{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2024/843 Esas 2024/993  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/843<br>KARAR NO\t\t: 2024/993<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/04/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/572 Esas 2024/300 Karar <br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 26/11/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 26/09/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki Tazminat   istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissesinin bulunduğu tapuda ... parsel sayılı taşınmazın 1.357.200,00 TL bedelle Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/285 Esas- 2018/473 Karar sayılı dosyasından kamulaştırıldığını, müvekkilinin taşınmazdaki hissesinin 1/4 oranında olduğunu, kendisine isabet eden kamulaştırma bedelinin 339.300,00 TL olduğunu, mahkeme kamulaştırma kanunun 10/8 maddesi gereği bu bedelin 105.300,00 TL sinin nihai karar ile birlikte 234.000,00 TL'sinin de karar kesinleştiğinde ödenmesine karar verildiği ve bu kısım için davalı bankada müvekkili adına 3 aylık vadeli hesap açılmasına ve her 3 ayın sonunda vadeli hesabın yenilenmesine karar verildiğini,  209 ve 210 parsel sayılı taşınmazlarda 367.927,06 TL bedelle Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/287 Esas- 2018/464 Karar sayılı dosyasından kamulaştırıldığını, müvekkilinin taşınmazdaki hissesinin 1/4 oranında olduğunu, kendisine isabet eden kamulaştırma bedelinin 91.906,77 TL olduğunu, mahkeme kamulaştırma kanunun 10/8 maddesi gereği bu bedelin 25.385,99 TL'sinin nihai karar ile birlikte 66.595,78  TL sinin de karar kesinleştiğinde ödenmesine karar verildiği ve bu kısım için davalı bankada müvekkili adına 3 aylık vadeli hesap açılmasına ve her 3 ayın sonunda vadeli hesabın yenilenmesine karar verildiğini, 02/11/2018 tarihinde her iki  dava dosyası için müvekkili adına davalı bankada ayrı ayrı vadeli hesap açıldığını, kararların 05/12/2019 tarihinde kesinleştiğini ve 20/12/2019 tarihinde taraflarına ödendiğini, davalı bankanın her iki hesaptaki müvekkiline ait paralara 1 yıldan daha uzun bir sürede ödediği faizin düşük olduğunu, her iki hesaba da %5,5 oranında faiz işlettiğini, davalı tarafça uygulanan faiz oranının yasal ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla her iki hesap yönünden müvekkilinin uğradığı toplam 30.000,00 TL faiz zararının dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, dava harç ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kamulaştırma bedelinin yatırıldığı hesaplara işletilen faiz oranının düşük olduğu ve bu sebeple zarara uğradığı gerekçesiyle açtığı davanın haksız ve yersiz olduğunu, 07/02/2018 tarihli 2018/126 sayılı ilan edilen faiz oranları konulu müvekkili bankaya tebliğinde 181-364 ve 365-750 gün arası vadeli mevduat için cari faiz oranlının 5,50 olarak belirlendiğini, temdit dönümlerinden %8.00 ile %8.75 arasında değişen faiz oranlarının uygulandığını, uygulanan faiz oranlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, görev yönünden de dosyaya itiraz ettiklerini, dosyada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu beyanla davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalı banka tarafından davacıya yapılan kamulaştırma bedeli ödemesinin düşük faiz uygulamak suretiyle yapıldığı, davalı bankanın 01.11.2018 hesap açılış ve 20.12.2019 hesap kapanış tarihleri arasında TCMB ye bildirdiği 3 aya kadar vadeli  mevduat faiz oranları üzerinden;  raporda hesaplandığı üzere davacıya düşük faiz uygulamak suretiyle eksik  yapılan ödeme tutarının 44.111,23 TL  TL olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne,  44.111,23 TL alacağın 30.000 TL'sini 26.11.2020 günlü dava, bakiyesinin 13.04.2021 günlü ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya ödenmesine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu hesabın, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi adına (adalet bakanlığına izafeten) açılmış bir hesap olup, hesap sahibi adalet bakanlığı olduğunu, işbu hesaba işleyen faize ilişkin açılacak davalar ve takipler hesap sahibi olarak adalet bakanlığı tarafından açılabildiğini,  davacı taraf dava konusu hesabın sahibi olmadığından (hesap sahibi adalet bakanlığıdır) hmk 114/d madde gereği taraf ehliyetine sahip olmadığını, hmk 115/2 madde gereği davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın mahkeme talimatlarına uygun hareket ettiğini, kusuru bulunmadığını, vade ve faiz oranından hem mahkeme hem de davacının haberdar olduğunu, müvekkili banka mahkeme talimatına ve adalet bakanlığı genelge ve iç sirkülerine uygun hareket ettiğini, eğer ortada bir kusur var ise bu kusur davacı ve mahkemeye ait olduğunu, davacı kendi kusuruna ilişkin olarak işbu davayı müvekkili bankaya yöneltemeyeceğini, eğer mahkemenin kusuru olduğu düşünülürse, bu durumda da işbu davanın müvekkili bankaya değil, adalet bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili bankanın faiz oranları değil de tüm bankaların merkez bankasına bildirdiği uygulanan en yüksek faiz oranına göre düzenlenen bilirkişi raporu, genel hükümlere ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili bankanın ne kanunen ne de sözleşmesel olarak tüm bankaların fiilen uyguladığı en yüksek mevduat faizi yönünden sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm olmadığını, zira bu durumun kabulü halinde; tüm mevduat hesap sahipleri müvekkili bankaya dava açarak başka bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranları yönünden müvekkili bankadan tazminat talep edebilir konuma gelecektir ki bunun kabulü halinde kanunen ve sözleşmesel bir sorumluluklarının bulunmadığı halde, müvekkili bankaya tazminat sorumluluğu yüklenmesi gibi hukuken izahı mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya kalınacağını, tereke ve ortaklığın giderilmesinden elde edilecek paralarla vesayet altında bulunan kişilere ait paraların ve tüm adli yargı yerlerinde elde edilen sair mahkeme emanet paralarının, icra ve iflas dairelerince tahsil olunan emanet paraların, noter emanet paralarının, idari yargı yerlerinde tahsil olunan mahkeme emanet paralarının müvekkil bankaya yatırılması uygulaması, bu kapsamda; dava konusu mahkeme hesabına uygulanacak faiz oranı, adalet bakanlığı hukuk işleri genel müdürlüğünün 06.05.2008 tarih, 104/1 numaralı “mahkeme emanet paraları ile icra iflas dairelerince tahsil olunan paraların yatırılacağı bankalar ve icmal defterleri” konulu genelge kapsamında olduğunu, bu genelge kapsamında müvekkili bankaya yatırılan paralar cari faiz oranları ile değerlendirildiğini, dava konusu mahkeme emanet hesabına da müvekkili banka tarafından adalet bakanlığı hukuk işleri genel müdürlüğünün 06.05.2015 tarih, 104/1 sayılı genelgesi kapsamında cari (tabela) faiz oranları uygulanmak suretiyle nemalandırıldığını, raporda, tüm bankaların en yüksek mevduat faiz oranına göre hesaplama yapılarak hatalı netice elde edildiğini, müvekkili bankanın başka bankaların uyguladığı en yüksek faiz oranından sorumlu tutulması hem genel hükümlere hem de hakkaniyete aykırı olduğunu, bunun kabulü halinde tüm  hesap sahipleri müvekkili bankanın değil başka herhangi bir bankanın uyguladığı yüksek faizi müvekkili bankadan talep edebileceğini, müvekkili bankanın ne kanunen ne de sözleşmesel olarak böyle bir yükümlülüğü  olmadığını, adalet bakanlığı genelgesinde belirtilen ve müvekkili banka tarafından uygulanan vadeli hesap tabela (cari) faiz oranları, mevduat ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu ile merkez bankasına bildirilen mevduat faiz oranları olduğunu, dava konusu mevduata uygulanan mevduat cari faiz oranlarına ilişkin müvekkili bankanın hesabın açıldığı tarihten itibaren merkez bankasına, mevduat ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu ile bildirilen mevduat faiz oranları gereğince faiz tahakkuk ettirildiğini,  bu yönüyle, özellikle müvekkili bankanın işlemleri kanun ve adalet bakanlığı genelge ve iç sirkülerlerine, aynı zamanda mahkeme talimatına uygun bulunduğunu, kamulaştırma kanununda; kamulaştırma bedeline kamu bankalarınca uygulanan en  yüksek faizin uygulanacağına ya da merkez bankası ağırlıklı ortalama mevduat faiz oranları uygulanacağına ilişkin yasal hüküm bulunmadığını, tam tersine \"mahkemece belirlenecek bankada üçer aylık vadeli hesapta değerlendirileceği\" yazılı olduğunu, müvekkili banka söz konusu vadeli hesaba ilişkin mahkemece verilen talimat müzekkeresi ile bağlı olduğunu, buna göre işlem yapmak yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili banka, mahkeme tarafından kendisine verilen talimatlar yönünden sorumludur ve müvekkili bankaya hesabın açılmasına ilişkin gönderilen müzekkerede, ne vade tarihi ne de faiz oranı hususunda bir talimat verilmediğini, davacı tarafın, söz konusu hesabın vadesi ve  uygulanan faiz oranına ilişkin, söz konusu vadeli hesabı açtıran mahkemeye zamanında müracaat ile faiz oralarının düşük olmasına itiraz edip işbu davalarında iddia ettikleri şekilde en yüksek mevduat faizi oranın uygulanması için yeniden müzekkere yazdırabilecek iken; bu hususun ihmal edilerek mahkemeye başvuru yapılmaması sonucunda oluştuğunu iddia ettiği zararı talep edemeyeceğini, hukuk genel ilkelerinden biri hiç kimsenin kendi kusurundan, kendi lehine menfaat temin edemeyeceği ilkesi olduğunu, kamulaştırma kanununda ya da adalet bakanlığı ile müvekkili banka arasındaki sözleşmelerde, bu durumun aksine bir hüküm yer almadığını, müvekkili bankanın kanunen ve sözleşmesel bir yükümlülüğü olmadığı halde bu tazminat ile sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. \t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tBankacı bilirkişiden alınan raporda özetle;  davacının 1/4 hissesine sahip olduğu  gayrimenkullerin Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/285 Esas  ve 2018/473 Karar ve 2018/287 Esas ve 2018/464 Karar sayılı kararları ile kamulaştırıldığını, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında kamulaştırma bedeli olarak davacının hissesine düşen 339.300,00 TL ve 91.906,77 TL bedellerden Kamulaştırma kanunu 10/8 maddesi gereği bu bedellerden 105.300,00 TL ve 25.385,99 TL'nin nihai karar ile 234.000,00 TL ve 66.595,78 TL'nin karar kesinleştiğinde ödenmesine bu kısımlar için davacı adına davalı banka bünyesinde davacı adına 3 er aylık vadeli mevduat açılmasına karar verildiğini, kararın kesinleşmesi  ile davacı adına 02.11.2018 tarihinde ... nezdinde 234.000,00 TL ve 66.595,78 TL bedeller ile %5,50 faiz oranı üzerinden (sonraki dönemlerde %8,00-%8,25)  2 adet 3 er aylık vadeli mevduat hesabı açıldığını, asliye hukuk mahkemesince verilen kararların 05/12/2019 tarihinde istinaf incelemesi ile kesinleştiğini, mahkemenin yazılı talimatı üzerine 20.12.2019 tarihinde açılan 2 adet hesaptaki oluşan 320.652,97 TL bakiyenin  davacıya ödendiğini, davalı bankanın Adalet Bakanlığı 06.05.2008 tarih ve 104-1 numaralı genelgesi kapsamında dava konusu mevduatlar için TCMB ye bildirilen faiz oranlarının çok altında faiz uyguladığını ve davacının faiz  kaybına uğradığını, davalı bankanın 01.11.2018 hesap açılış ve 20.12.2019 hesap kapanış tarihleri arasında TCMB ye bildirdiği 3 aya kadar vadeli  mevduat faiz oranları üzerinden; davacıya ait 2 adette toplam 300.595,78 TL mevduata 3 aylık faiz miktarının ana paraya eklenerek yapılan hesaplamada davacıya ait hesapların 300.595,78 TL Anapara ve  64.168,42 TL net faiz ile birlikte 364.764,20 TL bedel ile kapatılması gerektiğini, bankanın düşük faiz  uygulamak sureti ile ilgili hesapları 20.12.2019 tarihinde 320.652,97 TL Bedel ile kapatması sebebi ile davacının 44.111,23 TL faiz kaybına uğradığını,  dava dosyasına TCMB tarafından sunulan 5 bankanın TCMB ye bildirdiği faiz oranları üzerinden yapılan inceleme üzerinden ise; davacıya ait 2 adette toplam 300.595,78 TL mevduata 3 aylık faiz miktarının ana paraya eklenerek yapılan hesaplamada davacıya ait hesapların 300.595,78 TL anapara ve  64.311,04-TL net faiz ile birlikte 364.906,82 TL bedel ile kapatılması gerektiği , bankanın düşük faiz  uygulamak sureti ile ilgili hesapları 20.12.2019 tarihinde 320.652,97-TL bedel ile kapatması sebebi ile   davacının   44.253,85-TL ( 364.906,82-TL - 320.652,97-TL)  faiz kaybına uğradığı  belirtilmiştir. <br>\t2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun \"Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili\" başlıklı 10.maddesinin 10 ve 11.fıkralarında; hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınacağı, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malın, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verileceği, <br>\tAynı Kanunun \"Aynın ihtilaflı bulunması\" başlıklı  18 – (Değişik: 24/4/2001 - 4650/10 md.).maddesinde; <br>\tİdarenin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malın mülkiyeti üzerinde ihtilaf olup olmadığını, taşınmaz malın bulunduğu yerdeki tapu idaresi, kadastro müdürlüğü ve hukuk mahkemelerinden sorarak ve mahallinde araştırma yaparak tespit edeceği,\t<br>\tYapılan araştırmalar sonucunda, taşınmaz malın tapuda kayıtlı olmakla birlikte mahkemede mülkiyeti üzerinde ihtilaf olduğu veya kadastrosu yapılmasına rağmen kadastro mahkemesinde davalı olduğunun tespit edilmesi halinde idarece, 10'uncu madde uyarınca hazırlanan belgelerin tamamının, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine verilerek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili uyuşmazlığın sonucunda belli olacak hak sahibine peşin veya kamulaştırma 3'üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesi isteneceği,<br>\tMahkemece, taşınmaz mal hakkındaki mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın tüm taraflarına, 10'uncu madde uyarınca tebligatların ve ilanların yapılmasının, taşınmazın kamulaştırma bedelinin yine bu maddedeki usule göre tespit edilmesinin ve bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili davanın sonucunda belli olacak hak sahibine ödenmek üzere idarece mahkemenin belirttiği bankaya 10'uncu madde uyarınca ve üçer aylık vadeli hesaba yatırılmasından sonra, bu bedelin ileride belli olacak hak sahibine ödenmesine ve taşınmaz malın idare adına tesciline karar verileceği ve bu kararın tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirileceği, 3'üncü maddenin 2'nci fıkrasına göre yapılan kamulaştırmalarda mahkemece belirlenecek kamulaştırma bedelinin ilk ve takibeden taksitleri de mahkemenin belirlediği bankadaki üçer aylık vadeli hesaplara yatırılacağı, <br>\tMülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın sonucunda, hak sahibi olduğuna mahkemece karar verilen kişinin müracaatı üzerine kamulaştırma bedelini tespit eden mahkemenin, paranın bu hak sahibine ödenmesi için bankaya yazacağı talimat üzerine paranın hak sahibine ödeneceği düzenlenmiştir. <br>\tEskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/285 Esas 2018/473 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının Eskişehir Sanayi Odası OSB, davalılarının ..., davanın kamulaştırma bedelinin tescili ve tespit davası olup, açılan davanın kabulüne karar verildiği, kamulaştırma bedelinin 1.357.200,00 TL olarak tespit edildiği, karar tarihine kadar bu alacağa yasal faiz uygulanmasına, kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen ve ... Şubesinde bulunan hesaba davacı kurumca tespit edilen 421.200,00 TL'sinin derhal davalılara ödenmesine, bakiye olan 936.000,00 TL'sinin 3'er aylık vadeli hesaba yatırılarak kararın kesinleşmesi halinde davalılara payları oranında ödenmesine karar verildiği, kararın 02/11/2018 tarihi itibariyle kesinleştiği görülmüştür. <br>\tDavacı yanca, paydaşı olduğu taşınmazın Eskişehir Sanayi Odası tarafından kamulaştırılmasına karar verildiği, davacının hissedarı bulunduğunu 262 sayılı taşınmazın Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyalarında değerinin tespiti ve tesciline yönelik olarak karar verildiği, tespit edilen bedellere düşük faiz uygulanmak suretiyle zarara uğradığından bahisle eldeki dava açılmış olup, dayanak ilamlardan da anlaşılacağı üzere davacının hissedarı bulunduğu Odunpazarı ilçesi, İmişehir Mah. 262 no'lu parselin kamulaştırılmasına karar verildiği, kamulaştırma bedeli olarak 1.357.200,00 TL bedel tespiti yapıldığı, tespit edilen bu bedelin 421.200,00 TL'sinin derhal davalı pay sahiplerine ödenmesine, bakiyesi olan 936.000,00 TL'sinin ise 3'er aylık vadeli hesaba yatırılarak kararın kesinleşmesi halinde davalılara payları oranında ödenmesine karar verildiği, kararın 02/11/2018 tarihi itibariyle kesinleştiği, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunun da mahkeme 3'er aylık vadeli hesaba yatırılmasına dair hükmü müzekkeresi dikkate alınmak davalı bankanın TCMB'ye bildirdiği 3 aylık vadeli mevduat faiz oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu davalı bankanın davacıya 44.111,23 TL eksik faiz ödediği anlaşılmakla açılan davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan  3.013,23  TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.585,63‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 26/09/2024<br><br><br><br>Başkan-            Üye -                 Üye -                     Zabıt Katibi -<br><br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6bef5e94820cac5","SID":"1d9d89e412972bd6"}}