{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   31. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/194 - Karar No:2024/906<br>                     T.C.<br>                ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ                             <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  \t\t                   \t  (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak                                                                                                            Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2)<br>ESAS NO\t: 2024/194 <br>KARAR NO\t: 2024/906<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t\t    (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t    (...)<br>KATİP\t\t: ...\t   (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2018/428 E-2023/762 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t  <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak  (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/11/2024<br>\t<br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, taraflar arasında sayısal kadastro harita yapım işleri yapılmasının söz konusu olduğunu ve müvekkili tarafından davalı şirket adına  Erzurum Uzundere, Çamlı Yamaç, Sapanca Balıklı köylerinde sayısal kadastro yapım işi  ile Nevşehir - Ürgüp  Çökerek ve Sarıhıdır köyleri tapu kadastro işlemlerinin gerçekleştirildiğini, bu işler için davacıya fatura düzenlenerek gönderildiğini ancak davacının her hangi bir ödeme yapmadığını,  davalının ödeme yapmaması üzerine  Ankara 22.  İcra Dairesinin  2015/14997 Sayılı dosyası ile  icra takibi başlatıldığı, davalı  tarafından  söz konusu takibe itiraz edildiği ve itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu, icra takibine yapılan itiraz  haksız ve kanuna aykırı olduğundan  itirazın iptali ve %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini  karar verilmesini talep  etmiş; 15.11.2022 tarihli dilekçesi ile davayı tamamen ıslah etmiş, davasını alacak davasına dönüştürmüş ve dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili  tarafından davalı şirkete yapılan işe ilişkin olarak bir takim faturalar kesildiğini ve buna karşılık bir kısım ödemeler alındığı, davalı tarafı kesilen faturalardan  15.01.2015 tarihli faturanın davacı muhasebecisi tarafından unutularak deftere  işlenmediğini,  davalı şirketinde bundan faydalanarak ödeme yapmadığını , dava dışı ...'a yapılan ödemelerin müvekkili ile davalı arasındaki iş ilişkisi ile ilgisinin bulunmadığını bildirerek Erzurum ve Nevşehirde yapılan işler için 142.956,46TL nin işin yapıldığı tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davalı vekili,  dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamış, tam ıslaha karşı verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili dışında işin asıl sahibi ...  firması tarafından da  davacıya ödeme yapıldığını ayrıca davacının talebi ile davacınını abisi ... hesabına ... Harita firması açıklaması ile ödemeler yapıldığını,  davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası niteliğinde olduğunu ve  alacak davasının zamanaşımına uğradığını, davacının Erzurum ve Nevşehir işlerine ilişkin her hangi bir alacağının bulunmadığı gibi  söz konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, Nevşehir'de yapılan işe ilişkin 2015 tarihli 29880 nolu fatura mahkeme huzurunda sunulmuş olsa bu faturaya ilişkin ödemenin davacı tarafa yapılmış olduğunu , kaldı davacının sunduğu faturanın hem miktar hemde nitelik bakımından davacının iddiasını kanıtlar nitelikte ve güçte olmadığı bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Davalı vekili tarafından davanın tam ıslahı sonrasında davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu bildirilerek zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; taraflar arasında 13.08.2007 tarihinde iki adet sözleşme imzalandığı, sözleşmeler gereğince davacının yapacağı işin parsel ölçümü,  parsel alımı ve malik tespitine ilişkin olduğu, Nevşehir işine ilişkin her hangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı ancak dosyada mevcut belgelerden Nevşehir işinin de bu bölgede yapılan 22/A çalışmaları nedeni ile parselleri ölçüm işine ilişkin olduğu bu hali ile uyuşmazlığın  eser sözleşmesinden değil hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.02.2010 tarihli 2010/13-93/88 sayılı kararında da belirttiği üzere 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 146.maddesi  uyarınca sözleşmeden kaynaklanan davalarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu gibi  davacı tarafından 20.03.2015 tarihinde davalı aleyhine takip yapıldığı ve BK 'nun 154. Maddesi gereğince takibin zamanaşımını kestiği dava tarihi olan 05.06.2018 ve ıslah tarihi olan 15.11.2022 tarihi itibarıyla  zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 01.01.2015 tarihli seri A-29880 nolu KDV dahil 87.959,56TL bedelli faturanın her iti tarafın defter ve kayıtlarına işlenmediği anlaşılmış ise de bu faturanın yapılan iş ile uyumlu olup  davalı vekili  08.12.2022 tarihli dilekçesinde  Nevşehir de yapılan işe ilişkin  2015  tarihli 29880 nolu faturaya ilişkin ödemelerin yapılmış olduğunu bilirmiş olduğundan bu faturaya konu işin davacı tarafından yapıldığı ancak taraf  defterlerine işlenmediği kabul edilmiştir. Davalı tarafından dava dışı  ... Harita İnş. tarafından bu işlerle ilgili olarak kendileri adına davacıya yapılan ödemeler  kanıtlanamamış olup davalı tarafından dava dışı ... 'a yapılan ödemelerinde  dava konusu ilerle ilgili olarak yapıldığı kanıtlanamadığından  ve  davalının davacıya dava tarihi itibarıyla 119.249,56TL borçlu olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile  BK .117 maddesi gereğince takip tarihinde önce davalıya usulüne uygun  ihtar görderilerek davalının temerrüte  düşürülmedi, davalının takip ile birlikte temerrüte düştüğü anlaşıldığından bu bedele takip tarihi olan 20.03.2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesine...\" karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu işleri tamamladığını ve teslim ettiğini, davalıya toplam 10 adet fatura kestiğini, davalının 21/12/2009 tarihli 55.000,00 TL ve 01/01/2015 tarihli 87.960,56 TL miktarlı faturaları ödemediğini, yapılan son ödemenin tarihinin 21/08/2009 dava konusu faturanın tarihi ise 21/12/2009 olup, faturadan 4 ay önce yapılan ödemenin fatura bedelinden düşülmesinin hatalı olduğunu, yapılan ödemenin faturadan hemen önce veya hemen sonra olması gerektiğini, bu nedenle dava konusu bu faturanın tüm ödemelerden bağımsız yeni bir borç ilişkisini gösterdiğini, 01/01/2015 tarihli faturadan dolayı da müvekkilinde davalıdan 87.960,56 TL alacağının bulunduğunu, diğer fatura ile beraber toplam 142.959,46 TL alacağı bulunduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak davasının zamanaşımına uğradığını, Erzurum ve Nevşehir işlerine ilişkin her hangi bir alacağının bulunmaması dışında 2007-2015 tarihli faturalar dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarından davalının davacıya borcu olmadığının ortaya çıktığını, davacının iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığını, getirtilmesini istediği belgelerin mahkemece getirtilmediğini, davacının hesap dökümlerine göre; davacıya fazla ödeme dahi yapıldığını, dava dışı ... firmasının yaptığı ödemelere yönelik dekontların istenmesinin talep  ettikleri halde mahkemece reddedildiğini, davacının talebiyle abisi ...'ın hesabına işin yapıldığı dönemde müvekkilinin ödemeler yaptığını, bu ödemelerin, tarihi ve dekontlarda yazılı olan ifadelere bakıldığında, dava konusu işle ilgili olduğunun açık olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. <br><br>\tGEREKÇE:<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>1-Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf  nedenleri yerinde görülmemiştir. <br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br> Kavram olarak; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine ıslah denir ( HMK m.176).  Eş söyleyişle ıslah, iyi niyetli tarafın davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur.<br>Islahın temel amacı, dava değiştirme yasağını, hasmın rızasını almaya gerek duymadan aşmak; böylece yeniden dava açma yükünden kurtularak, davaya getirilmesi unutulan vakıaları davaya dahil etmek, dava sebebini değiştirmek ya da ibraz ile ikame edilmesi ihmal edilen delilleri davada ileri sürme olanağını tarafa sağlamaktır. Dava konusunda veya istem sonucunun değiştirilmesi yönünde yapılabilecek değişiklik, tamamen ıslah veya kısmen ıslah şeklinde gerçekleşebilir. (HMK)'nın davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde;  “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD. 2022/7482 E 2022/9198 K).<br>\tYapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava, ilk önce itirazın iptali biçiminde açılmış olup, 15/11/2022 tarihinde havale ettirilen ıslah dilekçesi ile 142.959,46 TL alacağın en yüksek faizi ile birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir.<br>\tDavalı taraf, tam ıslah dilekçesine karşı süresinde verdiği cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını belirtmiş, mahkemece; eldeki davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, buna göre; TBK'nın 146.maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin, zamanaşımının kesildiği dava tarihi ve ıslah tarihi itibariyle dolmadığı gerekçesiyle, davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında imzalanan 13/08/2007 tarihli iki adet sözleşmede, işin konusu olan yerlerde parsel ölçülerinin yapılması, parsel alımı ve malik tespitinin yapılacağı, bu kapsamda poligon tesisi, ölçüsü, hesabı, ilgili köylerde parsel alımı ve bilgisayar ortamında birleştirilmesi işlerinin davacı taşeron tarafından yaptırılacağı belirtilmiş olmakla, yapılacak işin niteliği dikkate alındığında sözleşmenin hizmet değil, eser sözleşmesi olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkta  eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. <br>\t 6098 sayılı TBK'nın 147/6. maddesine göre “Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.” 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Yanlar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından, olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 5 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 149. madde hükümleri gereğince zamanaşımı süresi alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale gelir.TBK’nın 153, 154, 156 ve 157. maddelerinde ise zamanaşımının durması, kesilmesi ve yeni sürenin başlaması halleri düzenlenmiştir. (Yargıtay 15.H.D. 2020/750 E 2020/2390 K vb.)<br>\tBu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; takip ve dava konusu olan 01/01/2015 tarihli 87.959,56 TL miktarlı faturaya konu işin dosyada mevcut teslim tutanaklarına göre, en son 15/12/2014 tarihi itibariyle teslim edildiği, bu durumda anılan faturadan kaynaklı alacağın, bu tarih itibariyle muaccel (istenebilir) olduğu, TBK'nın 154/2.maddesinde yer alan zamanaşımını kesen nedenlerden olan takip tarihi (20/03/2015) ve akabinde açılan itirazın iptali davası tarihi (05/06/2018) dikkate alındığında, tam ıslah işleminin yapıldığı tarih (15/11/2022) itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. <br>\tAncak, yine takip ve dava konusu olan 21/12/2009 tarih 55.000,00 TL miktarlı faturaya ilişkin işin, teslim tutanaklarında tarih yazılı olmasa dahi, fatura tarihi ve BA formuyla vergi dairesine bildirilme tarihi olan 21/12/2009 itibariyle tesliminin yapıldığı, o halde; bu faturaya ilişkin alacağın 21/12/2009 tarihi itibariyle istenebilir hale geldiği, 5 yıllık zamanaşımı süresinin 21/12/2014 tarihi itibariyle dolduğu, takip tarihinin ise; bu tarihten daha sonra 20/03/2015 olduğu, bu durumda; anılan faturaya ilişkin alacağın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. <br>\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>  HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜNE, <br>\t3-Ankara 11.  Asliye Ticaret Mahkemesinin  14/11/2023 tarih ve 2018/428 Esas ve 2023/762 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,\t<br>\t4-Davanın KISMEN KABULÜNE,<br>\t5-87.959,56 TL'nin takip tarihi olan 20/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t6-Bakiye alacağın zamanaşımı nedeniyle reddine, <br>\t7-Alınması gereken 6.008,52 TL karar ilam harcından peşin yatırılan 35,90 TL ile 3.400,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.435,90 TL  harçtan mahsubu ile kalan 2.572,62 TL'nin TL'nin davalıdan alınıp, hazineye irat kaydına,<br>\t8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan  30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan  30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br>\t10- Bu yargılama nedeni ile yapılan 7 adet normal tebligat gideri  125,00TL, 10 kep  ücreti  8,05TL , 1 dosya kapağı ücreti  1,00TL , bilirkişi ücreti 800,00TL, 3 posta ücreti 462,20TL olmak üzere toplam 1.396,25TL 'nin kabul ve red oranına göre  1.164,70TLlik kısmı ile  35,90TL peşin harç ile 35,90TL başvuru harcı ve 3.400,00TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.636,50  TL 'nin kabul oranına göre hesaplanan 2.853,80 TLsinin  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t11-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t12-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, ilk derece yargılamasında taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,<br>\tİstinaf İncelemesi Yönünden:  <br>13-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar  harcından peşin alınan 269,85 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>14-Davalı tarafından yatırılan 2.036,49 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,<br>15-Davalı tarafından yapılan 738,00  TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>16-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>17-Davalı tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>18-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücretine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK. 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere  24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan ...\t                        Üye ...                         Üye ...                  Katip ...<br>¸e-imzalıdır                       ¸e-imzalıdır                    ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır     <br><br>¸e-imzalıdır                   ¸e-imzalıdır                   ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a5e27cab336bc5a","SID":"4e9cd4069868ac95"}}