{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1725 - 2024/1153<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1725 <br>KARAR NO\t: 2024/1153<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/399 Esas 2022/168 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30/10/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 21.04.2018 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 13.04.2021 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.01.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini 360.000 TL’ye yükseltmiştir.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 11.08.2017-11.08.2018 tarihleri arasında davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, sigortalının kusursuz olduğunu, davalı ile davacı arasında yapılan anlaşma ve ibraname gereğince davacıya 305.813,52 TL ödeme yapıldığından davalının sorumluluğunun kalmadığını, bakıcı gideri poliçe teminatı dışında olup SGK sorumlu olduğundan davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, taraflar arasındaki ihtilafın; dosya kapsamındaki kaza nedeni ile tarafların kusur oranı davacının bakıcı ihtiyacının olup olmadığı var ise süresi ve tazminat miktarı noktasında toplandığı, yapılan yargılama sonunda, kusur bilirkişi tarafından hazırlanan 11.10.2021 tarihli raporda ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’ın kazanın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 21.12.2021 tarihli raporuna göre davacı ...’un; sürekli bakım ihtiyacı olduğunun rapor edildiği, aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 20.01.2022 tarihli rapora göre, sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusur oranı ile davacı ...’un sürekli bakım ihtiyacına istinaden 746.979,50 TL bakıcı giderinin hesaplandığı, 21.04.2018 kaza tarihinde poliçedeki tedavi gideri teminatı 360.000,00 TL ile sınırlı olduğu bu sebeple davacının poliçe limitiyle sınırlı olarak davalıdan talepte bulunabileceğinin rapor edildiği, söz konusu raporların usul ve yasaya uygun olarak hazırlanması denetime elverişli olduğu, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 07.06.2021 tarih 2021/14845 Esas, 2021/2469 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sürekli bakıcı giderinin tedavi gideri klozundan karşılanmasının gerektiğinin belirtildiği, mahkemece de mevcut olayda Yargıtay ilamı doğrultusunda bakıcı gideri talebinin, tedavi gideri klozundan karşılanması gerektiğinin kabul edildiği, davacının davasının aktüer raporu doğrultusunda ve davacı vekilinin 24.01.2022 tarihli değer artırım dilekçesi de göz önüne alınarak bakıcı gideri zararı için toplamda 360.000,00 TL yönünden davasının kabulüne, söz konusu bedele davalının temerrüt tarihi olan 22.06.2021 tarihinden itibaren aracın cinsi göz önüne alındığında yasal faizi işletilmesine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile 360.000,00 TL'nin 22.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmamıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, davacı taraf ile dava konusu trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkin anlaşma sağlandığını, ödeme yapıldığını ve ibraname imzalanmış olup davacı tarafın söz konusu zarardan dolayı alacağı kalmadığını, davacı taraf ödemenin yapılmasına rağmen haksız olarak tekrar tazminat talebinde bulunmuş ise de söz konusu talebin haksız olduğunu, davalı şirketin ve davacı yanın anlaşması üzerine Avukatlık Kanunu 35/A maddesine göre Protokol- Uzlaşma tutanağı imzalandığını, davalı şirketçe davacı yana toplamda 305.813,52 TL'lik ödeme yapılarak karşılıklı olarak ibralaştıklarını, sigorta şirketi protokolde yer alan maddelere uyarak kendisine yüklenen sorumluluğu yerine getirdiğini, söz konusu ibraname ile beraber karşılıklı olarak söz konusu kaza nedeniyle doğmuş ve dogacak tüm hak ve istemlerinden feragat ettiklerini açıklar nitelikte özgür ve hür iradeleri ile imzaladıklarını,  yerel mahkemenin vermiş olduğu karar doğrultusunda davalı sigorta şirketince davacıya tekrar bir ödeme yapılması durumunda davacı yanın sebepsiz zenginleşeceğini, söz konusu maddeden ve açıklanan nedenlerden dolayı akdedilmiş olan sözleşme gereği davalı şirket kendisine yüklenen sorumluluğu yerine getirmiş olup, yerel mahkeme kararının yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun kaza esnasında yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olmadığını, ilk derece mahkemesince Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre hazırlanan sağlık kurulu raporu esas alınarak yargılama yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerektiğini, söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği veya Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, Yargıtay’ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminatlara bakan dairelerinde bu belirlemenin “kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.” şeklinde olacağı yönünde kararlar verildiğini, mahkeme kararına esas alınan sağlık kurulu raporu Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olup bu kapsamda yönetmeliğe uygun bir rapor olmadan karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketine kusur atfedilmesi için hukuka uygun bir raporun alınması gerektiğini, ancak yerel mahkeme, kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın tek kişilik bilirkişiye verildiğini, gelen raporun dikkate alındığını, kusur durumunun hukuka uygun olarak belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekirken brüt asgari ücret alınarak hesaplama yapılmış olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu (emsal Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2011/15505 E. 2012/15365 K. ve 17.10.2012 Tarihli İlamı,Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2010/11929 E., 2011/4037 K. ve 12.04.2011 Tarihli İlamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2021/14938 E., 2021/7301 K. ve 21.10.2021 Tarihli İlamı) aile içi yardım dayanışması olacağı hususu dikkate alınarak bakıcı giderinde indirim yapılması gerekirken yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu (emsal Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2012/13846 E., 2012/20516 K. ve 20.11.2012 Tarihli İlamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2006/4654 E., 2007/3161 K. ve 13.03.2007 Tarihli İlamı), davalı şirketin geçici iş göremezlik zararı ve evde bakım giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>Davacı vekili, 21.04.2018 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigortalı araç sürücüsünün  kusurlu olduğunu belirterek bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının kusursuz, davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olması, davacının sürekli bakıcı ihtiyacı nedeniyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ibraname nedeniyle davacının talep hakkının bulunmamasına, kusur oranına, maluliyet raporuna, bakıcı ihtiyacına ve hesaplama yöntemine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>1-Davalı vekili 03.02.2021 tarihli ibraname feragatname ve makbuz nedeniyle davacının dava açma hakkı bulunmadığını ileri sürmüştür.<br>Davacı ile davalı arasında imzalanan 03.02.2021 tarihli ibraname feragatname ve makbuzun davacı tarafından davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan sürekli işgörmezlik tazminatına ilişkin olup Sigorta Tahkim Komisyonunun 2019 E.64885 –K 2019/105838 sayılı ilamına dayalı olarak yapılmış olması, eldeki davanın ise bakıcı giderine yönelik olması nedeniyle davalı vekilinin 03.02.2021 tarihli ibraname, feragatname ve makbuza yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>2-Davalı vekili kusur oranına itiraz etmiştir.<br>Dosya içeriğindeki 21.04.2018 tarih saati 14.00 olan kaza tespit tutanağında sürücü belgesiz 15 yaşındaki ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla Şehit Binbaşı Erdogan Özdemir caddesi istikametinden 4351 sokağı takiben seyirle olay mahalli olan 4235 sokak kavşağından sola 75 yıl istikametine dönüşe geçtiği sırada aracının sevk ve idaresini kaybederek, karşı yol bölümünden normal seyrine devam ederek kavşağa yaklaşan ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin şeridine geçerek aracının sağ ön köşesinin olduğu yerden, ...’ın idaresindeki kamyonetin sol ön kısımlarından çarparak aracını durduramayarak daha sonrada 27 Numaralı Huzur Apartmanının duvarına çarparak duruşa geçmesi sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, kazada sürücü ...’ın hızı, sola dönüş kurallarına aykırılık ve şerit ihlali nedeniyle asli ve tam kusurlu, ...’un kusursuz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. <br>Kazaya ilişkin Antalya 1.Çocuk Mahkemesinin 25.02.2021 tarih 2018/690 Esas 2021/79 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada keşif sonrası alınan 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ... asli kusurlu, ...’un kusursuz olduğunun belirtildiği, mahkemece yargılama sırasında kusur bilirkişiden alınan 11.10.2021 tarihli raporda, davacı sürücü ...’un kaza tespit tutanağındaki bilgiler ile kroki ve ceza mahkemesince olay mahallindeki keşfe dayalı fotoğraflı bilirkişi raporundaki tespitlere göre iki yönlü yol bölümünde karşı yönden gelen araçların yol bölümünü takiben ... plakalı kamyonetiyle 2918 sayılı karayolları trafik kanununu 56/1- şerit izleme kurallarına uygun olarak seyrine bağlı kavşağa giriş yaptığı sırada, karşı yol bölümünden aşırı hızla ve kontrolsüz sola dönüşe geçen ve kendi seyir yönünü kapatan ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka özel araçla çarpışarak dava konusu kendisinin ve dava dışı aracın sürücü belgesiz yaşı küçük sürücüsünün yaralanmasıyla meydana gelen çift taraflı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda kaza tespit tutanağı ve keşfe dayalı bilirkişi raporuyla da sabit olacağı gibi tamamen kusursuz olduğu, olay tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ne ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı özel aracın sürücü belgesiz yaşı küçük sürücüsü ...’ın sevk ve idaresindeki aracıyla olay mahalli kavşağa yaklaşırken azami 50 km seyir hızının olduğu taşıt yolunda mevcut seyir hızı; 2918 sayılı karayolları trafik kanununun 57/1-A, 52/1-A-B yönetmeliğin 109/a,101/a-b maddelerine göre azaltarak kavşak başına yaklaşması ve kavşak başına geldiğinde de sola dönüşe geçmeden önce aracını durdurarak aynı kanunun 53/1-b maddesine istinaden de karşı yol bölümünü kontrol ederek bu yoldan gelen araç trafiğinin olmadığını gördükten sonra sol sinyalini yakarak kurallara uygun dönüş yapması gerekirken, kazanın oluş şekli ile bu yönden normal seyrine devamla kavşağa giriş yapan davacı sürücü ... yönetimindeki kamyonetin seyir yönünü kapatarak bu araçla çarpışmasına bağlı duramayarak bina duvarına çarparak duruşa geçtiği gözönüne alındığında aynı kanunun 84/f-J-c-g maddelerine de riayetsizliğinin olması nedeniyle kaza tespit tutanağı ve keşfe dayalı bilirkişi raporuyla da sabit olacağı gibi tamamen asli kusurlu olup, sürücü belgesiz oluşunun kaza ile arasında illiyet bağının olmayıp aynı kanunun 36/3 maddesine istinaden idari para cezasını gerektirmesinin belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, kazanın meydana geliş şekli, ceza dosyasında düzenlenmiş raporlar, ifade tutanakları ve toplanan delillerde değerlendirilmek suretiyle düzenlendiği anlaşıldığından davalı ... Sigorta AŞ vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. <br>3-Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Somut olayda mahkemece maluliyete ilişkin olarak Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca düzenlenen 13.12.2021 tarihli raporda sol bacaktaki hemipleji, sağ bacaktaki hemiporezi, sırttaki yaygın koloidler nedeniyle davacının özür oranının % 91 olduğu, 18 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve sürekli bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, raporun davacı hakkındaki tıbbi belgeler incelenmek ve davacı muayene edilmek suretiyle düzenlenmiş olup kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>4-Davalı ... Sigorta AŞ vekili vekili, bakıcı giderinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı, net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği ve aile içi bakım nedeniyle indirim yapılması gerektiği yönünde istinaf itirazında bulunmuştur.<br>Bakıcı gideri yaralanan kişinin iyileşme döneminde veya sürekli olarak başkasının bakımına ihtiyaç duyması olup 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK’nın 54. maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK’nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK’nın 98. maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında bakıcı gideri zararı bulunmadığından, brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı giderinden davalının sorumlu tutulmasında ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarih ve 2018/(21)10-927 esas, 2021/531 karar sayılı ilamında “…bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemek de doğru değildir. Her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanması mümkün değildir. Bu nedenlerle Özel Dairenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararına karşı verilen direnme kararı yerindedir.” denilmiş olmakla mahkemece bakıcı giderinden aile içi bakım düşüncesi ile indirim yapılamadan karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... Sigorta AŞ vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 24.591,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.148,00 TL'nin mahsubu ile kalan 18.443,60 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a3e3a6a4e48cbd5","SID":"bd0a21c825e1c2d0"}}