{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/369 <br>KARAR NO: 2024/1154<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/12/2021<br>NUMARASI: 2018/17 (E) - 2021/959 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 17/9/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;  <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/4/2018 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı aracın yaptığı kazada, ... plakalı araçta yolcu olan davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL geçici iş göremezlik ve 3.500 TL sürekli maluliyet olmak üzere toplam 3.600 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 19/10/2018 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 6/10/2021 tarihli dava değeri artırım dilekçesiyle geçici iş göremezlik tazminatı talebini 17.995,19 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 40.868,44‬ TL'ye artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kardeşi ... ile anlaşması sebebi ile tazminat talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle davaya konu kazada kusur durumunun tespitinin gerektiğini, sorumluluklarının ZMMS sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında olacağını, hatır taşımasının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, geçici iş göremezlik zararlarının Genel Şartların A.5 maddesinde belirtildiği üzere teminat dışı olduğunu, davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"Davanın  kabulü ile, 58.863,63 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının 17/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... ile ... uzlaştırma raporu ile uzlaştıklarından savcılık tarafından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, bu kapsamda CMK'nin 253/19'uncu maddesi kapsamında yapılan uzlaşma nedeniyle tazminat davasının dava hakkı ortadan kalktığı için reddi gerektiğini, bu hususun nazara alınmamasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK'nin 54 ve 55'inci maddeleri gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yapılmamış olmasının doğru olmadığını, zira davacının ehliyetsiz sürücünün aracında yolculuk yaptığını ve kasksız olduğunu, bu durumun kaza tespit tutanağında tespit edildiğini, davacıda oluşan arazın niteliği nazara alındığında davacının kask ve koruyu tertibat kullanmamasının zararın gerçekleşmesinde ve artmasında etkili olduğunu, davanın ... plakalı motosikletin kusurundan dolayı açıldığını, ATK kusur raporuna göre bu aracın kazanın gerçekleşmesinde %75 kusurlu olduğunu, kararın %100 kusur üzerinden verildiğini, kusur indirimi yapılmadığını, müvekkili kurum tarafından ...'e sigortasız ... plakalı diğer aracın %25 kusurundan dolayı 4.924 TL ödendiğini, %25 kusur indirimi yapılmamasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davacıya SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenip ödenmediğinin araştırılmadığını, bu hususun araştırılmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme teşkil ettiğini, davacının kaza tarihinde devamlı geliri olduğu ispat edilmediğinden geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, kaza tarihindeki Genel Şartlar gereği %1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Somut olaya ilişkin, 25/12/2019 tarihli ATK bilirkişi raporunda, gerçekleşen kazada davalı sigortasız araç sürücüsünün %75 oranında, davacının yolcu olduğu motor sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunun yeterli, hükme ve denetime elverişli, kaza tutanağı ile uyumlu olduğu gibi,  davacının kaza yapan  araçta yolcu konumunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, sürücülerin kusur oranlarının  yolcu olan davacı için sonuca etkili olmadığından  davalı vekilinin bu husustaki istinaf  talebi yerinde görülmemiştir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253'üncü maddesinin 19'uncu fıkrasının 5'inci cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" bölümü, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarih, 2023/43 (E) ve 2023/141 (K) sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli müktesep hakkın istisnası olduğu ve  uyuşmazlığa dair iptal kararının diğer mahkemelerde derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerekir (Yargıtay HGK'nin 16/5/2018 tarih, 2017/20-1121 Esas - 2018/1104 Karar sayılı kararı, Yargıtay  9. Hukuk Dairesinin  24/06/2020 tarih 2020/1029 (E) - 2020/6255 (K) sayılı kararı). Bu açıklamalar çerçevesinde Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarih ve 2023/43 (E) - 2023/141 (K) sayılı iptal kararının bağlayıcı olduğu eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiği, bu bağlamda yapılan değerlendirmeye göre de CMK'nin 253/19 fıkrasının 5'inci cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 17'nci (kapatılan) ve 4'üncü Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/7/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 Esas ve 2022/10604 Karar, 2021/16078 Esas ve 2022/10550 Karar, 2021/13398 Esas ve 2022/10498 Karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 Esas ve 2021/34 Karar, 2019/3713 Esas ve 2020/2420 Karar sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, davalının bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. 6100 sayılı HMK'nin 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde  karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır.  HMK'nin  357'nci maddesinin 1'inci fıkrasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların  dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı  düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya hesap raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK'nin 281'inci maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nin 281'inci maddesi çerçevesinde geçici iş görmezlik talebi bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nin 357'nci maddesinin 1'nci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacının kaza tarihinde devamlı geliri olduğu ispat edilmediğinden geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğuna dair istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır. Ayrıca UYAP sisteminden yapılan araştırmada davacının SGK kaydının 2018/5 tarihinde kazadan hemen sonra son bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla SGK kaydı son bulan davacının rücuya tabi geçici ödeme almadığının kabulü gerekmiştir. Son olarak, kolluk tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında motosiklette yolcu olarak bulunan davacının, ehliyetsiz olduğu anlaşılan motor sürücüsünün kardeşi olduğu bu nedenle ehliyetsiz olduğunu bildiğinin kabulünün gerektiğine göre mahkemece davacının müterafik kusurunun bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi doğru olmamıştır. Kararın bu yönden düzeltilerek belirlenen maddi tazminat miktarından %20  oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,  Buna göre: 1-Davanın kısmen kabulü ile, 47.090,90 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının 17/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.216,78 TL karar ve ilam harcından, peşin harç ve tamamlama harcının toplamı olan 225,90 TL'nin mahsup edilerek eksik kalan 2.990,88‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından peşin yatırılan 35,90 TL peşin harç, 190 TL tamamlama harcı ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 261,8‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 1.250 TL bilirkişi ücreti, 196,5‬0 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.482,4‬0 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.157,19 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 26,50 TL posta masrafının  davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5,30 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davacının davasının reddedilen kısmı takdiri indirim nedenine dayandığından reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, <br>II-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,2-İstinaf aşamasında dava tarafından yapılan 76 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,4-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/9/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df447e264a780241","SID":"76cb9e8dde3329bc"}}