{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>57. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1248 <br>KARAR NO:2024/1508<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/05/2024<br>NUMARASI:2023/609 Esas, 2024/566 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Simsarlık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>KARAR<br>Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13/09/2022 tarihinde Sanayi Bölgesinde Sanayi İmarlı ticari nitelikli arsanın satış bedeli olarak 45.625.000,00 TL belirtilen Arnavutköy ... ... Ada ... Parsel sayılı 2.867 m2 sanayi imarlı taşınmaza ilişkin olarak taşınmaz gösterme belgesi imzalandığını, yer gösterme belgesinin TBK Madde 520'de yer alan koşulları sağladığını ve simsarlık sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmede belirtilen emlakların satın alınması için aracılığı davalı tarafça kabul edildiğini, taşınmaz gösterme belgesine aykırı olarak davaya konu taşınmazın davalının yetkilisi olduğu şirket tarafından sözleşmeyle hüküm altına alınan komisyon alacağı ödenmemek amacıyla müvekkili aradan çıkarılmak suretiyle satın alınmış olması nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL komisyon bedelinin ihtarda belirtilen sürenin geçmesi ile muaccel hale gelen 10/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, davanın taşınmazı satın alan... Şti.'ne ihbarını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 31/10/2022 tarihinde satın alındığını ancak söz konusu taşınmaz davacı firma aracılığıyla değil .. A.Ş.-... A.Ş. Aracılığı ile görüşüldüğünü ve satın alındığını, taraflar yalnızca Arnavutköy ...'da bulunan 310 ada ... parseldeki taşınmaz ve ... ada ... parseldeki taşınmazın gösterilmesi için taşınmaz gösterme belgesi imzaladıklarını, bu taşınmazların müvekkili tarafından satın alınmadığını, simsarlık sözleşmesinde simsarın ücrete hak kazanabilmesi için bu sözleşmenin taraflar arasında kurulmuş olması gerektiğini, 6 numaralı parselde bulunan taşınmaz için yapılan sözleşme gerçeğe aykırı şekilde davacı tarafından 7 olarak değiştirildiğini, sözleşmenin tercüme ile birlikte imzalanmış olduğundan sözleşmenin geçerli olma şartlarını taşıdığını, söz konusu taşınmazla ilgili olarak simsarlık sözleşmesi imzalandığının kabulü anlamına gelmemek üzere simsarlık sözleşmesi ilk olarak .. A.Ş.-... A.Ş. Arasında imzalandığından satış işlemi de yine aynı taraflar arasında gerçekleştirildiğini, uyuşmazlığa konu taşınmazın tapuda müvekkili adına tescilinin 31/10/2022 tarihinde gerçekleştiğini, davacının ise taşınmaza ilişkin tek yetkili satıcı olunduğu lanse edilerek satış ilanı girildiğini, davacının müvekkiline ait taşınmazın satışına ilişkin hiçbir yetkisi bulunmadığını beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 04/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL'yi 890.000,00 TL artırarak toplam 900.000,00 TL talep ettiği, talep edilen tutar üzerinden noksan harcın yatırıldığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince; \" Davanın kabulü ile; 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/02/2023, 890.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 04/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  huzurdaki davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli Mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından, göreve ilişkin itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, söz konusu kararın öncelikle görev yönünden bozulmasının gerektiğini, bu durumun emsal Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, müvekkilinin  söz konusu taşınmazın bulunduğu bölgede bir taşınmaz satın almak amacıyla birkaç farklı firma ile çalıştığını, buna istinaden Arnavutköy ...'da bulunan ... ada ... parsel'deki taşınmaz,  Arnavutköy ...'da bulunan ... ada ... parsel'deki taşınmaz ve Arnavutköy ...'da bulunan ... ada ... parsel'deki taşınmazları gezdiğini ve davacının 23/01/2023 keşide tarihli ihtarnamesinde belirttiği Arnavutköy ... ... ada ... parselde bulunan taşınmaz müvekkili tarafından 31/10/2022 tarihinde satın alındığını, ancak söz konusu taşınmazın davacı firma aracılığıyla değil, ... A.Ş. - ... A.Ş. aracılığı ile görüldüğünü ve satın alındığını,müvekkili ve davacı şirket arasında yalnızca Arnavutköy ...'da bulunan ... Ada ... Parsel'deki taşınmaz ve Arnavutköy ...'da bulunan ... Ada ... Parsel'deki taşınmazın gösterilmesi için Taşınmaz Gösterme Belgesi imzalandığını, ancak bu taşınmazların müvekkili tarafından satın alınmadığını, davacı yan taraflar arasında simsarlık sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu iddia etmiş ise de işbu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taraf ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmelerin ... ve ... Parseldeki taşınmaz için geçerli olduğunu, müvekkilinin ... Numaralı Parseldeki taşınmazı satın almadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu eklerde de açık bir şekilde görüldüğü üzere ... numaralı Parselde bulunan taşınmaz için yapılmış olan sözleşme gerçeğe aykırı şekilde davacı tarafından ... olarak değiştirildiğini,  hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, tahrifat iddialarının doğrulanması amacı ile dosyanın Bilirkişiye gönderilmesi taleplerinin Mahkeme tarafından dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, İşbu sebeple İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın bozulması gerektiğini, dava konusu taşınmazın davacı aracılığı ile satın alınmadığından davacının iddia ettiği simsarlık ücretine hak kazanıldığı düşüncesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının belgeyi hukuka aykırı olarak değiştirmesi, belgede sahtecilik suçunu da oluşturduğunu, tanık deliline dayanmalarına ve tanık ismi bildirmelerine rağmen, İlk Derece Mahkemesi tarafından tanıkların dinlenmediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, vekaletsiz ve yetkisiz iş görme kurumunu alışkanlık haline getirdiğini ispatlamakla birlikte sahibinden.com adlı sitede müvekkili adına tapuda kayıtlı olan taşınmaz hakkında davacı şirket tarafından ilan ve paylaşımda bulunulmasının açıkça suç da teşkil ettiğini belirterek tehiri icra kararı verilmesini, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddini ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasını, davalının görev itirazına ilişkin istinaf talebinin reddini, ...'nun Türk vatandaşı olması ve Türkiyede Şirket ortağı ve yönetici konumunda olacak derece Türkçe bilmesi ve diğer tüm nedenlerle gerçeği yansıtmayan beyanları doğrultusunda yapılan istinaf başvurusu talebinin reddini, İlk Derece Mahkemesi tarafından titizlik ve özenle yapılan araştırma ve yazılı deliller dikkate alınarak verilen kararı doğrultusunda, istinaf talebinde bulunan davalının yeterli inceleme yapılmadığına ilişkin iddiasının dikkate alınmamasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasını, fazlaya ilişkin talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Değerlendirme:Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Hukuk Muhakeme Kanununun  341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;\"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. \" düzenlemesi mevcuttur.Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.  TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.\" hükümlerini havidir. TBK m.520 vd.maddeleri gereğince simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan davalar TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir.Somut olayda, Fatih Vergi Dairesine, Davalı ... (TCKN:  ...)  ile  ilgili  olarak; Vergi Usul Kanunu gereği tutmakla yükümlü olduğu defterlerin isimlerinin tespiti, TTK anlamında tacir olup  olmadığı,  Davacının  işletme  hesabına  göre  mi  yoksa  bilanço  hesabına  göre  mi  defter  tutmakla yükümlü olduğu, İşletme hesabına göre defter tutuyorsa VUK' un 177. maddesi 1. ve 3. fıkrasındaki yazılı limitlerin 2 bendindeki fıkrasında nakdi limitin tamamını aşıp aşmadığı hususlarında bilgi verilmesi ve ilgilinin son beyannamelerinin çıkartılarak gönderilmesi için yazılan yazıya verilen cevapta, şahsın her hangi bir vergi sicil kaydının olmadığı görülmüş olup, 784 062 1561 vergi  kimlik numaralı ... Şirketi ve ... vergi kimlik numaralı ... Şirketi ile ortaklığı olduğu aynı zamanda ... Şirketi' nin de yöneticisi olduğu  ancak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı bildirilmiş olup davalının tacir olmadığı, dolayısıyla davanın nispi ticari dava da olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki simsarlık işinin ticari nitelikte olması da iş bu davayı ticari dava haline getirmeyeceğinden ve görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davalının istinaf itirazının bu aşamada esasa girilmeksizin usulen kabulü ile verilen kararın HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak davanın görev nedeni ile reddine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davalının istinaf başvurusunun usulen KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/05/2024 tarih, 2023/609 Esas, 2024/566 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin GÖREVSİZLİĞİNE,3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli  BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Davalının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine,   6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 03/10/2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4a85edc96a0cb68","SID":"0f494172ac0c67c9"}}