{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/502 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1478<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2019/456 Esas - 2021/1120 Karar<br>DAVA             \t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 29/08/2019<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2021 tarihli, 2019/456 Esas ve 2021/1120 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirket hesaplarına ilişkin banka kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin, ... Bankası Şemikler İzmir Şubesinde bulunan 67616722-5001 numaralı hesabından, davalı ...'un 5.250,00-TL'yi 29/12/2015 tarihinde, 7.000,00-TL'yi 05/01/2016 tarihinde, 5.000,00-TL'yi 29/01/2016 tarihinde, 7.000,00-TL'yi 03/02/2016 tarihinde, 8.400,00-TL'yi 29/02/2016 tarihinde, 5.400,00-TL'yi 14/03/2016 tarihinde, 4.000,00-TL'yi 15/03/2016 tarihinde, 1.200,00-TL'yi 30/03/2016 tarihinde olmak üzere toplam 43.250,00-TL'yi temsil yetkisinin sona erdiğini bildiği halde 18/09/2015 tarihli Genel Kurul kararı ile geçerliliği kalmayan, şirketi önceden temsile yetkili olduklarını bildirdikleri imza beyannamesi ve genel kurul kararına dayanarak söz konusu paraları çektiğini, hükümsüz belgeler geçerli imiş gibi banka görevlilerini kandırarak ya da banka görevlilerinin ihmali sayesinde müvekkili şirketin zararına olacak şekilde hesaplardan para çektiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine davalı ... ve başka bankalardan yetkisiz oldukları halde para çeken dava dışı diğer iki şüpheli hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturma neticesinde ekte sundukları iddianame ile Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2018/515 Esas sayılı dosyasında sanıkların yargılanmasına başlandığını, 18/09/2015 tarihi itibariyle müvekkili şirketi temsile yetkili tek kişi ... olup, bu husus Ticaret Sicili Gazetesinde 05/10/2015 tarihinde ilan edildiğini, dolayısıyla davalı bankanın, ilan edilen hususu bilmediğini ileri sürmesinin olanaklı olmadığını, temsil yetkisine haiz olmayan kişinin mevduat hesabından para çekmesi halinde, mevduat sahibi çekilişe muvafakat veya icazet vermez ise, bankaya karşı olan alacağının aynen devam edeceğini, taraflarınca davalı ... Bankası'na Kadıköy 24. Noterliği kanalıyla 22/06/2018 tarihli 12806 yevmiye numaralı ihtarname çekilerek yetkisiz kişilere müvekkili şirket temsilcisinin bilgisi ve onayı olmadan yapılan ödemelerin şirket hesabına iadesi talep edildiğini, tüm bu hususlara rağmen davalılar tarafından ödeme yapılmadığından dava konusu icra takibi başlatıldığını ve icra takibine yapılan kötü niyetli itiraz neticesinde de huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, açıklanan nedenlerle İzmir 5. İcra Dairesi 2018/13219 E. sayılı dosyasına davalı borçlular tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br> Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin önceki hakim ortağı olduğunu, bu şirketin %80 hissesi davacı şirketin şu anki yetkilisi ... tarafından müvekkilinden senetler karşılığı satın alındığını, davalı şirketi alan kişinin  vermiş olduğu üç adet 300.000.TL bedelli senedi ödemekten imtina edince taraflar arasında tam bir hukuk savaşı başladığını, bu meyanda gerek müvekkili ve gerekse davacı (...) tarafından gerek müvekkili aleyhinde ve gerekse şirketin eski ortağı ... ve çalışanları hakkında çeşitli icra takipleri, şikayetlerde bulunmak yoluna gidildiğini, halen taraflar arasında devam eden çok sayıda icra takibi, ceza davası ve hukuk davaları mevcut olduğunu, müvekkili şirketin hisselerini devrettikten sonra İzmir, Karşıyaka'da faaliyetine devam eden şirketin işlerini davacının talebi ve izni ile takip ettiğini, hem %10 ortaklığı ve hem de şirket çalışanı olarak işine devam ettiğini, bu meyanda diğer %10 ortak olan ...’nın da aynı koşullarda işe devam ettiğini, bu tarihlerde şirketin işlerinin takibinin kolaylığı bakımından bankalardaki yetki belgelerinin kullanımına yeni ve hakim ortak olan ...’ın izni ile devam edildiğini, dava konusu edilen, hesaplardan izinsiz olarak çekildiği bildirilen paraların tamamen şirket işlerinde kullanılmak üzere müvekkilinin ve dava dışı diğer ortak ... tarafından gerekli ödemelerin yapılabilmesi için çekildiğini ve şirket işlerinde kullanıldığını, Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/515 E. sayılı dosyası içerisine bilirkişi ... tarafından sunulan 23.08.2019 tarihli ayrıntılı rapor incelendiğinde müvekkilinin yaptığı tüm işlemlerin usulüne uygun ve şirket işlerinin takibi için gereken işlemler ve ödemeler olduğunun görüleceğini, ayrıca ceza dava dosyası içerisinde mevcut ses kaydı içeren flash belleğin çözümünden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin yapmış olduğu işlerden, banka işlemlerinden davacı şirketin yetkilisi ...'ın bilgi sahibi olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Bankası vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, söz konusu eski şirket yetkililerinin müvekkili bankadan para çekmesinde de müvekkili bankanın hiçbir hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemelerin 29.12.2015 tarihi ile 30.03.2016 tarihleri arasında yapıldığını, her ne kadar bu süreçte diğer davalı olan ...'un yetkileri sonlanmış olsa da kendilerinin de doğruladığı üzere aynı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, belirtilen bu tarihler arasında aynı şirket bünyesinde çalışan ayrıca şirketin eski temsilcisi olan bu şahısların yeni temsilci olan ...'ın bilgisi dışında şirkettin mevduat hesabından para çekmelerini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, banka ile imzalanan sözleşmesi gereği de yetki değişikliklerinin bildirilmesi gerektiği hususu ve eski yetkinin sona erme tarihi de geçmemiş olması dikkate alınarak müvekkili davalı bankanın sorumluluğunun olmadığının sabit olduğunu, Kadıköy 24. Noterliğinden 22 Haziran 2018 tarihinde davacı yanca ihtar çekildiğini ve ...'ın tek temsilci olduğunun belirtildiğini ve yine davacı yanın belirttiği üzere 18.09.2015 tarihinde şirket yönetimini ve temsilini üstelenen kişi olan  ...'ın  yetkileri aldığı tarihten yaklaşık 3 yıl sonra bu ihtarı çektiğini, yetkilendirildiği tarihten sonra basiretli tacir olarak çalışmakta olduğu bankaya gidilerek durumu bildirmesi gerekirken bildirmemesi davacı yanın 3 hesap dönemi geçirildikten sonra bu şekilde hakkını kullanmak istemesi bile hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, yetki değişikliği durumunda müşteri gerçek veya tüzel kişinin bunu bankaya yazılı olarak bildirmesinin gerektiğini, bankaya sözleşme esnasında verilen noter onaylı yetki belgeleri, yazılı bir değişikliği içeren ihtara veya bildirime kadar geçerli olduğunu, bunun dışında müvekkili bankanın her müşterisi olan şirketi araştırmak, yetkili kişileri takip etme zorunluluğunun bulunmadığını, banka gibi yoğun çalışan şirketlerin onca iş yükü arasında özel olarak davacı yanın iddia ettiği gibi bir araştırma yapmasının hayatın olağan akışında güç hatta imkansız olduğunu, davanın ilk olarak zamanaşımı nedeni ile reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...Dosya kapsamında toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı şirket yetkilisi ...'ın sürekli olarak İzmir'de ikamet etmediğinin sabit olduğu, nitekim şirket merkezinin 26/12/2016 tarihinde İstanbul iline taşındığının 04/01/2017 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, her ne kadar davacı tarafça davacı ile aralarında husumet olduğu ileri sürülmüş ise de dinlenen tüm tanıkların beyanlarının dosya kapsamında elde edilen diğer delillerle uyumlu olduğu, davalı ...'un ve yine başka dosyalarda haklarında davalar açılmış olduğu anlaşılan diğer davalıların davacı şirket adına çekmiş oldukları paraların davacı şirketin ticari defterlerine işlenmiş olduğu, davalının para çekme işlemlerinin ticari defterlere işlenmesi nedeniyle davacı şirket yetkilisinin bu durumu bilmediğini ileri süremeyeceği, keza davalının zarar kastı ile yapmış olduğu para çekim işlemlerini ticari defterlere işletmesinin de olağan hayat akışına ve davacının suç isnadına uygun bir davranış biçimi olamayacağı, davacı şirket yetkilisinin her an gözetim ve denetimi altında bulunan ticari defterlerdeki kayıtlarda nakit akışını çok rahat bir şekilde görebileceği, keza günümüz teknolojik imkanları dahilinde davacı şirkete ait hesaplardan yapılan para çekimlerinin de rahatlıkla görülebileceği, bu hususlar gözetildiğinde davalının yapmış olduğu para çekimlerinin davacı şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davalının her ne kadar şirketi temsil yetkisi sona ermiş ise de davacı şirket yetkilisinin bilgisi ve izni dahilinde yapmış olduğu, ticari defterlere de işlenen para çekimlerinin salt bu nedene dayalı olarak şirketi zarara uğrattığından bahsedilemeyeceği, her ne kadar davacı şirket ile aralarında husumet bulunsa dahi tanık beyanlarının dosya kapsamında elde edilen diğer delillerle uyumlu olduğu, şirket işleyişini bilen tanıkların salt husumetlerinin bulunması nedeniyle beyanlarının geçersiz sayılmaması gerektiği, diğer somut delillerle desteklenen tanık beyanlarının hükme esas alınabileceği, bu yönden yapılan değerlendirmede tanıkların ittifakla davacı şirket yetkilisinin kendi talimatı ile para çekme işlemlerinin gerçekleştirildiğini beyan ettikleri, çekilen para miktarlarının davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasının tanıkların bu yöndeki beyanlarını itibar edilebilir kılacağı değerlendirilmiştir. Kaldı ki, davacı şirket tarafından yetki değişikliği 22/06/2018 tarihli ihtarname keşidesine kadar davalı bankaya yetki değişikliği bildirimi yapılmamış olup, davacı şirketin faal bir şirket olduğu ve bankacılık işlemlerini sürdürmesi gerektiği, davalı ...'un davacı şirket adına bu işlemleri yürütmüş olduğunun ticari defter kayıtları ve diğer dosya kapsamı ile uyumlu tanık beyanları ile sabit olduğu, davacı şirket yetkilisinin bilgisi, izni ve talimatları doğrultusunda para çekme işlemlerinin gerçekleştirildiği kanaati oluşmuştur. Ayrıntılı gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere, davacı şirket tarafından davalının şirket yetkisi sona erdiği halde yetkisiz olarak para çekimi yapıldığı ileri sürülmüş ise de, davalının yapmış olduğu para çekimlerinin davacı ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davacı şirket yetkilisinin para çekme işlemlerinden bilgisinin olmadığı iddiasının hayatın olağan akışı ile uyumlu olmadığı, davalının zarar verme kastı ile yapmış olduğu para çekme işlemlerini ticari defterlere kaydettirmesi için bir neden bulunmadığı, davacı şirket yetkilisinin gerek ticari defterler gerekse banka kayıtlarından davalının yapmış olduğu para çekimlerini kolaylıkla tespit etmesinin mümkün olduğu, dinlenen tanık beyanları ile dosya kapsamının uyumlu olduğu ve her ne kadar davacı şirket ile husumetleri bulunsa dahi tanık beyanlarının dosya kapsamı ve olağan hayat akışı ile uyumlu beyanlarının muteber kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında davacı vekilince davalı banka tarafından davacı şirket yetkilisi ...'a gönderilen 18/04/2016 tarihli mail gerekçe gösterilerek davalı banka  Kozyatağı Şubesi ile 2016 yılı içerisinde mail çalışması yapıldığı, bu nedenle davalı banka nezdinde şirketin yetki durumuna ilişkin evrakların araştırılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacı şirketin kendi sunmuş olduğu şirket yetki belgelerine ilişkin kayıtlardan dava tarihinde haberdar olması gerektiği, bu nedenle iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında bu delile dayanılamayacağı değerlendirilerek bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Kaldı ki aksi düşünülse dahi davalı ... tarafından yapılan para çekim işlemlerinin 29/12/2015-30/03/2016 tarihleri aralığında yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin 18/04/2016 tarihi itibariyle bankadan şirket hesaplarına ilişkin bilgi aldığı, davacı şirket yetkilisi bilgisi dışında para çekimi olmuş ise en geç bu incelemeler sırasında bu işlemlerden haberdar olunabileceği gözetildiğinde sunulan delilin süresinde olmadığı gibi davacı lehine bir sonuç da ortaya çıkarmayacağı değerlendirilmiş, bu yönde bir araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir. Mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacı şirketin yetki değişikliği sonrasında önceki şirket yetkilisinin şirket çalışanı olarak çalışmaya devam ettiği, diğer davalı banka nezdindeki şirket hesaplarından nakit para çekimi yapılarak şirket ticari defterlerine kaydedildiği ve şirket faaliyetlerinin belirli bir süre bu şekilde yürütüldüğünün anlaşıldığı, davacı şirket yetkilisi tarafından bu durum bilinmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak davalılar aleyhine icra takibine girişildiği değerlendirilmiş, kötü niyet tazminatı talebinde bulunan davalı ... lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Davalı ... Bankası tarafından kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığından tazminata hükmedilmediği..\" gerekçesiyle \"...Davanın reddine, davacı takipte haksız ve kötü niyetli görüldüğünden reddedilen dava değeri üzerinden %20 oranında hesaplanan 13.272,93-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı bankaca her ne kadar müvekkili şirketin yeni temsilcisi olduğu bildirimi yapılmadığı ve bankaya bildirim yükümlülüğü olması gerektiği ileri sürülse de, davacı tarafça mahkemeden talep edilen, davalı banka genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak, müvekkili şirket yetkilisince bankada yapılan iş ve işlemler, kredi çalışmasının tespitinin yapılıp yapılmadığı hususları incelenmemiş olup, mahkemece davanın esasına etki edecek deliller toplanılmadığını ve dolayısıyla eksik incelemeden dolayı hatalı karar verildiğini, davalı banka ''Sözleşmesi gereği de yetki değişikliklerinin bildirilmesi gerektiği hususu ve eski yetkinin sona erme tarihi de geçmemiş olması dikkate alınarak müvekkili davalı bankanın sorumluluğunun olmadığının sabit olduğunu, davacı yana ait dava dilekçesinde sunulu bölümde müvekkili şirketin şirketi temsile yetkili kişilerin bilmemesinin mümkün olmadığı ileri sürülse de, eski şirket yetkilileri ile banka personeli arasında sürekli olarak iş ve işlem yapıldığından banka personeli ile aralarında bir güven ilişkisi oluştuğunu......''  beyanları bankanın kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, mahkemenin bankanın beyanlarına itibar edip banka yönünden de davanın reddine karar vermesinin izah edilemeyeceğini, banka burada tam kusurlu olmasından dolayı açıklanması gereken bir hususun olmadığını, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bilirkişiye tevdi edilen ticari defterler üzerinde yapılan incelemede ''... tarafından çekilen ve kendi hesabına EFT olarak gönderilen paraların toplam miktarı 83.621,00-TL olduğunun'' tespit edildiğini ve aynı zamanda ticari defter kayıtlarında olduğunun da belirtildiğini, mahkemenin de tespit ettiği üzere, müvekkili şirket yetkilisi İzmir ilinde şirket merkezi İzmir'de olduğu tarihlerde yaşamadığını, mahkemenin belirtmiş olduğu hususların tam aksine her an ticari defterlerin inceleme imkanının da bulunmadığını, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince Mali Müşavir Bilirkişi ...'a tevdi edilen dosyada düzenlenen raporda ''şirketin banka hesaplarından çekilen tutarların şirket resmi kayıtlarında olduğu, çekilen paraların şirket kasasına ya da ortaklar cari hesabına kaydedildiği, kasadan yapılan ödemelere de hiç bir itirazın bulunmadığı, kasada sayım eksiği ya da fazlası şeklinde bir tutanağın bulunmadığı, ortaklar cari hesabı incelendiğinde, sanık ...'in cari hesabının 166.692,31 -TL borçlu olduğu, bu borcun 2017 yılına devrettiği\" şeklinde rapor düzenlediğini, şirket merkezinin 26/12/2016 tarihinde İstanbul iline taşındığının 04/01/2017 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, şirket merkezi İstanbul iline taşındıktan sonra ticari defterler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, davalı ... ve diğer dava dışı tanıkların da yetkileri olmadığı halde yetkisiz olarak bankalardan para çekme işlemleri yaptıklarının tespit edildiğini, hali hazırda ...'un müvekkili şirkete olan borcundan dolayı aleyhine icra takibi başlatılmış olup, başlatılan takibe itiraz etmesinden dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/48 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasının derdest olduğunu,  diğer dava dışı ...'nın da müvekkili şirkete 176.247,67 TL borçlu olduğunun aynı raporda tespit edildiğini, aynı zamanda  ... hakkında .... Bankası'ndan yetkisiz olarak çekmiş olduğu paralar nedeniyle hakkında yapılan icra takibine itiraz etmiş olduğundan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/522 esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ..., 2016 yılı içerisinde ... Bankası Kozyatağı kurumsal şubede kredi çalışması yaptığını, yapılan çalışmaya istinaden müvekkili şirketin yeni temsilcisi olduğuna dair bütün evrakları bankaya sunduğunu, dolayısıyla bu evrakların sunumuyla bankaya bildirimin de yapıldığını, banka kayıtları incelendiğinde bankada bütün evrakların kayıtlı olduğunun görüleceğini, ayrıca  ... Bankası Şemikler şubesi personelince mahkeme dosyasına da sunmuş oldukları ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere 18 Nisan 2016 yılında müvekkili şirket yetkilisine, şirketin 18/04/2016 tarihi itibariyle şubelerindeki risk durumu bildirimi mail yoluyla yapıldığını, bu eklerin dava dosyasına sunulduğunu, mahkemece sadece mail yoluyla yapılan bildirimin dikkate alındığını ve para çekme işlemleri  tarihinden sonra olduğu gerekçesi ile dikkate alınmadığını ancak dava dilekçelerinde, cevap ve beyan dilekçelerinde Banka Genel Müdürlüğü'ne sorulmasını istedikleri hususlar sorulmamış olup ve banka kayıtları incelenmeden karar verdiğini, eksik inceleme yapılarak davalarının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bankaların güven kurumları olduğunu, hesaptan para çekim işleminin temsile yetkili kişi tarafından bizzat, temsile yetkili olduğu belgeler ve işlem için kabulü mümkün olan resmi kimlik belgesi ile mümkün olduğunu ya da temsile yetkili kişinin bankaya hitaben yazacağı yazılı talimat üzerine bankaca yetkiliden teyit alındıktan sonra 3. kişilere bankaca şirket hesabından ödeme yapılmasının mümkün olduğunu, müvekkili şirketin yetki değişikliğini bildirme zorunluluğunun bulunmadığını, davalı tanıklarından ...., yine davalı tanığı eski şirket temsilcisi ...'ın eski eşi olduğunu ve şirketi temsil yetkilerinin sona erdiğini de bildiğini, 18/09/2015 tarihi itibariyle müvekkili şirketi temsile yetkili tek kişi ... olup, bu husus Ticaret Sicili Gazetesinde 05/10/2015 tarihinde ilan edildiğini, dolayısıyla bu kişilerin tanık olarak ... lehine dinlenilmeleri ve tanık beyanları doğrultusunda dosyanın karara bağlanması aynı zamanda  davalı bankanın, ilan edilen hususu bilmediğini ileri sürmesinin olanaklı olmadığını, davalı banka tacir olup basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, davalı ...'in cari hesabının 166.692,31 -TL borçlu olduğunu, bu borcun 2017 yılına devrettiği hususu dikkate alınmadığı gibi zarar kastının olmadığına vurgu yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  gerekçeli kararın 13. maddesinde; ... lehine %  20 oranında kötü niyet tazminatına hükmettiğini, bu kararın usule ve yasaya aykırı olup tamamen hatalı olduğunu, re’sen dikkate alınacak nedenlerle; başvurularının kabulüne, kararın, inceleme neticesinde müvekkilinin lehine kaldırılmasına/bozulmasına, eksikliklerin mahkemece tamamlanarak ve yeniden yargılama yapılarak davacı tarafça açılan davalarının kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, İİK 67. maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır.<br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından<br> istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Somut olayda, itirazın iptali davasına konu icra takibinin dayanağını davalı ...'un davacı şirketi temsil yetkisi sona erdiği halde, davalı banka nezdindeki davacı şirket hesabından usulsüz para çekme işlemleri oluşturmaktadır.<br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/407 Esas, 2021/447 Karar sayılı dosyasında, davacı ... A.Ş. tarafından davalı T.C. ... Bankası A.Ş.'ye karşı açılan, davacı şirketteki hisse devri nedeniyle temsil yetkisi sona eren dava dışı eski şirket temsilcisi ... tarafından davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesabından yapılan tahsilat nedeniyle bankanın sorumluluğundan kaynaklı itirazın iptali istemli açılan davada, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin 19.04.2024 tarihli, 2021/1600 esas, 2024/800 karar sayılı ilamı ile \"eski yönetici ... tarafından çekilen dava konusu 20.045,00 TL'nin şirket kasasına alındığı, bu hususta davacının kendi defterlerinde paranın şirket kasasına girdiği yönünde kaydın bulunduğu, ayrıca şirket yönetimindeki değişikliğin banka şubesine bildirilmesinin ticari hayatın bir gereği, basiretli tacirin görev ve sorumluluğunda olduğu, bu itibarla davalı bankanın somut olayda kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı\" gerekçesiyle davacı tarafın istinaf isteğinin esastan reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.<br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/408 Esas - 2021/323 Karar sayılı dosyasında, yine davacı ... A.Ş. tarafından davalılar ..., ... ve ... Bankası A.Ş.'ye karşı açılan, davacı şirketteki  hisse devri nedeniyle vekalet görevi sona eren davalı ....'un, diğer davalı ...'a verdiği yetki belgesi üzerine davalı banka nezdindeki hesabından çekilen para nedeniyle davalılar hakkında açılan itirazın iptali istemli davada, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 01/02/2024 tarihli, 2021/1154 esas, 2024/176 karar sayılı ilamı ile davacı tarafın istinaf isteğinin esastan reddi üzerine  anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Eldeki davaya konu para çekme işlemleri nedeniyle davalı ... ile dava konusu olmayan bir kısım bankacılık işlemlerini yapan dava dışı ..., ... hakkında sanık sıfatıyla, müşteki davacı şirkete karşı, hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kredi kartının izinsiz kullanılması suçlarından cezalandırılmaları istemiyle Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda verilen 09/12/2019 tarihli, 2018/515 esas, 2019/526 karar sayılı karar ile sanıkların davacı şirketi temsil yetkileri sona ermesi nedeniyle usulsüz şekilde bankalardan çektikleri paraların şirketin ticari defter kayıtlarına işlendiği, bu paraların zimmetlerine geçirilmediği hususu bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, sanıklar hakkında atılı suçlardan delil yetersizliğinden ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, anılan kararın İzmir  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. CD'nin 22/10/2021 tarihli, 2020/110 esas, 2021/1560 karar sayılı ilamı katılan davacı şirketin istinaf isteği reddedilerek kesinleştiği tespit edilmiştir.<br> Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/515 esas, 2019/526 karar sayılı dosyasında davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 23/08/2019 tarihli raporda, davalı ... tarafından, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesabından nakit çekilen tutarın 43.250,00 TL, kendi hesabına havale edilen tutarın 32.873,00 TL olduğu, söz konusu banka işlem kayıtlarının tamamının davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiği belirlenmiştir.<br>Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin yetkilisi ...'ın, davalı ... ve dava dışı ...'nın bir kısım hisselerini devralarak davacı şirkete ortak olduğu, 18/09/2015 tarihli Genel Kurul kararı ile davalı ... ile dava dışı ...'nın temsil yetkisine son verilerek, dava dışı ...'ın davacı şirketi 3 yıl süre ile münferiden temsile yetkili kılındığı, anılan kararın 05/10/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davalı ...'un temsil yetkisi sona erse de halen davacı şirketteki ortalığının devam ettiği, davalı ...'un temsil yetkisi sona erdikten sonra çeşitli tarihlerde davacı şirketin diğer davalı ... Bankası nezdindeki para çekme işlemleri nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığı iddia edilerek icra takibi başlatıldığı ve davalı boçluların takibe itirazları üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davacı şirket ile davalı banka aralarındaki Mevduat Hesabı Sözleşmesi'nin ı. maddesi uyarınca tüzel kişi yetkililerinin, yetkilerinin sona erdiğinin bankaya yazılı olarak bildirilmediği sürece tüzel kişiyi temsile yetkili olduklarının kabul edileceğinin öngörüldüğü, davacı şirketin, temsil yetkisindeki değişikliği davalı bankaya resmi olarak bildirmediği, davalı banka tarafından yapılan davacı şirketin ortağı olan ve mevduat sözleşmesinin imzalandığı tarihte yetkilisi bulunan davalı ...'a yapmış olduğu ödemelerin bankacılık mevzuatına aykırılık teşkil etmediği, davacı ...'nın temsilcisi ...'ın tek yetkili temsilci olarak yetki aldığı 18/09/2015 tarihinden  yaklaşık üç yıl sonra 22/06/2018 tarihinde Kadıköy 24.Noterliği tarafından ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğüne keşide edilen 12806 yevmiye nolu ihtarnamenin çekildiği, davacı şirket temsilcisinin 2015 yılında temsilci seçilmesinden 3 yıl sonra 2018 yılında yaptığı şikayet üzerine açılan Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/515 Esas - 2019/526 Karar sayılı dosyasında, davacı şirketin ve dava dışı temsilcisi ...'ın katılan sıfatı ile yer aldıkları davada, davalı sanık ... ve dava dışı  şirketin önceki temsilcisi olan sanık ... ve çalışanı ... hakkında birden çok suçlama ile açılan davada  beraat kararı verildiği, karara katılanlar tarafından yapılan itiraz üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. C.D.'nin 2020/110 Esas - 2021/1560 Karar Sayılı kararı ile beraat kararlarının kesinleştiği, dosya kapsamına göre davacı şirket yetkilisi ...'ın başka şehirde yaşadığı halde şirketin işlerinin uzunca bir süre eski temsilcileri davalı ... ve dava dışı  ... tarafından yürütüldüğü, dolayısıyla davacı şirketin yeni temsilcisinin şirketin iş ve işlemleri ile mali durumu hakkında bilgi sahibi olmamasının aradan geçen süre nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu; ceza dosyasında dinlenen tanık beyanlarına göre ...'ın davacı şirketin hisselerini devralmasından sonra da davalı ...'in aynı şekilde davacı şirket adına işleri yürüttüğünün anlaşıldığı, yine ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalı ... tarafından davalı banka nezdindeki davacı şirket hesabından çekilen tüm paraların davacı şirketin ticari defterlerine işlendiği, eldeki davaya konu icra takibinin dayanağının davalı ... tarafından davalı banka nezdindeki davacı şirket hesabından usulsüz para çekme işlemlerine dayandığı, itirazın iptali davasının sıkı sıkıya icra takibine bağlı olduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin davalı ...'dan cari hesap alacağının mevcut olduğu yönündeki tespitin eldeki itirazın iptal davasında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... lehine kötüniyet tazminatı verilmesi koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2021 tarihli, 2019/456 Esas ve 2021/1120 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51212383e2683cb5","SID":"1fb7980eaab556f9"}}