{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1384 <br>KARAR NO\t: 2024/1565<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/453 E.  -  2021/318 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 tarih ve 2018/453 Esas - 2021/318 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı, davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin \"...” ad ve logolu televizyon kanalının uzun yıllardır yayında olduğunu, \"...\" ibareli tescilli markalarının da bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2017/81131 sayılı ve  \"...\"  ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamında 38. sınıfta yer  alan \"Radyo ve televizyon yayın hizmetleri, Haber ajans hizmetleri\" nin çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa başvuru kapsamında bırakılan 38. sınıf  \"haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)\" hizmetleri yönünden de tarafların markları arasında iltibas koşullarının bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, \"...\" logolu televizyon kanalının yıllardır yayında olduğunu, ayrıca \"...\" ibareli alan adlı web sitesinde tv yayını yaptığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2018-M-9374 sayılı YİDK kararının iptaline, başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markanın kapsadığı “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)”nin  itiraza mesnet 2015/89968, 2008/65719, 2007/09598, 2007/09597, 2007/09596, 2007/09595, 2007/09594, 2007/09593, 2007/09592, 2007/09591, 2007/09589, 2007/09588, 2007/09586, 2007/09585, 2007/09584, 2007/09583, 2007/09582, 2007/09580, 2007/09579, 2007/09578, 2006/41155  sayılı markalarının markaların kapsadığı hizmetler ile benzer olduğu, kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden benzerlik bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında da   biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bu itibarla tarafların markaları arasında “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/(1) maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu,  işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, diğer taraftan davacının SMK'nın 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne YİDK'ın 2018-M-9374 sayılı kararının 38. sınıfta yer alan \"haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)\" hizmet sınıfı yönünden iptaline, fazlaya dair talebin reddine, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlükle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, somut olaya bakımından SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/6 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, bu yönde mahkeme kararları bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli tv kanalının en bilinen televizyon kanallarından olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkilinin markasından haberdar olmadığının söylenmeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı... vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında , başvuru kapsamında bırakılan “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” hizmetleri yönünden iltibas koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın  tümden reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markları arasında iltibas bulunmadığını, dava konusu başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinde oluştuğunu, başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin davacının markalarından farklı şekilde tertip edildiğini, \"...\" ibaresinin davacının tekeline bırakılmayacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın  tümden reddini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin 15.09.2017 tarihinde, \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 38 sınıf hizmetlerin yer aldığı, başvurunun ilanına davacı Şirketin \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak  SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri ile haksız rekabet hükümleri uyarınca itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verilerek, başvuru kapsamından 38 sınıfın 1. ve 3. alt grubunda yer alan hizmetlerin çıkarıldığı, davacının kısmen red kararına karşı yaptığı itirazının ise YİDK'ın 2018-M-9374 sayılı kararıyla reddedildiği, kararın 07.11.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde 26.12.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>\t  İlk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/89968, 2008/65719, 2007/09598, 2007/09597, 2007/09596, 2007/09595, 2007/09594, 2007/09593, 2007/09592, 2007/09591, 2007/09589, 2007/09588, 2007/09586, 2007/09585, 2007/09584, 2007/09583, 2007/09582, 2007/09580, 2007/09579, 2007/09578, 2006/41155 sayılı markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının bahsi geçen markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 38. sınıfın 2. alt grubunda yer alan yer alan \"Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)\"  yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.  <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/89968, 2008/65719, 2007/09598, 2007/09597, 2007/09596, 2007/09595, 2007/09594, 2007/09593, 2007/09592, 2007/09591, 2007/09589, 2007/09588, 2007/09586, 2007/09585, 2007/09584, 2007/09583, 2007/09582, 2007/09580, 2007/09579, 2007/09578, 2006/41155 sayılı markaları arasında, uyuşmazlık konusu  38. sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.<br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince, dava konusu başvuru mavi renkte dikdörtgen şekil içerisine konumlandırılan beyaz renkte yazılan  \"...\" ibaresi ile kırmızı kare şekli içerisine yerleştirilmiş yine beyaz renkte yazılan \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Davacının yukarıda bahsi geçen markaları ise  \"...\", \"... ... şekil\" ibarelidir. Görüldüğü üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince  tarafların markalarının ortak olarak \"...\" ibaresini içermesinin iltibasa neden olacağı kabul edilmişse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4459 E-2022/8042 K sayılı ilamında \" Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harfler ve sayılar tek başına marka olarak kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olup bu ifadelerin ancak ilave unsurlarla tescili ya da kullanımı sonucu ayırt edici kılınması suretiyle tescili mümkün olan işaretlerdendir. Tescil sağlandığında bile ayırt edicilik düzeylerinin düşük olduğu gözden kaçırılmamalıdır.\"  açıklamasına yer verildiği, somut uyuşmazlıkta da tarafların markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin bir sayı olup kimsenin  tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına sayıların tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de sayı markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı sayıyı değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarını oluşturan \"...\" sayılarının düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu gibi başvuruda yer alan kelime unsuru itibariyle de dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2018 tarih, 2017/2325 Esas, 2018/803 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlık konusu 38. sınıf hizmetlerin ortalama alıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu,  buna göre tarafların markalarında \"...\" ibaresinin ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağı, başvuru konusu ibare ile davacının yukarıda sayılan itirazına mesnet markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı sonucuna varılmış, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet yukarıda sayılan markalar arasında, her ne kadar marka kapsamları yönünden benzerlik varsa da marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.   <br>  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalıların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 gün ve 2018/453 Esas - 2021/318 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 35,90-TL’nin düşümü ile kalan 391,7‬0-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 72,00-TL posta masrafından oluşan toplam 292,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t10-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın düşümü ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,   <br>\t11-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, <br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/11/2024     \t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c030556530dc848d","SID":"913d983e6a1d7ba2"}}