{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1285 <br>KARAR NO: 2024/1424<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2020<br>NUMARASI: 2014/553 E. - 2020/510 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle  asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı, davalı- karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı- karşı davalı vekili, dava dilekçesinde özetle; \"Müvekkili \"... Lojistik\" unvanıyla taşıma işi yapmakta olduğunu, davalı şirketin ise hafriyat işleri yapmakta olduğunu, davalı şirketin Ataşehirde bulunan finans merkezinin hafriyat işlerini yapmakta olduğunu, müvekkilinin sahibi bulunduğu tırlarla davalının Ataşehir Finans merkezinden aldığı hafriyatı döküm sahalarına taşımış olduğunu, dava konusu yapılan faturanın Ekim ayında yapılan hafriyat taşıma işine ait olduğunu, Ekim ayında müvekkili davalının ...taki döküm bahasına 166 kez, Şile'ye 9 kez, ...'ya 6 kez sefer yapmış olduğunu, yapılan taşıma işinin ücretlerinin ... için sefer başına 185,00T L + KDV, ...' ya 175,OOTL+ KDV, Şile' ye 200,00TL + KDV olarak ücretlendirildiğini, şantiye sahasından çıkışta davalının görevlendirdiği personel tarafından çıkış yapan şoförlere barkodlu çıkış kartı verildiğini ve ay sonunda ise bu kartların toplanarak hesap kesilmekte olduğunu, müvekkilinin muhasebecisinin de Ekim ayında yapılan taşıma işlerini toplayarak faturasını kestiğini ve \"Fiş Teslim Tutanağı'nı davalı şirket görevlisi ...' e teslim ettiğini, bu teslim tutanağının aynı zamanda taraflar arasındaki bir hesap mutabakatı olduğunu, davalı şirket kayıtlarında hem de davacı tarafında kayıt altına alınan tasıma isleri için bu teslim tutanağının imzalandığını ve fatura kesilmekte olduğunu, faturada belirtilen taşıma işinin yapıldığının iş bu teslim tutanağı ile davalının da kabulünde olduğunu, davalının buna rağmen ve bugüne kadar da beklenmesine rağmen fatura bedelini ödememiş olduğunu,\" alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı haksız itiraz ettiğini iddia ederek,  davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağın %20' nden az olmamak üzere hesap ve takdir edilecek icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili, savunmasında özetle; Davalı şirketin hafriyat işi ile iştigal etmekte olduğunu, bugüne kadar karşılıksız çıkan bir çeki aleyhinde herhangi bir icra takibi veya amme borcu bulunmayan bir aile şirkete olduğunu, hafriyat işi camiasında Türkiye' nin en büyük hafriyat işi olarak kabul edilen İstanbul, Ataşehir İlçesinde inşa edilecek olan İstanbul Finans merkezli Hafriyat işini yapmakta olduğunu, aynı anda 600 kamyon çalıştırmakta olduğunu,  şirketin daha önce hiç çalışmadığı davacı ile işbirlikçisi ... adlı kişinin referansıyla nakliye sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, davacının, davalı şirket çalışanı formenler ... ve ... ile işbirliği yaparak, şantiye sahasına girmeyen kamyonlarının girmiş ve yük almış gibi sahte, sefer fişi tanzim ettirerek bunların bedelini davalı şirketten tahsil ettiğini, şirket yetkilisine gelen ihbar üzerine kamera kayıtlarının geriye dönük incelemesinde, davacı kamyonlarının şantiye alanına hiç gelmedikleri halde gelmiş gibi şantiye girişinde bulunan fış makinasından sahte sefer fişi alındığının tespit edildiğini, şirket yetkilisinin, davacının işbirlikçilerini sorguladığını, kamera ve tanık huzurunda suçlamayı itiraf ettiklerini, bu şahısların bir daha işyerine gelmediklerini, davacının ise telefonlarını açmadığını, davacı şirket yetkilisi olanları yazılı hale getirdiğini, hukuki işlemler için tarafına intikal ettirilmiş olduğunu, sefer fişi tanzim eden cihazdan alınan durum raporları kontrol edildiğinde, örnek olarak -24.10.2013 tarih saat 00:06:30' da ... plakalı kamyon ... Lojistik, -24.10.2013 tarih saat 00:06:36' da ... plakalı kamyon ... Lojistik, -24.10.2013 tarih saat 00:06:55'de ... plakalı kamyon ... Lojistik'e ait kamyonlara sefer fişi düzenlendiğini, kamera kayıtlarında bu kamyonların bu saatlerde sefer fişi tanzim edilen cihazın bulunduğu mobonun(çıkış kapısı) önünden geçtikleri görülmemekte olduğunu, yazılan saatlere bakıldığında 25 saniyede üç kamyon geçmiş gibi sefer fişi düzenlenmiş olduğunu, üç kamyonun 25 saniyede geçmesine imkan bulunmadığını, en hızlı geçiş yapılsa iki kamyon arasında 55 saniye zaman geçmekte olduğunu, şantiye çıkış kapısından bir dakikada bir kamyon geçebilirken davacı ve işbirlikçilerinin 25 saniyede üç kamyon geçirdiklerini, bunun da fiziken mümkün olmadığını, kamyonlar yük almadığı halde yük almış gibi tanzim edilen sahte sefer fişlerini teslim alan ve bu fişleri biriktirerek davalı şirkete ibrazla karşılığında cek alan ve bugüne kadar aldığı haksız çekleri tahsil eden şirket sahibi ve işleri organize eden eşi ile işbirlikçileri aleyhinde karşılıksız fatura tanzim etmekle resmi evrakta sahtecilik ve taşıma yapmadığı halde \"yaptım\" diyerek dolandırıcılık suçunu işledikleri kanaatiyle suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, vekil eden şirket yetkililerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda iş yapmadan tanzim ederek haksız kazanç sağlayan davacı şirkete son tanzim ettiği fatura aslı noter ihtarı ekinde iade edildiğini, geçmiş tarihli faturalara karşılık ise 168.539,40 TL noter ihtarı ekinde iade edilmiş olduğunu\" beyan ederek, davacı-karşı davalıya ait (..., ..., ... ve ... plakalı) vasıtaların tescil kayıtları üzerine üçüncü şahıslara devrinin dava sonuna kadar önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını, davacının davasının reddi ile, kötü niyetli takip nedeniyle takip miktarının %20 oranında tazminata karar verilmesini, karşı davalarının kabulü ile 168.539,40-TL KDV dahil noter ihtarının tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davalı karşı davacı taraf araç geçişleri ile ilgili sefer fişlerinin gerçeğe uygun hazırlanmadığını, yapılmayan seferlerin yapılmış gibi sefer fişlerinin hazırlandığını iddia etmekte, yukarıda anlatığımız üzere söz konusu iddialar , tanık delili, bilirkişi raporu dahil olmak üzere hukuk yargılamasında  yapılacak incelemeden daha geniş bir şekilde, ceza mahkemesi tarafından tahkik edilmiş, deliller toplanmış ve değerlendirilmiştir. Ancak yapılan tahkikat sonucunda sanıkların üzerilerine atılı suçları işlediklerine dair kesin ve inandırıcı kayıt bulunmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir. Bu aşamada davalı karşı davacı vekilinin bu yöndeki iddialarının incelenmesi usul ekonomisi ilkesine  de uygun görülmemiştir. Zira Usul Ekonomisi İlkesini düzenleyen HMK'nun 30. Maddesine göre \"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür\" , bu anlamda Ceza mahkemesinin yapmış olduğu yargılamanın üzerine yeniden inceleme yapılması zaman ve masraf kaybından ibaret olacaktır. Bu nedenle ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve mahkememiz dosyasına ibra edilen tüm delillerin birlikte incelenmesi sonucunda davacının sefer fişlerinin gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlendiği yönündeki iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla karşı davanın reddine karar verilmiştir.Asıl dava yönünden davacının icra takip talebi dikkate alınarak kısa kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacı vekilinin sadece asıl alacağı davaya konu ettiği, bu nedenle davanın kabulü yönünden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmış ancak taraflara yüklenecek sorumluluğun  tutar ve oranlarında herhangi bir değişiklik olmaması ve kısa karar ile gerekçeli karar hüküm fıkrası arasında çelişki yaratmamak adına gerekçeli kararın hüküm fıkrasında herhangi bir değişiklik yapılmadığından...\" gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas İcra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 30.764,02 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %13.75 ve değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine, karşı davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı- karşı davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Cevap ve karşı dava dilekçelerinde müvekkili şirketin hafriyet işiyle iştigal ettiğini, bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin daha önce davacıya ait şirketle hiç çalışmamış olduğunu, bir müddet çalıştıktan sonra da davacıya ait şirketin iş yapmadan yapmış gibi fatura tanzim ederek haksız kazanç elde ettiğini, en son tanzim edilen faturanın davacı şirkete iade edildiğini, geçmiş tarihli faturalara karşılık ise 168.539,40 TL miktarlı iade faturasının tanzim edilerek gönderildiğini, bu miktarın tahsilinin talep edildiğini, karşı tarafa borçlu olmayıp alacaklı olduğunu, bu hususun beyan edildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ara karar gereğince İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/44 Esas ve 2017/14 Karar sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığını, sanıkların delil yetersizliği nedeniyle beraat ettiklerini, karşı davada sefer fişlerinde 25 saniyede üç kamyon geçmiş gibi gösterildiğini ancak bu hayatın  olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmeleri üzerine mahkemenin ağır ceza mahkemesindeki bilirkişi raporunun esas aldığını, gerekçede maddi olgunun tespitine ilişkin kararın bağlayıcı nitelikte olduğunu belirttiğini ,ancak ceza davasında verilen beraat kararını delil yetersizliği nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesine bağlı kalınarak verildiğini, maddi olguyu ortaya çıkarıcı nitelikte olmadığını, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemelerinde verilen karar ile bağlı olmayacağının TBK 74.maddede belirtildiğini, yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına,  asıl davanın reddine, karşı davalarının ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, hafriyat nakliye bedeline dair faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine; karşı dava ise bedelsiz faturalar nedeniyle  168.539,40 TL iade fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı karşı davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, nakliye sözleşmesinin varlığı, davalı karşı davacının şikayeti üzerine davacı karşı davalı hakkında kamu davasının açıldığı ve beraat kararının verilmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, ceza mahkeme kararının hukuk mahkemesi kararına etkisi, maddi hakikatın tespitine dair mahkeme gerekçesinin yerinde olup olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 01.06.2013 tarihinde başlamak üzere nakliye sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede nakliyecinin davacı ... Lojistik ... olduğu, davalı karşı davacı şirketin ise işveren olarak yer aldığı, işin konusunun sözleşmede, iş verenin İstanbul sınırları içerisinde yürütmekte olduğu, hafriyat ve alt yapı işlemleri kapsamında kazılacak olan hafriyat toprağının şantiye sahası dışına nakliye işini işverenin belirlediği programa göre yapılması ve kabulü olduğu,  ... ve ... plakaların çekici, ... ve ... plakaların ise dorse olarak belirtildiği, davacı karşı davalı şirket tarafından davalı karşı davacı adına 31.10.2013 tarihli KDV dahil 30.764,02 TL tutarlı hafriyat nakliye bedeli faturasını düzenlediği, fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 29.11.2013 tarihinde 30.764,02 TL asıl alacak, 340,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.104,77 TL alacağın tahsili amacıyla faturadan kaynaklanan alacak için ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından takibe yasal sürede itiraz edildiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince asıl alacak miktarı üzerinden iş bu davayı açmış olduğu, davalı karşı davacı şirket tarafından 07.11.2013 tarihli tutanak düzenlendiği, söz konusu tutanağın içerisinde ,İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ataşehir adresindeki hafriyat işi yapılan iş yerinde şirketin gece vardiya amiri olarak çalışmakta olan ...'ın bazı kamyonların şantiyeye gelip toprak, taş vs hafriyat malzemesi yüklemediği halde bu kamyonlara yükleme yapılmış gibi işlem yapıldığı, araç geçiş kartının turnike bilgisayarında okutularak hayali sefer fişi düzenlendiğinin kamera kayıtlarından anlaşıldığı, olayı inkar yolunu seçen ...'ın daha sonra paraya ihtiyacı olduğunu  beyan ettiği ifadelerine yer verildiği, adı geçenin herhangi bir imzasının tutanakta yer almadığı, tutanağın davalı karşı davacı şirketin genel koordinatörü, proje müdürü ve saha formeni tarafından imzalanmış olduğu, davalı şirketin 23.12.2013 tarihinde, Üsküdar ... Noterliğinde davacı karşı davalı şirket adına ihtarname düzenlettiği, ihtarnamede, yazılı sözleşme gereğince hafriyat kamyonlarının kira karşılığı çalıştırılır iken bazı şirket çalışanları ile iş birliği yapılarak haksız kazanç sağlandığı, çalışanların itirafı ve kamera kayıtlarının incelenmesi sonucunda anlaşıldığının belirtilerek, 24.12.2013 tarihli 37.701,00 TL miktarlı çekin iade etmelerinin talep edildiği ayrıca 20.12.2013 tarihli KDV dahil toplam 168.539,40 TL tutarında iade faturasının düzenlenmiş olduğu, davalı karşı davacı şirket tarafından davacı karşı davalı ve dava dışı ..., ... ile ... ve ... hakkında güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik iddiası ile 23.12.2013 tarihli dilekçeyle şikayette bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, ceza dosyasının neticesi ve kesinleşmesi bekletici mesele yapılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/44 Esas, 2017/14 Karar ve 24.01.2017 tarihli kararı ile; sefer fişlerinde belirtilen saat ve dakikalarda ... Lojistik isimli firmaya ait araçların geçişlerinin havanın karanlık olması ve araçların ön farlarından çıkan ışığın parlaması nedeniyle tespit edilemediğine dair olay yerindeki kamera görüntülerine ilişkin bilirkişi raporu sanıkların savunması, katılan beyanı, tanık beyanları ve dosyada mevcut tüm deliller değerlendirildiğinde sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, tanıkların elektrik kesintisi olduğu zaman sistemin çalışmadığına dair beyanları kamera kayıtlarından araçların tam olarak tespit edilemediğine dair bilirkişi raporu sanık savunması ve özellikle de şüpheden sanığın yararlanacağına dair evrensel hukuk ilkesi ve tüm dosya dikkate alınarak sanıkların güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından dolayı ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 2017/1136 Esas, 2017/1071 Karar ve 12.05.2017 tarihli ilamı ile kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun kesin olarak esas reddine karar verilerek ceza kararı 12.05.2017 tarihinde kesinleşmiştir.  Davalı karşı davacı şirket tarafından düzenlenen 07.11.2013 tarihli tutanakta adı geçen ... ceza dosyasındaki 03.03.2015 tarihli savunmasında; olay tarihinde davalı şirkette formen olarak çalıştığını, firma yetkilisi ...'in dayısı olduğunu, o tarihte işinin saha içerisinde, döküm sahalarında ve yolda olası trafik kazalarında meydana gelecek olumsuzlukları gidermek olduğunu, gece vardiyasında çalıştığını, kantarda iki eleman olduğunu, çıkış yapılacak yerde de araçların yük alıp almadığını, kameradan görüp kontrol eden 4 eleman olduğunu, iddianamede yazılı araçların yük aldığını gördüğünü ancak araç çokluğundan bunları takip etmediğini, beyan etmiştir. Sanık ... ise 21.04.2015 tarihli savunmasında; 2012-2013 yılları arasında şirkette mazot pompacılığı, ön muhasebe ve ayak işlerini yaptığını, patronun oğlu olan ...'in sefer fişlerinin kaybolduğunu söylediğini, toplam 5 kişi çalıştıklarını, o gece sadece ... ile kendisinin vardiyada olduğunu, olayın sadece bir geceye mahsus olmayıp bir aylık süreye tekabül ettiğini, ...'in fişlerin kaybolduğunu, o gece vardiyada kendisinin ve ...'ın bulunduğunu söyleyerek sorumlu olduklarını ifade ettiğini, kendisini derhal işten çıkarıldığını, ...'ın daha sonra işten çıkarıldığını, akraba olduklarını, şikayetçi olacaklarını söylediklerini, onların beyanları doğrultusunda ifade vermeleri halinde kendilerine birşey olmayacağını söylediğini, kendilerinin ise kabul etmediğini, tanık olarak gösterebileceklerini söylediğini, yük almayan kamyonların yük alıyormuş gibi sahte sefer fişi düzenlemediğini, firmaya vermediğini ve davalı şirkete bunları ibraz ederek gerçekte yapılmayan seferlerin ücretlerini tahsil etmediğini, zaten buna yetkili olmadığını beyan etmiştir. Sanıklardan ...  28.05.2014 tarihli polis merkezindeki ifadesinde; davalı şirkette yaklaşık 7 yıldır çalıştığını, şirketin İstanbul Ataşehir ilçesinde inşa edilecek olan İstanbul Finans Merkezinin hafriyat işini yaptığını, kendisinin gece vardiyasında şantiye sorumlusu olarak çalıştığını, iş yerinde bulunduğu sırada şirket yetkilisi ve ayrıca dayısı ...'in kendisini yanına çağırdığını, kamyonların yük almadan çıkış yaptığını ve bu kamyonlara da fiş kesildiğini sorduğunu, kendisininde hafriyat yükü almadan şantiye sahasından hiçbir kamyonun çıkış yapamayacağını, giriş çıkışların kayıt altında olduğunu ayrıca kamera kayıtlarının mevcut olduğunu söylediğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Ceza yargılaması aşamasında alınan 15.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda; 2 adet DVD incelemesi gerçekleştiridiği 22.10.2013- 22.10.2013 tarih aralığı ve 14.12.2013 tarihli seferlerin detaylarını gösterir belgede toplamda 22 adet aracın çıkış yaptığı, görüntülerde 19 aracın çıkış yaptığı, havanın karanlık olması ve araçların ön farlarından çıkan ışığın parlaması nedeniyle araçların plakaları belirli olmamakla birlikte davacı firmaya ait araçlara rastlanılamadığının belirtildiği, raporda tüm zaman aralıkları gösterilerek görüntülerin şifre edildiği, sonuç olarak belirlenen saat ve dakikalarda ... Lojistik isimli firmaya ait araçların geçişlerinin havanın karanlık olması, araçların ön farlarından çıkan ışığın parlaması nedeniyle tespit edilemediği, sefer fişlerinde belirtilen saat ve dakikalardaki ekran görüntülerinin rapora eklendiği ifade edilmiştir. Mahkemece, tanıklar dinlenerek bilirkişi raporu alınmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü tarafından mahkemenin talebi üzerine, davacı şirkete ait araçların Maltepe sahil dolgu sahasına yapmış olduğu dökümler dosyaya ibraz edilmiştir. Gaziosmapaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından 24.06.2014 tarihli cevabı yazıyla ... plakalı kamyonla ilgili herhangi bir trafik cezasına rastlanmadığı belirtilmiştir. 20.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı karşı davalının takibe konu ettiği davalı karşyı davacının noter ihtarnamesi ekinde iadesini iddia ettiği 31.10.2013 tarih 110888 no.lu 30.764,02 TL'lik faturanın davalı karşı davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, asıl davaya konu alacağın dayanağı sefer fişlerini düzenleyen ... davalı karşı davacı şirketin görevlisi olarak sefer fişlerini düzenlediğinden ve bu kişinin düzenlediği sefer fişleri hakkında herhangi bir sahtelik iddiası ileri sürülmediğinden davacı karşı davalının 30.764.02 TL lık fatura bedelini talep etme hakkına sahip olacağı, İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın bu tutar üzerinden iptalinin talep edilebileceği, icra takibinden önce davalı karşı davacıyı temerrüde düşüren bir ihtara rastlanmadığından takip tarihinden önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği, davalı karşı davacı tarafça ibraz edilen yasal defterlerin (HMK md. 222) uyarınca davalı karşı davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı karşı davacının dava konusu yaptığı 168.639,40 TL'lik hizmet iade faturasının davacı karşı davalının verdiği hizmetlerin sahte evraklara dayalı olduğu iddiası doğrultusunda olduğu, karşı davaya konu fişlerin sahtelik iddiası Istanbul Anadolu2.Ağır Ceza mahkemesince kabul edilmediğinden davalı karşı davacının bu fişlerin karşılıksız düzenlendiğini ispat yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. 27.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; mevcut DVD'ler içinde sadece, üzerinde el yazıları ile yazılmış, “... İnşaat- 22/10/13-23/10/13-24/10/13 kamyon mobo görüntüleri” ibareleri bulunan DVD içindeki video görüntülerinde kamera adı mobolar olduğu, davalı-karşı davacı vekilinin dava dilekçesinde; sefer fişi tanzim eden cihazdan alınan durum raporları kontrol edildiğinde, örneğin; -24.10.2013 tarih saat 00:06:30'da ... plakalı kamyon ... Loji: 24.10.2013 tarih saat 00:06:36'da ... plakalı kamyon ... Lojistik, 24.10.2013 tarih saat 00:06:55'de ... plakalı kamyon ... Lojistik'e kamyonlara sefer fişi düzenlendiği, oysaki kamera kayıtlarında bu kamyonların bu saatlerde sefer fişi tanzim edilen cihazın bulunduğu mobonun (çıkış kapısı) önünden geçtikleri görülmediği, zaten yukarıda yazılan saatlere bakıldığında 25 saniyede üç kamyon geçmiş gibi sefer fişi düzenlendiği, halbuki üç kamyonun 25 saniyede geçmesine imkan olmadığı, en hızlı geçiş yapılsa iki kamyon arasında 55 saniye zaman geçeceği, yani şantiye çıkış kapısından bir dakikada bir kamyon geçebilirken davacı ve işbirlikçilerinin 25 saniyede üç kamyon geçirdiklerini,  bunun da fiziken mümkün olmadığı  şeklinde iddiada bulunulduğu,  bu örnek üzerinden tarafınca yapılan ön incelemelerde; söz konusu örneğe ait olduğu anlaşılan detaylı Sefer Raporunda ... Lojistiğe ait araçların, 18-06-19 saniye aralıklı kayıtlı olduklarının görüldüğü, ancak kamera görüntülerinde kamera önünden geçen araçların plakalarının tarafınca anlaşılamadığından ve kamera kayıt zamanı geçiş listesi ile tam senkronize olmadığından tarafınca bu hususun anlaşılamadığı, mevcut dosya kapsamındaki tespitler ve raporlar ile davalı-karşı davacı vekilinin talepleri ve davacı tarafların itirazları da dikkate alındığında; 1 nolu DVD içindeki video dosyalarında, “kamera adı ... olan” kamera görüntülerinde kamera önünden geçen araçların plakaları  anlaşılamadığından ve kamara kayıt zamanı geçiş listesi ile tam senkronize olmadığından  bu hususun anlaşılamadığı, sorulan hususta ayrıntılı rapor tanzim edilemediği, bu hususta kamera görüntüleri inceleme ve kapı geçiş sitemlerinde uzman kişi/ler tarafından detaylı inceleme ve analiz yapılmasının daha uygun olacağı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, asıl davanın kabulüne, (her ne kadar kısmen kabul olarak kısa kararda belirtilmiş ise de bunun maddi hata sonucu gerçekleştiği gerekçeli kararda belirtilmiştir.) karşı davanın ise reddine dair hüküm tesis edilmiştir. TBK'nın 74. (818 sayılı BK'nın 53.m) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hâkimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hâkiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hâkimini bağlar. Somut olayda ise ceza yargılaması neticesinde davacının yer aldığı sanıklar hakkında delil yetersizliğinden dolayı beraat kararı verilmiştir. Bu kapsamda verilen beraat kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağı aşikardır. Diğer taraftan, HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada taşıma hizmeti verdiğini  ispat yükü davacı tarafa ait olmakla birlikte, taşıma neticesinde düzenlenen faturaların gerçek taşımaya ilişkin olmadığı, sahte sefer  fişleri ile yapılmayan taşımalara ilişkin faturalar düzenlenerek  ödemeler alındığı iddiasının ise davalı karşı davacı tarafça ispatlanması gerekecektir. Davacı karşı davalının takip konusu fatura alaçağını,  taşımaya dair sefer fişini düzenleyen kişi ile ilgili herhangi bir sahtecilik iddiasında bulunulmadığından, sefer fişini düzenleyen ...'in yargılanan sanıklar arasında yer almaması nedeniyle davanın niteliği gereğince davacının alacak iddiasını ispat ettiğinin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Şöyle ki, davalı karşı davacı tarafından diğer faturalarla birlikte takip konusu faturada, iade edilmiş ve buna ilişkin iade faturası düzenlenmiş ise de davalı karşı davacı iddiasını ispat edecek delilleri dosyaya ibraz edememiştir. Gerek ceza dosyasında, gerekse mahkemede  dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporlarında  araç geçişlerinin gece olduğu, karanlıkta araç ön far ışıklarının parlaması nedeniyle plakaların okunamaması hususları dikkate alındığında, davalı karşı davacının davasını ispat edemediği sonucuna varılmıştır. Ceza mahkemesi beraat kararı esas alınmaksızın davalı karşı davacının iddialarını ispat edemediği anlaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl dava yönünden davalı- karşı davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.576,12 TL istinaf harcının davalı- karşı davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Karşı dava yönünden davalı- karşı davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davalı- karşı davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı- karşı davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e4f1c8f86451b3a","SID":"9e19397920b13e11"}}