şerhi konularak iade edildiğini, bu çekin ... Şti tarafından keşide edildiğini, tacir çeki netiliğinde olduğunu, çek hesabı sahibinin en önemli sorumluluğunun çek karşılığını banka hesabında bulundurmak olduğunu ancak davacının borcuna karşılık verdiği çekin karşılıksız ve müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, davacı ve borçlu şirket hakkında İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın çekin verilme nedenini Mahkemeye gerçeğe aykırı olarak bildirdiğini, müvekkili tarafından bu çekin nakit olarak davacıya vermiş olduğu 50.000 TL karşılığında teslim alındığını, dava dilekçesinde bahsedildiği gibi taraflar arasında telefon alım satımına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla bu anlaşmanın sonradan bozulması ile çekin boşa çıkmasının mümkün olmadığını beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, işbu davanın açılmasından ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacı aleyhine İİK 72/4 uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 03/02/2022 tarih 2021/20 Esas - 2022/97 Karar sayılı kararında;\" Dava, kıymetli evrak nedeniyle İİK'nun 72/1. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Tarafların uyuşmazlık noktaları, davacının ... Bankası ... Şubesi'na ait ... numaralı 30/03/2019 tarihli 50.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, çekin iptalinin gerekip gerekmediği ve davalı tarafın menfi tespit davasında İİK'nun 72/4. Maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkindir.TMK'nun 6. maddesine göre \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.\" HMK'nun 190. maddesi gereğince de, \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.\" Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun  2017/19-821 E-2019/58  K sayılı kararı) Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada ispat yükü ... Bankası ...Şubesi'na ait ... numaralı 30/03/2019 tarihli 50.000,00 TL bedelli çekin cep telefon satımına ilişkin verildiğini, borcun kalmadığını ve çekin iadesinin gerektiğini iddia eden ve temel borç ilişkisini değiştiren davacı taraftadır. Davacı tarafın iddiası kapsamında ispata elverişli herhangi bir yazılı delil sunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle de davacı tarafa dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması nedeniyle yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davacı tarafın yemin deliline dayanmış olması nedeniyle davalı taraf dava konusu çekin borç para karşılığı verildiğini belirterek yemini usulüne uygun şekilde eda etmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının sübut bulmayan davasının reddine dair karar verilmiştir.Davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kötü niyet tazminat talebi yönünden ise, mahkememizce dosya kapsamında herhangi bir ihtiyati tedbir kararı da verilmemiş olması nedeniyle İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. \"gerekçesi ile ''Davanın reddine, Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... arasında ... model telefonun satımına ilişkin bir ilişki mevcut olduğunu, müvekkilinin bu ilişki doğrultusunda davalıdan 11 adet ... 128 Gb hafıza satın aldığını, karşılığında bir adet çek verdiğini, fakat telefon alım satımına ilişkin müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu kalmadığından çekin boşa çıktığını, bu sebeple müvekkilinin davalı taraftan telefon alım satımına ilişkin verdiği bu çekin iadesini istediğini, ancak davalı tarafından davaya konu bu çekin müvekkiline iade edilmediğini,  davalı tarafın çeki iade etmediği gibi çekin günü geldiğinde de tahsil için bankaya ibraz ettiğini, çekin arkasına karşılıksızdır şerhi yazıldığını, bu da müvekkilinin olmayan bir borçtan dolayı mağduriyet altına girmesi anlamına geldiğini, tüm bu nedenlerle yukarıda belirtilen çekin iptalini, borcun olmadığının tespitini talep etmek zaruretinin hâsıl olduğunu, ancak Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, anılan nedenlerle söz konusu hukuka aykırı olan kararın kaldırılmasını talep ettiklerini beyanl İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/20E, 2022/97 K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında cep telefonu alım satımına dair bir ticari ilişki bulunduğunu, davalıdan satın aldığı cep telefonları karşılığında dava konusu 50.000 TL bedelli çeki verdiğini, çeke ilişkin borcu kalmamasına rağmen davalının çeki iade etmediğini beyan ederek çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacı ile aralarında iddia edildiği gibi cep telefonu alım satımına dair bir ticari ilişki olmadığını, davacıya elden 50.000 TL borç verdiğini, davacının da buna karşılık dava konusu çeki kendisine verdiğini ve çekin bankaya ibrazında karşılıksız çıktığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını tekrar etmiş, başkaca bir istinaf sebebi ileri sürmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; dava menfi tespit talebine ilişkin olup, menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Somut olayda da alacak kambiyo senedine (çeke) dayandığından ispat yükü davacıda olup, davalı tarafın çekin borç karşılığı verildiğine dair beyanı yine çekin ödeme amacıyla verildiğine dair bir iddia olduğundan ispat yükünü değiştirmemektedir. Davacı taraf çeki davalıya satın aldığı cep telefonu bedeli karşılığında verdiğini ancak borcu kalmadığından çekin bedelsiz kaldığını iddia etmiş, \"borcu kalmadığı\" ifadesi ile alım satım bedelinin çek dışında, çekin ibrazından önce ödendiğinin mi, yoksa cep telefonu alımından vazgeçildiği, teslimatın yapılmadığının mı kastedildiği anlaşılamamakla birlikte, birinci ihtimal dahilinde davalı tarafından çekin bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı ve davacı tarafından çek bedelinin davalıya ödendiğine dair herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, ikinci ihtimalde ise çek bir ödeme aracı olup aksini iddia eden davacı tarafından çekin avans olarak verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı, davalı tarafından çek bedelinin ödenmediğine dair yeminin eda edildiği, bu sebeplerle Mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65559763dbbff7d7","SID":"d8cb992dff663099"}}