{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1274 <br>KARAR NO:2024/1418<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/02/2021<br>NUMARASI:2019/102 E. - 2021/124 K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (İş makinesi temini ve işletme sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı şirketlerin arasında sözleşme akdedildiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin yüklenici, davalıların işveren konumunda olduğunu, hakkedişlerin şantiye ve işveren merkez onayından geçip davalılara  faturaların kesildiğini, buna rağmen davalıların sözleşmede kararlaştırılan ödeme tarihlerinde müvekkiline ödeme yapmadığını, sonrasında geç ve kısmi ödemelerde bulunulduğunu, geriye kalan ve muaccel olan 500.000TL borç için ileri tarihli çek yazıldığını, çekin yalnızca kalan alacak miktarını kapsadığını, temerrüt faiz oranlarının işlenmemiş olduğunu, çekin tahsil edildiği tarihe kadar müvekkilinin faiz alacağının ve maddi zararlarının oluştuğunu iddia ederek,  şimdilik 1.000 TL alacağın işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 15.06.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 52.398,77 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  Müvekkili Şirketin dahil olduğu Ticari İşletme olan ... İşletmesinin  alt yüklenicisi olduğunu, davanın ... İşletmesine yöneltilmesi gerektiğini, davacının talep konusu yaptığı alacak miktarlarının belirli olduğunu bu nedenle alacak davası açılamayacağını,  davalı müvekkillerinin oluşturduğu  yüklenici şirketin yapım taahhüdü altında bulunan söz konusu Proje gereğince operatörlü kamyon kiralaması  için  davacı \".... Şti.\" ile 11.05.2018 tarihinde ... numaralı Sözleşmenin tanzim edildiğini, müvekkilleri tarafından ibraz edilen  çekin hiç bir ihtirazi kayıt konulmaksızın kendileri tarafından tahsil edildiğini, sözleşme koşullarında ödemelerin gerçekleştirildiğini, herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığını, temerrüt faizi istenmesinin haksız olduğunu,  müvekkili şirketler ile davacı arasında hiçbir akdi bağ ve münasebet bulunmadığını savunarak kara davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığına, işlerin yerine getirilip getirilmediğine dair bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. İhtilaf davacının gecikme sebebiyle davalıdan faiz isteyip isteyemeyeceği ve davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığına dairdir.Öncelikle davalı tarafça ileri sürülen husumete dair iddialara değinilmesi gerekir.  Davalı tarafça gerek cevap dilekçesinde gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde  davanın ...İşletmesi'ne yöneltilmesi gerektiğini ifade etmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 8.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından dava dilekçesinde  ortak  girişimi  oluşturan şirketlerin  davalı  olarak  gösterilmesi  ve  dava dilekçesinin  ortak  girişimi  oluşturan  şirketlere  ayrı  ayrı  tebliğ  edilmesi, taraf  teşkilinin sağlanması, kararın da ortak girişimi oluşturan şirketler hakkında kurulması gerekir.(  9. Hukuk Dairesi - 11.05.2016  tarih  ve  2016 / 9705 E.  2016 / 11859 K. ) Öte yandan davalı tarafça ticari işletmenin taraf ehliyetinin bulunduğuna dair itirazı da yerinde değildir. Davanın ilgili adi ortaklığın taraflarına açılmasında bir beis yoktur.... İşletmesini oluşturan tüzel kişiliklerin(Şirketlerin) tesbiti ile  kendi aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması sebebiyle davaya dahil edilmelerinin zorunluluğunun yetkili mahkemece değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi Dosya No: 2021/107  Karar No:2021/221)Husumete ilişkin ihtilaf böylece giderilmiş olduğundan davadaki esas uyuşmazlığı oluşturan davacının davalıdan faiz isteyip isteyemeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Somut olayda davacı ile davalılar arasında sözleşmeler bulunduğu, davacı tarafça davalıya faturaların kesildiği, davalı tarafça sözleşmede belirtilen tarihlerde ödeme yapılmadığı, eksik ödeme için çek keşide edip teslim edildiği ve çekin vadesinde ödendiği, davacının gerek ödemeleri gerekse çeki kabul ederken herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödemelerin ve çekin kabul edilmesi karşısında faiz isteyemeyeceğinini kabulü gerekmektedir. Zira asıl borç sakıt olmuştur. Asıl borcun ferisi niteliğindeki faizin de sakıt olduğu açıktır. (Kaldı ki, Borçlar Kanunu’nun 113. maddesine göre, asıl borç sakıt olduğu takdirde fer’ileri olan haklarda sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından doğmuş olmadıkça bu faizler de istenemez. Davacı ve karşı davalı yüklenici hakediş ödemeleri sırasında geç ödeme nedeniyle ihtirazi kayıt ileri sürmediğinden BK’nın 113/II. maddesi uyarınca faiz talep edemez. İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ödemelerin kabul edilmesi nedeniyle davacı yüklenicinin faiz talep etme hakkı düşmüştür. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2007/2453 Es 2007/4969 K sayılı Kararı) Son olarak davacının ihtirazi kayıt ileri sürme imkanının bulunup bulunmadığının da irdelenmesi gerekir. Tarafları tacir olan dava konusu ilişkide davacının gerek ödemeleri aldığında gerekse çeki teslim alırken ihtirazi kayıt koymasına engel bir durum bulunmamaktadır.Yapılan ödemelerin bir kısmı EFT ile yapılmış ise de davacı tarafça davalıya makul sürede yazılı olarak çekinceye dair bildirimde bulunulması mümkün iken bu gerçekleştirilmemiştir. Öte yandan çekin kabul edilirken ihtirazi kayıt konulmasına bir engel de bulunulmamaktadır. Davacı tarafça ihtirazi kayıt konulmasına engel olan bir durumdan da bahsedilmemektedir.Son tahlilde ihtirazi kayıt konulmaksızın ödemelerin kabul edilmesi karşısında asıl bırç ile birlikte ferisi niteliğindeki faiz hakkının da sakıt olduğu ...\" gerekçesiyle davanın reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın reddine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, müvekkili ile davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık ticari işletmesi arasında akdedilen sözleşme gereğince, davalının müvekkiline ödemesi gereken hakedişleri sözleşmede belirlenen vade tarihinde ödememesi, geç ödemesi nedeniyle  alacak ve maddi tazminat talep edildiğini, mahkemenin yargılama sırasında bilirkişi raporuyla tespit edilen geç ödemeler ve verilen çek için müvekkilinin ihtirazi kayıt koymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, tacir olan taraflar arasında bir sözleşme bulunduğu ve ödeme günlerininde taraflarca sözleşmede kararlaştırıldığının açık olduğunu, vadenin sözleşmede belirlendiğini ayrıca sözleşme gereğince faturalar düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, sözleşmede hakedişlerin davalı işverence onaylanmasına müteakip müvekkili tarafından fatura düzenleneceği ve fatura tarihinden itibaren 30gün sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, gerekçenin aksine TTK'nın 1530 maddesine göre belirlenen ödeme süresinde borcun ödenmemesi halinde ihtara gerek olmaksızın temerrüt oluşacağını ve ayrıca sözleşmede belirli veya belirsiz vade öngörüldüğü durumlarda vadenin gelmesiyle temerrütün otomatik gerçekleşeceğini, kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere temerrüte düşen borçlunun asıl alacak bedelini alacaklıya ödemiş olsa da sözleşmede kararlaştırılmamış olsa da alacaklının temerrüt faizine hak kazanacağını, davalı yanca banka yolu ile vade tarihinden sonraki tarihlerde bir kısım ödemeler yapıldığını, son olarak muaccel olmuş bakiye borç için müvekkiline çek verildiğini, açıklandığı üzere sözleşmede ödeme tarihi ve süresi belirlendiğinden vadenin gelmesi ile temerrütün otomatik  olarak gerçekleştiğini, çek hususunda davalıların belirlenen ödeme gününde ödeme yapmadıklarını ya da eksik ödeme yaptıklarını, sonrasında kalan bakiye borç için ileri tarihli çek verildiğini, müvekkilinin çeki alıp almaması ya da ihtirazı kayıt koyup koymamasının kanun gereği hak etmiş olduğu temerrüt faiz alacağını ve oluşan maddi zararı ortadan kaldırmayacağını, faiz alacağı dışında sözleşme konusu işin mahiyeti ve geç ödenen bedel göz önüne alındığında alacağını vadesinde tahsil edemeyen müvekkilinin ticari hayatının tehlikeye girdiğini, krediler kullandığını, maddi zarara uğradığını, yeni ihalelere girilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini iddia ederek, davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, sözleşme gereğince alacağın belirlenen günden sonra  ödenmesi nedeniyle   temerrüt faizi ile maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, İş Makine Temini ve İşletmesi Sözleşmesinin varlığı, sözleşmede davacı şirketin yüklenici olarak yer aldığı, davalı adi ortaklık tarafından ödemelerin gerçekleştirilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı iş veren tarafından ödemelerin vadesinde gerçekleştirilmemesinden dolayı davacının tahsil etmiş olduğu alacak bedellerinden dolayı temerrüt faizine ve maddi zararına ilişkin taleplerinin yerinde olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 11.05.2018 tarihinde iş makine temini ve işletme sözleşmesinin kurulduğu, işverenin davalı adi ortaklık ticari işletmesi, yüklenicinin ise davacı şirket olduğu, sözleşmenin konusunun 2.maddede, işverenin ... İşletmesi ile 18.05.2017 tarihinde imzalamış olduğu İstanbul ili Avrupa yakasında yer alan Kuzey Marmara Otoyolu (3.Boğaz Köprüsü) dahi projesi Kınalı-Odayeri (Bağlantı yolları dahil) kesimi kapsamındaki operatörlük kamyon kiralanması işinin/işlerinin yüklenici tarafından yapılması ve proje uygulaması ile ilgili diğer idari, teknik mali ve hukuki sorumluluklarının yerine getirilmesini içerdiği şeklinde belirtildiği, işin süresinin 120 takvim günü olduğu, 4.maddede, işin fiyatı ve miktarının düzenlendiği, düzenlemede fiyatların tabloda gösterildiği, tarifelerinde sözleşme ekindeki özel teknik şartnamede verildiği, yüklenicinin sözleşme tarihinden itibaren tespit edilen fiyatlar üzerinden özel şartları dışında hiçbir şekilde fiyat farkı talep edemeyeceği, işin fiyatının süresi ne olursa olsun sözleşme tarihinden itibaren 12 ay süre ile sabit olduğunun belirtildiği, toplam 1.200.000,00 TL + KDV bedel ile yapacağını taahhüt ettiği, ödeme şeklinin sözleşmesinin 5.maddesinde yer aldığı, maddede, yüklenici tarafından yapılan işlerin hakediş raporları, sözleşmedeki esaslar çerçevesinde ve iş verenin vereceği hakediş formatında aylık olarak yüklenici tarafından hazırlanacağı, yüklenicinin hakediş raporunun ve ekine koyacağı imalat ataşmanları ve/veya işverence onaylanmış iş teslim tutanaklarını ve/veya puantajlarını, imalatın gerçekleştiği ayı takip eden 5 gün içinde işverene belgeleyeceği, bu madde hükümlerine uygun olarak tanzim edilen hakedişlerden bu sözleşme ve ekleri gereği olan sair kanuni kesintilerde yapılarak 30 günde bir düzenleneceği, işverence onaylandıktan sonra fatura tarihinden itibaren 30 gün sonra havale ya da EFT ile ödeneceğinin belirtildiği, hakediş şantiye ve işveren merkez onayından geçmeden fatura kesilmeyeceği, işveren tarafından yükleniciye herhangi bir başkaca bedel ödenmeyeceği, yüklenicinin hakedişe itirazının olması durumunda itirazı olduğu hususu yazılı olarak ayrıca bildireceği ve hakedişin üzerine bu yazıya referans ile itirazı kayıt koyacağına yer verildiği, davacı şirket tarafından davalı adına kamyon kiralama bedeli, operatör şöfor kiralama bedeli olarak faturalar düzenlendiği, ödeme cetvellerinin düzenlenmiş olduğu, davacı şirket adına 25.04.2019 tarihinde ... Şubesindeki çek hesabından 500.000,00 TL bedelli çek keşide edildiği, davacı şirket adına banka yoluyla ödemelerin gerçekleştirildiği, ödemelerde aylara ilişkin hakediş ödemesi olduğuna dair açıklamalara yer verildiği, dekontların Eylül 2018 hakediş ödemelerine dair olduğu, davacı şirket tarafından 06.09.2019 tarihinde çekin keşide tarihi olan 25.04.2019 tarihinden yaklaşık 5 ay sonra iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delilleri celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 02.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın incelenen ticari defterlerine göre davalı yandan 11.01.2019 tarihi itibariyle 0,00 TL bakiye cari hesap alacaklı olduğunun görüldüğü, davalı yanın incelenen ticari defterlerine göre davacı yana 11.01.2019 tarihi itibariyle 0,00 TL bakiye cari hesap borçlu olduğunun görüldüğü, davacı ile davalı şirketlerin oluşturduğu ... İşletmesi arasında 11/05/2018 tarihinde \"İş Makina Temini ve İşletme Sözleşmesi\" başlıklı ... No'lu sözleşme akdedildiği, sözleşme uyarınca davacı şirketin \"yüklenici\", davalıların ise \"işveren\" konumunda olduğu, 11.05.2018 tarihli sözleşmenin ödeme şekli ana başlıklı 5. maddesinde \"Yüklenici tarafından yapılan işlerin, hakediş raporları, sözleşmedeki esaslar çerçevesinde ve işverenin vereceği hakediş formatında, aylık olarak yüklenici tarafından hazırlanacaktır. Yüklenici, hakediş raporunu ve ekine koyacağı imalat ataşmanları ve/veya işverence onaylanmış iş teslim tutanaklarını ve/veya puantajlarını, imalatın gerçekleştiği ayı takip eden 5 gün içinde İşveren'e belgeleyecektir. Bu madde hükümlerine uygun olarak tanzim edilen hak edişlerden bu sözleşme ve ekleri gereği olan ve sair kanuni kesintiler de yapılarak 30 günde bir düzenlenir. İşverence onaylandıktan sonra fatura tarihinden itibaren 30 gün sonra havale ya da EFT yolu ile ödenir.\" şeklinde olduğunun görüldüğü, davacı yanın 06.09.2019 tarihli dava dilekçesinde alacağının geç tahsili nedeni ile temerrüt faizinin hesaplanmasını talep ettiği, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacı ve davalı yanlara ait 2018 - 2019 yılları ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacı .... Şti. tarafından incelemeye sunulan 2018-2019 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı ... ortaklığı tarafından incelemeye sunulan 2018-2019 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, taraflar arasında sözleşmeden doğan ve muaccel hale gelen alacak için davalının kısım kısım ödemeler gerçekleştirdiğinin görüldüğü, davalı tarafından yapılan kısmi ödemelerin sadece davacının anapara borcunu karşıladığı, davacının talebi olan anaparaya işlemiş temerrüt faizi hesaplamasının ise tablo şeklinde gösterildiği, söz konusu tabloda, sözleşmenin ödeme tarihinin 31.10.2018 olduğu,1. ödemenin  21.11.2018, 2.ödemenin 30.12.2018, 3.ödemenin 03.01.2019, 4. ödemenin 25.04.2019 ve toplam ödenen tutarın 500.000,00 TL olduğu, faiz gün sayısının toplam 134 talep edilebilecek reeskont avans faizinin ise dava tarihi itibariyle 52.398,77 TL olduğu, tarafların maddi zarar, husumet ve diğer taleplerinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından dava değeri ıslah edilerek artırılmıştır. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı  beyan dilekçesinde; raporun sonuç kısmında davalı yanın kısmi ödemeler ve gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, kısmi ödemelerin sadece ana paraya ilişkin olduğunun belirtildiğini, ana paraya işleyen temerrüt faizinin hesaplandığını, yapılan hesaplamaya katıldıklarını belirtmiştir. Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davanın adi ortaklığa yöneltilmesi gerektiğini, sözleşme gereğince dava dışı işletme tarafından tüm hakedişlere bağlı olarak ödemelerin raporda sabit olduğu üzere tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, davacının sebepsiz zenginleşme amacı taşıyan talep ve istemlerinin dinlenme kabiliyetinin olmadığını, müvekkiline herhangi bir ihtirazı kayıt belirtilmeden tüm ödemelerin alındığını, ibraz edilen çekinde ihtirazı kayıt konulmadan alındığını, son ödeme olan çekinde kabul edilmiş olmakla davadan önce temerrüte düşüldüğünden söz edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 02.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı vekili tarafından kök rapora yapılan itirazda hesaplamanın bileşik faiz uygulaması olduğunun belirtildiğini, tabloda görüldüğü üzere hesaplamanın normal borcun vade tarihinden ödeme tarihlerine kadar olan süreler üzerinden hesaplandığını belirterek, genel toplam faizin 44.766,64 TL olduğu, kök raporla aynı olduğu sehven bir satırın adi ortaklık tarafından keşide edilen faturanın eksik kaldığı görülerek hesaplamaya dahil edildiği belirtilmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında gerçekleştirilen 11.05.2018 tarihli sözleşmenin ödeme şekline dair 5.maddesinin son bendinde, yüklenicinin hakedişe itirazının olması durumunda itirazı olduğu hususu yazılı olarak ayrıca bildireceği ve hakedişin üzerine bu yazıya referans ile itirazı kayıt koyacağı düzenlenmiştir. Sözleşmedeki düzenleme takdiri olmayıp emredici niteliktedir. Somut davada, davacı tarafça hakedişlere dair herhangi bir itirazını veya ödemelerde de herhangi bir itirazı olmaksızın ödemeleri kabul etmiştir. Sözleşmenin aynı maddesinde ödemelerin işverence onaylandıktan sonra fatura tarihinden itibaren 30 gün sonra havale ya da EFT yoluyla ödeneceği belirtilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacı yüklenici tarafça ödemelerin tamamının herhangi bir ihtirazı kayıt konulmaksızın son olarak dava tarihinden yaklaşık 5 ay önce tahsil edildiği, davalı tarafın herhangi bir borcunun bulunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın  131 maddesinde, asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi başlığı ile \"Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna  bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı  tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, TBK 131/1 fıkrada belirtildiği üzere asıl borç davalı tarafça ifa edilmekle sona ermiştir. Ayrıca 2.fıkrada belirtildiği üzere  faiz alacağı saklı tutulmamıştır. Davacı tarafça ifa anında herhangi bir ihtirazı kayıt belirtilmemiştir. Diğer taraftan her ne kadar TTK 1530. maddesi gereğince taleplerinin yerinde olduğu iddia edilmiş ise de TTK 1530. maddede, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiştir. TTK'nın 1530. maddesi, tedarik sözleşmelerine ilişkin olup somut olayda uygulama yeri yoktur. TTK 1530/2.fıkrasında; \"Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.\" ifadelerine yer verilmiştir. 3. fıkrada, mütemerrit borçlunun alacaklısının sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanacağı, 4.fıkrada ise sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemiş ise veya belirtilen süre 5.fıkraya aykırı ise borçlunun sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağı ve alacaklının faize hak kazanacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarını düzenlediği, somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık faiz alacağına ilişkindir. TTK’nın 1530. maddesi gereğince borçlunun temerrüde düştüğü ve buna bağlı olarak davacı alacaklının faiz talep edebileceği kabul edilse dahi yukarıda açıklandığı üzere TBK’nın 131/2 maddesi gereğince en geç asıl borcun ödendiği tarihte feri nitelikte bulunan faiz alacağı hakkının saklı tutulmuş olması gerekir. Ancak somut olayda, davacı tarafça herhangi bir talep hakkı saklı tutulmaksızın alacak tahsil edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nı n353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f34e00d06b48c7f","SID":"1073e609fedb0201"}}