{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1841 - 2024/1160<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1841 <br>KARAR NO\t: 2024/1160<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/328 Esas 2022/401 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30/10/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 05.06.2017 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yayaya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu, ceza dosyasında davacının asli, davalının tali kusurlu olduğu belirlenmiş ise de davalının asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 13.10.2017 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100 TL efor kaybı, 100 TL bakıcı ve tedavi gideri olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan, 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 01.04.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile efor kaybı tazminatını 30.689,24 TL’ye, bakıcı ve tedavi giderini 4.907,07 TL’ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili; kazaya karışan ... plakalı aracın 11.03.2017-11.03.2018 tarihleri arasında 330.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kusur ve maluliyet yönünden AKT’dan, sürekli işgörmezlik zararı yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, geçici işgöremezlik, tedavi ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, ceza dosyasının kesinleşmediğini, davacı tarafın maddi zararlarının açılan ceza davasında belirlendiğini ve davacıya ödendiğini, tedavi giderlerinin tamamının devlet tarafından karşılandığını, davalının asgari ücretle çalıştığını, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının 05.06.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı efor kaybı tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, tarafların kusur durumlarının tespit edilmesi için mahkemece keşif yapıldığı, Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1117 esas sayılı dosyasındaki ATK kusur raporu, taraf, tanık beyanları, kaza tespit tutanağı da dikkate alınarak ATK tarafından 31.12.2020 tarihinde rapor hazırlandığı ve raporda davacı ...'ın %60, davalı ...'ın %40 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği,  26.03.2020 tarihli ATK raporunda davacının maluliyetinin %2 ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, ancak ATK raporunda davacı tarafça talep edilmesine rağmen bakıma muhtaçlıkla ilgili hususun dikkate alınmadığı ve bu nedenle dosyanın yeniden ATK 2. İhtisas Üst Kuruluna tevdi edildiği ve davacının iyileşme süresi içerisinde 6 ay başka birisinin yardımına muhtaç olduğunun bildirildiği, rapora taraflarca herhangi bir itirazın sunulmadığı ve ayrıca raporda davacıya ait hastane evrakları ve eklerinin incelendiği, bu nedenle hükme esas alınabileceği, maluliyete ilişkin durum belirlendikten sonra dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edildiği ve aktüer bilirkişi tarafından 04.01.2022 tarihinde rapor hazırlandığı,, davacının geçici işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik zararlarının sigorta poliçesi gereği ve ayrıca bakıcı giderinin de Yargıtay 17. HD'nin 2019/5205 esas 2020/7562 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere tedavi gideri olarak sayılması gerektiği ve poliçe gereği tedavi teminatına dahil olduğu, bu davalının temerrüt tarihinin davacının başvuru tarihi olan 15.09.2017 tarihinden itibaren 15 günlük süre eklendiğinde 30.09.2017 tarihi olduğu ve sorumluluğunun da bu tarihten başladığı, diğer davalı ... yönünden ise haksız fiil hükümleri gereği sorumluluğun olduğu ve sorumluluk tarihinin kaza tarihi olan 05.06.2017 tarihi olduğu ve davacının taleplerinin geçici işgöremezlik, sürekli işgöremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri yönünden kabul edilmesi gerektiği, ancak harcanan ve diğer harcama olarak bildirdiği harcamaların kaza ve davacının maluliyetiyle illiyet bağının bulunmadığı,  davacının zararları arasında sayılamayacağı bu nedenle bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden ise davalının kusur durumu, sosyal ve ekonomik araştırma yazı cevapları, davacının maluliyeti ve kaza nedeniyle davacının çekmiş olduğu acı ve elem hususları dikkate alındığında davacının manevi tazminat talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile,  8.128,66 TL geçici işgöremezlik ve 22.560,58 TL sürekli işgöremezlik zararı olmak üzere toplam 30.689,24 TL efor kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 30.09.2017 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 05.06.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 4.266,00 TL bakıcı gideri talebinin kabulü ile, davalı sigorta şirketi yönünden 30.09.2017 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 05.06.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 174,20 TL tedavi gideri talebinin kabulü ile, davalı sigorta şirketi yönünden 30.09.2017 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 05.06.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 405,69 TL harcama ve 61,18 TL diğer harcama yönünden davacının talebinin reddine, manevi tazminat yönünden; davacının davasının kısmen kabulü ile, 10.000 TL manevi tazminatın 05.06.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; olayın meydana gelmesinde davacı taraf yüzde yüz kusurlu olduğundan tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, Eskişehir 5.Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada hem davacı vekili hem de davalı vekili kusura itiraz etmiş ise de  yeniden kusur tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini, olayın hemen akabinde kamu tanığı olarak dinlenen ...'in polis ifadesinde “…..ismini bilmediğim bayan şahıs kafeden elinde telefonla dışarı çıktı. Yol kenarında park halindeki araçların sokağa çıktığı anda 06.PH.126 plakalı kırmızı renkli Lada araç bayan şahsa sağ tarafından çarptı, yaralı bayan şahıs kafeden çıkarken telefon kulağında idi.. yola bakıp bakmadığını görmedim. Sanırım sürücü şahıs bayan şahsı son anda fark etti. Çünkü frene çarptığı anda bastı” şeklinde beyanda bulunduğunu, diğer iki tanık davacının arkadaşı olup, her ikisinin de karakola vermiş oldukları ifadede davacının araçların arasından yola çıktığını beyan ettiklerini, tanık beyanlarının arkadaşlarını koruma amaçlı olduğunu, davacının kulağında telefonla arkadaşları ile konuşurken yolun karşı tarafında bekleyen arkadaşlarına gitmek için koşar adımlarla, servis aracının önünden sol tarafı kontrol etmeden aniden yola fırladığını, davacının yolu kontrol etmesi halinde, farları yanık vaziyette gelen aracın geçmesini bekleyip daha sonra karşıya geçmesi gerektiğini,  davacının daha önce yola çıktığı ve davalının kendisini görmediği süratinin fazla olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının aniden yola fırlaması nedeniyle davalının davacıya çarpmadan önce fren yapma imkanı bulunmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi fren izinin olay mahallinde bulunmadığını, davacı tarafın maddi zararlarının Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi hakimince neler olduğunun belirlendiğini ve davalı tarafında davacı tarafa maddi zararlarının tamamının ödendiğini, tedavi giderlerinin tamamının devlet tarafından karşılandığını, davalı asgari ücretle çalışan bir kişi olup takdir edilen manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu, olaya davacının sebebiyet verdiği ve yüzde yüz kusurlu olması nedeniyle manevi tazminat isteminin de tamamının reddine karar verilmesi gerektiğini, 04.01.2022 tarihli hesap bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 31.12.2020 tarihli kusur raporundaki oranları kabul etmediklerini, bu rapora itirazlarında belirttikleri gibi davacının işbu kazanın oluşumundaki kusur oranının % 60'tan fazla olduğunu,  20.10.2020 tarihli rapor ile 31.12.2020 tarihli Adli Tıp raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini ve dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiğini, dolayısıyla raporları kabul etmediklerini, davacının şu anda çalışıp çalışmadığı ve bir kazancının olup olmadığı ve bu kazancına dair SGK sorgulaması yapılmaksızın sadece 2017 tarihli sosyal inceleme raporunun esas alınması da rapor hazırlanırken maddi hataya neden olacağından 2017 sosyal durum araştırması neticesinde aldırılan 01.01.2022 tarihli raporu kabul etmediklerini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri ile manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, 05.06.2017 tarihinde davalıların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ve sürücüsü olduğu ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yayaya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinin davalılardan, manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesin talep etmiş; mahkemece davacının %60, davalının %40 kusurlu olması, davacının %2 maluliyeti, 9 ay iyileşme süresi,6 ay bakıcı ihtiyacı karşılığı maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili kusur ve maluliyet oranı, maddi ve manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. <br>\t1-Davalı sürücü vekili kusur oranına itiraz etmiş ise de; dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kaza tespit tutanağında yapılan değerlendirme, ceza dosyasında alınan 27.07.2017 tarihli ATK kusur raporu ve mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi raporundaki bulgulara ve dinlenen tanık beyanlarına göre düzenlenen ATK’nın 31.12.2020 tarihli kusur raporlarının aynı yönde olduğu ve kazanın, 05.06.2017 günü saat 01.15 sıralarında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Gençlik Bulvarı istikametinden Dr.Sadık Ahmet Caddesi yönüne Mehmet Osman sokağı takiben seyir halinde iken olay mahalli T kavşağa geldiğinde aracının sağ ön köşe kısımlarıyla; seyir istikametine göre yolun sağında park halinde bulunan araç önünden kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yaya ...'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, olay mahallinin meskun mahal içi, 10,10 metre platform genişlikli, 2 şeritli iki yönlü yol ve T kavşak olup sokak sınıfında, hava açık, zemin asfalt kaplama ve yüzeyi kuru, vakit gece ve aydınlatma bulunan, yatay güzergah düz ve düşey güzergah eğimsiz olan mahalde hız limitinin 50 km/h olduğu, çarpma noktasının yolun sağ kenarına 3,8 metre mesafede olduğu, aracın son konumunun çarpma noktasının 26,30 ilerisinde olduğu, tüm dosya kapsamı, taraf dilekçeleri, ceza mahkemesi kararı, davacı, tanık ve davalı ifadeleri, kaza tespit tutanağı, keşif tutanağı, bilirkişi raporları ve dosya içerisindeki tüm veriler bir bütün halinde incelendiğinde mevcut bulgulara göre; davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, aydınlatma bulunan meskun mahaldeki seyri sırasında gereken dikkat ve özeni yola vermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, hızını mahallin kavşak oluşunu da dikkate alarak her an tedbir alabilecek uygun seviyeye indirmesi gerekirken bahsedilen hususlara riayet etmediği, kavşak mahallinden istikametine göre yolun sağında park halinde bulunan araç önünden kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yayaya karşı hızından kaynaklı zamanında etkin tedbir almakta yetersiz kalarak çarptığı olayda %40 oranında, davacı yaya ...’ın, karşıdan karşıya geçiş yaptığı olay mahalli kavşakta kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde park halindeki araç önünden kaplamaya girdiği, yolu yeterince kontrol etmesi, gelen araçların hız ve yakınlık durumlarını dikkate alması ve gelen araca karşı korunma tedbirinde bulunması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla gerçekleşen olayda %60 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. <br>\t2-Davalı vekili davacının maluliyet oranına itiraz etmiştir.<br>\tDavacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, davacının maluliyetine ilişkin rapor Adli Tıp Kurumu 2 İhtisas Kurulundan alınmış, 18.03.2020 ve 17.06.2021 tarihli raporlarda dosyaya ekli grafilerin incelenmesi ve davacının muayenesi sonucunda 07.10.2019 tarihli grafilerde sağ femur intertorkhanterde kaynamış kırık sekeli, IMÇ ile tespitli, syphsis pubiste kaynamış kırık sekeli izlendiği, 12.10.2019 tarihli kraniyal MRG'de; sağ frontalde kortikal gliotik ensefalomalazik alan izlendiği, mevcut belgelere göre 1996 doğumlu ...'ın 05.06.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre Tablo 3.5a'ya göre tüm vücut özür oranı % 2 olarak tespit edildiği, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9  aya kadar uzayabileceği, dava konusu kaza nedeniyle Maluliyet tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde sürekli olarak başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı, iyileşme süreci içinde 6 (altı) ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği belirlenmiş olup, bu raporlar doğrultusunda davacının gelirinin asgari ücret üzerinden kabulü ile TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ile hesaplanan sürekli ve geçici işgörmezlik tazminatı, bakıcı gideri ve SGK’ca karşılanmayan tedavi giderlerinden davalı sürücünün sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. <br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. <br>\t3-Davalı sürücü vekili manevi tazminatın yüksek olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tMahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması sonucu duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; davacının yaralanmasının şekli ve niteliği, iyileşme süresi, gördüğü tedaviler, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki (2017) paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda davacı için manevi tazminat isteme şartlarının oluştuğu ve belirlenen manevi tazminatın uygun takdir edildiği görülmüştür. <br>\tAçıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacının maluliyet oranının kaza tarihinde uygulanan yasal mevzuat uyarınca ve yetkili kurumca belirlenmiş olmasına, bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının olayın oluşuna ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olması nedeniyle benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın Yargıtay uygulamasına uygun yapılmış olmasına, manevi tazminatın takdirinde TBK’nın 56.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde, davalının sürücünün maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat yönünden alınması gereken 3.399,48 TL, manevi tazminat yönünden alınması gerekli 683,10-TL olmak üzere toplam 4.082,58 istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 770,69 TL’nin mahsubu ile bakiye 3.311,89 TL harcın davalı ...’dan alınarak Hazineye irat kaydına <br>\t3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı Davalı ... tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kendisine iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dac927f33db99682","SID":"88093fec2c0d63bf"}}