{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/520 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1442<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2020/369 Esas - 2021/1043 Karar<br>DAVA             \t: Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 03/06/2020<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarihli 2020/369 Esas ve 2021/1043 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi ...'in 30/06/2018 tarihinde davacı kızı ...'a misafirliğe giderken, karşıdan karşıya geçtiği sırada,  davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın çarpması ile yaralandığını ve neticesinde 15/07/2018 tarihinde ...'in vefat ettiğini, olay günü davalı ve davalının eşinin Jandarma'da verdikleri ifade ve devamındaki ceza yargılamasındaki ifadelerine göre 50km/s hızla gittiklerini, müteveffanın yola aniden atladığını, çarpmamak için frene basıp selektör yapıp direksiyonu sola kırdığını ve korna çaldığını beyan etmişseler de bu beyanların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını, davalı sürücünün Menderes'ten Kuşadası'nda bulunan evine doğru gitmekteyken şehirler arası yolculuk yaptığından dolayı beyan ettiği hızdan daha yüksek hızla gittiğinin kabulünün gerektiğini, kaza sonucu, davalının aracı fren sonrası ancak 23 metre sonra durabildiğini ve müteveffayı da 25 metre savurduğunu, çift yönlü, eğimsiz, kuru zeminli ve asfalt olan il yolunda, saatte 50 km/s gidip de frene basmasına rağmen 23 metre sonra durabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, buna ek olarak davalının standart bir otomobil değil, kamyonet sevk ve idare etmekte olduğunu, bu aracın kullanımında diğer otomobillere göre daha özenli ve dikkatli davranılması gerektiğinin bilinen bir husus olduğunu, buna rağmen davalının kamyoneti ile birlikte hız kurallarına riayet etmeden, kullandığı aracın dikkat ve özen yükümlülüğünü umursamadan müteveffayı öldürmesi olayında asli ve tam kusurlu olduğunu, bu kaza neticesinde davalı ... aleyhine Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2019/13 E. 2019/292 K, no'lu taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçundan kamu davasının açıldığını ve  mahkumiyet kararı verildiğini, bu süre zarfında davacılar (müteveffanın ailesi), aile konutlarının bulunduğu İzmir ili, Menderes ilçesinden zorunlu olarak Manisa iline sürekli hastaneye giderek/yatılı kalarak destek olmuşlarsa da kendileri de hem psikolojik hem de maddi açıdan oldukça yıprandıklarını, bu süre zarfında davalının hiçbir insaniyet ve mahcubiyet göstermediğini, ne müteveffayı ziyaret ettiğini, ne de ailesine geçmiş olsun veya bir başsağlığı dilemediğini, bu sebeple müteveffanın hastanede kaldığı sürece çocukları tarafından karşılanan tedavi ve hastane giderleri, diğer maddi giderlerinin olduğunu, yine müteveffanın emekli maaşı almakta olup, ayrıca çiftçilik ve kümes hayvanı besiciliği yaptığını, bu gelirleri ile davacı kızı ...'a önemli oranda maddi destek sağladığını, bu vefat ile davacı ...'un bu maddi destekten mahrum kaldığını, şimdilik 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilmesine, buna ek olarak yine davacılar tarafından karşılanan, müteveffanın cenaze giderleri mahiyetinde şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın da defin tarihinden itibaren  yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesine,  ...'in tedavi süreci ve vefatı sonrası, oğlu olan davacı ...'in davacı  ...  ve  ... psikolojik olarak yıkımın eşiğine geldiğini, hayatlarında en değer verdikleri insanın, gözleri önünde, trafik kurallarına uymayan bir vatandaş tarafından öldürülmesini kaldıramadıklarını, tüm bu olaylar neticesinde maddi ve manevi haksızlığa uğrayan davacıların her biri için ayrı ayrı 20.000'şer TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAP:<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından bildirilen Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyasının bekletici mesele yapılmasını, dava konusu trafik kazasında maktülün geçiş hakkı önceliğine uymadığını, bu durumun da raporlarla sabit olduğunu, müvekkili davalının yaşanan talihsiz olay sonrasında davacıları ziyaret edip başsağlığı dilemek için defalarca girişimde bulunduğunu ancak davacıların tutum ve davranışlarından dolayı bu durumun mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesi içeriğindeki taleplerinin gerçekle bağdaşmadığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikli olarak davanın yetkili mahkemede ikame edilmediğini, yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin olduğunu, ayrıca davacı tarafça talep edilen tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında yer almadığından haksız davanın reddinin gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"... toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve  tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde aynen benimsenip hüküm kurmaya elverişli bulunan aktüer bilirkişi raporu gereğince ölen ...'in kızı olduğu anlaşılan davacılardan ... için her ne kadar destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş ise de, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapor içeriğinde de belirtildiği şekilde davacı ...'in ölen annesi ...'in desteğine muhtaç olduğu hususunun kanıtlanamadığı, bu nedenle bu yöndeki talebin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur. Ayrıca dava dilekçesinde tüm davacılar açısından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla  cenaze ve defin gideri talep edilmiş olmakla aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda miras payları oranında her bir davacının 177,66 TL cenaze ve defin gideri talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmış olmakla, maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüne; 533,00 TL cenaze ve defin giderinin kaza tarihi olan 30.06.2018 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi yönünden 30.10.2018 tarihinden itibaren) işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile her bir davacıya 1/3 miras payları oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur. 2918 Sayılı KTK'nun 99/1 maddesi ve Zorunlu Mali  Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte  sigortacıya ihbar edildiği  tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının  tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup, bu süre içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde sigorta şirketi yönünden temerrüt gerçekleşmektedir. Dava konusu somut olayda davacı tarafça davalı sigorta şirketine, 17.10.2018 tarihinde müracat edilmiş olup 8 iş gününün ilavesiyle davalı sigorta şirketinin 30.10.2018 tarihi itibari ile temerrüde  düştüğü  anlaşılmış olup bu nedenle  davalı sigorta şirketi açısından  temerrüt tarihi olarak bu tarih kabul edilmiştir. Diğer davalı sürücü ... açısından ise haksız fiil tarihi olan kaza tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmiştir. Yine dava dilekçesinde her bir davacı için 20.000,00 TL olmak üzere toplamda 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsili ile her bir davacıya verilmesi talep edilmiş olmakla, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tarafların ekonomik sosyal durumlarının araştırılması için yazılan yazılara verilen cevaplar, tarafların kusur oranları ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davalı sürücü ...'ın %50 kusuru neticesinde davacıların annesi müteveffa ...'e çarpması neticesinde davacıların annesinin hayatını kaybettiği, bu nedenle her bir davacının davalı sürücü ...'dan bu olay nedeniyle duydukları elem ve üzüntüden kaynaklı olarak manevi tazminat talep edebilecekleri sonuç ve kanaatine varılmış olup, tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alınarak takdiren her bir davacı için 20.000,00 TL olarak talep edilen manevi tazminatın, her bir davacı için 10.000,00 TL'lik kısmı yönünden kabulüne, bakiyeye yönelik taleplerinin ise yerinde görülmediğinden reddine..\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hüküm tesis edilirken 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun esas alındığını ve sonuç olarak tayin edilen tazminatların da buna göre belirlendiğini, davacıların maddi durumlarının ve gelirlerinin pek fazla ve yeterli derecede bulunması ve ölenin gelir ve yardımına muhtaç olmamaları davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etmelerine engel olmadığını, nitekim destekten yoksun kalma, yalnız parasal yardım olarak düşünülemeyeceğini, evladın bayram günlerinde anne ve babaya ziyareti ve evde ailesine yardımcı olması, her türlü  hastalık ve sair sıkıntılarında yardıma koşma görevi maddi desteğin kapsamında kabul edildiğini, müvekkili ... de vefat eden annesi ...'in Yargıtay içtihatlarına göre destekten yoksun kalma tazminatı kapsamına giren her türlü desteğinden mahrum kaldığını, müteveffa ...'in tedavi süreci ve vefatı sonrası, oğlu müvekkili davacı ..., davacı kızı ... ve oğlu ..., psikolojik olarak yıkımın eşiğine geldiklerini, hayatlarında en değer verdikleri insanın, gözleri önünde, trafik kurallarına uymayan bir vatandaş tarafından öldürülmesini kaldıramadıklarını, müteveffanın vefatı halâ içlerinde bir yara olmakta, o kötü günü hayatlarının her günü yaşamakta olduklarını, tüm bu olaylar neticesinde maddi ve manevi haksızlığa uğrayan müvekkillerinin, en azından acılarını ve çektiklerini bir nebze de olsa hafifletmiş olmak için her bir müvekkili için ayrı ayrı 20.000 TL manevi tazminatın hakkaniyet gereği olduğunu, bu sebeple de kararın bozulmasının gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan cenaze ve defin giderleri yönünden eksik incelemeler ile maddi tazminat tayini yoluna gidildiğini, mahkemece tayin olunan 533 TL maddi tazminat oldukça eksik olmakla hakkaniyete de aykırı olduğunu, maddi tazminat taleplerine konu bu giderler arasında defin giderleri, cenazenin bir yerden bir yere taşınması için gereken zorunlu masraflar,  kefen masrafı, yemek giderleri vb. sıralandığını, resen gözetilecek nedenlerle; kararın, itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, davacı müvekkilleri yönünden maddi ve manevi tazminat talepleri doğrultusunda davalarının kabulüne, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>Katılma Yoluyla Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  trafik kazasının oluş şekli nazara alındığında, davalı müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve olayın gerçekleşmesinde davalı müvekkilinin kusursuz olduğunu, ceza dosyasında tanzim edilen bilirkişi raporlarının içeriğinde, \"Maktül ...'in vasıtaların seyrettiği yolu kontrol etmeden, ilk geçiş hakkını vasıtaya vermeden yolu geçmek istediği\" hususlarının belirtildiğini, kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte, mevcut durum dahi nazara alındığında davalı müvekkiline bir kusur izafe edilecek ise, iş bu kusurun tali kusur olması gerektiğini, çünkü maktul geçiş hakkı önceliğine uymadığını ve bunun da raporlarla sabit olduğunu, mahkemece yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, yine dava dilekçesi içeriğinde maktulün kazanın etkisiyle 23 metre ileri fırlatıldığı belirtilmiş ise de, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, kazadan hemen sonra maktulün yol üzerine düştüğünü, başkaca herhangi bir aracın maktulün üzerinden geçmemesi ve trafiğin akışında aksaklık olmaması için maktul yol üzerinden alındığını ve kaldırıma yakın bir yere taşındığını, bahsedilen 23 metrenin iş bu taşıma eyleminden kaynaklandığını, kaldı ki kaza yeri ile maktulün taşındığı yer arasında 23 metre olmasının da mümkün olmadığını, anılan uzaklık maddi bir hatadan kaynaklı olarak hesaplandığını, kaza yeri ile maktulün taşındığı yer arasındaki mesafenin en fazla 11 metre olduğunu, yine maktul ara sokağın hemen önünden değil, herhangi bir ara sokak olmayan yerden karşıya geçmek istediğini, ayrıca, olay mahallinin yapısı itibariyle trafikte seyreden taşıtlar için ara sokak olabileceği anlaşılmasının mümkün olmadığını, en önemlisi davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarının oldukça fahiş olduğunu ve zenginleşme amacı güttüğünü, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına oranla oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin gelir getirici herhangi bir işte çalışmadığını, bakmakla yükümlü olduğu 6 çocuğunun bulunduğunu, ayrıca dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ile de davacıların murisinin kazanın oluşumunda ağır kusurlu olduğunu, izah edilen nedenlerle, davacılar tarafından yapılan taleplerin esastan reddine karar verilmesini, katılma yoluyla yapılan taleplerinin kabulüne karar verilerek, ilamın istinafen kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma, cenaze ve defin giderleri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davacılar vekili, desteğin kızı olan davacı ... için destekten yoksun kalma zararının oluştuğunu iddia ederek kararı istinaf etmiştir.<br>Yargıtay ile Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiği, nüfus kayıtlarına göre, 15/01/1971 doğumlu olan davacı ...'in 30/06/2018 tarihinde gerçekleşen kaza tarihinde 47 yaşında evli ve 2 çocuklu olduğu, davacı ...'in  kaza tarihinde destek alabileceği yaş sınırını geçmiş bulunduğu, dolayısıyla destekten mahrum kalma tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmakla, mahkemece verilen ret kararı doğru olup,  davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı reddedilmiştir. (bknz Yargıtay 4. HD'nin 2011/13120 esas, 2012/15676 karar  sayılı, Yargıtay 4. HD'nin 2023/10125 esas, 2023/12733 karar sayılı,  Yargıtay 4. HD'nin 2021/18655 esas, 2023/12193 karar sayılı, Yargıtay 4. HD'nin 2023/8575 esas, 2023/11023 karar sayılı emsal ilamları)<br>Davacılar vekili, cenaze ve defin giderleri içerisinde mevlit, yemek, din görevlisi dua ücreti gibi belgesiz giderlerin de dahil edilmesi gerektiğini iddia ederek kararı istinaf etmiştir.<br>Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf, meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların oluşan gerçek defin gideri zararlarını tazmin ile sorumlu olup, davacı tarafın kendi değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Dosya kapsamında bulunan aktüer raporunda, belediye kayıtlarına göre, cenaze ve defin giderleri 1.066,00 TL olduğu hesaplanmış olup, davacıların kendi dini ve manevi değerlerine, örf ve adetlerine göre yaptıklarını iddia ettikleri yemek, mevlit, mezar başında dua okuyan din görevlisi ücreti gibi özel giderler kaza nedeniyle oluşan doğrudan defin gideri kapsamında kalmadığından bu giderlerden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunun usulüne uygun olarak düzenlendiği anlaşılmakla davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. (bknz Yargıtay ( kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin  25.12.2018 tarihli ve 2016/4246 Esas, 2018/12791 Karar sayılı, 2018/3231 esas,2018/12869 karar sayılı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/3736 esas, 2023/13487 karar sayılı emsal kararları)<br>Davalı ... vekili, kusur raporu ve oranlarına itiraz ederek hükmü istinaf etmiştir.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; ceza dosyasında gerek ATK trafik İhtisas Dairesinden gerekse İTÜ makine mühendisliği bölümünde görevli  öğretim üyesi bilirkişi heyetinden alınan kusur raporu ile işbu davada mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporlarının tümünün birbiriyle uyumlu, kazanın gerçekleşme şekline uygun olduğu, buna göre müteveffanın kazada %50, davalı sürücünün ise %50 kusurlu olduğunun belirlenmiş olduğu görülmekle, kusura yönelik davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Davacılar vekili manevi tazminatların düşük takdir edildiğini, davalı ... vekili ise manevi tazminatların yüksek takdir edildiğini iddia ederek kararı istinaf etmişlerdir. <br>Manevi tazminatlar bakımından her iki tarafın itirazı değerlendirildiğinde; herbir davacı bakımından 10.000'ar TL manevi tazminata hükmedildiği görülmekle, mahkemece hükmedilen tutarların olayın oluşumuna, müteveffanın ve davalı sürücünün kusur durumuna, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve tüm dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmış, her iki tarafın bu yöndeki itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarihli 2020/369 Esas ve 2021/1043 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL  harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>b-Davalı ...'dan alınması gereken 2.108,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 527,15‬-TL'nin mahsubu ile kalan 1.581,45‬‬-TL'nin bu davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-Davacılar ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e41b66de9056c79","SID":"3568133ca6048361"}}