{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1331 - 2024/1576<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1331 <br>KARAR NO\t: 2024/1576<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/469 E.  -  2021/407 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti,                                                                           Durdurulması, Önlenmesi, Hükmün İlanı<br>\t<br>Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2021 tarih ve 2019/469 E. - 2021/407 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacılar vekili, müvekkili şirketler adına tescilli ve tanınmış marka niteliğini haiz \"...\" ve \"...\" ibareli markaların, davalı tarafça hukuka aykırı olarak, tüketicilerle yapılan çağrı merkezi görüşmelerinde, alan adı ile web sitelerinde kullanıldığını, bu şekilde müvekkillerinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz edildiğini ve müvekkili şirketler aleyhine parazit rekabet ve haksız rekabette bulunulduğunu, bu durumun Reklam Kurulu kararları, müvekkili şirkete iletilen müşteri şikayetleri ve sosyal medya haberleri/açıklamalarıyla sabit olduğunu ileri sürerek,  davalı tarafından yapılan  aramalarda,  web sayfalarında ve alan adlarında “...” ve “...” markalarının haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığının ve bu durumun müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve müvekkili şirketler aleyhine parazit rekabet ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,  davalı tarafından yapılan aramalarda,  web sayfalarında ve alan adlarında ve bunlarla sınırlı olmaksızın, herhangi bir mecrada ve satış kanalında “...” ve “...” markalarının ve bu markaların geçtiği ifadelerin kullanılmasının durdurulmasına, önlenmesine, hükmün ilanına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, iki ayrı davacı bulunmasına rağmen  hangi davacı için ne talep edildiğinin ayrıştırılıp netleştirilmediğini, davanın ara buluculuğa başvurulmadan açıldığını, mahkemenin görevli ve yetkili bulunmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, davacılar ayrı ayrı sahip olduklarını iddia ettikleri markalara dayanmalarına rağmen taleplerini ayrıştırmadan birlikte talepte bulunduklarından her bir davacı için ayrı hüküm kurulması gerektiğini, dolasıyla ... A.Ş yönünden \"\" markasına ilişkin davanın, ... A.Ş yönünde ise \"...\" markasına ilişkin davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ... A.Ş'nin haksız rekabet yönünden de aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca iş bu davada müvekkiline husumet düşmeyeceğini, davacının iddialarının ispatlanamadığını ve yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın zorunlu ara buluculuk dava şartına tabi olmadığı,  6769 sayılı SMK'nın 156/1-3 hükmü gereği davalının görev ve yetki itirazının yerinde bulunmadığı, zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı, davacı ... A.Ş kendine ait tescilli markalar bakımından, diğer davacı ... Anonim Şirketi de kendisine ait tescilli markalar bakımından, davalı yanın marka hakkı ihlali ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu ileri sürdüğünden, davalı yanın husumet itirazlarının da yerinde görülmediği, dosya kapsamında bulunan Reklam Kurulu kararları, bu kararların bir kısmına yönelik olarak açılan iptal davalarının reddedilerek kesinleşmiş olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı yanın (davalıya devrolunan ... A.Ş.), davacıların tescilli markaları kapsamında yer alan 38.sınıftaki aynı/aynı tür hizmetlere ilişkin olarak faaliyette bulunduğu, ticari faaliyetleri kapsamında üçüncü kişilere ulaşarak, \"...\" ve \"...\" markaları ile kendisi arasında ilişki bulunduğu intibası oluşturmak suretiyle bu kişilere \"...\" ürününü pazarlamaya çalıştığı, bu yönde çok sayıda müşteri şikayetinin bulunduğu, bu şikayetlerin bir kısmının davalı aleyhine idari yaptırım tesis edilen Reklam Kurulu kararlarına yansıdığı, bu kararların iptal edilmesi için idari yargı yerinde açılan bir kısım davanın reddedilerek istinaf aşamasında kesinleştiği, bu hale göre davalı yanın, davacılara ait \"...\" ve \"...\" markalarını, kendisi lehine avantaj elde etmek üzere, markasal olarak kullandığı ve bu eylemleri ile davacılara ait marka haklarına tecavüz fiillerinde bulunduğu, bu fiillerin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle  davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan aramalarda \"...\" ve \"...\" markalarının ve bu markaların geçtiği ifadelerin ticari etki doğuracak şekilde markasal kullanım eylemlerinin davacılara ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının bu eylemlerinin durdurulmasına, davalı tarafından yapılan aramalarda, web sayfalarında, alan adlarında ve bunlarla sınırlı olmaksızın, herhangi bir mecrada ve satış kanalında \"...\" ve \"...\" markalarını ve bu markaların geçtiği ifadelerin ticari etki doğuracak şekilde muhtemel markasal kullanımlarının önlenmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hükmün ulusal düzeyde yayın yapan ve tirajı en yüksek beş gazeteden birinde ana sayfada ilan edilmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, dava dilekçesindeki eksikliklerin giderilmediğini, mahkemenin görevli ve yetkili bulunmadığını, davanın ara buluculuğa başvurulmadan açıldığını, zaman aşımı süresinin geçirildiğini, pasif ve aktif husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığını,  buna rağmen taleplerini ayrıştırmadıklarını, bu durumda ... A.Ş yönünden \"...\" markasına ilişkin davanın, ... A.Ş yönünde ise \"...\" markasına ilişkin davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini,  davacı ... A.Ş'nin haksız rekabet yönünden de aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ihtiyati tedbir şartları oluşmadığı halde tedbir kararı verildiğini, davaya konu iddiaların şüpheden uzak delillerle kanıtlanmadığını, Reklam Kurulu kararlarının ispat aracı olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, diğer taraftan davacılar  hem aramalarda, hem web sayfalarında hem de alan adlarında kendilerine ait markaların kullanıldığının tespitini ve bunların durdurulmasını talep ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ilk derece mahkemesince sadece \"aramalarda\" iddia edilen kullanımın bulunduğunun tespitine ve durdurulmasına karar verildiğini, bu duruma göre davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacıların talepleri birbirinden ayrıştırılarak her bir davacı yönünden ayrı bir hüküm kurulsaydı reddedilen kısımlar yönünden müvekkil Şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedileceğini, bu yöndeki husumet itirazları mahkemece  dikkate alınmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin de hatalı hükmedildiğini, ilan kararının da yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyari dava arkadaşlığı başlıklı 57. maddesi \"Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, el birliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.\" hükmünü haiz olup, aynı Kanunun 58. maddesi ise \"İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.\" şeklinde düzenlenmiştir.  <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tSomut olayda da davacılardan ... A.Ş kendi adına tescilli \"...\", ... A.Ş  de kendi adına tescilli \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak,  markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve hükmün ilanı istemlerinde bulunduklarından, davacılar arasında, yukarıda belirtilen HMK’nın 57/1-c maddesi çerçevesinde ihtiyari dava arkadaşlığı  bulunduğu açıktır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince dava açılırken her bir davacı için  ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harçlarının alınması gerekirken, dava açılırken tek bir harç alınarak yargılamaya bu şekilde devam edilmesi ve gerekçeli kararda da tüm davacılar için tek harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Nitekim benzer şekilde açılan başka bir dava hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2022 tarih, 2021/2830-2022/6914 E-K sayılı ilamında da aynı tespitlere yer verilmiştir.<br>Her ne kadar istinaf yoluna başvuran davalı vekili tarafından bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmamışsa da, harçlar kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun davalı vekilinin istinafı üzerine resen gözetilmesi gerekmiştir.<br>Bu itibarla, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde eksik harcın tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre  davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2021 gün ve 2019/469 E. - 2021/407 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/11/2024   <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"665a2802a08c421f","SID":"f16750b4edcdba0c"}}