{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/137 <br>KARAR NO: 2024/1389<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/09/2023<br>NUMARASI: 2022/827 Esas -  2023/621 Karar<br>DAVA: Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirket nezdinde 13., 14., 15., 16. Tertip hisse senetlerinden hisselerinin bulunduğunu ve dolayısıyla davalı şirkete hissedar konumunda olduğunu,Türk Ticaret Kanunda bulunan düzenlemelerden de anlaşıldığı üzere şirket hissedarların en temel haklarından birinin mali hakları olduğunu,  Sermaye piyasasında yer alsın veya almasın bir anonim şirketin pay sahibinin en önemli mali hakkının, şirket tasfiye edilmek zorunda olmadığı sürece kâr payı hakkı  olduğunu, şirketlerin temel amacının ve esasında görevinin kâr elde etmek olup pay sahibi olmanın, yani şirket kurmak veya kurulmuş bir şirkete ortak olmanın temel amacının da elde edilen kârdan pay almak olduğunu, müvekkilinin temettü hakkının kendisine verilmesi için taraflarınca ilk olarak ... Bankası A.Ş. ve ... T.A.Ş’ne başvurulduğunu ve ihtar gönderildiğini, söz konusu bu ihtarnameye ... Bankası A.Ş. tarafından 14.04.2021 tarihli ve ... Sayılı yazı ile cevap verildiğini, bankanın cevabına göre  ... T.A.Ş.'ye başvurmaları gerektiğinin beyan edildiğini ve başvuruda bulunulduğunu, davalı şirketin başvurularını kendince gerekçeler yaratıp reddetmesi ve devamında tüm istemleri yerine getirildikten sonra başvuruyu tamamen cevapsız bırakmış olmalarının müvekkili pay sahibinin bilgi alma hakkının kullandırılmamasının açıkça kötü niyetin ispatı olduğunu, tensip ile birlikte Davalı ... T.A.Ş.’ne müzekkere yazılarak müvekkilinin sahibi olduğu hisse senetlerinin celbinin istenmesine, davalı ... T.A.Ş.’nin finansal tablolarının ve geçmiş yıllara ilişkin kar payı dağıtım kararlarının celbine,temettü alacağının tespiti için işbu hisse senetleri ve finansal tablolar ile genel kurul kararlarının uzman bilirkişine tevdiine, tespit edilen tutarın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile beraber müvekkile ödenmesine, ... Bankası A.Ş.’nin davaya ihbar olunan olarak eklenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacıya ait olduğu iddia olunan hisselere dair tüm hakların 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu' nun 13/4 ve Geçici 10.maddeleri uyarınca ferileri ile birlikte Yatırımcı Tanzim Merkezi'ne devredildiğinden dolayı ancak \"6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik\" kapsamında belirtilen usuli süreç ve işlemlerin tamamlanması halinde Yatırımcı Tazmin Merkezi tarafından davacıya ödenebileceğini,  dolayısıyla müvekkili bankanın ilgili sürece yönelik herhangi bir tasarrufta, yönetimde ve müdahalede bulunma hakkının mevcut olmadığını, müvekkili bankaya sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının dava konusu etmiş olduğu hisse senetlerinin mülkiyetinin Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne intikal ettiğini, davacının davaya konu hisse senetleri ile ilgili olarak kendisine bilgi verilmediği yönündeki iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davacıya ait olduğu iddia olunan hisselere dair tüm hakların Sermaye Piyasası Kanunu ve Yönetmelik hükümleri uyarınca ferileri ile birlikte Yatırımcı Tanzim Merkezi'ne intikal etmiş olmasından dolayı ancak Yönetmelik hükümleri kapsamında belirtilen usuli süreç ve işlemlerin tamamlanması halinde Yatırımcı Tazmin Merkezi tarafından davacıya ödeme yapılmasının söz konusu olacağını, müvekkili bankanın ilgili sürece yönelik herhangi bir tasarrufta, yönetimde ve müdahalede bulunma hakkının mevcut olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, diğer bir taraftan, hiçbir şekilde bir kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının temettü hakkının kullanılmasının Türk Borçlar Kanunu' nun 147.maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, bu süreyi aşan alacakların zamanaşımına uğramış olduğu hususunun sabit olduğunu beyanlarla ve  açıklanan sebeplerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davacı tarafın, dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle Yatırımcı Tazmin Merkezine devredildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda Yatırımcı Tazmin Merkezine devredilen hisse senetlerine ilişkin bedeller, Yatırımcı Tazmin Merkezi’nden talep edebilir. Hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı ve davalıya   husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından, davacının davasının  pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kârın dağıtılmayarak şirketin yedeklerine eklenmesine ilişkin kararı yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının, kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağının, kanunda öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığının ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, bu yönde Yargıtay'ın geliştirmiş olduğu içtihatlarında ve doktrinde pay sahibinin kar payı hakkının nispi müktesep haklardan olduğunu, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde devamlı biçimde gerekçesiz olarak kısıtlanamayacağının kabul edilmekte olduğunu, davalı ... T.A.Ş.'nin, davacıya ait olan hisseler ve bu hisseler fer’ilerinin AYM’nin ilgili kararından önce YTM’ye devredildiğini bu sebeple davalıya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini iddia ettiğini, kaldı ki bu devre ilişkin dosyaya hiçbir belge sunulmadığını ve salt beyan ile yetinildiğini, davacının YTM’ye başvuru yapması gerekliliği halinde dahi ilan ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı ... T.A.Ş.’nin Yatırımcı Tazmin Merkezi Yönetmeliği gereğince her türlü sorumluluğu olduğunun sabit olduğunu ve herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği yönündeki iddialarının kabulüne yer olmadığının görüldüğünü, nitekim davalının hiçbir şekilde davacıya pay senetlerinin devir edileceğine ilişkin öngörülen şekilde bildirimde bulunmadığını, davalı tarafın ileri sürdüğü zamanaşımı itirazları ise gerçek dışı olduğunu, 6362 sayılı Piyasa Sermaye Kanunu'nu md.83 gereği her türlü emanet ve alacaka ilişkin zamanaşımının on yıl olduğunu, böylelikle davalı tarafın beş yıllık zamanaşımını dolduğuna ilişkin beyanlarının asılsız olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacıya ait olduğu iddia olunan hisselere dair tüm hakların Sermaye Piyasası Kanunu ve Yönetmelik hükümleri uyarınca ferileri ile birlikte Yatırımcı Tanzim Merkezi'ne intikal etmiş olmasından dolayı ancak Yönetmelik hükümleri kapsamında belirtilen usuli süreç ve işlemlerin tamamlanması halinde Yatırımcı Tazmin Merkezi tarafından davacıya ödeme yapılması söz konusu olabileceğini, davalı bankanın ilgili sürece yönelik herhangi bir tasarrufta, yönetimde ve müdahalede bulunma hakkının bulunmadığını, bu nedenlerden ötürü davalı bankaya sorumluluk yüklenemeyeceğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının temettü hakkının kullanılması Türk Borçlar Kanunu' nun 147.maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu süreyi aşan alacakların zamanaşımına uğramış olduğu hususunun sabit olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kaydileştirilmemiş ve  Yatırımcı Tazmin Merkezine devri yapılmış hisse senetlerine dayalı olarak 6362 sayılı yasanın 19. Maddesi ve kar payı tebliğinin  (II-19.1) maddelerinden doğan temettü alacağı istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı taraf, davalı şirket nezdindeki 13., 14., 15., 16. Tertip hisse senetleri bulunduğunu, bu nedenle TTK hükümlerince mali hakları bulunduğunu, bu alacakları için takasbanka başvuru yapıldığını, peşinden merkezi kayıt kuruluşuna başvurarak hisse senetlerine ilişkin temettü alacakları konusunda bilgi istenildiği, cevaben temettü alacağın olmadığının bildirildiğini, davalı ...'a yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini, SPK Kanunu 19. madde düzenlemesi parelelinde çıkarılan kâr payı tebliğinin madde 8-b düzenlemesinde yer verildiği üzere 2020 yılına ilişkin kâr payı dağıtım kararının KAP aracılığıyla duyurulduğunu, ancak müvekkilinin yıllardır süre geldiği gibi son alınan kâr payı dağıtımından da mahrum bırakıldığını belirterek temettü alacağı talebinde bulunmuştur. Sermaye Piyasası Kanunu(SPK)'nun 13/4. Maddesi, \"kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM(Yatırımcı Tazmin Merkezi)’ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Ancak, ​Anayasa Mahkemesi'nin 12/11/2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/10/2015 tarih ve E.2015/29, K.2015/95 sayılı kararıyla; itiraz konusu kuralın, kişilerin maliki oldukları menkul kıymetler üzerindeki mülkiyet hakkını sınırsız ve süresiz olarak ortadan kaldırması, sermaye piyasalarında alım satım yapacak kişilerin tam bir güvenceye sahip olarak yatırım yapabilmesine olanak tanımaması, kişilerin sahibi oldukları menkul değerler üzerinde rahat, kolay ve güvenli bir şekilde tasarrufta bulunmalarına imkân vermemesi ve aracı kuruluşların iş ve işlemlerinden doğacak zararları tazmine yönelik bir mekanizma öngörmüş olmasına rağmen sermaye piyasalarında işlem yapan kişilerin haklarının kaybı durumunda telafi edici herhangi bir yol veya tazmin mekanizması öngörmemesi nedeniyle kamu ya arı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturamadığından ölçülülük ilkesini ihlal ettiği, bu yönüyle, aracı kurumlarca katılma belgelerinin geri alımının yapılamayacağını, kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceğini, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağını ve son olarak teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağını öngören kuralın, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında adil ve makul bir denge gözetmemesi nedeniyle mülkiyet hakkına aykırı olduğu kanaatine varılarak 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) md.13/f.4 hükmünde yer alan \"…ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.\" düzenlemesinin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Anayasanın 153. Maddesinde, Kanun hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı ve iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiştir.  Buna karşın, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanır.  28.11.2005 tarihinde ...ank'ta Müşteri İsmine Saklama Sistemi'nde fiziken saklanmakta olan tüm hisse senetleri iptal edilerek, bu hesap kayıtları MKK tarafından devralınarak pay senetleri artık sadece MKK'da kayden hak sahibi bazında izlenmek suretiyle kaydi sisteme geçilmiştir. Bu tarihten sonra ... A.Ş.'de alım-satımı yapılacak pay senetlerinin takasına sadece kaydi pay senetleri kabul edilmektedir. Pay senetlerinin kaydileşme tarihinden sonra yapılan tüm bedelli ve bedelsiz sermaye artırımlarında artık fiziki senet basım ve teslimi yapılmamakta sadece kaydi pay ihracı söz konusu olmaktadır. Likit fonlar dışındaki yatırım fonlarının kaydi sisteme dahil edilmesi işlemleri 31.12.2005 tarihinde tamamlanmıştır. Bu halde kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları 31.12.2012 tarihi itibariyle YTM'ye intikal etmiştir.  Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı 12/11/2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmış olup geriye yürümeyeceğinden iddia edilen paylar halen YTM nezdindedir. YTM mahkemeye gönderdiği 10/05/2023 tarihli yazı cevapları davalı bankadan gönderilen 27/06/2023 tarihli yazı cevabı ve eklerinden davacının fiziken elinde bulunan hisse sentlerini yasal sürenin sonu olan 31/12/2012 tarihine kadar kaydileştirme için başvurmadığı, bu nedenle davalı banka tarafındın Yatırımcı tazmin Merkezine 31/12/2012 tarihinde kanunen, 22/042013 tarihinde fiilen devredildiği ve o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat gereği borsada satıldığı, ilgili belgeler ile başvurulduğunda yönetmelik kapsamında satış değeri ve nemasının eklenerek ödeneceği şeklinde bilgi verildiği  anlaşılmaktadır.  Hal böyle olunca dava konusu hisselerin kaydileştirilmeleri için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararından önce hisselere sahip olan YTM'ye sağladığı haklar varlığını sürdürmekte olup iptal kararıyla birlikte paylar davalıya dönmüş değildir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, 26/4/2016 tarih ve 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlayarak yürürlüğe giren 14/4/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla SPKn'na eklenen \"Mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar\" Geçici Madde 10 ile, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal etmiş olan sermaye piyasası araçlarının iadesi ile satışlarının yapılmış olması hâlinde bunların bedellerinin ödenmesi talebiyle yapılacak başvuruların ve başvuru üzerine hak sahiplerine YTM tarafından yapılacak ödemelerin usul ve esasları, hak sahiplerince teslim edilecek sermaye piyasası araçlarının iptal ve imha esasları ile ihraççıların bu başvurulara ilişkin yükümlülüklerinin Kurulca belirleneceği, şu kadar ki, YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanların aynen; satışı yapılmış olanların ise, Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde hesaplanacak satış tutarları üzerinden nakden ödeneceği düzenleme altına alınmıştır.6362 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesine dayanılarak çıkarılan ve 07 Eylül 2016 Tarih ve 29824 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4/1. maddesinde, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanların 8 inci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanların ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen nemaları ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer alan taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla ödeneceği, 2. fıkrada ise ödeme için 5 inci maddede yer alan belgelerle birlikte YTM’ye başvurulmasının gerektiği düzenlenmiştir. 5 inci maddedeki düzenlemeye göre ise, Yönetmelik kapsamında ödeme talep eden hak sahipleri veya noter onaylı vekâletname ibraz eden vekili tarafından, bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden itibaren 10 yıl içinde iadeli taahhütlü posta yolu ile veya özel şirketler aracılığıyla imza karşılığı teslim suretiyle YTM’nin merkez adresine başvurulması zorunludur. Anılan bu düzenlemeler kapsamında dava konusu senetlerin, Yönetmelikte belirtilen alternatifli durumlara göre aynen veya nakden tazmini hususu YTM'nin sorumluluğundadır. Davacı tarafın, dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle Yatırımcı Tazmin Merkezine devredildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda Yatırımcı Tazmin Merkezine devredilen hisse senetlerine ilişkin  temettülerin davalı tarafından davacı tarafa verilmesi mümkün değildir. Davacı taraf, Yatırımcı Tazmin Merkezi cevabi yazısında bildirildiği gibi Yatırımcı Tazmin Merkezinden ancak yasal mevzuatta belirtilen ödemeleri talep edebilir. Hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla  davalıya husumet yöneltilemez. Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından 15.01.2024 tarihinde mükerrer yatırdığı anlaşılan 1.169,40 TL başvuru harcı ile 427,60 TL karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b55effb6b5d4f5a5","SID":"c71f648ffacbd333"}}