{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1545 <br>KARAR NO: 2024/1440<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2018/694 Esas - 2021/226 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 109.659,43 TL alacağını Beşiktaş ... Noterliğinin 22.06.2018 tarihli ihtarıyla talep ettiğini, ihtarın 26.06.2018 tarihinde tebliğine rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle 13.07.2018 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takip sonrası davalının aynı gün saat 17:00'da müvekkilinin ... Bankasında ki hesabına  105.190,45 TL ödendiğini, bu ödemeye ilişkin haricen tahsilat bildiriminin 16.07.2018 tarihinde icra müdürlüğüne gönderildiğini, ancak davalı şirketin borcun tamamına, ferilerine ve faize haksız şekilde itiraz ettiğini, kısmi ödeme haricinde müvekkilinin asıl alacağı ile faiz ve icra takibinden doğan alacaklarının bir kısmını tahsil edemediğini, tahsil edilmeyen bakiye asıl alacağı ve bu alacağa işlemiş faiz ile icra takibinden kaynaklanan (icra giderleri, icra vekalet ücreti) alacakları açısından itirazın iptali davası açıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; alacaklı tarafından başlatılan takibe ilişkin ödeme emrinin müvekkilince 17.07.2018 tarihinde tebellüğ edildiğini, müvekkilinin ödeme emrinin tebliğinden önce 16.07.2018 tarihinde borcunu ödediğini, müvekkilinin takipten 17.07.2018 tarihinde haberdar olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi müvekkili şirketin yetkilisinin anılan takibin açılmasından haberinin olmadığını, Beşiktaş ... Noterliği 22.06.2018 tarihli ihtarının müvekkiline tebliğ edilemediğini, ihtarnameden ilk defa dava dilekçesi ile haberdar olunduğunu, alacağının muaccel hale gelmediğini ve muaccel hale gelmeyen alacak için başlatılan takibin de haksız olduğunu, borcun ödeme emrinin tebliği ile muaccel hale geldiğini, bu tarihten önce ödeme yapıldığından yapılan itirazlarının haklı ve hukuka uygun olduğunu, 20.07.2018 tarihinde incelenen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında sunulmuş bir haricen tahsil beyanı bulunmadığını, bu bildirimin 16.07.2018 tarihinde değil 09.09.2018 tarihinde yapıldığını, tahsil harcının ödenmediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Dosyaya getirtilen İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 13/07/2018 tarihinde 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının 20/07/2018 tarihinde borca ve fer’ilerine itiraz ettiği, itirazın ve 25/07/2018 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür.... Davacı tarafça davalı tarafa Beşiktaş ... Noterliği kanalı ile  22/06/2018 tarih ve ... sayılı ihtarname gönderilmiştir. Davacı tarafından davalı taraf aleyhine, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 109.659,43-TL'sı asıl alacak ile 966,65-TL'sı işlemiş faiz olmak üzere toplamda 110.626,08-TL'sı miktarlı icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri 17.07.2028 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiştir. İcra takibi 13.07.2018 tarihinde saat:13:57:31'de başlatılmış olup, davalı tarafından banka havalesi yolu ile yine aynı tarihte fakat takip açıldıktan sonra saat:17:00'de 105.190,45-TL. olarak alacaklı hesabına ödeme yapılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 100/1.maddesinde 'Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. ..' hükmü düzenlenmiş olup, anılan bu hüküm gereği, yapılan ödemenin öncelikle borcun faiz ve fer’ilerinden mahsup edilerek, kısmi ödeme tarihi itibariyle davacının asıl alacak, faiz ve fer’ilerine ilişkin alacak kalemlerinin hesaplanması gerekmektedir. Bilirkişi ... tarafından yapılan hesaplamada 13/07/2018 tarihinde toplam borç miktarı 118.378,92-TL'sı hesaplanmıştır. Davalı tarafça 13/07/2018 tarihinde icra takibi açıldıktan sonra haricen ödeme yapılması nedeniyle, 105.190.45 TL'sı için %2,27= 2.387,82-TL'sı tahsil harcı da eklenmek suretiyle, davacının davalıdan ödeme tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının 15.576,29 TL’sı olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu ile yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İcra takibi başlatıldığında davacının davalıdan 109.659,43-TL'sı asıl alacağının ve 290,67-TL'sı işlemiş faiz alacağının bulunduğu, icra takibinin 13.07.2018 tarihinde saat 13:57:31'de başlatıldığı ve davalı tarafın yine aynı tarihte fakat takip açıldıktan sonra saat 17:00'de 105.190,45-TL. olarak alacaklı hesabına ödeme yaptığı, icra takibinden sonra ödeme yapılması nedeniyle yapılan ödemelerin alacağın faiz ve fer'ilerine alınması gerektiğinden davacının davalıdan ödeme tarihi itibariyle bakiye asıl alacağının 15.576,29-TL’sı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ve davalı taraf likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiğinden icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile  davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 15.576,29 TL asıl alacak yönünden iptaline, 13.07.2018 tarihinde yapılan ödemenin icra takibine konu 109.659,43 TL  asıl alacak ile 290,67 TL işlemiş faiz ve 10.761,74 TL diğer  ferilere alınmasına, hüküm altına alınan 15.576,29 TL alacağa ödeme tarihi olan 13.07.2018’nden itibaren avans faiz yürütülmesine ve ferilerinin İcra Dairesice nazara alınmasına, hüküm altına alınan 15.576,29-TL’sı asıl alacağın %20 oranında 3.115,25 TLicra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ilk olarak icra takibinin tebliğ edildiği 17.07.2018 tarihinde temerrüte düştüğünü, ancak bu tarihten önce 13.07.2018 tarihinde ödeme yapılarak, borcun  muaccel olmasından önce ödendiğini ve müvekkilinin takibe sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin icra takip ferilerinden sorumlu tutulması ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, cari hesap borcunun muaccel olması için, cari hesap mutabakatı yapılıp ödeme tarihinin belirlenmesi veya ihtarname ile ödeme yapılması için karşı tarafa süre verilmesi gerektiğini, ancak bunların hiçbirisi yapılmadan borcun 13.07.2018 tarihinde ödendiğini, davacının gönderdiği Beşiktaş ... Noterliği 22.06.2018 tarihli ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğinden takip öncesi temerrüt oluşmadığını, borca 20.07.2018 tarihinde itiraz edildiğini ve 20.07.2018 tarihinde incelenen dosyada, davacı tarafından sunulmuş herhangi bir haricen tahsil bildirimi ve tahsil harcı ödemesinin bulunmadığını, bildirimin 16.07.2018 tarihinde değil 09.09.2018 tarihinde dosyaya gönderildiğini, herhangi bir tahsil harcı da ödenmediğini, bu nedenle takibe itiraz edildiğini, belirtilen hususların yargılamada savunulmasına rağmen, mahkemece savunmaların dikkate alınmadan karar verildiğini, temerrüt öncesi ödeme yapan müvekkilinin  takibin ferilerinden sorumlu tutulamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ki 13.07.2018 tarihli takip ile 109.656,423 TL asıl alacak, 966,65 TL işlemiş faiz olmak üzere 110.626,08 TL'nin tahsilinin istendiğini, dava tarihinde asıl alacağın 105.190,45 TL'sinin ödendiğini, 20.07.2018 tarihinde ise borca itiraz edildiğini, borcun tamamının ödenmemesi nedeniyle itirazın iptali davasının açılmasına davalının sebep olduğunu, alacağın bilirkişi raporu ile belirlendiğini, ihtara ve sözlü uyarılara rağmen borcun ödenmediğini, kötü niyetli olarak takip sonrası asıl alacağın kısmen ödendiğini, davada iptalini talep ettiğimiz tutarın, icra dosyası kapak hesabı üzerinden davalı tarafın yapmış olduğu ödeme sonrasında kalan bakiye olduğunu, yapılan ödemenin icra dosyasına bildirildiğini, harici ödemenin asıl alacaktan düşük olduğunu ve davalının  kısmi ödeme yaptığını, İİK'nın 15. maddesine göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu ve bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil edileceğini, ödeme tarihi olan 13.07.2018 tarihindeki icra dosyasından yapılan icra vekalet ücreti ve icra takip masrafları da dahil olmak üzere icra takibi kapak hesabına göre borcun 127.314.76 TL olduğunu, ödeme öncesi 109.659,43 TL cari hesap alacağı bulunduğunu,  ödemeden sonra ise 4.468,98 TL asıl alacak kaldığını, ödemenin müvekkiline yapılmasına rağmen tahsil harcının da davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, yapılan mahsubun TBK'nın 100. maddesine uygun olduğunu, İcra inkâr tazminatına yönelik olarak kısmen kabul edilen kısım üzerinden karar verilmesinin doğru olmadığını, borcun tamamına itiraz edilmesi nedeniyle tüm alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda, davacının satarak teslim ettiği bir kısım emtia bedelinin takip tarihi itibariyle ödenmediği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunmakla birlikte TTK'nın 89 ve devamı maddelerinde düzenlenen yazılı şekilde düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Tarafların karşılıklı borç alacak ilişkilerini ödeme ve teslim edilen emtiaların bedelini mahsup ederek açık hesap ilişkisi şeklinde izledikleri görülmektedir. Bu nedenle TBK'nın 207.maddesine göre satıcı ve alıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi esastır. Davacının teslim ettiği bir kısım emtia bedelinin ise takip tarihi itibariyle ödenmediği açıktır. Diğer yandan TBK'nın 117.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Uyuşmazlık açısından temerrüt olgusunun hangi tarihte oluştuğu önemli olduğundan, bu husus incelenecektir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 13.07.2018 tarihinde 109.659,43 TL asıl alacak ile 966,65 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 110.626,08 TL'nin tahsili ve TBK'nın 100.maddesine göre alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatmıştır. Takibin başlatıldığı gün, ancak takip saatinden sonra davalı, davacının banka hesabına 105.190,45 TL göndermiştir. Dosya içinde bulunan takip dosyası suretinden bu miktarın davacı vekilince, takip dosyasına bildirildiği anlaşılmaktadır. Ödeme emri 17.07.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı süresi içinde 20.07.2018 tarihinde borç ve ferilerine itiraz etmiştir. Davacı vekili, itiraz üzerine ödeme olgusunu da belirterek, bakiye asıl alacak, işlemiş faiz ve takip ferilerinin tahsili için 22.439,65 TL harca esas değer üzerinden eldeki davayı açmıştır, Takip öncesi davacı tarafından gönderilen Beşiktaş ... Noterliğinin 22.06.2018 tarihli ihtarı ile açık hesap borcu olan 109.659,43 TL'nin 7 gün içinde ödenmesi istenmiştir. Dosya içindeki noterlik şerhine göre ihtarın 26.06.2018 tarihinde davalı şirket çalışanı ...'a tebliğ edildiği ve temerrüdün takip öncesi 03.07.2018 tarihinde oluştuğu anlaşılmıştır. Belirtilen kabul şekli TBK'nın 117/1. maddesine de uygundur. Bu durumda temerrüdün takiple başladığından söz edilemeyecektir. İlk derece mahkemesince yapılan incelemede, davacının alacağının 109.747 TL olduğu anlaşılmaktadır. Temerrüt tarihine kadar işlemiş temerrüt faizinden de davalı sorumludur.  Bu nedenle, davalının, takibe konu asıl alacaktan kalan miktardan, takip öncesi işlemiş temerrüt faizinden ve bunlara ilişkin takip giderlerinden sorumlu tutulması yerindedir. İlk derece mahkemesince alınan raporlarda TBK'nın 100. maddesine göre hesaplama yapılmıştır. Açık hesaptan kaynaklanan borcunu ihtara rağmen ödemeyen ve temerrüde düşen davalının, takipten sonra, asıl borcunun bir kısmını ödeyerek borçtan kurtulması söz konusu değildir. Takip başlatılması için temerrüt ihtarına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının takip tarihinden sonra ödeme yapması ve takip anı itibariyle borçlu olması nedeniyle takibin ferilerinden de davalının sorumlu tutulması yerindedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre belirlenen alacak ve ferilerinin hüküm altına alınması yerinde olduğu gibi, itiraza konu miktar üzerinden İİK'nın 67.maddesine göre icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olduğundan davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, ilk derece mahkemesince belirlenen asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş ve hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Mahkemece, ayrıca tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri de paylaşılmıştır. Mahkemece yapılan uygulama yerinde olup, İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın haksızlığına karar verilmiş olup, bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Davacının iddiası gibi, takip konusunun tamamı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi halinde, dava konusu edilmeyen bir miktar üzerinden tazminat ödenmesi söz konusu olacaktır. Esasen takipten sonra ödenen ve uyuşmazlık konusu olmayan bir miktar üzerinden dava açılmasında da hukuki yarar da  bulunmamaktadır. Davacının, dava açmasında hukuki yararının bulunmadığı bir miktar üzerinden icra inkar tazminatı takdirinin hukuki bir dayanağı bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 798,02 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4803f719b55ab879","SID":"6f56c9ccfd4d43f8"}}