{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1447 <br>KARAR NO:2024/1275<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2017/217 <br>KARAR NO:2019/988<br>KARAR TARİHİ:19/12/2019 <br>DAVA:Rücuen Alacak Davası<br>DAVA TARİHİ:08/12/2015<br>KARAR TARİHİ:09/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı iştirak şirketi olduğunu ve İş Kanunu hükümleri çerçevesinde işçi çalıştırdığını, 01/01/2014 ile 06/07/2015 tarihleri arasında çalışan davadışı ...'nın yasal şartları yerine getirerek malullük aylığı bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu'na müracaat edildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından kıdem tazminatının ödendiğini, son çalıştığı işyeri olması nedeniyle ödeme yapmak zorunda olduklarını, oysa, işçinin toplam 18 ay davacıya ait işyerinde çalıştığını, geri kalan süreleri davalı şirketler nezdinde geçirdiğini, böylece herbir davalı şirketin kendi dönemine tekabül eden kısım için sorumlu olduğunu beyanla ödenen 11.844,05TL kıdem tazminatının davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalılar ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin Kamu İhale Kanunu uyarınca davacıdan iş aldığını ve hizmet sözleşmesi ile iş yaptığını, yapılan işin davacının asıl işi kapsamında olduğunu, alt işveren bırakılmasının mümkün olmadığını, bu iş kapsamında çalıştırılan işçilerin başından beri davacının işçisi olduğunu,müvekkilinin alt işveren sıfatı bulunmadığını, çalışanlar başından beri asıl işveren davacının işçisi olduğundan rücu davasının dayanağının da kalmadığını, Kamu İhale Kanunu gereğince teklif fiyatın içinde kıdem tazminatının konulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının müvekkiline ödenmediğini, sözleşme gideri oranının da rücu talebine konu alacakları karşılamasının mümkün olmadığını, ihale makamının üsteleneceği işçilik alacaklarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 6552 sayılı Kanunla İş Kanunun 120.maddesine eklenen hükümle birlikte kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün kamu kurumuna ait olduğunu, bu düzenleme karşısında müvekkilinin kıdem tazminatı ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, aksi düşünüldüğünde müvekkilinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemdeki brüt ücret seviyesi ile yarı oranda sorumlu olabileceğini, ihale sözleşmesinde işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun hükümleri ile alt işverenin kıdem tazminatı sorumluluğunun kaldırıldığını, genel giderler için ayrılan %3'lük payın giderleri karşılamadığını, kıdem tazminatının teklife dahil edilmemesi nedeniyle alt işverenin sorumluluğunun bulunmadığını, son alt işverenle birlikte asıl işveren idarenin sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumlu olacaksa da dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönem ve bu dönme ücreti ile sorumlu olabileceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Şti. vekili  cevap dilekçesinde özetle; dava dışı içi son olarak davacı şirkette çalıştığından müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı işçinin müvekkiline ait işyerinde çalışmadığını, çalışma yerinin davacıya ait olduğunu, kayden müvekkili şirket çalışanı olarak gösterildiğini, başından beri davacının işçisi olduğunu, asıl işveren alt işveren ilişkisini muvazaalı olduğunu, müvekkili şirketin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece ''Dava, temizlik işçisi olan dava dışı ...'nın son olarak çalıştığı davacı işveren nezdinde iken malulen emekliliği sonrası davacı tarafından kıdem tazminatının ödenmesi nedeniyle davacının önceki taşeronlara/ davalılara rücu edebilme şartlarının oluşup oluşmadığı, davalıların sorumluluk durumları, rücuen alacak şartları oluştu ise rücu edilebilecek alacağın varlığı ve varsa miktarına  ilişkindir....Hukuken denetlenebilen hüküm kurmaya elverişli belirli ve eksiksiz iddia ve talepleri karşılayan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu alınmış ve deliller değerlendirilmiştir. Bilirkişi ...nun 28/12/2018 tarihli raporu incelenmiştir. Dosyada bulunan hizmet alım sözleşmesi, KİK, idari ve teknik şartnamedeki hüküm, davacı şirket işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının dava dışı işçinin davalı işverenlerde çalıştırıldığı dönemler ve bu dönemleri kapsayan ücret ile ilgili sınırlı ve tamamından sorumlu oldukları hususuna dikkat edilmiştir... Dava dışı çalışan işçinin kıdem tazminatından bu şirketlerin ( davacı şirket ile davalı şirketler) sözleşmeler gereğince sözleşme içeriğine uygun olarak çalıştıran dönemlere mahsus mesul oldukları anlaşılmaktadır... Tarafların işçiye karşı çalışma dönemlerine ilişkin olmak üzere sorumlu oldukları davalı şirketlerin davacıya karşı sorumlu oldukları döneme ilişkin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatından sebepsiz zenginleşmeye dair hüküm de dikkate alındığında TBK'nın 167. maddesinde (818 sayılı BK'nın 147. maddesi) müteselsil sorumlular arasında rücu ilişikisi düzenlenmiş olup borcun tamamını ödeyen davacının yapmış olduğu ödemenin çalıştırılan dönemlere isabet eden ve hesap edilen oranlarda davalı taraftan rücuen tahsil hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının talep ettiği 11.844,05 TL kıdem tazminatının rücuen tahsili istemi bulunmakla; dava dışı işçi ...'nın 07.07.2009-30.09.2009 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı ....Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 271,89 TL'sinden, dava dışı işçi ...'nın 01.03.2010- 31.12.2011 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı .... Ltd. Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 2.872,31 TL'sinden, dava dışı işçi ...'nın 01.01.2012- 31.12.2013 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı .... Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 1.689,23 TL'sinden, dava dışı işçi ...'nın 01.01.2013- 31.01.2013 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı .... Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 139,00 TL'sinden, dava dışı işçi ...'nın 01.02.2013- 31.12.2013 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı  .... Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 1.702,90 TL'sinden ayrı ayrı sorumlu oldukları, davalıların ayrı ayrı ödeme tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile sorumlu oldukları hesap ve taktir edilmiştir...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan sözleşme metinleri incelendiğinde görüleceği üzere personele ilişkin iş hukukundan doğan tüm giderlerden yüklenicilerin sorumlu olduğunu, alt işverenler/yüklenicilerin kendi çalıştırdığı dönemlerine ilişkin yapılan ödemelerden sorumlu olacaklarını ancak sorumluluk hesabının kendi dönemlerindeki ücret üzerinden değil yapılan ödemenin dava dışı işçiyi çalıştıran şirketlerin çalıştırma süresine oranlaması ile yapılması gerektiğini, aksi yönde yapılan hesaplama ve verilen kararın hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı .. Şti  vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; işçiye ödenen kıdem tazminatının ihale şartnamesine göre teklif fiyata dahil olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup kıdem tazminatının dava dışı işçiye ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; \"Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.\" hükmü bulunmaktadır.Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.\" şeklinde düzenleme mevcuttur.Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452 K., 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli 2019/2330 E. 2021/175 K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır.İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir. İşçilik  ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; \"...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren,  işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir...\" şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan \"...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça...\" hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için  işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinde, davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirketler işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle sorumludur. Dava dışı işçinin SGK kayıtlarına göre;1-Davalı ...Şti.'de 07/07/2009-30/09/2009 tarihleri arasında 85 gün,2-Davalı Sistem ... Şti.'de  01/03/2010-30-06-2010 tarihleri arasında 120 gün, 01/07/2010-31/12/2010 tarihleri arasında 180 gün, 10/01/2011-31/01/2011 tarihleri arasında 22 gün, 01/02/2011-31/12/2011 tarihleri arasında 330 gün,  01/01/2012-31/01/2012 tarihleri arasında 30 gün,3-Davalı .... Şti.'de 01/02/2012-31/12/2012 tarihleri arasında 330 gün,4-Davalı ... Şirketi'nde 01/01/2013-31/01/2013 tarihleri arasında 30 gün,5-Davalı ... Şirketi'nde 01/02/2013-30/04/2013 tarihleri arasında 90 gün, 01/05/2013-31/05/2013 tarihleri arasında 30 gün, 01/06/2013-31/12/2013 tarihleri arasında 210 gün,6-Davacı .... A.Ş.'de 01/01/2014-31/12/2014 tarihleri arasında 360 gün, 01/01/2015-06/07/2015 tarihleri arasında 185 gün süre ile çalıştığı tespit edilmiştir. Davalı şirketlerin, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından sorumlu oldukları miktarların, işçinin son brüt ücreti üzerinden ve çalıştırdıkları süreyle sınırlı olarak hesap edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda her bir alt işverenin çalıştırdığı dönemde işçinin aldığı brüt ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle raporun hükme elverişli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.Davalı .... Ltd. Şti.'nin istinaf istemi incelendiğinde ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesinde \"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\", aynı yasanın \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, \"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükümleri yer almaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Somut dosyada; kararın verildiği 19/12/2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 4.400,00 TL olduğundan, davalı .... Şti. yönünden kabul edilen 2.872,31 TL'nin kesinlik sınırının altında kaldığı, miktar yönünden miktar itibariyle kesin olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; dava dışı işçinin son brüt ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplanarak, bu hesap yapıldıktan sonra davalıların çalıştırdıkları süreye oranlaması ve davalıların sorumlu oldukları miktarın tespit edilmesi için bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/217 E. 2019/988  K. Sayılı ve 19/12/2019 karar tarihli kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,4-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye gelir kaydına,5-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d67dd7ec0dbfc50","SID":"1b86e70fd1a605e1"}}