{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1549 <br>KARAR NO\t: 2024/1568<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/06/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2019/464 Esas,  2022/451 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket Erzurum'da yaklaşık 20 yıldan beri Sigortacılık faaliyetinde bulunduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirkette 13 yıl boyunca satış pazarlama elamın olarak çalıştığını, 02/07/2019 tarihinde işten ayrıldığını, diğer davalı ... ise yaklaşık 2 yıl boyunca sigorta teknik elemanı olarak çalıştığını, her iki eleman da poliçe satışı yaptığını her ikisine de müşteri listesi atanarak çalışmaları sağlandığını, müvekkilinin hizmet sözleşmesiyle çalışan her iki elemanıyla da iş akdi başlarken yaptığı iş sözleşmesinin yanı sıra gizlilik taahhütnamesi düzenleyerek basiretli bir tacirden beklenen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve bu şekilde haksız rekabeti engelleyerek şirketin her türlü kişisel verilerini ve ticari sırlarını koruma amacı güttüğünü, davalılardan ... 20/09/2018 tarihinde iş akdinin sona ermesi akabinde diğer davalı şirket ... Erzurum acentesinde müdür olarak çalışmaya başladığını ve diğer davalı ...'ın ise iş akdi'nin 28/06/2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin müşteri bilgilerine sahip olan bu şahısların işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin müşterilerini kaydırmak suretiyle portföy hırsızlığı yaptığını ve götürmüş olduğu portföyden yıllar itibariyle elde edilecek primler düşünüldüğünde işvereni önemli ölçüde büyük bir zarara uğradığını ve uğramaya devam edildiğini, davalılardan ...'ın iş aktinin sona ermesinden kısa bir süre sonra bu durumu fark eden müvekkilini şirket tarafından noter aracılığı ile uyarıldığı ve yine noter aracılığı ile davalı şirketin de uyarıldığını, bu ihtarlara rağmen her üç davalı da organize hareket etmek suretiyle haksız rekabet kapsamındaki eylemlerine devam ettiklerinden müvekkilinin uğramış olduğu zararın karşılanması ve eylemlerinin menni amacıyla önce arabuluculuğa başvurduklarını ancak sonuç bir sonuç alamadıklarından iş bu davayı açtıklarını, 1.000,00-TL tazminatın davalılar tarafından tahsili ve bu kapsamdaki eylemlerinin menine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'ın iş akdi sona erdikten sonra herhangi bir sigorta şirketi ile çalışmadığını, müvekkili ... hiçbir şekilde müşterilerle bire bir irtibat kurmadığını, meslek hayatı boyunca sürekli muhatabı olduğu ve memnuniyetlerini belirten müşterilerini önce mevcut sigorta şirketlerine eğer isterlerse piyasada iş yapan diğer arkadaşlarına yönlendirme yaptığını, diğer müvekkili ... ise kendisine sigortacılık faaliyeti için başvuran şahıslardan el yazıları ile yetki belgesi istendiğini ve bu belgelere binaen işlem tesis ettiğini, davacı yanın açmış olduğu haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekalet olmak üzere diğer tüm giderlerin davacı yana tahmiline karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülen davanın husumetin taraflarına yöneltilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde davalılar ... ve ... isimli şahısların davacı işverenleri ile aralarındaki sözleşmede yer alan gizliliğe ilişkin hükme aykırı davranıldığı iddiasından kaynaklandığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte yetkili mahkemede davanın açılmadığını ayrıca zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ... isimli şahsı ile müvekkili sigorta şirketi arasında hiçbir ilişkisi bulunmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığından davanın yetkisizliğine, davacı yanın açmış olduğu haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekalet olmak üzere diğer tüm giderlerin davacı yana tahmiline karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm dosya kül halinde değerlendirildiğinde; davalılardan ... davalı şirkette çalışmadığı, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiği iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ... ... davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ... ... davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının porföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ... ... diğer davalı sigorta şirketinde acente müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde ... Sigorta şirketinden poliçe almaya başlamaları görülmekte ise de serbest piyasa koşullarında hiç bir müşterinin  bir satıcının ya da çalışanın 'tapulu malı' olmadığı, bu noktada sözleşme yapmak istediği şirketi özgür iradesiyle belirlediği, müşterilerin serbest piyasa koşullarında kendisiyle hangi sözleşme şartlarının daha uygun olacağını gözeterek o şirketle sözleşme akdettiği ve akdedeceği, müşteri sadakatinin de yıllar yılı alınacak hizmet ve memnuniyet oranında oluşacağı, dolayısıyla davalı şirketle yapılan sözleşmelerin müşterilerin özgür iradesi ile kendileri için en uygun olan sözleşme şartlarını seçmeleri sonucu  sözleşme serbestisi ilkesine göre sigorta şirketi ile sözleşme imzalamalarının rekabet yasağı kapsamında olmadığı kaldıki hükme esas alınan bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere 443 kişilik müşteri porföyünün rakip firmaya haksız rekabet kapsamında kaydırılıp kaydırılmadığının somut olay bazında kesin olarak değerlendirilmesinin de mevcut delil kapsamında mümkün olmadığı da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.<br>\"  gerekçesiyle \"Davanın reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle haksız rekabet iddialarının esas alınması gerektiğini, ancak haksız rekabet ve rekabet yasağı kavramlarının ayrımı yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, bu sebeple gerekli dayanak gösterilmeksizin karar verildiğini, zira somut olaydaki esas problemin davalı şahısların işten ayrıldıktan sonra rakip konumdaki davalı şirketle çalışmalarının değil, müvekkil şirkete ait müşteri listelerinin ele geçirilmesi suretiyle müşterilerin kaydırılması olduğunu, her halükarda  dayanak olarak gösterilen... İş  Mahkemesi 2021/... E. 2022/...K. sayılı dosyanın da henüz istinaf aşamasında olduğunu, nihai kararın verilmediğinin dikkate alınması gerektiğini, her ne kadar davalı ...'ın davalı şirketle resmi olarak çalışmadığı beyan edilmişse de; tüm davalıların entegre şekilde hareket ettiğinin delillerle ve bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, zira davalıların kendi tanıklarının beyanlarının da bu durumu doğruladığını, yani davalının sigorta aracılık hizmetlerine aynen ve alenen devam ettiğini, sunmuş oldukları TRAMER kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalının müşterilerin poliçelerini tekliflere göre herhangi bir şirketten değil mütemadi ve planlı olarak davalı şirketten yaptırdığını, zaten davalının davalı şirketle iş akdinin olup olmamasının talepleri açısından da bir bağlayıcılığı bulunmadığını, davalı ...'nun portföy bilgisine sahip olduğunun kesin olmadığı ileri sürülmüşse de; bilirkişi raporuyla ve tanık delilleriyle sabit olduğu üzere davalıların tümünün entegre şekilde çalıştığının açıkça ortaya konulduğunu, bu halde davalı ...'nun portföy bilgisine sahip olmadığını iddia etmenin katiyen mümkün olmadığını, kendi tanıklarının da bu durumu doğruladığını, somut olay esas alındığında dava dilekçesiyle birlikte TRAMER kayıtlarının mahkemeye sunulduğunu, bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere poliçesi müvekkil şirkette çalıştığı sırada davalı ... tarafından yapılan toplam 443 kişinin sonraki dönemde davalı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. ile poliçe yaptıklarının görüldüğünü, elbette serbest piyasada müşterilerin daha iyi teklif veren şirketlere kaymasının kaçınılmaz olduğunu, Erzurum'da sigortacılık yapan acenteler arasında da hareketli müşteri kitlesi bulunduğunu ve her yıl müvekkil şirketten başkaca şirketlere geçen yüzlerce kişi olduğunu, ancak söz konusu dönemde müvekkil şirketin 3.500-4.000 arası müşterisi olduğunun ispatlanabilir nitelikte olduğunu, tek dönemde ve tek bir şirkete müvekkil şirketin müşteri portföyünün hatırı sayılır bir kısmının geçiş yapmış olmasının bölgedeki ticaretin olağan akışına uygun olmadığını, gerekçenin aksine müşterilerin kendi iradeleriyle sözleşme yaptıklarını söylemenin mümkün olmadığını, müvekkil şirketin müşterileriyle dürüstlük kurallarına aykırı şekilde iletişime geçildiğini ve bu kişilere teklif götürüldüğünü, davalıların dinlettik tanıkların da bu durumu doğruladığını, müvekkil şirketin müşteri kayıtlarının yıllardır tutulduğunu,  hangi müşterilerin ne kadar yıl müvekkil şirket ile çalıştığının bilindiğini, portföy hırsızlığı akabinde olağanın çok üzerinde bir müşteri kitlesinin davalı şahısların yönlendirmesiyle toplu halde davalı şirkete geçtiğinin de şirket belgeleri, TRAMER kayıtları, bilirkişi raporu ve tanık delilleriyle sabit olduğunu, bu halde yararlanılan tüm delillerin hiçe sayılarak karar verilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki ilk derece mahkemesince delil yetersizliği iddia edilmişse de; hiçbir ek rapor ve TRAMER kaydı sorgulaması taleplerinin karşılanmaksızın hüküm kurulduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, haksız rekabetin men-i ve haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı ...'ın müvekkili şirkette 13 yıl boyunca satış pazarlama elamın olarak çalıştığını, diğer davalı ... ise yaklaşık 2 yıl boyunca sigorta teknik elemanı olarak çalıştığını, her iki eleman da poliçe satışı yaptığını her ikisine de müşteri listesi atanarak çalışmaları sağlandığını, gizlilik taahhütnamesi düzenleyerek basiretli bir tacirden beklenen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalılardan ...'nun 20/09/2018 tarihinde iş akdinin sona ermesi akabinde diğer davalı şirket ... Erzurum acentesinde müdür olarak çalışmaya başladığını ve diğer davalı ...'ın ise iş akdi'nin 28/06/2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin müşteri bilgilerine sahip olan bu şahısların işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin müşterilerini kaydırmak suretiyle portföy hırsızlığı yaptığını, davalılardan ...'ın iş aktinin sona ermesinden kısa bir süre sonra bu durumu fark eden müvekkilinin şirket tarafından noter aracılığı ile uyarıldığını ve yine noter aracılığı ile davalı şirketin de uyarıldığını, bu ihtarlara rağmen her üç davalının da organize hareket etmek suretiyle haksız rekabet kapsamındaki eylemlerine devam ettiklerini iddia ederek tazminat talep ettiği, davalıların davanın reddini talep ettikleri, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalılardan ... ve ...'nun iddia konusu olayla illiyet bağını ve maddi menfaatini ispatlar bir delile rastlanmadığı, ...'ın davalı sigorta firmasında çalışmıyor olması karşısında, rekabet yasağını ihlalinden söz edilip edilemeyeceğinin belirtildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, rekabet yasağı ihlalinin gerçekleşebilmesi için, davalı işgörenin eylemleri ile davacı işverene önemli ölçüde zarar verilmesi veya bu zarar ihtimalinin bulunmasının şart olduğu, davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı gibi, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının porföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun diğer davalı sigorta şirketinde acente müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde ... Sigorta şirketinden poliçe almaya başlamaları görülmekte ise de serbest piyasa koşullarında hiç bir müşterinin bir satıcının ya da çalışanın her zaman müşteri olmasının gerekmediği, bu noktada sözleşme yapmak istediği şirketi özgür iradesiyle belirlediği, müşterilerin serbest piyasa koşullarında kendisiyle hangi sözleşme şartlarının daha uygun olacağını gözeterek o şirketle sözleşme akdettiği ve akdedeceği, dolayısıyla davalı şirketle yapılan sözleşmelerin müşterilerin özgür iradesi ile kendileri için en uygun olan sözleşme şartlarını seçmeleri sonucu sözleşme serbestisi ilkesine göre sigorta şirketi ile sözleşme imzalamalarının rekabet yasağı kapsamında olmadığı, mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre de müşterilerin kendi iradeleri ile davalı şirkete sigorta sözleşmeleri yaptırdıkları anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51c310830288a548","SID":"301c0bd1797923d2"}}