{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/591 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1491<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2018 (Dava) - 02/12/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/1391 Esas - 2021/1082 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/10/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1391 Esas-2021/1082 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından davalılardan ... A.Ş lehine, diğer davalı ...'in müteselsil kefaletiyle düzenlenen genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi hesabının 09/04/2018 tarihinde kat edildiğini, borçlulara 09/04/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12559 sayılı dosyasından borçlular aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla icra takibine geçildiğini, davalı borçluların borca ve takibe vaki itirazı nedeniyle işbu itirazın iptali davasının açılması zorunluluğunun doğduğunu, tüm itirazların haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalıların çıkabilecek her türlü anlaşmazlıklarda müvekkili banka defter ve kayıtlarının kesin delil olacağını kabul ettiğini, müvekkili bankanın defter ve kayıtlarında yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda alacaklarının varlığının doğrulanacağını, ihtarnamenin usulüne uygun bir biçimde düzenlenmiş olup yapılan icra takibinin de usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, borçlular aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı bankanın dava konusu icra takibine dayanak olarak yalnızca banka ticari defter ve kayıtlarını gösterdiğini, ancak her ne kadar müvekkilleri ile banka arasında yapılan sözleşmede her türlü uyuşmazlıklarda davacı bankaya ait ticari defter ve kayıtların kesin delil olacağı hükmü yer alsa da anılan sözleşme hükmünün TBK ve HMK uyarınca hükümsüz olduğunu, şöyle ki; müvekkillerinin davacı yana iddia edildiği miktarda borcu ya da taahhüdü olmadığını, bu hususun tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, davacı bankanın alacaklı olduğunu ve alacak sebebini ispat ile mükellef olduğunu, bankaya ait ticari defter ve kayıtların kesin delil olacağı şeklindeki bir hükmün TBK ve HMK uyarınca kanunun emredici hükümlerini bertaraf ettiğinden hükümsüz olduğunu, zira böylesi bir hükmün, tipik bir genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, karşı tarafa genel işlem şartının varlığı hakkında bilgi verilmemiş veya şartın içeriğini öğrenme imkanı sağlanmamış ya da bu husus hakkında bilgi verilmiş fakat karşı taraf bunu açıkça kabul etmemiş ise genel işlem şartı kapsamında yer alan delil sözleşmesinin yazılmamış sayılacağını, sözleşmeye dürüstlük kuralına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine ya da onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hüküm konulmaması gerektiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla, bir an için davacı banka defter ve kayıtlarının kesin delil olacağı kabul edilse dahi davacı defter ve kayıtlarının münhasıran kesin delil olacağı kararlaştırılmadığından sadece bu defter ve kayıtlara itibar edilerek inceleme yapılması ve buna göre hüküm tesis edilmesinin haksız, yanlış ve hukuka aykırı olacağını, müvekkili ... bakımından, kefalet sözleşmesini imzaladığı sırada veya sözleşme imzalanmadan önce eşinin rızası usulüne uygun olarak alınmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, borçtan sorumlu tutulamayacağını, davacı bankanın, dava dilekçesinde müvekkillerine hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini iddia ettiğini, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerine gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usule aykırı keşide edilmiş olup usule de aykırı tebliğ edildiğini, temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini, alacaklının takip yapma hakkı ve faiz talep etme hakkının doğmadığını, yine genel kredi sözleşmesinde düzenlenen %60 oranındaki temerrüt faiz oranının, genel işlem şartları niteliğinde bir hüküm olmasının yanı sıra TBK'nın emredici hükümlerine de açıkça aykırı olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını, yasal koşullarının oluşmadığını, alacağın likit olmayıp çekişmeli olduğunu beyanla, davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı yan aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelere göre, davalı ...'in diğer davalı şirketin yetkilisi bulunduğu, dolayısıyla kefalete ilişkin eş muvafakatinin gerekmediği, dosya içerisinde yer alan sözleşmeye göre kefaletin şekil şartlarına uygun olduğu, taraflar arasında kredi sözleşmesi akdedildiği ve bu kredi sözleşmesinden dolayı davacının davalı şirkete kredi kullandırdığı, bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere göre davalıların davacıya kullandırılan krediden dolayı bakiye borcunun bulunduğu anlaşılmış olup iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik alınan bilirkişi raporuna ve 23/12/2020 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalara itibar edilmekle, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davalıların İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/12559 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazlarının kısmen iptali ile takibin 32.309,18-TL asıl alacak, 1.113,35-TL işlemiş faiz, 55,66-TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 33.478,19-TL  üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanmasına ve faizin %5 gider vergisinin eklenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın %20 'si oranında hesaplanan 6.695,63-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili tarafından, \"...Sunulan cevap dilekçesinde, bankanın icra takibine dayanak olarak gösterdiği ticari defter ve kayıtlarının TBK ve HMK hükümleri uyarınca kesin delil olarak kabul edilemeyeceği, gönderildiği iddia edilen hesap kat ihtarının usule aykırı şekilde keşide edildiği ve müvekkillerine usulüne uygun bir şekilde gönderilmediğinin ifade edildiğini, ayrıca, davacı tarafından talep edilen %20 icra inkar tazminatının yasal koşullarının da oluşmadığı, zira ihtarın bulunmadığı, müvekkilinin temerrüde düşürülmediği ve alacak kaleminin de likit olmadığı belirtilerek haksız icra inkar tazminatı talebinin reddinin talep edildiğini, öncelikle kararda müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekçelerinin açıklanmadığını, yasal şartların somut olayda meydana gelip gelmediğine dair açıklamaya yer verilmediğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için öngörülen şartların gerçekleşmiş olması gerekmekte olup bunlardan birinin takip konusu alacağın likit olması olduğunu, alacağın bilirkişi raporu ile saptanmış olmasının alacağın likit olmadığını gösterir emare olarak nitelendirildiğini, uyuşmazlık bakımından miktarın alınan bilirkişi raporları doğrultusunda saptanıp mahkemece bu doğrultuda karar verildiğini, hal böyle iken müvekkilinin belirlenebilir ve muayyen olmayan bir takibe yaptığı itiraz sebebiyle müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin, hukuk ilkeleri ve hakkaniyet ile bağdaşmadığını, istinaf kanun yoluna başvurulmasının sebeplerinden bir diğerinin ise müvekkillerine gönderilen hesap kat ihtarnamesinin kanunda öngörülen usule aykırı bir şekilde keşide edilmiş olması ve müvekkillerine usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmemesi olduğunu, müvekkilleri aleyhine temerrüt faizine hükmedilmişse de müvekkillerinin usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürülmediğini, hükmedilen temerrüt faizinin hukuka aykırı olduğunu, verilen kararda alacağın muaccel olup olmadığına ve usulüne uygun bir biçimde temerrüde düşürülüp düşürülmediğine dair açıklamaya yer verilmemiş olup kararın hukuka aykırı hale geldiğini, banka ticari kayıt ve defterlerinin kesin delil olarak nitelendirilemeyeceğini, zira taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca bu delilleri yalnızca bir tarafın (davacının) kullanabileceğinin anlaşıldığı, bu durumun HMK'nın 193.maddesinde düzenlenen delil sözleşmesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu kapsamda, ilk derece mahkemesinde yargılamanın salt bu defter ve kayıtlar üzerinden yürütülmesi ve bu doğrultuda karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı banka ile davalı şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde diğer davalının da müteselsil kefil olduğu, davalı şahsın aynı zamanda davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğunun dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, kredi ödemelerinin aksatılması üzerine hesap kat ihtarı gönderilip akabinde davaya konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davalılar vekili her ne kadar istinaf itirazlarında, banka defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, taraflar arasında imza altına alınan genel kredi sözleşmesinin 6.1.maddesinde açıkça banka defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edileceğine dair delil sözleşmesi yapılmış olduğu, ayrıca mahkemece davalı taraftan da defter ve kayıtlarının sunulmasının istenilmesine rağmen, davalılar vekilinin 22.03.2021 tarihli dilekçesi ile sözkonusu delilleri sunamayacaklarını bildirdiğinin görüldüğü, bu haliyle davalı tarafın bu yöndeki itirazının soyut beyandan ibaret kaldığının görüldüğü, yine her ne kadar davalılar vekili hesap kat ihtarının usule uygun olmadığı itirazında bulunmuş ise de, dosya kapsamındaki hesap kat ihtarının tarafların sözleşmedeki adreslerine usule uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğu, buna göre hesap edilen temerrüt faizinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalıların hesap kat ihtarından sonraki ödemeleri gözetilerek davacı banka tarafından icra takibine konu edilen bakiye ödenmemiş KMH kredisine dair usulünce hesap yapıldığı, son olarak davalılar vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazının da; davaya konu alacağın likit/bilinebilir/belirlenebilir nitelikte olması karşısında kabulü mümkün görülmemekle, davalılar vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalılar vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1391 Esas - 2021/1082 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.286,89 TL istinaf karar harcından peşin alınan 686,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.600,89 TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  23/10/2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9abb8606333b533d","SID":"f6a3adc0becb3f93"}}