{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/875 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1520<br>KARAR TARİHİ\t: 13/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/03/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/854 Esas 2024/186 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/09/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ana sözleşmesinde belirtilen inşaatlarda mobilya imalatı, bina inşaatı, inşaatlarda izolasyon amaçlı kullanılan malzemelerin toptan ticareti faaliyetleri ile uğraştığını, diğer müvekkilinin şirketin tek ortağı olduğunu, sektörde ve ülke genelinde meydana gelen olumsuz ekonomik şartların şirketi etkilediğini, döviz kuru dalgalanmalarının nakit ve ödeme dengesini bozduğunu, mevcut borçların ödenebilmesi ve yönetilebilmesinde güçlük yaşandığını, önlem alınmaz ise iflas tehlikesi ile karşı karşıya kalınacağını bildirerek,  müvekkillerinin konkordato talebinin kabulü ile İİK'nun 287.maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühletin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet neticesinde İİK'nun 289.maddesi gereğince 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühletin 6 ay daha uzatılmasına, yargılama sonucunda İİK'nın 305 ve devamı maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Müdahiller/vekilleri dilekçeleri ve duruşmadaki beyanları ile; konkordato talebinin reddine ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini bildirmişlerdir.<br>MAHKEMECE: \"...,Talep, İİK'nun 285 vd.madde hükümlerine göre açılmış, geçici mühletten sonraki kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdikine ilişkindir.<br>Mahkememizin 09/01/2024 tarihli ara kararı ile talep edenler  hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, konkordato komiserleri tarafından 05/02/2024 havale tarihli ön rapor ve 21/03/2024 havale tarihli nihai rapor sunulmuştur. <br>Konkordato talep eden şirketin merkezinin ve diğer talep eden ...'nun yerleşim yerinin Aliağa ilçesi olduğu, işbu konkordato yargılamasına bakma görev ve yetkisinin mahkememize ait olduğu belirgindir.<br>Çözülmesi gereken sorun; gelinen aşamada kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.<br>I-Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir (İİK.m.285/I).<br>Madde metninden anlaşıldığı üzere konkordato, vade konkordatosu ve/veya tenzilat konkordatosu şeklinde olabilir. <br>Öğretide, konu ile ilgili tespitleri şöyle özetleyebiliriz:<br>Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK' da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir. Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifi vade konkordatosu olarak kabul edilmelidir. <br>II-Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (İİK.m.289/III). Ne var ki, konkordatonun tasdikinde gözetilecek bazı temel ilkeler kesin mühlet aşaması için de geçerlidir. <br>İİK'nun 305 ve 302.madde hükümleri çerçevesinde konkordatonun tasdiki için: Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması; teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması; konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması; 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması; konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekmektedir. <br>Bu bağlamda, yukarıda açıklanan tasdik şartlarının dışında kanunun öngördüğü birtakım ilkelerin de gözetilmesi gerekir. <br>Bunlardan ilki, borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır (İİK m.308/d). Bu düzenleme \"alacaklılar arası eşitlik ilkesi\"nin bir tezahürüdür. Sözü edilen ilke, öğretide de tartışmasız kabul görmektedir. <br>Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planı ortaya konulmalı ve  alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir.<br>Eşitlik ilkesi adi konkordato özelinde \"sınıfsal\" değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak \"grupları\" arasında geçerlidir. <br>Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim kanun koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir. <br>Konkordato yargılamasında gözetilmesi gereken ikinci ilke, konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Henüz tasdik aşamasında kötüniyet fark edildiğinde mahkemenin konkordatoyu tasdikten kaçınması gerekmektedir. <br>Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklılarının borcun ne kadarından feragat edeceklerini, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağını kesin bir şekilde belirtmelidir.<br>Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nun 308/f  maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulunun  gözetilmesi gerekir. Bu bağlamda, diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlar kötüniyetin göstergesi olup bu halde borçlu konkordato müessesesinin sağladığı imkanlardan faydalanamaz. <br>Öte yandan, İİK'nun 298.maddesi borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır.<br>Bu iki hale, bir de borçlunun borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması nedeniyle yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması halini eklemelidir. Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in \"Borçlarını...vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu...Konkordato talep edebilir.\" şeklinde hükmünü geniş yoruma tabi tutmayıp, borçlunun yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması ve bu borçların tahakkuk etmesi durumunda borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması şeklinde anlamak daha doğru olacaktır. <br>Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeyen yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez. Borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır. Özelikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun kabulü, aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda söz konusu olamaz. Bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur. Yargıtay da bu görüşü, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir. <br>Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir.  <br>III-İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. <br>Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenleme İİK m. 292'dedir. İlgili madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. 292.maddede hükme bağlanan iflasın şartları ile 308.madde gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK m.292 gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. 308. madde gereğince iflasın gerçekleşebilmesinin ilk koşulu yine borçlunun tacir olmasıdır. İkinci koşul ise, konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesidir. Üçüncü koşul ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının varlığıdır. <br>Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına da sebebiyet vermeyebilecektir. Mahkemenin tasdik talebini reddi ile birlikte iflas kararı verebilmesi için borçlunun iflasa tabi olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin bulunması, borca batıklık halinde kooperatif veya sermaye şirketi olması gerekir. İİK 305.maddede belirtilen tasdik şartlarının gerçeklememesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK.nun 308.maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi \"Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir.  Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. <br>IV-Açıklanan hukuki olgular ışığında olaya gelince;<br>Konkordato komiserleri tarafından sunulan geçici mühlet nihai raporuna göre konkordato talep eden şirket ve -konkordato talep eden şirketin %100 hissesine sahip- ... yönünden 31/12/2023 tarihi itibarı ile mali veriler bakımından yapılan değerlendirmede borca batık olmadıkları tespit edilmiştir. Teklif edilen konkordato projesine göre, proje kapsamında borçların yıllık %42 faiz oranı üzerinden konkordato tasdik kararını takip eden aydan itibaren başlamak üzere 4 yıllık dönemde aylık eşit taksitler halinde ödenmesi teklif edilmiştir. Konkordato komiserleri raporunda alacaklılara herhangi bir tenzilat teklif edilmediği belirtilmiş ise de komiser heyetinin bu görüşüne mahkememiz heyetince iştirak edilmemiştir. Zira, konkordato talep tarihi olan 28/12/2023 tarihi itibarı ile avans faiz oranı % 44,25 ve 01/04/2024 tarihi itibarı ile de % 51,75'tir. Konkordato teklifine konu alacakların ticari alacaklar olduğu dikkate alındığında konkordato başvuru tarihi itibarı ile alacaklıların talep edebileceği temerrüt faiz oranı %44/25 olup alacaklının teklif ettiği projede yer alan faiz oranı olan %42 arasında yıllık %2,25 oranında alacaklıların aleyhine olacak şekilde fark vardır. Banka alacakları yönünden ise imzalanan kredi sözleşmeleri kapsamında bu oran çok daha fazladır. <br>Özetle her ne kadar konkordato komiser heyeti talep edenlerin herhangi bir tenzilat öngörmedikleri yönünde görüş bildirmişler ise de, esas itibarı ile bu örtülü tenzilat içeren bir konkordato teklifidir. Yani konkordato talep edenlerin borca batık olmamalarına rağmen hem vade, hem de tenzilat konkordato teklifinde bulunmaları mümkün değildir. <br>Öte yandan, sunulan konkordato komiserleri nihai raporu incelendiğinde 31/10/2023 tarihli ön projede konkordato talep eden şirketin borç tutarı 85.267.678,748-TL iken ön projede yer alan borç tutarının 78.351.413,58-TL bölümünün geçici mühlet kararının verildiği 27/12/2023 tarihine kadar geçen sürede ödenmiş olduğu ve geçici mühlet tarihi itibarı ile davacı şirketin 37.936.287,09-TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Konkordato talep eden şirket vekilinin bu hususa ilişkin yaptığı açıklama ise;<br>\"Yukarıdaki listelerden de görüleceği üzere, şirketimiz borçlarının eksilmesindeki neden mühlet tarihi olan 27/12/2023 tarih öncesinde;<br>Factoring şirketlerine ciro edilen çeklerin ödenerek 14.606.127,31 TL. tutarındaki borçların ödenmesi,<br> Mühlet tarihi olan 27/12/2023 tarih öncesinde ödenen şirketimiz tarafından keşide edilen 23.450.770,00 TL. tutarın ödenmesi,<br>Cari hesap ayrıntısında yer verilmeyen 31/10/2023 tarih ile 27/12/2023 tarih arasındaki cari hesap değişikliklerinden kaynaklanmaktadır.\" şeklinde olmuştur. Cari hesap ayrıntısında yer verilmeyen cari hesap değişikliklerine ilişkin bu açıklama, soyut nitelikte olup herhangi bir delil ve belgeye dayanmadığı için bu yöndeki iddiaya itibar edilmemiştir. <br>Hal böyle olunca, konkordato talep eden şirketin 2 aydan daha az sürede ödediği borç tutarının (78.355.413,58 TL nin) yarısından dahi daha az olan borç tutarı  37.936.287,09-TL borç için 4 yıllık aylık eşit taksitler halinde ödeme planı sunduğu anlaşılmıştır. Buna göre, talep eden şirketin ödeme güçlüğü içerisinde olduğunun kabulü mümkün olmamıştır. Zira, projede yer alan nihai borç tutarının 2 katını aşan bir tutarı 2 aydan daha az bir sürede ödeme gücüne sahip bir firmadır.  Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in \"Borçlarını...vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu... Konkordato talep edebilir.\" şeklindeki hüküm  dikkate alındığında talep eden şirketin İİK'nun 285/f-1 fıkrasında yer alan koşulları sağlamadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. <br>Bu açıklamalar ışığında, talep edenler hakkındaki geçici  mühletin ve tedbirlerin kaldırılarak konkordato taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile,\" Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve heyetin taktirine göre:\t <br>Talep edenler \"... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi\" ve \"...\" haklarındaki geçici mühletin kaldırılarak konkordato taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,\t<br>Konkordato talep edenler hakkında 09/01/2024 tarihli ara kararları ile tesis edilen tüm ihtiyati tedbirlerin KALDIRILMASINA,<br>Kararın İİK'nun 287/5 ve 291/1 maddesi yollaması ile aynı Kanunun 288/son madde hükmü uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı talep edenler vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Yerel mahkemede açılmış bulunan konkordato talepli davanın reddedilip, tedbirlerin de kaldırılmasına karar verildiğini, verilen kararın kanuna, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan kararın kaldırılmasının gerektiğini, müvekkili şirket ve şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'nun iş hayatına 2019 yılında başladığını, hızlıca büyüyüp enflasyonist ortamda dahi büyüyerek yatırımlarını arttırdığını, faaliyet gösterilen sektörde genel olarak sıkıntı yaşanmasına rağmen üretim ve satış hacminde azalma olmadığı, buna rağmen yaşanan döviz kuru dalgalanmalarının mevcut nakit ve ödeme dengesini bozduğu, müvekkillerinin alacaklarını zamanında tahsil edememesi sebebiyle zor duruma düştüğünü ve bu nedenle konkordato talep edildiğini, sunulu mali tablolar ve projelerin ilk derece mahkemesi tarafından uygun ve inandırıcı bulunduğunu ve bu minvalde derhal geçici mühlet kararı ile birlikte konkordato tedbirlerinin uygulandığını, ancak geçici mühlet sonunda komiser raporlarının da olumlu olmasına rağmen mahkemenin bu görüşünün değiştiğini ve kesin mühlet ile konkordato taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, ret gerekçesi olarak öncelikle vade konkordatosu talep edilmiş olmasına karşın önerilen %42 faiz oranının avans faizinin altında kalması sebebiyle talep edilenin aslında tenzilat konkordatosu olarak kabul edilmesi ve salt bu nedenle müvekkillerin iyi niyetli bulunmamasının gösterildiğini, dürüst olmayan, borçlarını ödeme niyeti taşımayan bir tacirin alacaklılarından mal kaçırmasının son derece kolay ve masrafsız yollarının olduğunu, şirket adına hiçbir yatırımın yapılmayıp, şirket mallarının şirket yetkililerinin yakınları adına tescil edilebileceğini,  kaynakların başka yerlere aktarılıp, alacağını almak isteyen alacaklı karşısında sadece bir dört duvar bulabileceğini, oysa ki müvekkillerinin iyi niyetli olup bu enflasyonist ortamda çalışıp üreterek memleket ekonomisine fayda sağlamaya ve bu arada halen iş yapmakta oldukları alacaklılarını da mağdur etmemeye çalışıp, bu yolda konkordato talep ederek masraf yapmaktan da çekinmediklerini, konkordato kararı alındığında ve projelerin hazırlanması sırasında yani 2023 yılı aralık ayı başlarında avans faizinin %41,75 olduğu, davanın açıldığı 27.03.2023 tarihinden sadece 4 gün önce Merkez Bankası tarafından faizin %44,25'e yükseltildiğini, müvekkillerinin amacının alacaklılarını mağdur etmek olsa idi bunu %2,25 faiz farkıyla yapmayacaklarını, tacirin ne kadar basiretli olması beklense de ... tarihinde neredeyse 20 yıldır görülmeyen %40ların üzerinde avans faizine ulaşılacağını öngörmesinin de beklenemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin bir diğer ret gerekçesinin de müvekkillerinin geçici mühlet içinde factoring şirketlerine ciro edilen çeklerin ödenmesi olduğunu, müvekkili ...'nun talep eden şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu,  haliyle de piyasaya verilen çeklerde kendisinin imzasının bulunduğunu, geçici mühlet kararı içinde karşılıksız kaşesi vurulan çeklerle ilgili olarak alacaklıların şikayette bulunabilmekte ve ceza kararlarının çıkabildiğini, müvekkilinin, bu çek bedellerini ödemediği takdirde hapis tehdidi altında olacağını ve yetkilisi hapiste olan bir şirketin konkordato sürecini yönetemeyeceğinin açık olduğunu, mahkeme tarafından müvekkillerinin bu 3 aylık süre içinde borcun neredeyse yarısına tekabül edebilecek olan borcu ödemiş olmalarının samimiyetsiz bulunmasının da anlaşılabilmesinin olmadığını, öncelikle bu borcun ödenebilmiş olmasının sebebinin konkordato tedbirleri olduğunu, müvekkillerinin, üzerlerindeki haciz baskısı kalkıp da nakit akışını bir şekilde idare edebildikleri için ve karşılıksız çekler yüzünden hapisle yargılanmamak adına borçlarını ödediklerini, ilk derece mahkemesinin ret kararı ile hem müvekkillerinin zor durumda kaldıklarını, hem de alacaklıların alacaklarını tam olarak tahsil edememe tehdidi altına girdiklerini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen ret kararının kaldırılarak müvekkilleri hakkında kesin mühlet kararı verilmesini, aradan geçecek zaman içinde müvekkillerin ve alacaklılarının telafi edilemeyecek zararlara uğramaması bakımından geçici mühlet tedbirlerinin kararın kesinleşmesine kadar devamına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  konkordato mühleti talebi ile konkordato projesinin tasdiki  istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>7101 Sayılı Kanunla değişik ; İİK'nın 305.maddesine göre ; <br>302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:<br>a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması,<br>b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder),<br>c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması,<br>d)  206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam d)  206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır),<br>e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması,<br>Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.\" hükmünü amirdir.<br>Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsının düzenlendiği  \"Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.)<br>Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. <br>İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. \" şeklindedir.<br>\"Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun  muhtemel bir iflasına nazaran,  daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi, hem borçlu bakımından hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.   <br>Konkordato projesinin tasdiki için evvela projenin kanunun aradığı nisapla alacaklılar tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra talep eden borçlu tarafından teklif edilen tutarın kaynaklarıyla orantılı olması ve olası bir iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutarın konkordato projesinde vaad edilen tutardan az olması, yani konkordatonun alacaklılar için iflasa nazaran daha avantajlı olması gerekir. Bu şartlarla birlikte tasdik harcının yatırılması, imtiyazlı alacakların ve mühlet içi borçların da ödenmesi veya teminata bağlanması diğer şartlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır..\"(Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2024/1048 esas,2024/2358 karar sayılı ilamı)<br>Konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. <br>İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanununun konkordato projesini niteleyen 286. maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerektiği de vurgulanmıştır. <br> Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve  alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir.<br>Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir. <br>Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır.<br>Somut olayda ; Davacılar borca batık değildir ve bütün borçları belirli bir süre içinde tam olarak ödeme gücüne sahiptir.Teklif edilen konkordato projesine göre, proje kapsamında borçların yıllık %42 faiz oranı üzerinden konkordato tasdik kararını takip eden aydan itibaren başlamak üzere 4 yıllık dönemde aylık eşit taksitler halinde ödenmesi teklif edilmiştir. Bu durumda, borçlu şirketin teklif ettiği tutarın kaynakları ile orantılı olması koşuluna aykırılık teşkil ettiği görülmüştür.<br>Gelinen noktada konkordatonun istemci borçlular tarafından borçların ödenmesi ve işletmeye hayatiyet kazandırılmasından öte bir finansal enstrüman olarak kullandığı kanaati uyanmıştır. Açıklanan nedenlerle alacaklıların zarara uğratıldığı, işletmenin ise bundan fedakârlığın ötesinde avantaj sağlayacağı bir konkordatoyu tasdik etmek, kurumun amacına uygun olmayacaktır.<br>Öte yandan, sunulan konkordato komiserleri nihai raporuna göre 31/10/2023 tarihli ön projede  yer alan  konkordatoya tabi borç tutarı 78.351.413,58-TL olup geçici mühlet kararının verildiği 28/12/2023 tarihi itibarı ile davacı şirketin 37.936.287,09-TL borcunun kaldığı tespit edilmiştir.<br>Ödeme teklifinin borca batık olmayan davacıların ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmadığı, davacı tarafın konkordato tasdiki talebinde dürüst davranma, eşitlik ve kaynakları ile orantılı olması şartına  aykırı olduğu, bu durumda İİK'nın 305. maddesinde  öngörülen tasdik koşulları oluşmadığından dolayı İİK'nın 308. maddesi çerçevesinde doğrudan iflas nedeni de bulunmadığı dikkate alınarak davacıların konkordato talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacılar yönünden İİK'nın 305. maddesinde düzenlenen tasdik koşullarının gerçekleşmemesine,  yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2024 tarih, 2023/854 Esas ve 2024/186 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,  <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12.09.2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6ef0d8bb670a0a9","SID":"07a5e26567718e0c"}}