{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1256 <br>KARAR NO: 2024/1659<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 26/09/2024<br>NUMARASI: 2022/204 E. - 2024/165 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/217 E. 2022/166 K.<br>DAVANIN KONUSU:  Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait \"...\" ibareli markanın tanınır ve bilinir olduğunu, davalının \"...\" ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, marka tescilinin hükümsüzlüğünün ve sicilden terkininin gerektiğini belirterek, davalıların \"...\" isimli markanın kullanımının durdurulmasına, ilgili markaya ait hesaplara erişimin engellenmesine ve müvekkillere ait grup adı olan \"...\" ibaresinin müvekkiller tarafından kullanımına engel olunmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan 23/11/2022 tarihli yargılama sonunda; Davacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE karar verilmiştir. Davalı birleşen davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle, müvekkiline ait ... ve davacılar birleşen davalılara ait ... markası arasında büyük benzerlikler bulunduğunu, ... ibaresinin tescil başvurusunun reddi sebebiyle davalıların bu ibareyi haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanmasını kabul etmediklerini, davacılar birleşen davalıların  kötü niyetle tescil talebinde bulunduklarını, marka hakkına yönelik korumaların ihlal edildiğini belirterek, ihlale sebep olan kullanımların sonlandırılması, yayına erişim engeli getirilmesi ile ihlale sebep olan ibarenin bulunduğu her türlü ekipman ve materyalin toplanarak imha edilmesine karar verilmesini \"...\" ibaresinin kullanılmasının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan 24/02/2023 tarihli yargılama sonunda; Davalı birleşen davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yargılamayı gerektirdiğinden reddine, karar verilmiştir. Davalı birleşen davacı vekilinin 20/05/2024 tarihli dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, Davalı birleşen davacı vekili 20/05/2023 tarihli  ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... Müzik Grubu, davalılardan çok daha önce bir araya gelmiş ve ... ismini kullanmaya başladığını, müvekkilimiz, 2020 yılının sonunda \"...\" isimli bir müzik grubunun piyasaya çıkacağını öğrendiği an, kendini hukuki korumaya almak amacıyla marka tescil başvurusunda bulunduğunu, Her nedense, davalılar da bu durumu öğrendikten sonra kendi ibareleri için bir başvuruda bulunduklarını, müvekkilinin tescil başvurusu kabul edilmiş, davalıların başvuruları benzerlik sebebiyle reddedildiği,   Müvekkilinin, piyasadaki dinamik şartlar gözetildiğinde, bu benzerlikten dolayı oldukça zarar gördüğünü, Bu zararın ekonomik bir boyutu olduğu gibi, sanat icra eden Müvekkillerinin böylesine kötü niyetli bir faaliyetler zinciriyle karşı karşıya kalması, kendisini manevi yönden de zedelediğini,  Dolayısıyla, bir sanat icra eden ve ilham kaynağını gündelik faaliyetlerinden besleyen Müvekkilinin böylesine olumsuz durumlarla karşı karşıya kalması, icra etmiş olduğu sanatı doğrudan etkilediğini,  Tüm bu sebepler ve uzun sürebilecek yargılama süreci gözetilerek davalıların \"...\" ibaresini kullanmamaları yönünde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini,  Davalıların, Müvekkili adına tescilli markanın korumasını ihlal ettiklerinin tespiti, Müvekkilimiz adına tescilli \"...\" markasına yönelik davalılar tarafından yukarıda sayılan tecavüz fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sona erdirilmesi, Marka hakkına yönelik korumaların ihlal edilmesi sebebiyle, ihlale sebep olan her türlü kullanımın sonlandırılması, yayına erişim engeli getirilmesi ile ihlale sebep olan ibarenin bulunduğu her türlü ekipman ve materyalin toplanarak imha edilmesine karar verilmesini, Yargılama süresince, \"...\" ibaresinin kullanılmasının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini  tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesini talep etmiştir. Davalı birleşen davacı vekili 29/05/2024 tarihli ek tedbir talepli dilekçesinde ; dosyanın bilirkişiler tarafından incelenmesi akabinde, davacıların birleşen davalıların kullandığı \"...\" ibaresinin Müvekkilimize ait tescilli marka olan ... markasını açıkça ihlal ettiği, marka hakkına tecavüz niteliğinde değerlendirildiğine kanaat getirilmiş, hem Ankara'da görülen dava neticesindeki karar hem de işbu dava dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundaki açık ve net beyanlar ile kanaatler dikkate alındığında müvekkiline ait markaya yönelik açık bir ihlal ve tecavüz olduğu daha net ortaya konulduğu, hali hazırda net bir şekilde fark edilebilen bu hususların, hem Ankara'da görülen davanın gerekçeli kararı hem de bu dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile hukuken sabit hale geldiğini, bu şekilde kuşkuya yer bırakmayacak şekilde bir çok yönden ve bir çok uzman tarafından tespit edilen ihlal ve tecavüz hususlarına dayalı olarak ihtiyati tedbir verilmesi gerekli hale geldiğini, Bu kapsamda, beyan etmiş hususlar ile dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde \"...\" ibaresinin ... markasına yönelik tecavüz mahiyetindeki eylemlerinin ihtiyati tedbir çerçevesinde durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, öte yandan, bilirkişi raporu yetişmediği için mayıs ayında gerçekleşen son durumda ne yazık ki eylül ayına ertelenmek durumunda kalındığını,  her şeyin bu kadar apaçık bir şekilde ortada olduğu, marka tescilinin bulunduğu, gerekçeli kararların ve dosya kapsamında bilirkişi kanaatlerinin de bulunduğu yerde; tedbiren, davalıların kullandığı ibarelere yönelik bir engelleme getirilmesinin şart olduğunu, Davalıların kusurunun ne derecede ağır olduğu, bulunduğu davranışların ne derece kasti olduğunun açık olduğu, Müvekkilinin, piyasadaki dinamik şartlar gözetildiğinde, bu benzerlikten dolayı oldukça zarar gördüğünü, Bu zararın ekonomik bir boyutu olduğu gibi, sanat icra eden Müvekkillerinin böylesine kötü niyetli bir faaliyetler zinciriyle karşı karşıya kalması, kendisini manevi yönden de zedelediğini, bir sanat icra eden ve ilham kaynağını gündelik faaliyetlerinden besleyen Müvekkilinin böylesine olumsuz durumlarla karşı karşıya kalması, icra etmiş olduğu sanatı doğrudan etkilediğini, Tüm bu sebepler ve uzun sürebilecek yargılama süreci gözetilerek davalıların \"...\" ibaresini kullanmamaları yönünde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 30/05/2024 tarihli yapılan yargılama sonunda; \" asıl dava yönünden asıl dava davacısı birleşen dava davalısı vekilince sunulan dava dilekçesinde asıl dava davalısı birleşen dava davacısı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiği, birleşen dava yönünden asıl dava davalısı birleşen dava davacısı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde asıl dava davalısı birleşen dava davacısı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli marka yönünden asıl dava davacısı birleşen dava davalısı tarafından marka hakkına tecavüz oluşturan kullanımlarının bulunduğu beyan edilerek marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve sona erdirilmesi talepli davanın açıldığı, asıl ve birleşen davalar yönünden davacılar vekillerince ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, mahkememizce ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, taraf vekillerince ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararlar yönünden istinaf yasa yoluna başvurulmadığı, mahkememizce bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin raporunu dosyaya sunduğu, bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında asıl dava davalısı birleşen dava davacısı vekilince yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, bilirkişi raporuna göre inceleme yapıldığında ve tarafların  iddia savunmaları ile karşılıklı sunulan deliller kapsamında ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak bu aşamada, Asıl dava davalısı birleşen dava davacısı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, asıl dava davacısı birleşen dava davalısının ihtiyati tedbir kararının tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 sayılı SMK'nun 159/2-c maddesi uyarınca toplam 400.000,00 TL (dörtyüzbintürklirası) nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu mahkememize depo etmelerine, kesin süre içerisinde teminatın depo edilmemesi halinde ihtiyati tedbir kararının ağırlaştırılacağının ihtarına, Davalı birleşen davacı vekilinin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine\"  karar verilmiştir. Davacı/birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Esas hüküm yerine geçecek şekilde tedbir kararı verildiğini,  birleşen dava ile müvekkilleri aleyhine ileri sürülen iddiaların müvekkillerine ait \"...\" ibareli markanın kullanımın karşı tarafa ait \"...\" markasına ilişkin bir tecavüz oluşturduğu ve buradan doğan zararın tazminine ilişkin olduğunu, burada birleşen dava yönünden mahkemece incelenmesi gereken hususun, müvekkilleri tarafından bir tecavüz gerçekleştirilip gerçekleştirmediğinin tespiti olduğunu, bilirkişi raporunda ileri sürülen iddialar yönünden kesin yahut muhtemel bir sonuç ihtiva edecek bir tespit yapılmadığını,  yalnızca dava konusu markaların kullanım tarihleri incelenmiş, marka hakkının kullanımı ile ilgili kesin olmayan görüş bildirilmiş olduğun, davalı \"...\" ibareli markanın uğradığı bir zarar olup olmadığı hususunun ise dosyada gelinen aşama itibari ile hiç incelenmediğini, müvekkilleri aleyhine esas hüküm yerine geçecek şekilde 400.000 TL teminat yatırılmasına karar verildiğini,  Yargıtay kararları ile de davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin karar altına alındığını, Mahkeme'ce esas hüküm yerine geçecek şekilde tesis olunan tedbir kararından dönülerek kararın kaldırılması ve yargılamanın maddi gerçekliği en doğru şekilde ortaya koyacak biçimde sonuca kavuşturulması için itirazlarının ileri sürüldüğünü ancak mahkemece hatalı ve hukuka aykırı şekilde itirazlarının reddine karar verildiğini, -Tedbirde ölçülülük ve orantılılık ilkesine aykırı olarak tedbir kararı verildiğini,  verilen tedbir kararının ölçülülük ve orantılılık ilkesine aykırı olup, mahkemece belirlenen 400.000 TL teminat bedelinin makul bir seviyeye indirilmesi gerektiğini, müvekkillere ait olan \"...\" ibareli markanın müzik sektöründe ulusal ve uluslararası alanda bilinen, milyonlarca dinleyicisi olan çok başarılı bir müzik grubu olduğunu,  Davalının \"...\" grubunun ise, halihazırda müzik üretimi yapmayan, aylık dinleyici sayıları 160-170 kişi sayısında olan bir müzik grubu olduğunu, müvekkillerinin marka kullanımının davalıya ait marka yönünden bir ihlal gerçekleştirmediği hususu bir gerçek olmakla birlikte, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için tecavüzün varlığı kabul edilse dahi davalı yönünden oluşan maddi bir zarar  olmadığını, belirlenen  400.000 TL teminat bedelinin, yargılama sonucunda ortaya konabilecek muhtemel bir tecavüzün varlığı tespiti ihtimalinde dahi çok yüksek bir bedel olup, tedbirde ölçülük ilkesi gereği belirlenen bu bedelin makul bir seviyeye indirilmesi gerektiğini, hüküm yerine geçecek şekilde verilen tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte ise hükmolunan 400.000 teminat bedeli olan tedbirin ölçülülük ve orantılılık ilkesi uyarınca makul bir seviyeye indirilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın,  asıl dava davalısı birleşen dava davacısı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin olduğu Birleşen dava, asıl dava davalısı birleşen dava davacısı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli marka yönünden asıl dava davacısı birleşen dava davalısı tarafından marka hakkına tecavüz oluşturan kullanımlarının bulunduğu beyan edilerek marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve sona erdirilmesi talepli davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemeye sunulan 13/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Asıl dava yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, birleşen dava yönünden de davalı tarafa ait markaya SMK mad.29 atfıyla SMK mad.7/2b kapsamında tecavüz koşullarının oluştuğu, sonuç ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu görülmektedir. Mahkemece, taraf markaları arasında benzerlik yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, gerek toplanan deliller ve bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeler, gerekse iltibas iddiasının hukuki değerlendirmeyi gerektirmesi karşısında, bilirkişi raporu ile  tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin bulunduğu hususunda yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği kanaatine varıldığı, karşılıklı sunulan deliller kapsamında ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesi, karşı tarafa davacının muhtemel zararlarını karşılamak üzere  mahkemece uygun görülen teminatın yatırtılmasına karar verilmesi ters teminata hükmedilmesi dosya ve delil kapsamına uygun görülmekle,mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, teminat miktarının günümüz koşulları dikkate alındığında fazla bulunmadığı, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı-birleşen dosya davalısının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/05/2024 sayılı kararına karşı davacı-birleşen dosya davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı-birleşen dosya davalı  tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı-birleşen dosya davalı  tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06b23ef147991a11","SID":"1e01830602dcd3f2"}}