{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1095 Esas<br>KARAR NO: 2024/1110<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 26/06/2024 <br>NUMARASI: 2024/414 Esas <br>DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinin Tespiti<br>KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı kooperatif tarafından 20/07/2014 tarihli karar ile müvekkili üyeliğinin sonlandırıldığı ve buna dair ihtarname gönderildiğinin haricen öğrenildiğini, yapılan işlemin maddi ve hukuki temelinin olmadığını, yasaya aykırılıklar içerdiğini, yok hükmünde olduğunu, usulüne uygun tebligatın yapılmadığını, 20/07/2014 tarihli ve 2014/16 sayılı yönetim kurulu kararı incelendiğinde ... dışındaki diğer üyelerin söz konusu yönetim kurulu kararının altında imzalarının bulunmadığını, davaya konu olayda tek bir üyenin katılımının söz konusu olduğunu, bu şekilde anılan kararın gerçerli bir karar olduğundan bahsedilemeyeceğini zira toplantı nisabının sağlanmadığını, toplantı nisabı sağlanmadığı durumlarda alınan kararların yoklukla sakat olacağını, müvekkilinin medeni hakları kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi olduğundan davalı kooperatife ortak olma şartını sağladıkları ve 15/09/2014 tarihinde kooperatife ortak olma talebiyle usulüne uygun olarak yazılı şekilde yönetim kuruluna başvurduğunu, müvekkilinin genel kurullara çağrılmasının davalı kooperatife ortak olarak katıldıklarını ortaya koyduğunu belirterek davaya konu üyeliğin yerine başkaca üye kaydedememesi ve tahsis bedeli ödenmiş olan konutları 3. Şahıslara tahsis etmemesi ve keza satmaması zımnında dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına, kooperatifin 20/07/2014 tarih 2014/16 sayılı kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, müvekkilinin kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, mahkeme kararın yok hükmünde kabul etmeyecek ise o vakit, yapılan işlemdeki usuli eksiklikler nedeniyle işlemin geçersiz olduğu ve iptali ile müvekkilinin üyeliğinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı cevap dilekçesinde; davacının kooperatifte üye oluşuna, üyelik yükümlülüklerinin herhangi bir zamanda herhangi birini yerine getirdiğine, kısacası bir kimsenin bir kooperatife üye olması için gereken herhangi bir delile sahip olmadığını, tutunduğu tek dalın geçersiz olduğunu iddia ettiği üyelikten çıkarıldığına dair zabıt olduğunu, K.K m.8 hükmünün ortaklığa girme şartlarını saydığını, müvekkilinin defter ve kayıtlarında bu şartların herhangi birine dair emare bulunmadığını, davacı tarafça da bu emarelerin dosya kapsamına sunulmadığını, davacının kooperatife üye oluşuna delil olarak soyut ifadeleri ve yoklukla sakat olduğunu belirttiği bir zabıt hariç hiçbir delil sunmadığını, müvekkili kooperatifinse tüm defter ve kayıtlarının savunmalarını doğrular nitelikte olduğunu, bir kimsenin kooperatif üyeliğinin, denetleme kurulu raporu ile değil üye olmayı talep etmesi üzerine kendisine verilen yönetim kurulu kararı ile tevsik olunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 26.06.2024 tarihli ara kararında, Davacı adına tahsisli bir konut olması durumunda taşınmazların 100.000,00-TL teminat yatırılması halinde dava dışı 3. kişilere satış ve devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir uygulanmasına, teminat yatırıldıktan sonra talep halinde davacı vekili tarafından bildirilen Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece tesis edilen arar kararın telafisi imkansız zararlar doğmasına engel teşkil edecek nitelikte olmadığını, zira kooperatifte henüz ferdileşme olmadığından, tapuya yazı yazılmasının anlamsız olacağını, tapuda kooperatif üyeliklerinin görünmediğini, tedbir kararının üyelikler yönünden olması gerektiğini ve muhatabının davalı kooperatif olması gerektiğini, tedbir olarak talep edilen ve korunması istenen hususun; \"müvekkilinin iptal edilen kooperatif üyeliğinin yerine, yeni kooperatif üyeliği tahsis yapılmaması yada üyeliğin satılmaması yönünde, kooperatif üyelikleri hakkında tedbir kararı verilmesi ile davalı kooperatife yazı yazılması\" yönünde  tedbir kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca teminatsız olarak tedbir kararı velmesi gerekirken 100.000 TL teminata hükmedilmesinin isabetli olmadığını belirterek ara kararın red edilen kısmı yönünden kaldırılmasına, ayrıca teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Talep, ilk derece Mahkemesince tedbir talebinin reddedilen kısmına yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Mahkemece; ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine reddine karar verilmiş; ara kararı teminat ve reddedilen kısım yönünden ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" ve yine Kanunun 390/3 maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).  Somut davada, davacı kooperatif üyeliğinin tespitini talep etmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesi ile davaya konu üyeliğin  yerine başkaca üye kaydedilmemesi yönünde dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulması talep edilmiş ve Mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 390/3. maddesinde, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğuna yer verilmiş olup yasal düzenleme emredici niteliktedir. Somut olayda ise, bu şartın gerçekleştiğinin kabülü, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile mümkün görülmemektedir. Sonuç olarak davaya konu üyeliğin yerine başkaca üye kaydedilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, bu yöndeki ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HMK 392. maddesinde, ihtiyati tedbirde teminat gösterilmesi düzenlenmiştir. Maddede, ihtiyati tedbir talep edenin haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşı teminat göstermek zorunda olduğu, talebin resmî belgeye, başkaca kesin bir kabule kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 394/2. fıkrasında ise, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak karara itiraz edilebileceği belirtilmiştir. HMK'nın 341/1.b maddesine göre, \"ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar\" hakkında istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Davacı vekilinin teminata yönelik itirazını ilk derece Mahkemesinde ileri sürmesi gerekirken, istinaf konusu yapması mümkün görülmediğinden bu yöndeki başvurusunun usulden reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenler ile istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf nedenleri ile bağlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece Mahkemesinin, davacının yerine başkaca üye kaydedilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan, teminata yönelik başvurusunun usulden reddine  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/414 Esas ve 26/06/2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin teminata yönelik istinaf başvurusunun  usulden reddine, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  6100 sayılı  Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f ve 394/5 maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"280b075738fc5035","SID":"2dd05d1b80b880e4"}}