{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/421 Esas<br>KARAR NO: 2024/1674<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/10/2021<br>NUMARASI: 2018/466 E. - 2021/168 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Ref'i İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “...” markası ve logosu ile muhafazakar kadın giyimi üretimi yaptığını, davaya konu olan sweatshirt ürününün davacı şirket tarafından tasarlanarak 17/07/2018 tarihinde “2018-2019 Sonbahar Kış Koleksiyonu” kataloğunda ilk olarak kamuya sunulduğunu, ayrıca https://...com alan adlı internet sitesinde de satışa sunulduğunu, davalının 01/10/2018 tarihinde https://instagram.com/... internet sitesinde “yenilerden sweet modelimiz” açıklamasıyla teşhir edildiğini, İstanbul Anadolu FSHHM’nin 2018/295 D.İş sayılı dosyası kapsamında davalının ... Caddesi No:... Ümraniye İstanbul adresinde satışa sunulan ürünlerin bilirkişi tarafından incelendiğini, müvekkilinin ürün tasarımının satışa arz edildiği sonucuna varıldığını, tasarımların ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması şartıyla tescilsiz olarak korunduğunu, müvekkilinin davaya konu tasarımı ilk kez kamuya sunduğunu, taklitlerinin yapılmakta olduğunu, tescilsiz tasarım sahiplerinin tasarımın aynısının veya benzerinin kopyalanması halinde bu flili engelleme hakkına sahip olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz etmekte olduğunu, ürünün daha düşük fiyatla satılmasının müvekkilinin maddi kayıplara uğramasına neden olduğunu, haksız kazanç elde edildiğini, müvekkllinin potansiyel müşterilerinin de etkilendiğini, müvekkilinin manevi zararının da meydana geldiğini, ticari itibarının zedelendiğini, davalının eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz yanısıra haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının aynı sektörde yer aldığı göz önüne alındığında faaliyetlerinin etik dışı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmadığını belirterek, davalı tarafından yapılan, davacının tasarım hakkına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, refi ve devam edenler yönünden menine, tecavüz sebebiyle oluşan şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, davalı aleyhine kararın masrafı davalıdan karşılanarak tirajı yüksek bir gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili dosyaya sunduğu dilekçesinde; müvekkil ürünü ile davacı tasarımı arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, delil tespit dosyasından alınan bilirkişi raporunda, farklılıklar dikkate alınmaksızın inceleme ve değerlendirme yapıldığını, gerçek dışı bir değerlendirme olduğunu, müvekkiline ait ürünün kendine has ayırt edici özelliklerinin ve detaylarının bulunduğunu, piyasada yenilik ve ayırt edicilik özelliği olmayan bir modelin tescil edilmesinin iyi niyetli bir davranış olmadığını, tekel  olup haksız kazanç sağlama amacıyla yapıldığını, davacının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarını haiz olmadığını, müvekkilinin haksız rekabette bulunmadığını, ürünlerin daha önce kamuya sunulmuş, tüketicinin gözünde yenilik ve ayırt edici özellik taşımayan tasarımlar olduklarını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminata ilişkin istemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirtmiş ve davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \".Davalıya ait iş yerinde yapılan delil tespiti ile satışa sunulduğu tespit edilen kadın giysisinin davacıya ait internet sitesinde daha önce kamuya sunulan ve ilk satışı 21/09/2018 tarihinde davacı tarafından yapılan kadın giysi tasarımı ile küçük farklılıklar dışında aynı olduğu, kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin tasarımların benzer olduğu yönünde olduğu, dava konusu tasarımın koruma kapsamında kalan giysi ürünün davalı tarafından https://ww.instagram.com/p/... sosyal medya hesabında 01/10/2018 tarihinde paylaşıldığı, davacıya ait tasarımın ayırt edici özelliğe sahip, daha önce kamuya sunulmamış tescilsiz bir tasarım olduğu, haklarının davacıya ait olduğu, davalının bu tasarımı izinsiz şekilde kullanarak giysi üretimi ve satışı yapmasının davacının tasarım haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, davacının bu nedenle davalıdan maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, dava dilekçesinde 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı tarafından iki renk olarak satışa sunulan dava konusu giysilerin beş beden olarak birden çok pastal üretimi yapılması nedeniyle dava diekçesinde talep edilen 5.000,00 TL'den daha fazla maddi tazminat hesaplanmışsa da, davacının 06/07/2021 tarihli ıslah dilekçesine karşı davacı tarafından süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, davaya konu eylemin 01/10/2018 tarihinde gerçekleştiği,  tespit dosyasına göre, davacının faili ve zararı öğrenme tarihinin 16/10/2018 tarihi olduğu, eldeki davanın ise 29/11/2018 tarihinde açıldığı, tasarım hakkından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, zaman aşımı süresi için olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin uygulanması gerektiği, maddeye göre zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her halükarda 10 yıl içerisinde davanın açılması gerektiği, davacı taraf iddiasını aynı zamanda haksız rekabete de dayandırdığı, TTK'nın 60. maddesi uyarınca zaman aşımı süresi öğrenmeden itibaren bir yıl ve herhalde hakkın doğumundan itibaren 3 yıl olduğu, görüldüğü üzere, gerek tasarım hakkına tecavüz ve gerekse haksız rekabet yönünden ıslah tarihi itibariyle yasada öngörülen dava açma sürelerinin geçtiği, ceza zaman aşımı süresinin uygulanamayacağı, zira  eylemin SMK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacağı, bu nedenle ıslahla arttırılan kısım için zamanaşımının gerçekleştiği, talep edilen 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalının kusur derecesi, davaya konu tasarımın kullanıldığı ürün sayısı, tarafların mali tabloları dikkate alındığında hakkaniyete uygun olduğu, Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalının davacıya ait tescilsiz tasarımının koruma kapsamında kalan SWEATSHIRT ürününü satışa sunmak suretiyle DAVACININ TASARIM HAKKINA TECAVÜZ ETTİĞİNİN VE HAKSIZ REKABETTE BULUNDUĞUNUN TESPİTİNE, tasarım hakkına tecavüzün ve  haksız rekabetin REF'İNE VE MEN'İNE, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına,  davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu halde Mahkemece kısmı dava kabul edilerek zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca sunulan 28.11.2018 tarihli dava dilekçesinin 10. Maddesinde, zarar miktarının davanın açılışı sırasında elimizdeki verilerle tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davada yaptırılacak incelemeler ve araştırmalar neticesinde talep artırımı yapılacağı ve huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olacak açıldığının açıkça belirtildiğini, bu nedenle, huzurdaki davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi ve zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca Sayın Mahkemenin de davanın açıldığı tarih itibariyle kanunda öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolmadığını gerekçeli kararında ifade ettiğini, bu durumda, belirsiz alacak davalarının sonucu olarak zamanaşımı sürelerinin tüm talepleri yönünden davanın açıldığı tarih itibariyle kesildiğini, Mahkemece, 06.07.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmişse de ilgili dilekçe içeriği incelendiğinde talep artırım dilekçesi olduğu açıkça belirtildiğini, her ne kadar dava dilekçesinde huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olduğu açıkça belirtilmişse de, Sayın mahkemece bu hususta şüphe hasıl olduysa bunun giderilmesini istemeden davanın kısmi dava olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -24.05.2021 tarihli  bilirkişi ek raporunda varılan kanaatlerin hukuken hatalı olduğunu,  Sınai Mülkiyet Kanunun 151/2-c Maddesi uyarınca davalının, dava konusu tasarım hakkını bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin maddi tazminat hesaplamasında dikkate alınmasının talip edildiğini, tekstil bilirkişisi tarafından yapılan değerlendirmelerin tümüyle varsayıma dayanan ve hukuki dayanaktan yoksun kanaatler olduğunu, ilgili raporda da belirtildiği üzere davalının defter ve belgelerinde dava konusu ürün stok takibi ve satışının takip edileceği kayıtlar bulunmadığını, yalnızca tespit işlemi sırasında çekilmiş olan fotoğrafları baz alarak müvekkilinin tasarımlarına tecavüz teşkil eden ürünlerden kaç adet üretildiğini varsayımsal olarak hesaplandığını, oysaki tespit tarihinde ilgili mağazada az ürün bulunmuş olabileceği gibi bu durum davalının ürettiği ürün sayısının belirlenmesinde yeterli olmadığını, yerleşik yargıtay içtihatlarında da lisans bedeline ilişkin tespitlerin davacının kazancı üzerinden yapılması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, üretilen ürün sayısının lisans bedeline etkisi bulunmadığını, maddi tazminat taleplerinin kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup,  istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemece, ek bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarının kabulü/reddi hakkında her hangi bir karar verilmeksizin sözlü yargılama için gün tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davacının hak iddiasında bulunduğu tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığını, Mahkemece alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişilerin mutlak yenilik araştırmasına yönelik olarak resen araştırma yapmaları gerekirken yapmadıklarını, eğer bilirkişilerce  mutlak yenilik kriterine göre kendilerince araştırma yapılmış olsaydı, dava konusu tasarımın ilk defa davacı tarafından kamuya arz olunmadığı, uzun yıllardır piyasada uygulanan, bilinen bir model ve harcı alem nitelikte olduğu tespit edilebilecekken edilememiş olduğunu,  bilirkişi tarafından yalnızca dosya içerisinde bulunan iki ürünün karşılaştırılarak değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  taraflarınca müvekkiline ait ürün ile davacının ait ürünün benzemediği bunun yanında davacıya ait ürünün yenilik unsurlarını taşımadığının belirtildiğini, bilirkişi tarafından hiç bir yenilik ve ayırt edicilik araştırması yapılmadığını,  raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, -Müvekkili ürünü ile davacı tasarımı arasında her hangi bir benzerlik bulunmadığını, dosya kapsamında alınan her iki raporda da, müvekkili ürünü ile davacının hak iddiasında bulunduğu model arasında benzerlik bulunmamasına, müvekkili ürünü ile davacı tasarımı arasında farklılıklar bulunmasına rağmen farklılıklar dikkate alınmaksızın inceleme ve değerlendirme yapıldığını, itiraza konu 15.09.2020 tarihli raporun Delil Tespit dosyasından alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeleri tekrar etmekte olduğunu, değerlendirmelerin soyut ifadelerden oluşan, ürünlerin somut olarak hangi noktalarda benzer veya farklı olduğunu ortaya koymaktan uzak, bilimsel değerlendirme içermeyen, yetersiz ve netice itibariyle somut olaya aykırı gerçek dışı değerlendirmeler olduğunu, uyuşmazlığa konu ürünlerin fiziki olarak dahi incelenmediğini, dosya üzerinden değerlendirme yapıldığını, yapılacak nitelikli bir bilirkişi incelemesi ile davacı ile müvekkiline ait ürünlerin benzer olmadığı kaldı ki dava konusu ürünün piyasa da yıllardan beri yaygın olarak kullanıldığının tespit edileceğini, -Bilirkişi Raporunda hangi gerekçe ile müvekkili tasarımı ile davacı ürünü arasında benzerlik bulunduğu yönünde değerlendirme yapılmadığını,  sadece ürünün kısa bir tarifine yer verildiğini, iki ürün arasındaki herhangi bir benzerlik veyahut farklılık değerlendirilmediğini, Bilirkişi Raporunun kamuoyunu aydınlatma ve denetlenebilirlik şartlarını sağlamadığını, bilimsellikten uzak olduğunu, sadece 2-3 fotoğraf üzerinde inceleme yaparak, davaya konu ürün üzerinden detaylı bir incelemeye girmeksizin, dosyaya kazandırılan ürünler  üzerinde  fiziki bilimsel inceleme yapmadan, iki satırlık genel bir tariften başkaca herhangi bir değerlendirme (benzerlikler- farklılıklar) yer almayan bir rapor hazırladıklarını, ürünlere ait kumaş, kesim, kalıp gibi sektörel uzmanlık gerektiren hiçbir hususta değerlendirme yapmadıklarını, Davacı ürünün yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmaması, müvekkili ürünü ile davacı ürünü arasında her hangi bir benzerlik bulunmamasına rağmen tazminat hesabı yapılmasının hatalı olup, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, her ne kadar davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını iddia etmekteyse de dava dilekçesinin talep sonucu kısmında  \"...şimdilik  5.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya verilmesine...\" şeklinde talepte bulunarak davayı  HMK m.109'da tanımlanan kısmi dava şeklinde açtığının açıkça ortada olduğunu, davacının zamanaşımına ilişkin iddialarının reddi gerektiğini, eldeki davada haksız fiil için öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, eldeki davanın konusu tasarım hakkına tecavüz olduğundan ve tasarım hakkına tecavüz eylemi esasen bir haksız fiil olduğundan Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan haksız fiillere yönelik zamanaşımı süresi burada uygulama alanı bulacağını, TBK m. 72'ye göre hesaplama yapılması gerektiğini, tasarım hakkına tecavüz eylemlerine haksız rekabet nedeniyle uzamış ceza zaman aşımının uygulanması mümkün olmadığını,  endüstriyel tasarımlar bakımından TTK'daki haksız rekabete ilişkin cezai hükümler nedeniyle uzamış ceza zaman aşımının uygulanması mümkün  olmadığını, dava açılmadan evvel davacı tarafça müvekkili iş yerinde 23.10.2018 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/295 D.İŞ sayılı dosyası ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, bu bakımdan zaman aşımı süresi müvekkili iş yerinde delil tespitinin yapıldığı 23.10.2018 tarihinden başlamakta olup; davacının usul ve yasaya aykırı talep arttırımında bulunduğu tarihsiz dilekçesinin 07.07.2021 tarihinde UYAP'a kaydedildiğinden, 07.07.2021 tarihinden çok önce zaman aşımına uğradığını,  davacı tarafından talep olunan maddi tazminat zaman aşımına uğramış olduğundan, istinaf talebinde bulunan davacının bu yöndeki iddialarının reddi gerektiğini, davacının bu yöndeki istinaf isteminin reddini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacıya ait tescilsiz kadın giyim tasarımının davalı tarafından kullanılması sebebiyle meydana geldiği iddia edilen tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkindir. Davalı ...'nin 09/02/2018 tarihinde, davacı ...'nin 06/11/2014 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacılar tarafından davalı aleyhine Mahkemenin 2018/295 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğu, dosyada bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; tespit talep eden tarafından internet adresi ve online satış formu incelemesi sonucunda, tespite konu çizgili sweatshirt tasarımının ilk defa tespit talep eden tarafından kamuya sunulduğu, yenilik kriteri içerdiği ve ilgili tasarım üzerinde müktesep hak sahibi olduğuna, tespite konu adreste yapılan inceleme sonucunda; aleyhine tespit istenen ... San. Dış. Tic. Ltd. Şti. Firmasının \"... Cad. No:... Ümraniye/İstanbul\" adresinde, tespit talep eden tarafın müktesep hak sahibi olduğu 4 adet çizgili sweatshirt ürün tasarımının satışa arz edildiği yönünde tespit yapılmıştır. Alınan bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen rapora ve delil tespitine  itiraz etmedikleri anlaşılmıştır.Dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden davacıya ait deliller toplandıktan sonra, davacının maddi tamzinatın SMK'nun 151/2-c maddesi uyarınca lisans bedeli üzerinden hesaplanmasını talep etmesi nedeniyle Mahkemece, taraflara ait ticari kayıtlar ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, tasarım uzmanı ..., giyim sektörü uzmanı ... ve muhasip ...'den oluşan bilirkişi heyeti 15.09.2020 tarihli raporda; davacı ...' ne ait tasarım ile davalı ... Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. ' ne ait tasarımların birbirleri ile birebir aynı olma derecesinde benzer oldukları, davaya konu tasarımın, dosya üzerinden yapılan incelemesinde, davacı ... tarafından ilk olarak 21/09/2018 tarihinde, davalı ... Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. Tarafından 01/10/2018 tarihinde kamuya sunuldukları, davalı şirketin, inceleme dönemi olan 01/10/2018-29/11/2018 tarihleri arasında toplam 882.013,28 TL tutarında hasılat yaptığı, mahkemenin 07/02/2019 tarihli müzekkeresine istinaden İstanbul Ticaret Odası tarafından gönderilen 26/03/2019 tarihli cevabi yazıda, lisans bedelinin, davaya konu markanın cirosunun %15' i oranında olabileceğinin belirtildiği, bu durumda, marka hakkına tecavüzün koşullarının gerçekleştiğinin kabulü halinde, davalı/karşı davacı lehine hükmedilebilecek tazminatın tutarının (882.013,28 TL/100x15=) 132.301,99 TL olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bilirkişi raporunda davaya konu tasarımla ilgili ürünlerin satışından elde edilen cironun tespit edilemediği, ayrıca davalının inceleme dönemi içinde 822.013,28 TL gelir elde ettiği tespit edilmesine rağmen tazminat hesabının 882.013,28 TL üzerinde yapıldığı görülmekle; Mahkemece tarafların yalnızca davaya konu tasarımla ilgili ürünlerden elde ettikleri ciroları araştırılarak, her iki tarafın ciroları, ticaret hacimleri ve satabilecekleri ürün miktarları da dikkate alınarak ve önceki rapordaki maddi hata da giderilmek suretiyle lisans bedeli ile ilgili önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 24.05.2021 tarihli ek raporda; davacının 2018 yılı dava dönemi hasılatı üzerinden lisans bedeli hesaplanması durumunda davacının 01.10.2018-29.11.2018 döneminde 4.070.281,98TL net hasılat elde ettiği, Yargıtay kararlarında lisans bedeli belirlenirken markasına tecavüz edilen davacının kazancı üzerinden hesap yapıldığında genellikle cironun %1’i ile % 4’ü arasında bir oran uygulanmakta olduğu, bu kapsam da %1 üzerinden hesap yapıldığında davalının davacıya ödemesi gereken lisans bedelinin 40.02,82 TL olacağı, bu hususun mahkemenin takdirinde olduğunu, tekstil bilirkişinin görüşüne göre  dava konusu  döneminde dava dosyasında yer alan mağaza fotoğraflarından yola çıkarak mağaza içinde yaklaşık 400 parça tekstil ürünü olduğu, bu ürünlerin sadece 4 adedinin davaya konu tekstil ürünü olduğunun anlaşıldığı, ancak tekstil bilirkişinin yapmış olduğu inceleme ve hesaplamaya göre; \"Dava dosyasında ürünün özellikleri incelendiğinde bu tarz ürünlerin üretiminin 5 farklı bedende yapıldığı bilinmektedir. Mağaza içinde tutulan tutanakta görüldüğü üzere 2 renk ürün satıldığından yola çıkarak 2 renk serisinde üretildiği düşünülmektedir. Ürünlerin minimum üretim adetleri pek çok değişik sebepler ile değişiklik gösterebilmektedir. Ortalama bir üretim kumaş kalınlığına göre 80  kat pastal atılarak yapılırken, bu davaya konu ürünün mağazadaki adedinin çok az olmasından yola çıkarak 25  kat pastal atılarak az adette parsiyel üretim yapıldığı sonucuna varılmıştır. Bir partide üretilen ürünün toplam adedi: 2 renk x 5 beden x 25 kat pastal = 250 adet ürün üretildiği\" sonucuna varıldığı, bu hesap ile mağazanın dava konusu ürünü sattığında elde etmesi muhtemel gelirin 46.064,81 TL olduğu, lisans bedeli oranı ile ilgili  İstanbul Ticaret Odası tarafından gönderilen 09.01.2020 tarihli cevabi yazıda, lisans bedelinin, davaya konu markanın satışından elde edilen  cirosunun  %15’i oranında olabileceğinin belirtildiği, bu tutar üzerinden ödemesi gereken lisans bedelinin  46.064,81*0,15 =6.909,72 olacağı yönünde görüş bildirmişlerdir. Davacı vekili 06.07.2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 40.702,82 TL'ye arttırdıklarını beyan etmiş, davalı vekili ise süresinde sunduğu ıslaha karşı beyan dilekçesinde, davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslahla talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davacı vekili istinaf istemine ilişkin olarak;Davacı tarafça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ileri sürülmüş  olup, dava dilekçesi incelendiğinde davanın belirsiz alacak davası olacak açıldığının beyan edildiği ve zarar miktarının dava açılış tarihi itibariyle belirlenebilir olmaması nedeniyle belirsiz alacak olarak açıldığının kabulü ile talep arttırım talebinde bulunabileceği ve zamanaşamı işlemeyeceği kabul edilmesi gerekirken Mahkemece kısmi dava olarak açıldığı, bu nedenle talep arttırımda bulunulamayacağı gerekçesinin yerinde olmadığı, dolayısıyla davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda davacı yanın talep edebileceği maddi tazminat miktarının hesaplamasının SMK'nun 151/2-c maddesi uyarınca lisans bedeli üzerinden hesaplanmasının talep edildiği, lisans bedeli hesaplanırken, sadece  davacının ticari kayıtları incelenerek sonuca ulaşılamayacağı, 151/3  maddesine göre yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında Sınai Mülkiyet hakkının ekonomik önemi, lisansların sayısı, süresi, çeşidi,  ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin gözönünde tutulacağı düzenlenmekle sadece davacının cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerektiği, buna göre mağaza içinde yaklaşık 400 parça tekstil ürünü olduğu,  bu ürünlerin sadece 4 adedinin davaya konu tekstil ürünü olduğunun anlaşıldığı, ancak tekstil bilirkişinin yapmış olduğu inceleme ve hesaplamaya göre; \"Dava dosyasında ürünün özellikleri incelendiğinde bu tarz ürünlerin üretiminin 5 farklı bedende yapıldığı, mağaza içinde tutulan tutanaktan davalı işyerinde 2 renk ürün satıldığından yola çıkarak 2 renk serisinde üretildiğinin düşünüldüğü, ürünlerin minimum üretim adetleri pek çok değişik sebepler ile değişiklik gösterebilmekle birlikte, ortalama bir üretim kumaş kalınlığına göre 80  kat pastal atılarak yapılırken, bu davaya konu ürünün mağazadaki adedinin çok az olmasından yola çıkarak 25  kat pastal atılarak az adette parsiyel üretim yapıldığı sonucuna varıldığı, bir partide üretilen ürünün toplam adedi: 2 renk x 5 beden x 25 kat pastal = 250 adet ürün üretildiği\" sonucuna varıldığı, bu hesap ile mağazanın dava konusu ürünü sattığında elde etmesi muhtemel gelirin 46.064,81 TL olduğu, lisans bedeli oranı ile ilgili  İstanbul Ticaret Odası tarafından gönderilen 09.01.2020 tarihli cevabi yazıda, lisans bedelinin, davaya konu markanın satışından elde edilen  cirosunun  %15’i oranında olabileceğinin belirtildiği, bu tutar üzerinden ödemesi gereken lisans bedelinin  46.064,81*0,15 =6.909,72 olacağı yönünde hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/295 D.İŞ sayılı dosyası ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılan 18.10.2018 tarihi ile, dava açılma tarihi olan 29.11.2018 tarihi arasındaki ihlal süresinin 1 ay 11 gün olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporunda 2 renk 5 beden ürünün tamamının satıldığı varsayımından hareketle tazminat hesabı yapılması yerinde değilse de, ihlal süresi dikkate alınarak  SMK 151/2-c maddesine göre hesaplanan tazminat miktarının TBK 50 maddesine göre sonuç olarak hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmış, mahkemece  haksız rekabet yönünden ıslah tarihi itibariyle yasada öngörülen dava açma sürelerinin geçtiği yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğu, istinaf isteminin 6.909,72 TL bedel üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf istemine ilişkin olarak; Davacının tasarımları Türkiye'de tescilli  olmadığı, Dava tarihi itibariyle somut olayda  tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirildiği ve söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir. Bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317). Değişik iş dosyasındaki rapor ve 15.09.2020 tarihli Bilirkişi raporundaki değerlendirmede, davacının ürünleri ile davalının ürünleri arasındaki birebir benzerlik olduğu, teSPİTE KONU ÇİZGİLİ SWEATSHİRT TASARIMININ İLK DEFA TESPİT TALEP EDEN TARAFINDAN KAMUYA SUNULDUĞU yönünde araştırmanın da yapılmış olduğu, aksi yönde bir delil de bulunmadığı, yenilik kriteri içerdiği ve ilgili tasarım üzerinde müktesep hak sahibi olduğuna belirtilmiş olduğu, tasarımda önemli olan teknik ve bilimsel yönden ziyade, görünüm, şekil, doku ve ergonomi gibi özellikler olduğu ve temel itibariyle koruma bu \"görünüm\" için değerlendirilmesi gerektiği, davalının tasarımının korumadan yararlanması için yeni ve ayırd edici özelliklere sahip olması gerektiği, bilirkişi raporunda  çizgili sweatshirt tasarımlarının her iki tasarımda da aynı form ve biçimde boyun kısmından başlayan ve arkaya sarkan kapüşon yer aldığı, kol ucu aynı biçimde geniş kesimli olduğu ve  bel kısmında aynı form ve biçimde cepler yer aldığı,  arkada farklı renkte iki şerit yer almakta, şeritlerden sağdaki görece daha ince olarak sırt kısmını diagonal olarak geçtiği, tüm öğelerin aynı konum ve biçimlerde oldukları, öğelerin birbirlerine ve tasarımın geneline göre konum ve ebatlarının birebir aynı olduğu, tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılık bulunmadığı tespit edildiği, bu durumun işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olabileceği, ayrıca davacı ürünleri Türkiye'de de satılmakta olan ürünler olduklarından davalının davacının ürünlerine benzer ürünlerini piyasaya arzının haksız rekabet teşkil edebileceği anlaşılmış, bu itibarla Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı taraf, Yerel Mahkemece, ek bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarının kabulü/reddi hakkında her hangi bir karar verilmeksizin sözlü yargılama için gün tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürmüş ise de,  Mahkemece raporların tebliği sağlanarak tahkikat aşamasına geçildiği, itirazlar üzerinde ek rapor alındığı, ek rapor üzerine sunulan itirazların tekrar değerlendirilmediğine ilişkin istinaf istemenin yerinde olmadığı, sözlü yargılama için gün verilerek sonrasında sunulan ıslah dilekçesi ''tahkikat aşamasının bitmesinden sonra verildiği'' gerekçesiyle reddedildiği, Mahkemece yapılan işlemin yerinde olduğu, bu nedenle davalı yanın aksi yöndeki istinaf başvuru sebebinin dinlenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine , davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/10/2021 tarih, 2018/466 E., 2021/168 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalının davacıya ait tescilsiz tasarımının koruma kapsamında kalan SWEATSHIRT ürününü satışa sunmak suretiyle DAVACININ TASARIM HAKKINA TECAVÜZ ETTİĞİNİN VE HAKSIZ REKABETTE BULUNDUĞUNUN TESPİTİNE, Tasarım hakkına tecavüzün ve  haksız rekabetin REF'İNE VE MEN'İNE, 6.909,72  TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-Alınması gereken tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i davası yönünden 427,60 TL, maddi tazminat davası yönünden 472,00 TL, manevi tazminat davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 1.327,2‬0 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.156,42‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı vekiline tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/c-Davacı vekiline maddi tazminat davasının kabul edilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 6.909,72 TL vekalet ücretinin  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/ç-Davacı vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/d-Davalı vekiline maddi tazminat davasının reddedilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan  6.909,72 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4/e-Davacı tarafından yatırılan ve iadesine karar verilen tutar dışında kalan 683,10 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 719,00 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/f-Davacı tarafından Mahkememizin 2018/295 D.İş sayılı dosyasında yatırılan 59,10 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 95,00 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/g-Davacı tarafından yapılan 150,64 TL tebligat ve müzekkere masrafları ile 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.150,64 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, (%65) 2.047,92 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye (%35) 1.102,72 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/h-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin 2018/295 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan 1.028‬,00 TL tespit giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, (%65)   668,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye (%35) 359,80 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/ı-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/i-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-Alınması gereken tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i davası yönünden 427,60 TL, maddi tazminat davası yönünden 472,00 TL, manevi tazminat davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 1.327,2‬0 TL harçtan peşin yatırılan 170,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.156,5‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 43,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 263,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43a23a5225b5e156","SID":"3fc07947955db26c"}}