{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2021/772 <br>KARAR NO:2024/1536<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/12/2020<br>NUMARASI:2020/269 Esas -  2020/736 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan, ... plaka sayılı aracın, vekil edenine ait ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana gelen, 02/03/2018 günlü trafik kazasında müvekkil aracının hasarlandığını, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, bu nedenle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla, davalı sigorta şirketine 21/02/2020 tarihinde ihtarname gönderilmesine rağmen, herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla araç hasar onarım bedeline karşılık olmak üzere, şimdilik 100,00-TL maddi  tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta  şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; 02/11/2020 günlü dilekçe ile de, maddi tazminata ilişkin istek miktarını 13.665,70-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunarak, öncelikle taraf kusur durumunun tespiti gerektiğini, ayrıca talep konusu kaza nedeniyle yapılan başvuru neticesinde açılan hasar dosyaları kapsamında, davacı tarafa 11.316,81-TL hasar tazminatı ve 2.345,00-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, yapılan ödemeler neticesinde poliçeden kaynaklı tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, bakiye bir sorumluluk kalmadığını, ticari temerrüt faizi talebinin haksız olduğunu, ancak yasal faiz istenebileceğini belirterek, davaya karşı koymuş; ıslah dilekçesine sunduğu cevap dilekçesinde de, zamanaşımına ilişkin itirazını tekrarlamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;\"...dava dışı sürücünün ... sokaktan,... sokağa çıkarken KTK'nın 52/a, 52/b, 57/c kurallarını ihlal ettiğini, kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığına, bu nedenle KTK'nın 84/h maddesini ihlal ettiğine ve kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğuna, davacıya atfedilecek bir kusurun olmadığına karar verilmiştir. Davaya konu ... plakalı aracın 2015 model ...marka ... ... model olduğu, kaza tarihinde 81.369KM'de olduğu, aracın hasarlı ve onarım aşamasındaki resimleri incelendiğinde, aracın ön tamponu, motor kaputu, sol ön çamurluk, sol ön teker, sol ön şase ucu, sol sis lambası kısımlarından hasarlı olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan mütalanın kazadan 2 yıl sonra düzenlendiği ve kaza tarihindeki fiyatları dikkate almadığı görülerek bu uzman mütalaasına itibar edilmeyerek ve diğer hususlarda göz önünde bulundurularak,  aracın onarımı için gerekli olan parçaların bedelinin 19.066,68 TL olacağı, işçilik bedelinin 2.105,00TL olacağı, KDV dahil toplam bedelin 24.982,58TL olacağına (bilirkişi raporunun 7 ve 8 sayfalarında  ayrıntılı olarak yer verilen tabloda ifade edildiği üzere) kanaat edilmiş ve davalı tarafından 08/05/2018 tarihinde, davacıya yapılan 11.316,81TL hasar ödemesi de düşülmek suretiyle davacının, davalıdan 13.665,77TL hasar bedeli talep edebileceğine karar verilmiş ve talep edilen miktara her iki aracında ticari araç olması nedeniyle sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarih olan 08/05/2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; ıslah ile arttırılan  tutar zamanaşımına uğradığı halde, bu hususun karar yerinde gözetilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ve kabule göre de avans faizine  hükmedilmesinin hatalı bulunduğu, hususlarına yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, araç hasarına dayanılarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkindir.1-Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan, ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği, 02/03/2018 günlü maddi hasarlı trafik kazasında, davacıya ait aracın hasarlandığı, davacı tarafça sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde kendisine 08/05/2018 tarihinde 11.316,81-TL hasar ödemesi yapıldığı, müteakip davacı tarafça kazada hasarlanan araçta oluşan gerçek hasar bedelinin 37.959,04-TL olduğunun, bağımsız ekspertiz raporu ile belirlendiğinden bahisle bu miktarın ödenmesi talebiyle davalı sigorta şirketine 21/02/2020 günlü ihtarname gönderildiği, bu ihtarnameden sonuç alınmaması üzerine de zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu ve arabuluculuk başvurusunun anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine de, eldeki davanın açıldığı anlaşılmakta olup, açıklanan bu hususlarda taraflar arasında da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, 02/11/2020 günlü dilekçe ile attırılan talep miktarı bakımından zamanaşımı süresinin geçirilmiş bulunup bulunmadığına ilişkindir.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve  manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde \"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.\" denilmektedir. Bu durumda taraflar arasında görülen dava; maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan tazminat isteğine ilişkin olduğundan, uygulanması gereken zaman aşımı süresinin 2 yıl olduğu konusunda  herhangi bir duraksama bulunmamaktadır.6098 sayılı TBK'nın 153.maddesinde zamanaşımının durması,154.maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir.Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hakimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154 maddesinde gösterilmiştir. TBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında;  “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının bir mahkemede alacağıyla ilgili dava açması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olup, davanın niteliği önem arzetmemektedir. Ayrıca dava açıldıktan sonra hakimin duruşma esnasında veya dosyada yaptığı her işlem ve hüküm ile tarafların her işlem ve eylemi sonunda zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; talep konusu trafik kazası 02/03/2018 tarihinde gerçekleşmiştir.Meydana gelen  kaza maddi hasarlı trafik kazası olduğundan, KTK'nın 109.maddesi hükmü gereğince olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu konusunda duraksamamak gerekir. Bu nedenle 02/03/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak davalı sigorta şirketi tarafından 08/05/2018 tarihinde ödeme ile kesilen zaman aşımı nedeniyle açılacak davada zamanaşımı süresi 08/05/2020  tarihinde dolmaktadır. Ancak COVİD-19 salgının nedeni ile 25/03/2020 tarihinde kabul edilerek 26/03/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi ile süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmuş olup, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre de, 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır.Bu düzenlemeler  gereği dava zamanaşımı 13.03.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine bu tarih dahil olmak üzere durmuştur. Bu durumda davacının dava açabileceği son gün, covid-19 pandemisi nedeni ile duran 95 günlük sürede dikkate alındığında 11/08/2020 tarihidir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2022 gün  2021/13827 Esas ve 2022/10766 Karar sayılı ilamı ) Davacı 13/03/2020 tarihinde eldeki dava bakımından dava şartı olan zorunlu  arabuluculuk  başvurusu yapmıştır. Arabulucu tarafından tarafların anlaşamadığına dair son tutanak ise 12/06/2020 tarihinde düzenlenmiştirArabuluculukta geçen süre başlangıç ve bitiş tarihleri dahil olmak üzere 2 ay 29  gündür.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun \"Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi başlıklı\" 16/2 maddesinde \"Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz\" düzenlemesine yer verilmiştir.  Kanun'un dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen  18/A maddesinin 15. fıkrası ile “ Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez “ düzenlemesine yer verilmiştir.Salgın hastalık nedeniyle duran sürelerinin eklenmesi neticesinde bulunan zamanaşımı süresinin sonu olan 11/08/2020 tarihine, arabuluculuk süreci olan 2 ay 29  günlük süre eklendiğinde, zamanaşımı süresi 10/11/2020 tarihinde dolmaktadır. Hal böyle olunca da 17/06/2020 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı hususunda tereddüt olmadığı gibi, 02/11/2020 günlü ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçirilmediği belirgindir. Bu durumda; mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın,  davanın esasına girilerek, yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olmasında, herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davalı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.2-Davalı vekilinin faiz cinsine ilişkin istinaf itirazına gelince;Her ne kadar ilk derece mahkemesince kazaya karışan her iki aracında ticari araç olduğundan hareketle avans faizine hükmolunmuş ise de; dosyada mevcut olan ve dava dilekçesinde ekli bulunan ruhsat kaydına göre davacıya ait ... plaka sayılı aracın cinsi kamyonet olarak gösterilmekle birlikte, aracın kullanım amacı yük nakli-hususidir. Davalı sigorta şirketi nezdinde  sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın poliçe bilgisine göre kullanım şekli kamyonet olarak işaretlenmiş ise de, söz konusu bu aracın ticari amaçla kullanıldığına ilişkin herhangi bir belirleme mevcut olmadığı gibi, her iki aracın işleteni de gerçek kişidir. Bu durumda uygulanacak faiz cinsinin yasal faiz olması gerekirken, avans faizine hükmedilmiş olması isabetsiz olmuştur.  Ancak, faiz cinsine ilişkin bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun sadece faiz cinsine münhasır olmak üzere kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK. m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle, taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek, hükmün diğer bölümlerine dokunulmaksızın sadece faiz cinsine ilişkin hatalı uygulamanın düzeltilmesi suretiyle, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih ve 2020/269 Esas - 2020/736 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (2) sayılı bentte  açıklanan KABULÜNE, öteki istinaf itirazlarının ise (1) sayılı bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,c-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise  takdiren üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2020 tarih ve 2020/269 Esas - 2020/736 Karar sayılı kararının HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,  a-)Davacının davasının KABULÜ İLE, 13.665,77-TL nin 08/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,b-)Alınması gerekli olan 933,51-TL karar ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 879,11-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,c-)Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 62,50-TL  ( başvurma, vekalet  harcı) davetiye, posta gideri: 116,50-TL, bilirkişi ücreti 600,00-TL olmak üzere toplam: 779,00-TL yargılama giderinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,ç-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,d-)Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, e-)Kullanılmayan gider avansından arta kalanın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd58b787bc97dff2","SID":"e6bbbdaaab44e241"}}