{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ       <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t             <br>ESAS NO\t: 2021/1349 <br>KARAR NO\t: 2024/1436<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...             ...<br>ÜYE \t: ...                                  ...<br>ÜYE \t: Doç. Dr. ...    ...<br>KATİP \t: ...                                ... <br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  15/06/2021<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2019/418E., 2021/433K.<br>DAVACI \t\t\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>VEKİLİ\t:\t <br>    \t<br>\tDavalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili; kooperatif üyesi olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerini tüm uyarılara ve ihtarlara rağmen yerine getirmediğinden, davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2018/28379 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibinde borcun kaynağı detaylı olarak gösterilmiş olup, faiz dökümünün ayrıntılı olarak yapıldığını, icra takibine davalının, davacı kooperatife herhangi bir borcu bulunmadığı iddiasıyla itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, borçlu hakkında başlatılan icra takibinde 65.408,67 TL geç ödenen anapara borçlarının işlemiş faizi, icra harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin tahsilinin talep edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin fer’ileri ile 65.408,67 TL üzerinden devamına, davalı taraf aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili; Mahkemenin 2015/340 Esas sayılı dosyası ile açılan davada; geçmişe ilişkin alınan faiz kararının usul ve yasaya aykırı olduğu açıklanarak, davalı kooperatifin 05.04.2014 tarihli Genel Kurul kararı ile alınan daire maliyet bedellerinin geçmişe uygulanmaması kararını ortadan kaldırmaya yönelik olarak alman 25.05.2015 tarihli Genel Kurul gündeminin 10. maddesinin iptali ile açmış oldukları davada, 10. maddenin iptaline karar verildiğini, dosyayı inceleyen BAM 23. H.D.nin 2017/274 E., 2017/277 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddedildiğini, Mahkemenin 2018/30 E. ve 2018/31 E. sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporlarında, daire maliyetlerine faiz ödenmemesi gerektiğinin açıklandığını, 05.04.2014 tarihli Genel Kurulu ile bu tarih ve öncesine dair banka bloğu diye adlandırılan ve kendisine tapu verilmeyen üyelerin tamamının daire maliyeti ödeme borcunun dahi henüz bulunmadığını, kooperatifte;OYAK kredisi kullanarak üye olanlar, peşin ödeme yapıp indirim uygulamasından yararlanan üyeler, kooperatife üyelik giriş bedeli, sonrasında talep edilen çevre, şerefiye, tapu-iskan ve diğer ek ödemeleri istenen sürede ödemeyi kabulle inşaat yapım seviyesinin % 70 seviyesine geldiğinde banka konut kredisi kullanarak 110.000,00 TL ana parayı ödemeyi kabul edenler olmak üzere, üç grupta üyelik kabulü yapıldığını, banka kredisi çekerek üyelere ayrılan bloğun kredi çekilebilir seviyeye ulaşmaması ve dairelere ait kat irtifakı tapularının teslim edilmemesi nedeniyle, konut kredisi kullanamadıklarından ana parayı ödeyemediklerini, banka kredisi çekerek kooperatife ödeme yapmayı taahhüt eden üyelere bu kredi çekebilme imkanı sağlayacak konut teslimleri yapılamadığını, duyurularla yönetim kurulu banka kredisi kullanacak üyelerinin ödeme yapabilmeleri maksadıyla tapularını almaları gerektiğini ve bu doğrultuda çalışma yaptığını kabul ve ikrar ettiğini, ancak gelinen noktada itibariyle arsa sahibinden tapuların elde edilebilmesine yönelik çalışmaların sonuçsuz kaldığını ya da istenilen hedefe ulaşılamadığını, davacının asıl alacağı olmadığından, faiz talebinin de kabul edilebilir olmadığını savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddine,  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan geç ödenen anapara borçlarının işlemiş faiz  alacağına yönelik  başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. <br>Dosya kapsamı Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2018/28379 sayılı dosyası, Mahkememizin 2015/340 Esas sayılı dosyası, Kooperatife ait ticari defter ve kayıtlar, genel kurul toplantı tutanakları, ödeme dekontları, banka kayıtları, bilirkişi kök ve ek raporları ile kül halinde değerlendirildiğinde Yargıtay içtihatlarına göre, aidat borçları için faiz yürütülebilmesi için ana sözleşmede bu konuda hüküm bulunması veya bu konuda genel kurul kararı alınmış olması gerekir. Aidatlarını zamanında yatırmayan ortaklardan gecikme faizi alınmasına ilişkin genel kurul kararları genel nitelikte kararlar olup, geçerli oldukları sürece tüm ortakları bağlar ve genel nitelikte olan bu kararların uygulanabilmesi için ortaklara tebliğine gerek olmadığı gibi bu kararlar genel kurula gelmeyen ortaklar yönünden de bağlayıcıdır.<br>Davacı kooperatifin 25/04/2015 tarihli genel kurulunda gündemin 8. ve 10. maddelerinin görüşülmesi neticesinde alınan 8 ve 10 nolu kararların iptali için mahkememizin 2015/340 esasına kayden açılan davada yapılan yargılama sonucunda 8 ve 10 nolu kararların iptaline karar verildiği, verilen kararın bu dosyadaki alacak ve faiz hesabına etki edeceği anlaşıldığından bekletici mesele yapılmasına karar verildiği, mahkememizin 2015/340 esas sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 12/10/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>               Kooperatifler Yasası gereği tüm kooperatif ortaklarının kooperatifin amacının gerçekleşmesi için gereken aidat ve genel gider paylarını ödemek zorundadırlar.  Bu nedenle yapı kooperatifi örnek ana sözleşmesinin 23/6. maddesi ile ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasların tespit edilmesi, genel kurulun yetkisi dâhilinde olmakla, kararların tebliği gerekmeksizin ortakları bağlayıcı olduğu açıktır.<br>\"Ortaklar arasındaki hak ve yükümlülükler açısından eşitliğin sağlanması için ödemelerini zamanında yapmayan ortaktan gecikme faizi tahsili yapılması gerekmektedir. Genel kurulun borcunu ödemeyen ortaklar için uygulanmasına karar verdiği faiz sözleşme ile öngörülen temerrüt faizi niteliğindedir. Kooperatifler Kanununda ödemelerini geciktiren ortaklara gecikme faizi uygulanacağına dair hüküm bulunmamaktadır. Ancak ana sözleşmeyle veya genel kurulca belirlenen oranda gecikme faizi alınması Kooperatifler Kanunu'nun 23. Maddesinin bir gereğidir. <br>Kooperatif genel kurullarında belirlenen aidat, aylık ödenmesi gereken ve kesin vadeye bağlı bir alacaktır. Bu nedenle ortağın temerrütü için ayrıca ihtara gerek yoktur. Aidatın ödenmesi gereken tarihten itibaren kooperatifin faiz talep etme hakka vardır. <br>Ana sözleşmeye konulacak veya genel kurulca kararlaştırılacak gecikme faizi oranı, TBK'nın 88. ve 120. maddelerine aykırı olmamalıdır.\" (Mahmut Coşkun, Kooperatifler Hukuku, Eylül 2019, s.481)<br>Davalının inşaatın belirli seviyesine gelmesi halinde normal konut kredisi kullanmak isteyen ya ya da OYAK konut kredisi kullanacak ortakların kredi limitlerinin kooperatif hesabına aktarıldığı tarihlerdeki kredi dilimleri kadar bir bedeli bir ay içinde kooperatife ödeyecek ortak grubundan olduğu anlaşılmaktadır.<br>25.04.2015 günü yapılan genel kurulda alınan faiz kararı iptal edilmiş olduğundan, sonrasında daire ana  maliyetleri için aylık %0,69 gecikme faizi alınması yönünde 14.05.2016 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan karara kadar, tük ortaklar için geçerliliğini sürdürmüş olmaktadır. İptali kesinleşen 25.04.2015 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan faiz kararı sonrasında, 14.05.2016 ve 27.05.2017 günü yapılan genel kurul toplantısında da daire maliyetleri için %0,69 oranında, 29.04.2018 günü yapılan genel kurul toplantısında ise 31.05.2018 tarihinden itibaren üye borçlarının tamamına aylık %1,5 oranında gecikme faizi uygulanması yönünde karar alınmış olup bu karar ile ilgili herhangi bir açılmış dava söz konusu değildir.<br>Davacı kooperatifin daire maliyet bedellerinden kaynaklı olarak borcun tahakkuk ettirildiği 10.01.2012 tarihinden daire maliyetlerine gecikme faizi uygulanmaması yönünde karar alındığı 05.04.2014 tarihli genel kurul tarihinden alınan faiz kararının iptali kesinleşen 25.04.2015 günü yapılan genel kurul toplantısını takiben yeniden faiz kararının alındığı 14.05.2016 tarihli genel kurula kadar  olan dönem hariç ödeme tarihlerine göre talep edebileceği işlemiş faiz miktarının 36,425,46 TL ,Şerefiye taksitlerinin geç ödenmesinden kaynaklı faiz borcunun 6,43TL ,Çevre bedeli taksitlerinin geç ödenmesinden kaynaklı faiz borcunun 63,50TL, İskan ve tapu taksitlerini geç ödenmesi gerekip de geç ödenen ek/ara ödemelerden dolayı faiz borcunun 919,40 TL olduğundan toplamda 38.715,28 TL yönünden takibin devamına...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran-davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: cevap dilekçesindeki savunma ve açıklamalarını tekrar ederek, davacı kooperatif tarafından 05.04.2014 tarihli genel kurulda alınan daire maliye bedellerinin geçmişe uygulanmamasına dair kararın ortadan kaldırılmasına yönelik 25.05.2015 tarihli genel kurulun 10. maddesinin iptali talebiyle mahkemenin 2015/340 E. sayısına kayıtlı davayı açtıklarını, Mahkemece geçmişte uygulanmayan faiz istisnasını ortadan kaldıracak nitelikte olduğu, ortakların kazanılmış haklarını ortadan kaldırdığı ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle 10. maddenin iptaline karar verildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2017/274 E., 2017/277 K. sayılı kararıyla mahkeme kararının doğruluğunu teyit ettiğini, kararın Yargıtay'ca onandığını, buna göre 25.04.2015 tarihinden öncesine ilişkin olarak daire maliyet bedellerine faiz işletilemeyeceği hususunun kesin hüküm haline geldiğini, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin hükme aykırı olarak 25.04.2015 tarihinden öncesine ilişkin olarak da faiz hesabı yapıldığını, <br>Müvekkili gibi kredi çekebilecekleri bir taşınmaz teslimi yapılmayan üyelerden daire maliyet bedeline faiz işletilmemesinin haklı ve adil olduğunu, bilirkişi tarafından bu konudaki eşitsizliğin görülmediğini, <br>05.04.2014 tarihli genel kurul ile öncesinde Banka Bloğu olarak adlandırılan ve kendilerine tapu verilmeyen müvekkilinin de aralarında bulunduğu üyelerin daire maliyet bedeli ödeme borcunun henüz olmadığını, davacı kooperatifin müvekkilinden henüz asıl alacağı olmadığından faiz alacağının da olmadığını, müvekkilinin ayrıca kendisinden istenilen tüm ödemeleri  Şerefiye, Çevre, Ek Ödeme başlığı altında eksiksiz ödediğini, <br>Kooperatifin yıllarca kendilerine kredi çekme imkânı tanınmayan üyelerden daire maliyet bedeli istenilmeyeceğine dair yazılarına, kararlarına rağmen, halen kredi çekme imkânı olacak şekilde kendisine daire verilmeyen müvekkilinden daire maliyet bedeli istenmesinin yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, <br>Bir hukuki durumu kabul ettiği yolunda karşı tarafta güven duygusu uyandıracak  kadar uzun bir zaman hareketsiz kalmış kişinin, daha sonra bir çıkarı aklına geldiğinde bu duruma itiraz etmesinin MK. m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, <br>Davacı kooperatif tapu vererek kredi çekme imkânı sağlamadığından kendi edimini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinden alacak talebinin yasal olmadığını, TBK m. 97 uyarınca karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, ifa talebinde bulunan tarafın herşeyden önce kendi vecibesini yerine getirmiş ya da bunu teklif etmiş olmasının şart olduğunu, <br>Davacı kooperatifçe sorumlulukların ağırlaştırılması veya ek ödeme anlamına gelen faiz için tüm üyelerin 3/4'ünün kabulü ile yeni bir karar alınması gerektiğini, aksi halde toplantı ve karar nisaplarına uyulmadan alınan kararın yoklukla malul olduğunu, iptal kararından sonra alınan faiz kararının kanunda öngörülen nisapla alınmamış olması nedeniyle yoklukla malul olduğunun Mahkeme ve bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, <br>Kaldı ki, bu karar yasanın aradığı nisap ile alınmış ve yoklukla batıl olmasaydı dahi, yine geçmişe yönelik faiz hesabı yapılmasına dayanak kılınamayacağını, müvekkilinin bu durumda dahi daire maliyet bedeli borcu yönünden ancak 14.05.2016 tarihinde temerrüde düşmüş olacağını, bilirkişinin alternatif hesaplamaları arasında bu ihtimalin de bulunduğunu, buna rağmen yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak temerrüt gerçekleşmeden faiz hesabı yapılarak belirlenen bedele hükmedildiğini,<br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava, davalı ortağın parasal yükümlülüklerinin tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine ve gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/418E., 2021/433K. sayılı dava dosyasında verdiği 15/06/2021 tarihli kararına yönelik davalı  vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.644,64 TL'den peşin olarak yatırılan 661,16 TL'nin düşümü ile kalan 1.983,48 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t23/10/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan  (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  24/10/2024<br>\t\t\t\t<br>      <br>          \tBaşkan ...                      Üye ...                 Üye ...                 Katip ... <br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6ba211e2c7560cd","SID":"5481ac779d6398f2"}}