{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2022/898 <br>KARAR NO:2024/1084<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/09/2020<br>NUMARASI: 2018/301 Esas, 2020/340 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:10/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili, davalı firma ile 09/05/2017 tarihli \"Satın Alma Sözleşmesi\" ile aralarında mutabık olunduğunu, sözleşme koşulları gereği ürünlerin üretim ve teslim şartları, geç kaynaklanabilecek her türlü hukuki netice ile fesih dahil sözleşmede aykırılığa bağlanan tüm sonuçların açıkça belirtildiğini, müvekkili şirketin davalı firmaya ilk siparişin 12/05/2017 tarihinde gönderildiği ve buna bağlı olarak 245.000,00 TL avans ödemesinin davalı firmaya 18/05/2017 tarihinde yapıldığını, sipariş formunda davalı firma tarafından ürünlerin teslim edilmesi gereken tarihin açıkça belirtildiğini, belirtilen tarihlere uyulmadığı takdirde uygulanacak yaptırımın sözleşme metninde açıkça belirtildiğini, davalı firmanın sipariş formunda belirtilen ürünleri süresinde teslimin belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirket davalı firmaya sözleşmede belirtilen edimlerin uygulanmaması halinde cezai şartların uygulanacağını bildirdiğini, davalı firmanın cezai şartların uygulanmaması için müvekkili şirketi aradıklarını ve sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiklerini beyan ettiklerini, müvekkili şirketin 25/08/2017 tarihli ihtarname ile davalı firmaya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini hatırlattıklarını, bedelinin %25'i peşinen ödenen ve sözleşmeye göre kesinleşmiş siparişlere konu tüm ürünleri, sözleşmeye uygun şekilde ve süresinde teslim etmesini talep ve ihtar ettiklerini, davalı firmanın söz konusu ürünleri şifahi olarak teslim edemeyeceklerini açıkça beyan ettiklerini, müvekkili şirketin 22/09/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeden kaynaklanan fesih hakkını da kullanarak hem sözleşmenin feshi beyanında bulunduğu hem davalı firma 09/05/2017 tarihli sözleşmenin m.5 hükmü gereğince temin tarihi %30'u geçen kesinleşmiş siparişlerin toplam bedelinin %30'u tutarında bir miktarı müvekkili şirkete ödemekle mükellef olduğunu, buna uygun sipariş edilen ve teslim edilmeyen ürün bedelleri toplamının %30'u olarak düzenlediğini, ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı firmanın takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili,  sözleşmede bahsi geçen kalite standartları formunun müvekkili şirkete teslim edilmediğini, verilen siparişte ürünlerin dikim ve paketleme süreçlerinde kullanılması gerekli etiket grubunun tasarımları, vektörel çizimleri, barkodları davacı firmadan kaynaklanan sebeplere bağlı olarak zamanında tamamlanmadığını, tüm gecikmelerin davacı firmanın kendisine bağlı sebeplerle meydana geldiğini, müvekkili firmanın 23/08/2017 tarihli  ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiklerini, davacı firma sözleşme feshedildikten sonra 2 adet aşım bedeli faturası gönderdiklerini, sözleşmenin haklı sebeplerle feshi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararlar peşinat ödemesinden daha fazla olduğunu, takas-mahsup işlemi yapıldığını, müvekkilinin alacaklı duruma geçmesi sebebiyle takibe konu peşinat bedeline itiraz ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  davacının davasının kısmen kabulüne, ... sayılı icra dosyasına konu 245.000,00-TL \"avans\" niteliğindeki asıl alacak miktarına yönelik davalının itirazın iptali ile bu kısım yönünden takibin aynen devamına, hükmedilen 245.000,00-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtildiği üzere ... Bankasının  kısa vadeli kredilere uyguladığı ticari avans faizinin değişen oranlarda uygulanmasına, hükmedilen 245.000,00-TL asıl alacağın %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin sübut bulmadığından reddine, davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin ve sübut bulmayan takas talebinin  reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, davalıdan cezai şart talep edilemeyeceği yönündeki kararın haksız olduğunu, 19.07 2017'de atılan mailde davacı tarafından sipariş edilen ürünlerin renk, ebat ölçülerinin ve hassaslık değerlerinin bildirilmediğini, davalı şirketin mailde bahsettiği model ve üretim girişlerinin planlayamayacağının açık olduğunu, sözleşmenin 3.3.maddesinde davalının bu hususlarda talepte bulunabileceğini, ancak talepte bulunmadığını, bunun bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, bu mail ile davacıya hiçbir şekilde kusuru yüklenemeyeceğinin kanıtlandığını, 19.07.2017'de siparişe konu ürünlerin sorunsuz olarak ve zamanında teslim edileceğini beyan eden, davacıdan talepte bulunmayan, herhangi bir eksiklikten bahsetmeyen davalının 14.08.2017'de ise teslimatta iki aya varan gecikmeler yaşanacağını beyan etdiğini, davacı şirketin sözleşmeden kaynaklanan gecikme cezasını uygulayacağını beyan etmesi sonrasında ise sadece bir hafta sonra tek taraflı beyanla sözleşmeyi feshettiğini beyan etme yoluna gittiğini, davalının basiretli davranmadığını ve kendi kusuruyla üretim organizasyonunu düzgün yönetmediğini, davalı şirketin kusurlu davranışı ile sipariş edilen ürünlerin zamanında teslim edemediğini, işi üçüncü kişiye yaptırdıklarını, 4-5 haftada avans almaksızın tamamlanan işin, davalı tarafça mayıs ortasından ağustos sonuna kadar yetiştirilemediğini, bunun sorumlusunun davalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, mahkemenin mahsup savunmasını araştırılması ve ispatı için davacı defterlerinde bu hususta kayıt bulunması gerektiğini, uğranılan zararın somutlaştırılmadığı yöndeki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davacı tarafça kumaşın nitelikleri ve model ölçüleri verilmemesine rağmen risk alarak kumaş tedarik ettikleri ve bir kısım modellerin üretimini yaptıklarını, iş gücü kaybı olduğunu ve üretim karından mahrum kaldıklarını, davalı zararına ilişkin bilgilerin davacı defterlerinde yer almasının de mümkün olmadığını, mahkemenin HMK’nın 222. maddesini yanlış yorumladığını, davalı nezdinde yapılacak bir inceleme neticesinde sözleşme nedeniyle uğraşılan zararların kolayca hesaplanabilecekken mahkemenin incelemeyi reddettiğini, bu nedenle zararı ispatlamalarının mümkün olmadığını, eksik inceleme yapıldığını, icra inkar tazminatı verilmesi, kötü niyet tazminatı verilmemesi ve takas taleplerinin reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Davacı iş sahibi sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğini iddia ederek 245.000 TL avans bedelinin iadesi ile termin programına uyulmaması nedeniyle gecikmeden kaynaklı ceza alacağı talebinde bulunmuş, davalı ise sözleşmeyi hakkı nedenle feshettiğini belirterek uğradıkları zararın daha fazla olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.Sözleşmenin davalı yüklenici tarafından haklı nedenle feshedildiğine yönelik mahkeme kabulü usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur.Eser sözleşmesinin yüklenici tarafından haklı nedenle feshi halinde sözleşme geriye etkili olarak sona erer. Bu durumda yüklenici kar kaybı ve menfi zarar kapsamında fiili zararlarını talep edebilir. İş sahibi ise, ancak ödediği paranın geri iadesini i̇steyebilecektir.Somut olayda davacı yargılama aşamasında açık bir şekilde kar kaybı alacağı talep etmemiş, diğer fiili zararlara yönelik ise mahkeme kabulünde belirtildiği üzere somutlaştırma yapılarak zarar ve miktarını(cepten çıkan para) somut olarak ispatlamamıştır. Her ne kadar istinaf itirazında, ticari defterlerin incelenmesi halinde zararın ispatlanacağı ileri sürülmüş ise de sadece davalının kendi defterine geçmiş kayıtların kendi lehine delil olamayacağından buna yönelik eksik incelemede bulunmamaktadır.Ayrıca alacak likit,belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi, kötüniyet tazminatı şartları mevcut olmadığından bu talebin reddine karar verilmiş olması da doğru olmuş, diğer istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının  HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2020 tarih ve 2018/301 Esas, 2020/340 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 16.735,95 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 4.243,28‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 12.492,67‬‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile  bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ecd09464971db1eb","SID":"605bfa1cb8327ff0"}}