{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1283 <br>KARAR NO:2024/1422<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/04/2021<br>NUMARASI:2020/223 E. - 2021/348 K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlunun, müvekkili şirketin müşterisi olduğunu, taraflar arasında cari hesap şekillinde yürüyen ticari bir ilişkinin olduğunu, davalının 6.869,25 Euro borcu bulunduğunu, cari hesap gereğince müvekkili tarafından düzenlenen faturaların borçluya gönderildiğini, müvekkilinin davalı şirket ile olan ticari ilişkisinde edimlerini yerine getirmesine karşın davalının borçlarını ödemediğini, borçlu tarafa borcun ödenmesi için mail yoluyla ve sözlü defalarca bildirimde bulunulduğunu, davalının borcu ödememesi üzerine ... Sayılı dosyasında icra takibe başlanıldığını, davalı şirketin 19.02.2020 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğini, davalı şirketçe yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın  iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davaya konu icra takibine dayanak belgelerin ödeme emriyle gönderilmediğini, tebliğ zarfında yalnızca ödeme emrinin ihtiva ettiğini, İİK m.58 ve 61 maddelerinin açık hükümleri ve Yargıtay kararları gereği takip dayanağı belgelenin ödeme emri ile gönderilmemiş olmasının başlı başına takibin iptal sebebi olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden davacı yana müvekkili şirketin takip konusu faturalara ilişkin borcunun bulunmadığını, faturalar ile ilgili ödeme yapılmış olduğunu, davacı yana hiçbir itirazda bulunmayarak ödemeleri kabul etmediklerini, taraf ticari defterleri incelendiğinde açıkça ortaya çıkacağını, davacının takip konusu alacağını neye dayandırdığı ve alacak hesabını nasıl yaptığının taraflarınca anlaşılmamış olsa da talep edilen miktarın tahminlerince kur farkına dayandığını, takip konusu alacak  kur farkından kaynaklanmakta ise buna ilişkin fatura kesilerek talepte bulunulması gerektiğini, ayrıca alacağın kur farkı talepli olduğunun takip talebinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, kur farkı alacağının talep edilmesi için taraflar arasında yazılı anlaşma olması gerektiğini, taraflar arasında yazılı anlaşmanın mevcut olmadığını, davaya konu faturalarda ise fatura bedelinin döviz karşılığına ilişkin açık kayıt bulunmadığını, takibe konu faturaların döviz karşılığa satıldığı ve TL karşılığınında gösterilmesinin söz konusu olmadığını, malın döviz karşılığı satıldığı, dövizli tutarın ve TL karşılığı tutarının ayrı ayrı faturada yazılması gerektiğini, takibe konu faturalarda TL ve dövizli tutarın aynı yazıldığını ve müvekkilinin bütün bedelleri ödediğini, davacı ile müvekkili arasında kur farkı isteneceğine dair yazılı bir sözleşme olmadığı gibi faturalarında niteliği itibarıyla Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi düzenlenmediğini, davacının tahsilat yaparken almış olduğu bedele itiraz etmediğini, kur farkından doğan hakkını saklı tutuğunu bildirmediğini, davacının takipteki alacağını nasıl hesap ettiğini, hangi tarihte kuru esas aldığını 6.869.25 Euro gibi alacak kalemini nasıl tespit ettiğine ilişkin tek bir bilgi bulunmadığını, dolayısıyla alacağın likit olmadığını savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".... sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklısının ... A.Ş olduğu, borçlusunun ....Şti olduğu, borçlu hakkında 26/06/2018, 14/08/2018 ve 11/04/2019 tarihli faturalara istinaden cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, borçlunun süresinde borca itirazı neticesinde İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan araştırmada taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.Bilirkişi raporları doğrultusunda, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde davacının davalıdan 43.207,58 TL (6.869,25 Euro) alacaklı olduğunun görüldüğü, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde davalının davacıya 16.343,76 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davacı şirketin kur farkını hesaplayarak  davalı ile olan açık hesap ilişkisini takip ettiği kendi ticari defter ve kayıtlarına alacak kaydettiği, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinde (43.207-58 TL-16.343,76 TL)= 26.863,83 TL fark oluştuğu, söz konusu farkın kur farkı işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Davaya konu 16.343,76 TL'lik (2.598,37 Euro) alacaktan ayrı olarak 26.863,82 TL'lik tutar kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. CH kayıtları davaya konu kur farkı haricinde birbirini doğrular nitelikte olduğu, taraflar arasında ticari alışveriş olduğu sabit ise de taraflar arasında cari hesap ilişkisine dair veya başkaca bir yazılı sözleşme bulunmadığı gibi faturalarda  kur farkı uygulanacağına dair herhangi yazılı belgede bulunmadığı anlaşılmıştır. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için bu konuda yazılı bir anlaşmanın olması en azından taraflar arasında böyle bir uygulamanın öteden beri varlığı gerekir. Kur farkı için bu yönde tarafların anlaşması şarttır. Bu durumda taraflar arasında düzenlenen fatura ve o faturanın ihtirazi kayıt olmadan alınmış olması kur farkını talep edilebilir hale getirmez. Görüldüğü üzere taraflar arasında kur farkı konusunda yazılı bir anlaşma bulunmadığı ve taraflar arasında kur farkı talebinin sürekli uygulama haline geldiği, taraflar arasında bir teamül oluştuğundan söz edilemez. Dolayısıyla açıklanan bu nedenlerle davacının davasında kısmen haksız olduğu kanaati ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair karar vermek gerekmiş (16.343,76x6,2542=2.613,24 Euro), davalı taraf her ne kadar kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, alacaklının takip talebinde kötüniyetli ve haksız olduğu hususu ispat edilemediğinden şartları oluşmayan tazminat talebi reddedilmiş, tüm bu açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2006/7446 E. ve 2007/741 K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturalara bağlı alacak olması ve kabul edilen miktarın davalının ticari defter ve kayıtlarından tespit edilebiliyor olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 2.613,24 Euro üzerinden iptali ile kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin (4.256,01 Euro) talebin reddine, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 2.613,24 Euro'nun takip tarihi olan 29/07/2019 tarihindeki Merkez Bankası usd efektif satış oranı olan 6.2542 TL ile çarpılması sonucu oluşan 16.343,72 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (3.268,74 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine   karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında kur farkı talep edilebilir bir alacak kalemi olduğunu, ticari hayatın teamülleri gereğince ticari ilişki bulunan taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamasının olağan olduğunu, kur farkının talep edilmesi için taraflar arasında yabancı para birimi üzerinden ticari ilişki kurulduğuna dair mail, sipariş formu, katalog veya yabancı para üzerinden düzenlenmiş faturalar gibi emarelerin bulunmasının yeterli olduğunu, kısmen kabul edilen alacak tutarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin eksikliklere neden olduğunu, davanın tamamen kabulü ile talep edilen tüm alacak bakımından icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca icra inkar tazminatına esas alınan efektif satış kurunun düşük tespit edildiğini, kısmen kabul kararı verildiği için icra inkar tazminatının eksik ve hatalı tespit edildiğini, ... Bankasının 29.07.2019 tarihli efektif satış kurunun 6.2793 ve 6.2542'nin ise efektif alış kuru olduğunu, mahkemenin 6.2542 TL üzerinden hesap yaptığını, davalı şirketin cari hesap faturalarına itiraz etmediğini, bilirkişi raporunun davadaki haklılıklarını ortaya koyduğunu, mahkeme tarafından masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını davanın tam olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafnıdan, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi  bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takibe konu etmiş olduğu açık hesap alacağının tamamının sübuta erip ermediği, kur farkı talep hakkının olup olmadığı, icra inkar tazminat hesabında alınan kur oranının yerinde olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında davacı şirket tarafından davalı şirkete kabin kapısı/Hydraplus  fiyat teklifinde bulunduğu, davacı şirket tarafından 13.08.2018 tarihli sipariş teyidinin düzenlendiği, mail yazışmalarının olduğu, sipariş teyidinde ödeme planında genel toplam olarak 1.720,65 EURO  gösterildiği, sipariş teyidinin altında ürün teslim şeklinin açıklandığı, fiyat teklifine ait 08.08.2018 tarihli teklifte ödeme planının fatura+90 gün vade döviz çeki şeklinde belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına EURO bazında fatular düzenlendiği, bakiye fatura alacağı konusu cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında ... sayılı dosyasında 29.07.2019 tarihinde 6.869,25 EURO'nun tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirketin takibe itirazı üzerine davacı şirketin İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; müvekkili defterlerinde alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesinde; raporda belirtildiği üzere talep edilen miktarın kur farkına dayandığını, ancak kur farkı alacağı talep edilebilmesi için taraflar arasında yazılı anlaşmanın olması gerektiğini, müvekkiline teslim edilen kur farkına dair bir faturanın olmadığını, kabul etmemek kaydıyla davacının kur farkı talep etme hakkı olsa dahi bunun faturalandırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/1604 Esas, 2015/10786 Karar sayılı ilamında; \"...Dosyaya ibraz edilen satım konusu mallara ilişkin bazı faturaların bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bedellerinin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafın bu faturalara itiraz ettiğine yönelik bir savunmasına  rastlanılmamıştır. Bu durumda bedeli yabancı para olarak gösterilen faturalar yönünden akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz. Hal böyle olunca mahkemece yabancı para cinsinden düzenlenen faturalar yönünden davacının kur farkı talebi yönünden TL cinsinden yapılan ödemeler dikkate alınarak uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken akdi ilişkinin yorumunda hataya düşülerek, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir....\" emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/965 Esas, 2019/5447 Karar sayılı ilamında; \"...Dava kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Kur farkına esas olan faturalar incelendiğinde, satılan malların döviz karşılığının gösterildiği ve bu nedenle ödeme tarihlerine göre kur farkı  istenebileceği anlaşılmaktadır.\" gerekçelerine yer verilmiştir. Bu nedenle,  mahkemece somut olayın özelliği, taraflar arasındaki fiyat teklifi ve sipariş teyidi belgelerinin içerikleri ile  tarafların kayıtları dikkate alınarak dosya kapsamına uygun ve denetime açık bilirkişi raporu alınarak bir karar verilmesi gerekir iken  yeterli olmayan rapora göre ve eksik inceleme neticesinde verilen karar isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle:1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 10.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"423aa576e35e8e9b","SID":"435918da1ec7e317"}}