{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2022/837 <br>KARAR NO:2024/1065<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/11/2020<br>NUMARASI:2018/338 Esas, 2020/536 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:09/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı iş sahibi,  davalı/borçlu ile iki adet alt yüklenici sözlemesi imzalandığı, söz konusu sözleşmelere göre davalı firma Araban/Gaziantep ve Talas/Kayseri’de inşa edilecek güneş santrallerine ilişkin mekanik ve harfiyat işlerini ifa etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkili firma her iki şantiyenin malzeme ve giderleri için davalı firmaya toplamda 147.250,00 TL. tutarında avans ödemesinde bulunduğunu, buna dair 07.03.2017 tarihli Gaziantep projesi için 98.750,00 TL. ve Kayseri projesi için 48.500,00 TL dekontların dava dilekçesi ekinde bulunduğu,  davalı tarafın işe başladıktan bir süre sonra işi layıkıyla yerine getirmediğini, işleri ayıplı ve eksik olarak yaptığının anlaşıldığını, ayrıca iş sahibinden gelen bir takım şikayetler üzerine akdedilen sözleşmelerin feshedildiğinin davalıya bildirildiğini, davalı tarafın müvekkiline gönderdiği 20.04.2017 tarihli elektronik postanın özünde fesih işlemininde davalı tarafından kabul edildiğini, Kayseri ve Gaziantep şantiyeleri için yapılan haracamaların gönderilen paradan mahsup edildikten sonra bakiyenin müvekkile geri gönderileceğinin belirtildiğini, bunun bir şekilde ikrar olduğunu, ancak davalı tarafından bugüne kadar müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığı ve açılan icra davasına kötü niyetli bir şekilde itiraz edildiğini,  davalı tarafa masrafların karşılanması amacıyla avans niteliğinde yapılan Gaziantep projesi için 98.750,00 TL.  Kayseri projesi için 48.500,00 TL. ve SGK prim borcu olan 8.535,11 TL. olmak üzere toplamda 155.785,11 TL'nin tahsili için İstanbul .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi  talep ve dava etmiştir. Davalı yüklenici, şantiyelerde işe planlandığı gibi devam edildiği bir sırada 04.04.2017 tarihinde Kayseri ve 05.04.2017 tarihinde de Gaziantep şantiyesi mesul ekiplerine hernangi bir gerekçe göstermeksizin sözlü olarak sözleşmelerin feshedildiğinin bildirilerek işin durdurulması talimatının verildiğini, yazı ekinde verilen elektronik potalardan görüleceği üzere davacı tarafça herhangi bir yazılı fesih bildiriminde bulunulmadığını, müvekkili tarafından davacıya gönderilen 20.04.2017 tarihli elektronik postaya 26.04.2017 tarihinde cevap verildiği ve cevap yazısında herhangi bir gerekçelendirme yapılmadığını, ancak bu tarihte fesih hakkında müvekkile yazılı bir bildirim yapıldığını, davacı tarafın fesih bildiriminin geçerli bir nedene dayanmadığını, iddiaların tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın haklı bir fesih işlemi yapılabilmesi için mevcut sorunların tam olarak müvekkile bildirilmesi, bu sorunların giderilebilmesi için müvekkile makul bir süre verilmesinin gerektiğini, müvekkile gönderilen elektronik postalardan anlaşılacağı üzere müvekkile herhangi bir süre verilmediği, bu durumun Türk Borçlar Kanunu ve taraflar arasında akdedilen sözleşme maddelerine kesin olarak aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla yapılan fesih işleminin haksız olduğunu, yapılan bu haksız fesih işlemi sebebiyle müvekkil firmanın zarara uğradığını, dolayısıyla müvekkil firmanın yapmış olduğu masraflar ve haksız fesih nedeniyle uğranılan iş/kâr kaybı yapılan hesaplamalara göre müvekkile yapılan avans ödemesinin çok üzerinde olduğunu, uğranılan zararın karşılanması için sonradan gerektiğinde hesap edilecek toplam zarardan şimdilik avans ve SGK primlerinin toplamının mahsup edilerek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tarafların tacir, yapılan işin de ticari bir iş niteliğinde olduğu, tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda somut olayda her iki şantiyede de şantiye şefleri bulunmasına rağmen davacı tarafça tespiti yapılan aksaklıkların neler olduğu hakkında imzalı herhangi bir tutanağın düzenlenmemiş olduğu, dosya kapsamından sözleşmede belirtildiği şekilde davacı tarafından yazılı bir tespit yapılmadığının anlaşıldığı, bu doğrultuda herhangi bir açık ayıp ya da gizli ayıp varsa bile davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak fesih bildiriminde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında,  davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığını TBK 124/1 ve 473/1 e göre, davalıya sözlü ve yazılı olarak fesih bildiriminin yapıldığını fesih sebebinin de bildirildiğini, fesih için TBK 124. Maddeye göre süre verilmesini gerektirmeyen bir durum olduğunu, ayrıca feshin maile verilen cevapta davalı tarafından da kabul edildiğini, davalının cevap dilekçesinin süresinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalının cevap dilekçesinin süresinde sunulduğu görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin işi eksik ve ayıplı yapmış olması nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini belirterek ödediği bedel ile SGK prim borlarının iadesi amacıyla başlatığı takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı yüklenici ise, feshin geçersiz ve haksız olduğunu iddia ederek  davanın reddini istemiş, mahkemece, feshin sözleşmeye göre yapılmadığı, eksik ve ayıp iddiasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvulmuştur.Taraflarca düzenlenen sözleşmenin 16. Maddesinde sözleşmenin feshi belli şart ve prosedüre bağlanmıştır Mahkemece sözleşmeye uygun fesih yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.Nakit bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmeleri taraflardan birinin karşı tarafa ulaşan ve kabulüne bağlı olmayan tek taraflı irade beyanı ile feshedilebilir. Bu durumda taraflar ifa yükümlülüğünden kurtuldukları gibi işin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdürlür. Taraflar ispatlamak şartı ile  feshin haksız olduğundan bahisle  zarar talebinde de bulunabilirler.Eser sözleşmelerinde taraflar sözleşmenin hangi hallerde ve hangi yol ve yöntemle feshedebileceklerini kararlaştırabilirler. Sözleşmenin öngölen prosedüre uyulmadan feshedilmesinin müeyyidesi feshin geçerli olup olmadığı değil varsa buna dair zarar talep  edilmesi durumunda önem arz eder.Az yukarıda da belirtildiği gibi nakit bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmelerinde fesih yenilik doğurucu bir hak olduğundan karşı tarafa ulaşmasıyla tüm sonuçlarını doğurur.Bu nedenle somut olayda, davacının fesih ihtar ile sözleşmeden dönüldüğü anlaşılmakla, taraf taleplerinin tasfiye kapsamında incelenip değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceğinden davacı vekilinin istinafı kabul edilerek kararın kaldırılması gerekmiş, davacı vekilinin sair istinaf itirazları kaldırma sebebine göre bu aşamada incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE,2-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/11/2020 tarih, 2018/338 Esas, 2020/536 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e55fa252e17276d6","SID":"eb6f85fb101065a2"}}