{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2624 - 2024/2585<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2624 <br>KARAR NO\t: 2024/2585<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:  <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/05/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t: ...   <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI\t: ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ  -  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 31/10/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/05/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.10.2012 tarihinde ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin bu kazadan dolayı hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin bu kaza neticesinde vücudunun çeşitli bölgelerinden/yerlerinden yaralandığını, ağır travma geçirdiğini, uzun süre hastanede tedavi gördüğünü, ameliyat olduğunu, iş gücü kaybının meydana geldiğini, müvekkilinin maluliyetinin mevcut olduğunu belirterek davanın kabulüne,  şimdilik 10 TL maddi tazminatın (5 TL sürekli iş göremezlik+5 TL geçici iş göremezlik) ve ilerde belirlenecek tazminat miktarlarının olay tarihi olan 19.10.2012'den itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili 11/12/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 62.507,81 TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur raporu alınmasını, tazminat hesaplaması yapılacak ise TRH 2010 yaşam tablosu üzerinden 1.8 teknik faiz esas alınarak yapılmasını, geçici iş göremez ve bakıcı gideri talepleri açısından genel şartlarda yapılan değişiklik gereği sigorta şirketlerinin sorumlu olmadığını, bu yöndeki taleplerin reddinin gerektiğini, dosyanın incelenmesi sonucunda müterafik kusur durumunun oluşup oluşmadığı araştırılarak belirlenecek tazminattan indirim yoluna gidilmesinin gerektiğini, dosya içerisinde hatır taşıması koşullarının oluştuğunu, bu nedenle mahkemece hükmedilecek tazminattan hatır taşıması indirimi koşulları çerçevesinde tazminata hükmedilmesinin gerektiğini belirterek öncelikle davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile, 62.507,81 TL maddi tazminatın 26/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin geçici iş görmezlik zararından sorumlu olmadığını, hükme esas alınan kusur, maluliyet ve hesap raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bu rapora göre karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan (maluliyet) maddi tazminat talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Hükmü davalı vekili istinaf etmiştir.<br>İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davalı vekilinin alacağın zamanaşmına uğradığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" denilmektedir. <br>Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. <br>Bu açıklamalara göre, kazanın 19.10.2012 tarihinde meydana geldiği,  2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 19.10.2020 tarihinde dolacağı, davanın ise 03.02.2021 tarihinde zamanaşımı süresi dolduktan sonda açılmıştır. Fakat davacı zamanaşımı süresi içinde 11.12.2020 tarihinde arabuluculuğa ve 15.12.2020 tarihinde davalıya başvurmuştur.<br>Ancak Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 salgının ülkemizde de görülmesi nedeniyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla 25.03.2020 tarihli TBMM Genel Kurul’unda kabul edilen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca maddi hukuk, usul hukuku ve takip hukukuna ilişkin süreler durdurulmuştur. Buna göre, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddede belirtilen sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış;  daha sonra, bu durma süresinin, 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil)  tarihine kadar  uzatılmasına karar verilmiştir. Yine 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil)  tarihine kadar  uzatılmasına dair karar doğrultusunda, <br> Normal şartlarda 19.10.2020'de dolan zamanaşımına durdurulan süreler eklendiği takdirde zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ve tazminat miktarına yönelik ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesinde yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan;  “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…”  şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki  “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) <br>İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 15.11.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “ TRH 2010 ve progresif rant yöntemine göre” tespitler ile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile davacının zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinafı haklı görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin geçici iş görmezlik zararından müvekkilinin sorumlu olmadığına yönelik istinafına ilişkin yapılan incelemede:<br>01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği geçici işgöremezlik zararının, sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.<br><br>Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatının karar altına alınması yerinde görüldüğünden davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporu ve maluliyet oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; <br> Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu  İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilimdalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre;<br>a)11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, <br>b)11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında  gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,<br>c) 01/09/2013 sonrası ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise bu yine bu dönemde yürürlükte bulunan  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor alınması ),<br>d) 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu<br>e) 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. <br>Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi olan 04/12/2012 tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş rapora göre hüküm kurulması gerekmektedir. <br>Dosya içinde mevcut 22.09.2021 tarihli ATK kurumu 2. İhtisas dairesi tarafından, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş maluliyet raporuna göre; davacının tıbbi belgeleri değerlendirilmek suretiyle\tkaza ile gerçekleşen yaralanma arasında illiyet  bağı kurulacak biçimde kalıcı maluliyetinin %4,2 olduğu, iyileşme süresinin de 4 aya kadar uzayacağı tespit edilmiştir. Mahkemece bu raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamakla davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusu reddedilmiştir.<br>Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf incelemesinde:<br>19.10.2012 günü saat 20:00 sıralarında sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile ... köprüsüne 250 mt kala trafiğin yoğunlaşması ile önünde seyreden ... yönetimindeki ... plakalı araca arkadan çarptığı, ... plakalı aracın çarpmanın etkisiyle önündeki ... plakalı araca çarptığı, bu  sırada ... idaresindeki ... plakalı aracın ... plaka sayılı otomobile arkadan çarptığı, bu şekilde dava konusu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacı ... plakalı araçta yolcudur.<br>Kusur bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 12/07/2021 tarihli kusur raporu ile;  ... Ptakalı Otomobil Sürücüsü ... ile ... plakalı otomobil sürücüsü ...'un kazada %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu oldukları, ... Plakalı otomobil sürücüsü ... ve ... Plakalı otomobil sürücüsü ...'in kazanın oluşumuna etken kural ihlallerinin olmadığı bildirilmiştir. Davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü ... diğer araçlarla yeterli takip mesafesi bırakmayarak arkadan çarpmış olduğundan kusur raporu olay ve oluşa uyumlu bulunmuştur. Sürücü hatası dışında kazaya etki eden yol, hava şartları vs gibi harici bir etkene rastlanmamıştır. Davalının sigortalısı araç tam kusurlu olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde değildir.<br>Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.<br> Somut olayda, davacının ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğu, araç sürücüsü ...'un aracı kullanmakta yeterli sürücüsü belgesine sahip olduğu ve yine dosya içindeki alkol muayene testine göre kaza esnasında alkolsüz olduğu, davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belirsiz olsa da davacının kaza esnasında araçtan fırlama gibi emniyet kemerinin takılı olmadığının gösterir emarelerin de bulunmadığı anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi kanaatiyle heyete sunulur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 4.269,91 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan ‭1.100,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye ‭3.169,91 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.31/10/2024<br><br> <br>Başkan  <br> <br> <br>Üye  <br> <br> <br>Üye  <br> <br>Katip  <br> <br><br><br><br><br><br> İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b0899517e67946d","SID":"4725862121782fec"}}