{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/79 <br>KARAR NO: 2024/1528<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2021<br>NUMARASI: 2019/671Esas - 2021/655 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Söz. Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t <br>DAVA: Davacı vekili;  davalı ...'in müvekkili ile imzalanan 12/10/2016 tarihli ... ve ... no'lu VDF kredi sözleşmelerine istinaden otomobil kredisi kullandığını ve kredi kullandırılırken alınan aracın trafik sicil kaydına rehin şerhi işlendiğini, diğer davalı ...'in de söz konusu kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi borcunun ödeme planına göre ödenmemesi üzerine davalı borçlulara Beyoğlu ... Noterliğinin 17/04/2019 tarihli ihtarı keşide edilerek tebliğ edilmesine rağmen, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla menkul rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, ödeme olmaması ve rehinli aracın bulunamaması nedeniyle kefilin de dahil edildiği İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takibinin başlatıldığını ve davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalıların İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili; rehin ile temin edilmiş alacak için yalnızca rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabileceğinden, kanuna aykırı başlatılan ilamsız icra takibinin iptali gerektiğini, aynı alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu edildiğini, rehinli alacakta yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulabileceğini, müteselsil kefalet şartları gerçekleşmediğini,sözleşmedeki kefalet beyanlarının müvekkilinin el yazısı olmayıp çoğunun bilgisayar çıktısı olduğunu, kefaletin geçerli olması için kefalet tarihinin azami miktarın ve yükümlülüğün kefalet sözleşmesinde el yazısıyla belirtilmesi gerektiğini, davaya konu sözleşmede ise zorunlu unsurların mevcut olmaması nedeniyle kefaletin sözleşme genel işlem koşulları hükümlerine tabi olduğundan, müvekkilleri aleyhine olan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiğini, icra takibinde belirtilen faiz oranları ve faiz başlangıç tarihinin neye göre belirlendiği anlaşılamadığı gibi, belirtilen faiz oranlarının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; kefilin sorumlu olacağı azami miktarın sözleşmeye yazıldığı, ancak bu yazının el yazısı olmadığı, yalnızca kefilin imza attığı ve ''işbu sözleşme tahtında borçluya müteselsil kefil olduğunu kabul beyan ve taahhüt ederim'' beyanının el yazılı olduğu, ancak kefaletin geçerli olması için gerekli olan azami miktarın el ile yazılı olmadığı ve yine kefalet tarihinin yazılmadığı anlaşılmakla,kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı , sözleşmenin 23. maddesinde; \"Rehin veren ile VDF arasında akdedilen kredi sözleşmeleri ile kullandırılan her türlü kredilerden doğan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere aşağıda markası, modeli, plaka motor ve şasi nosu kayıtlı taşıt ve taşıtları MKnın 940/2 maddesi uyarınca VDF'ye rehin etmiştir.\" düzenlemesi ile rehin konusu taşıtın bilgileri sözleşmede belirtilerek, bu aracın davacı lehine rehin verildiği,itirazın iptaline konu İst ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasında 19/08/2019 tarihinde hem asıl borçlu şirket hem de kefil aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davaya konu olmayan İstanbul ... İcra Dairesinin  ... esas dosyasında asıl borçlu şirkete karşı 21/05/2019 tarihinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, İİK'nın 45. maddesinde, \"Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.\" düzenlemesi ulunduğu, madde gereği önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla borçluya takip yapılması gerektiği ve rehinli taşıt tutarının borcu ödemeye yetmemesi halinde bakiye alacak için haciz yoluyla takip yapılabileceği, eldeki davada ise davacının, her ne kadar asıl borçlu şirket aleyhine 21/05/2019 tarihinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmışsa da, ilgili icra dosyasında işlemler tamamlanmadan, rehin açığı belgesi vs. alınmadan yaklaşık üç ay sonra eldeki davanın dayanağı icra ilamsız başlattığı, bu durumda dayanak takip dosyasındaki borçlulardan şirket bakımından takibin erken yapıldığı sonucuna varıldığı, diğer davalı ... bakımından ise; TBK'nın 586. maddesi dikkate alındığında, alacaklı teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı dikkate alınmadan davacı tarafça takip yapıldığı, kaldı ki sözleşme bir an için geçerli olsa bile, öncelikle asıl borçluya yapılan borcun rehnin çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanmayacağının anlaşılması üzerine kefile başvurabileceği de dikkate alındığında, davanın kefil yönünden reddi gerektiği, müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan kredi sözleşmesinde kefaletin geçersiz olduğu, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip beklenilmeksizin asıl borçlu ve kefile yapılan ilamsız takibin erken yapılan takip olduğu, icra dosyası arasında rehin açığı belgesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; rehinli aracın halen muhafaza altına alınamadığını, araç borçlular tarafından teslim edilmemiş ve halen arandığını, takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması ve başlatılan takipte tahsilde tekerrür olmama kaydına yer verilmesi hallerinde alacaklının rehnin paraya çevrilmesi seçeneği yanında, alacağını diğer takip yolları ile de tahsil edebileceğini, borçlular tarafından araç teslim edilmediği ve yakalama ile muhafaza altına alınmadığı için, müvekkili şirketin alacağını araç satışı ile tahsil edemeyeceğinin açık olduğunu, 2,5 yıldır bulunamayan aracın, rehin takibinin sonuçsuz kaldığının açıkça ispatı olduğunu, mahkemece rehin açığı belgesi alınmadan takip yapıldığı belirtilmiş ise de, rehin açığı belgesi alabilmek için aracın muhafaza altına alınması ve kıymet takdiri yaptırılmasının gerektiğini, davalılar tarafından kötü niyetli olarak rehinli araç teslim edilmediği için aracın muhafaza altına alınamadığını ve bu nedenle de rehin açığı belgesinin temin edilemediğini, yine kredi sözleşmelerinde kendi el yazısı ile müteselsil kefilliği kabul ettiğini belirten davalının, tarih atmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, birden fazla sözleşmenin her sayfasını imzalayan, her biri için de \"okudum anladım\", \"müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğumu kabul ve beyan ederim\" açıklamalarını kendi el yazısı ile yazan kefilin, üstlendiği sorumluluğun farkında olduğunun kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş.tir.<br>GEREKÇE:Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile davalı şirket arasında 12.10.2016 tarihli ... ve .. numaralı kredi sözleşmeleri imzalandığı, her iki sözleşmenin de diğer davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, ayrıca sözleşme gereği satışa konu araç kaydına davacı lehine rehin hakkı tesis edildiği, davacı tarafından asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine 17.04.2019 tarihinde keşide edilen iki ihtarname ile kredi hesapları kat edilerek borcun 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, her iki ihtarnamenin de davalılara 19.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas dosyasında 21.05.2019 tarihinde rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, rehinli aracın fiilen haczi ve muhafazası talep edilmesine rağmen aracın bulunamaması nedeniyle infaz edilemediği, davacı tarafından bu kez aynı alacak için her iki davalı aleyhine işbu dava konusu olan İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı ilamsız  icra takibinin başlatıldığı, davalılarına süresinde borca itirazı üzerine ise işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.  TBK'nın 583/1 maddesi, \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.\" hükmünü haizdir. Somut olayda davaya dayanak kredi sözleşmelerinin incelenmesinde; davalı kefilin kefalet limiti ile kefalet tarihinin kefilin el yazısı ile yazılmadığı anlaşılmakta olup, kanunda belirlenen şekil şartlarını taşımayan kefalet sözleşmesi geçersizdir.Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.  Diğer davalı asıl borçlu şirket bakımından ise; her iki kredi sözleşmesinde bu davalının kredi sözleşmeleri nedeniyle kullandığı kredilerden doğan borçlar, satışa konu araç kaydına davacı lehine tesis edilen menkul rehni ile teminat altına alınmıştır. Davacı tarafça rehin hakkına dayalı olarak davalı asıl borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas dosyasında 21.05.2019 tarihinde rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış olup, rehinli aracın fiilen haczi ve muhafazası talep edilmesine rağmen aracın bulunamaması nedeniyle henüz infaz edilememiştir. Bu takipten sonra davacı tarafından aynı alacak için bu kez işbu dava konusu olan İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı ilamsız icra takibi başlatılmıştır. İİK'nın 45. maddesine göre, \"rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.\" Buna göre alacağı rehinle temin edilen alacaklının rehin veren hakkında doğrudan genel haciz yolu ile takibe geçmesi mümkün olmayıp, rehinle temin edilen bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilecektir. Ancak rehinin tutarının borcu ödemeye yetmediğinin anlaşılması halinde, alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilecektir. Yargıtay HGK nın 18.04.2001 tarih ve 2001/12-354 Esas, 2001/367 Karar sayılı ilamında da, alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alacaklının asıl kredi borçlusu hakkında genel haciz yolu ile takip yapmasına bir engel bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak somut olayda takip ve dava konusu alacak miktarı 35.262,60-TL olup, rehinli aracın marka ve modeline göre alacağın rehin tutarı ile karşılanamaması gibi bir durum söz konusu değildir. Rehinli aracın satılıp alacağın karşılanamadığına dair rehin açığı belgesi alınmamıştır.Rehinli aracın henüz muhafaza altına alınamamış olması nedeniyle, alacağın rehin ile karşılanamadığının kabulü de mümkün değildir. Bu nedenle davacının rehinle teminat altına alınmış olan alacak için asıl borçlu hakkında genel haciz yoluyla takip başlatması mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesince asıl borçlu şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi  yerindedir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a22edddb7a098748","SID":"5e5fcb9064ec3da3"}}