{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1257 Esas<br>KARAR NO: 2024/1677 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/03/2024<br>NUMARASI: 2023/639 E.  -  2024/187 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirket aleyhine davalı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile hukuki bir dayanağı bulunmayan maddi ve manevi tazminat talepli bir icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takip dosyasında gönderilen ödeme emrinin pandemi şartları altında müvekkili davacının adresine tebliğ edildiğini, ancak pandemi şartlarından dolayı itiraz süresinin istenmeden geçirildiğini ve icra dosyasının bu şekilde kesinleştirildiğini, müvekkilinin de 417.701,84-TL tutarındaki ödemeyi 11.10.2021 tarihinde ihtirazi kayıt ile icra dosyasına yapmak zorunda kaldığını,  söz konusu ödemenin dayanağı olan bir hukuki işlemin bulunmadığını, davalı tarafın, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile aleyhine yürüttükleri 268.588,99 TL miktarındaki icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine 27.12.2019 tarihinde itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde \"Müvekkil ... İletişim’e gönderilen ihtarname ile faturaların iade edildiğini, borçlarının bulunmadığını ve Van Çağrı Merkezi’nde çalışan Müvekkil ... İletişim’in personellerinin müşteri hesaplarındaki paraları zimmetine geçirmeleri nedeniyle alacaklı olduklarını\" iddia ettiğini, bunu takiben cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak için arabuluculuk çözüm yoluna başvurulduğunu ve 30.01.2020 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşmaya varılamayarak sonlandırıldığını ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/230 E. sayılı dosyası kapsamında Müvekkili davacı tarafından davalı aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, bu dosyada yargılamanın devam ettiğini beyan ederek, davanın kabülü ile müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 417.701,84-TL’nin dava  tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın konusunun haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat olup, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu,  Müvekkili şirket ile  davacı şirketten arasında 28.11.2017 tarihinde  Çağrı Merkezi Hizmet Sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeyle davacı şirket kendi sorumluluğunda bulunan çağrı merkezi kanalıyla müvekkili ... A.Ş'nin müşterilerine yönelik çağrı merkezi hizmetlerini karşılamasının kararlaştırıldığını, 2019 yılı şubat ayı içinde müvekkili  ... A.Ş.'nin müşterilerinden  birinin müvekkili şirketi arayarak, hesabına erişemediğini belirttiğini,  Müşterinin bildirimi üzerine müvekkili şirket müşterinin bldiriminin Van Çağrı Merkezi ile ilgili olması nedeniyle konunun çözülmesi için davacı ... A.Ş.’ ye bildirildiğini,  ... A.Ş.'nin bu bildirim üzerine  Van Çağrı Merkezi bünyesinde  araştırma ve soruşturma başlattığını belirttiğini, sonrasında da olayın  ... A.Ş. çalışanı ... isimli müşteri temsilcisinin   hatasından kaynaklandığını ve  sorunun halledileceğinin müvekkili şirkete bildirildiğini, Müvekkili ... A.Ş.'nin talebi üzerine,  ... A.Ş. tarafından Van Çağrı Merkezinde çalışan  personelinin işlemleri ayrıntılı olarak incelendiğini, 07.05.2019 tarihli Disiplin Komitesi Raporu'nun düzenlendiğini, hatta davacı ... A.Ş.'nin bu rapora istinaden Van Çağrı Merkezinde takım lideri olarak  çalışan ...’nın  iş akdini takım lideri olarak gözetim ve denetimi altında bulunan müşteri temsilcilerinin usulsüz işlemlerle  kullanıcıların hesaplarındaki paralarının çıkışına sebebiyet vermesi, bu şekilde kurumsal müşteri nezdindeki şirket itibarını olumsuz zedeleyerek şahsına duyulan güveni sarstığı, doğruluk ve bağlılığa bağdaşmayan bu tutum ve davranışlarının bulunması  nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25.maddesi uyarınca haklı nedenle derhal feshine karar verildiğini, ... A.Ş tarafından düzenlenen söz konusu rapora istinaden iş akdi sona erdirilen ...'nın Van 1. İş mahkemesinin 2019/563 E. sayılı dosyası üzerinden müvekkil ve davacı aleyhine işçi alacağına ilişkin tazminat davası açtığını, bu şekilde müvekkili şirketin Van Çağrı Merkezinde ... A.Ş.'nin bir kısım çalışanlarının usulsüz işlemler yaptığını öğrendiğini ve bunun üzerine müvekkili şirketin bu merkezde çalışan tüm  müşteri temsilcilerinin, müşterilerle yaptıkları telefon görüşmelerini ve hesap hareketlerini ayrıntılı olarak incelediğini, müşterilerin hesaplarından para almak ve kendi zimmetlerine geçirmek şeklinde birden çok usulsüzlüklerini tespit ettiklerini, yaptıkları incelemeler sonucunda davacı şirket çalışanlarının  146.786,73 TL tutarında parayı  hukuka aykırı şekilde müşterilerin hesaplarından çektiklerinin tespit edildiğini, Müvekkili şirket, tüm bu hususları davacı şirkete bildirerek zararının karşılanmasını talep etmişse de, ... A.Ş.'nin sanki bu olaylar yaşanmamış gibi davranarak müvekkili şirkete cevap dahi vermediğini, aksine hiçbir şey olmamış gibi hizmet bedeli adı altında  faturalar gönderdiğini, davacının ödeme merini tebliğ aldığı 03/09/2021 tarihinde olaydan haberdar olmasına rağmen, sebepsiz zenginleşme nedeniyle 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açmadığını belirterek, öncelikle işbu haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın usulden reddine, davanın usulden reddedilmemesi halinde, açıklamalar ve itirazları doğrultusunda esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarihli 2023/639E. - 2024/187K. sayılı kararıyla; \"...İİK'nın 72/7. maddesi uyarınca; ''Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir,'' düzenlemesi mevcut olup, eldeki dava yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince istirdat davası niteliğinde olduğundan, bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Somut olayda , icra müdürlüğünce yapılan kapak hesabına göre davacı icra veznesine 11.10.2021 tarihinde ödeme yaptığı, dava açılmadan önce davacı tarafça arabuluculuğa 11.09.2023 tarihinde başvurduğu, arabuluculuğa başvuru tarihi itibariyle de 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu  huzurdaki davanın hak düşürücü süre dolduktan sonra  açıldığı...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davanın, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğunu, Davalı tarafından müvekkili aleyhine yapılan icra takibinde talebin \"maddi ve manevi tazminat\" olarak belirtildiğini, ancak bu tazminatların neye dayandırıldığının belirtilmediğini, davalının cevap dilekçesinde ise, müvekkilinin çalışanlarının haksız fiillerinden dolayı uğradıkları 146.786,73 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminat talepli icra takibi başlattıklarını beyan ettiğini, Müvekkilinin Van C. Başsavcılığınca başlatılan 2020/4872 Sor. Sayılı soruşturmanın sonucunu beklediğini, ancak soruşturanın uzun sürmesi nedeniyle hak kaybına uğramamak için işbu davayı açtığını, haklılığının ancak bu soruşturmanın soncunda tespit edilebileceğini, bu nedenle hiçbir delil toplanmadan, ön inceleme duruşmasında davanın hak düşürücü süreden dolayı reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu durumun Anayasa'nın 36. maddesinin, yani müvekkilinin adil yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlali olduğunu, Henüz ceza soruşturması sona ermeden, 1 yıl gibi kısa bir sürede dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin Anayasanın 36. maddesine aykırı olduğunu, Taraflar arasındaki Sözleşmenin 11. maddesinde, sözleşmeden kaynaklanan bir zararın meydana gelmesi halinde davalının zararının kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tevsik edilmesi halinde müvekkilinin zararı tazmin sorumluluğunun düzenlendiğini, Davalı aleyhine ikame edilen müvekkiline rücu edebileceği maddi tazminata konu bir davanın bulunmadığını, davalının sözleşmeden dolayı manevi tazminat talep edebileceğine dair, sözleşmede bir hüküm bulunmadığını, davalının zararının tazmini için dava açması gerekirken doğrudan icra takibi yapmasının hukuka aykırı olduğunu, Sözleşmesel ilişki sonucunda dahi 6098 sayılı TBK'nun 77. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabileceğine dair pek çok Yargıtay kararının mevcut olduğunu, Mahkemece hiçbir araştırma yapılmadan davanın reddine karar vermesinin, hukuken geçerli bir neden olmaksızın davalının müvekkilinden yaptığı tahsilattan dolayı sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, TBK'nun 82. Maddesi uyarınca, sebepsiz zenginleşme nedeniyle geri isteme hakkının öğrenme tarihinden itibaren iki yıl ve herhalde 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğunu belirterek, istinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklının ... A.Ş., borçlunun ... Hizm. A.Ş. olduğu, 146.786,73 TL maddi tazminat, 150.000,00 TL manevi tazminat,  50.722,86 TL işlemiş faiz, 137,67 TL  işlemiş faiz olmak üzere toplam 347.647,26 TL  alacak için 31/08/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, dosya kapak hesabının 417.701,84 TL olarak yapıldığı ve borcun tamamının 11/10/2021 tarihinde ödendiği tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... Hizm. A.Ş., borçlunun ... A.Ş. olduğu, 23/12/2019 tarihinde, 31.07.2019 tarihli 2 adet, 31.05.2019 tarihli bir adet olmak üzere 3 faturaya dayanarak, 47.987,99.-TL - 132.691,00.-TL - 87.910,00.-TL asıl alacak olmak üzere toplam 268.588,99.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 27/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 27/12/2019 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiği ve icra takibinin durdurduğu tespit edilmiştir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/230 Esas, 2023/954 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacının ... ANONİM ŞİRKETİ, davalının ... ANONİM ŞİRKETİ olduğu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve itirazın iptaline karar verildiği tespit edilmiştir.<br>G E R E K Ç E:Dava, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası nedeniyle davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin istirdatı davasıdır. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstirdat (geri alma) davası ; haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınması talebiyle açılır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/7. maddesi uyarınca, takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. 6100 sayılı HMK'nun 33/1. maddesine göre; hakim, Türk hukukunu re'sen uygular. Belirtilen yasa hükmü uyarınca bir davada olayların açıklanması taraflara, hukuki nitelendirmesi hakime ait bir görevdir. Her ne kadar davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın sebepsiz zenginleşme nedenine dayanılarak açıldığını ve İİK'nun 72/7. maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, TBK'nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılacak davada, sebepsiz zenginleşmeye konu olan borcun ödenmesinde herhangi bir zorlayıcı durum mevcut olmadığı halde, istirdat davasında davacının, hakkında icra takibi yapılması nedeniyle isteği dışında ödeme yapması gerekir. Her iki dava türünde de, davalının sebepsiz olarak zenginleşmesi hukuki nedenine dayanılarak dava açılmaktaysa da, İİK'nun 72/7. maddesinde düzenlenen istirdat davası, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan davaların özel bir görünümü olup, icra baskısı altında yapılan ödemelerle ilgili İİK'nun 72/7. maddesinde tanımlanan istirdat davası açılması gerekir. (Örnek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/04/2021 tarihli, 2019/4320 Esas, 2021/3961Karar sayılı kararı) Somut olay incelendiğinde; davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile  icra takibine konu edilen borcun tamamını 11/10/2021 tarihinde borçlu olmadığı halde icra dosyasına ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığı paranın iadesini talep etmektedir. Bu şekilde açılan dava, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı bir paranın istirdatı istemine ilişkin olup, İİK'nun 72/7. maddesinde düzenlenen istirdat davası niteliğindedir. Bu nitelendirmeye göre istirdat davasının, İİK'nun 72/7. maddesi uyarınca ödemek zorunda kalınan paranın ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Davacının, 11/10/2021 tarihinde icra dosyasına ödeme yaptığı, arabuluculuğa ise İİK’nun 72/7. maddesinde belirlenen 1 senelik hak düşürücü süre geçtikten sonra 11/09/2023 tarihinde başvurduğu, eldeki davasını ise 04/10/2023 tarihinde açtığı, ödeme tarihi ile dava tarihi arasında 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Davacının istirdat davası açması için Van C. Başsavcılığında devam eden ve davalının taraf olmadığı soruşturmanın sonucunu beklemesine gerek bulunmadığı, bu soruşturmanın hak düşürücü süreyi kesen bir durum olmadığı, hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış olması ve Mahkemece dava şartlarından olan hak düşürücü sürenin resen dikkate alınması gerektiğinden, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 30/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3b21c0338ebf8ef","SID":"bdf0fb6a1fd576e3"}}