{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1432 Esas<br>KARAR NO: 2024/1669 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/06/2024<br>NUMARASI: 2023/213 E.  -  2024/111 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekilinin Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kuruluşunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 21.10.2013 tarihli sayısında ilan edildiğini, firmanın kurucusu ...'ın davalıyı çeşitli işlemlerde bulunması için vekil tayin ettiğini, ancak davalının kötü niyetli hareket ederek vekilliği kapsamındaki işleri yapmadığını/eksik yaptığını, müvekkili şirketin kurucusunun 09.02.2018 tarihinde noter aracılığı ile ilgili şahsa azilname gönderdiğini, 02.04.2018 tarihinde ... numaralı \"... San. ve Tic. A.Ş.\" markasının TPMK nezdinde ... adına tescil edildiğini, müvekkili şirketin \"...\" unvanı ile dil eğitimi ve bu konuda danışmanlık hizmetlerinde  uzun yıllardır, kesintisiz ve ciddi bir biçimde ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, \"...\" ibaresini markasal olarak kullandığını, bu durumun dosyaya sunulan delillerden de anlaşılabilir olduğunu, müvekkili şirkete ait \"...\" unvanı ile birebir aynı olan markanın, 35. 41. ve 42. sınıfa dahil olan mal ve hizmetler bakımından gerçek hak sahibinin müvekkili olan firma olduğunu, SMK'nun 6/3. maddesi uyarınca ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, \"...\" ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında yer alması nedeniyle  \"...\" esas unsurlu unvan ile dava konusu marka arasında emtia ve işaret benzerliği bulunduğunu, SMK'nun 6/6. maddesi uyarınca da dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı yana verilen yetkiler arasında müvekkili olan firma adına marka başvurusu yapma yetkisinin olmadığını, söz konusu marka başvurusunun davalı yan hakkında azilname düzenlendikten sonra gerçekleştirildiğini, davalının kendisine verilen yetki kapsamında marka başvurusunu yaptığı kabul edilse bile markanın vekil markası olduğunu,  SMK 6/2. ve 25. maddesi uyarınca davaya konu markanın hükümsüzlüğüne veya davaya konu markanın SMK'nun 10.maddesi uyarınca müvekkili firmaya devrine karar verilmesi gerektiğini, davalı yanın davacı şirket yetkilisi ...'ın kayınbiraderi olması nedeniyle davacı şirketin marka kullanımından haberdar olduğunu, yetkisiz olmadığı halde kendi adına marka tescil başvurusu yaptığını, dava konusu markanın engelleme markası olduğunu, davalının ...@...A.S. uzantısını kullanarak ticaret yaptığını ve müvekkilini zarara uğrattığını, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, markanın SMK'nun 6/9. maddesi uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini belirterek, davaya konu marka hakkında 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne veya müvekkili şirkete devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 2020/19 Esas, 2020/140 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; HMK 107. ve 109. maddeleri dikkate alındığında söz konusu davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, aynı konuda Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/19 Esas sayılı dava dosyası mevcut olup, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, usulen, zamanaşımı def'i, zamanaşımı itirazı ve hak düşürücü süre yönlerinden dosyanın tetkik edilerek, sonucunda çıkan duruma göre, davanın reddine karar verilmesini, davalı müvekkilinin adresi İstanbul'da olduğundan yetkili ve görevli mahkemenin, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu yönden de mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı şirket yetkilisi ...'ın kendi payını ve yükümlüklerini müvekkilinin öz ablası olan ...'a devrettiğini, bu sebeple davada taraf olamayacağını, davacı yanın kozmetik alanında faaliyet gösteren bir şirket olmaması sebebiyle davanın mevzuat gereği açılamayacağını, davacı yanın yetkisiz olması sebebiyle davaya konu marka hakkında tedbir kararı verilemeyeceğini belirterek, davacı yanın beyanlarının gerçeklerle bağdaşmaması sebebiyle davanın esas yönünden de reddini talep etmiştir. <br>MAHKEMENİN İLK KARARI: İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/03/2023  tarihli 2021/332 E. - 2023/39 K. sayılı kararıyla; \"...davacı ...'nin bütün paylarının sahibi, yönetim kurulu üyesi, şirketi temsile yetkili olanın ... olduğu, davanın açıldığı 14/01/2020 tarihi itibariyle ...'ın; davacı şirkette herhangi bir payı ve ortaklığının kalmadığı, şirketin yönetim kurulu üyeliğinde yer almadığı ve mevcut yönetim tarafından kendisine herhangi bir yetki devrinin yapılmadığı, HMK 114/1-d.maddesinde:“Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması\" hükmü dikkate alındığında, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine\" karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/11/2023 tarihli, 2023/1342 Esas, 2023/1753 Karar sayılı kararı ile \"Mahkemece davacı şirket ortağı ...'ın hissesini davanın açıldığı tarihten önce devretmiş olması nedeniyle şirkette herhangi bir payı ve ortaklığının kalmadığı, davacı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı şirketin davada taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya incelendiğinde davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünün davacı şirketin tescilli ticaret unvanı ile benzer olması, davacı şirketin tescilsiz marka kullanımları nedeniyle öncelik hakkına sahip olması gibi davacı şirkete ait olduğu iddia edilen haklara dayanılarak talep edildiği, menfaati olan herkesin hükümsüzlük davası açabileceği, bu nedenle davacı şirketin davada taraf ehliyetinin mevcut olduğu, ancak davacı şirket adına dosyaya sunulan vekaletnamenin dava tarihinde şirketi temsil yetkisi bulunmayan ... tarafından davacı şirketi temsilen verildiğinin görüldüğü, bu vekaletnamenin geçerli bir vekaletname olmadığı, bu durumda davacı vekilinin vekaletnamesiz dava açtığının kabul edilmesi gerektiği, Mahkemece HMK’nun 77/1. maddesi uyarınca davacı vekiline davacı şirketi temsil yetkisine sahip olan şirket yetkilisinden alacağı vekaletnamesini dosyaya sunması için kesin süre verilerek, kesin süre içinde davacı şirketi temsile yetkili kişiden aldığı vekaletname sunulmadığı veya asıl davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan tüm işlemlerin kabul edildiği mahkemeye bildirilmediği takdirde davanın HMK’nun 114/1-f, 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesi usule aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Mahkemece davacı vekiline şirket yetkilisinden alacağı vekaletnameyi dosyaya sunması için kesin süre verilerek sonuca göre değerlendirme yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine...\" karar verilmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/06/2024 tarihli 2023/213 E. - 2024/111K. sayılı kararıyla; \"... Bu hali ile dava dışı ...'ın hissesini davanın açıldığı tarihten önce devretmiş olması nedeniyle şirkette herhangi bir payı ve ortaklığının/ temsil yetkisinin kalmadığı, davacı şirket adına dosyaya sunulan vekaletnamenin dava tarihinde şirketi temsil yetkisi bulunmayan ... tarafından davacı şirketi temsilen verildiğinin görüldüğü, işbu vekaletnamenin geçerli bir vekaletname olmadığı, bu durumda davacı vekilinin vekaletnamesiz dava açtığının kabul edilmesi gerektiği, mahkememizce HMK’nın 77/1. maddesi uyarınca davacı vekiline davacı şirketi temsil yetkisine sahip olan şirket yetkilisinden alacağı vekaletnamesini dosyaya sunması için kesin süre verilmiş ise de kesin süre içinde davacı şirketi temsile yetkili kişiden aldığı vekaletnamenin sunulmadığı / asıl davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan tüm işlemlerin kabul edildiğinin mahkemeye bildirilmediği\" gerekçesiyle HMK’nın 114/1-f, 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine\" karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin hükümsüzlük davası açma hakkının bulunduğunu, SMK'nun 25/2. maddesi uyarınca menfaati olan herkesin hükümsüzlük davası açabileceğini, marka başvurusuna itiraz etme hakkı bulunanların hükümsüzlük davası da açabileceklerini, SMK'nun 6/2. maddesi uyarınca markanın gerçek hak sahibinin hükümsüzlük davası açabileceğini, SMK'nun 6/3. maddesi uyarınca tescilsiz öncelik hakkına dayanan kişinin hükümsüzlük davası açabileceğini, Müvekkili şirketin SMK'nun 6/2, 6/3 ve 6/6. maddeleri uyarınca markanın gerçek hak sahibi olması ve ... Şirketi ile davalı arasında markanın tecsil edildiği tarihte vekalet ilişkisinin bulunması nedeniyle davacı müvekkili şirket yönünden taraf sıfatının gerçekleştiği ve dava menfaatinin bulunduğunu, SMK’nun 6/9. maddesi talepli davaları menfaati olan herkesin açabileceğini, kötüniyet kamuyu ilgilendiren bir husus olduğu için, genel olarak kötüniyetli başvurunun, ilgili olan herkes tarafından ileri sürülebileceğini, Kötüniyetli marka başvurusu nedeniyle müvekkilinin dava açma hakkı olduğunu ve taraf sıfatlarının da bulunduğunu, Tarafı ve konuları birebir aynı olan İstanbul BAM 16. HD’nin 22/06/2023 tarihli, 2023/664 Esas, 2023/965 Karar sayılı kararında davacı ...’ın aktif taraf ehliyeti bulunduğuna karar verildiğini, Davacı müvekkili tarafından düzenlenen iddianamenin dava açmak için uygun olduğunu, davacı ... şirketinin mevcut yetkilisinin ...’ın eşi olduğunu, karı koca arasında doğal vekalet yetkisi bulunduğunu, Ayrıca, sözü edilen doğal vekalet yetkisi olmaksızın da, ... şirketinin unvanının birebir şekilde davalı tarafından marka olarak tescil edildiği tarihte, şirket yetkilisinin ... olduğunu, olay anında zarar gören kişi olduğunu, ... şirketinin, davalı tarafın kötüniyetli marka tescilinin, önceye dayalı hakları bakımından dava açmaya ve dava için vekaletname vermeye yetkin olduğunu, Mezkur uyuşmazlıkta, davacı ... şirketinin unvanının birebir biçimde marka tesciline konu edildiği, bu tescilin tarihinin 2017 olduğu, çıkartılan vekaletnamenin de 2017 yılına ait olduğu, dolayısıyla şirketin vekaleti ile dava açmasının mümkün olduğunu, Kaldı ki, önceye ilişkin hak iddiası ile ikame edilen davada, bugüne ilişkin değil, hakkın doğumu anında yetkili kimsenin vekaleti ile dava açılmasının hukuka uyarlı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak usuli işlemlerin işbu yargılama sırasında tamamlatılmasını ve davanın bütünü ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Davalıya ait marka tescil kaydı incelendiğinde; 02/04/1018 başvuru, 04/09/2018 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"... Hiz. San. ve Tic. A.Ş.+Şekil\" markasının 35, 41 ve 42. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. İstanbul 4. FSHHM'nin 2021/200 E.  2022/172 K. ve 21/12/2022 tarihli kararı incelendiğinde;  Davacıların ... ve ..., davalının ..., davanın; TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğü veya davacı şirkete devrine ilişkin olduğu, 21/12/2022 tarihinde aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın Dairemizce kaldırıldığı görülmüştür. Dosya içine alınan davacı şirkete ait ticaret sicil kaydı incelendiğinde, yetkilisinin ... olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davacı vekiline davacı şirket yetkilisinden alacağı vekaletnameyi sunması için tebliğ tarihinden itibaren bir aylık kesin süre verildiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtar edilmesine rağmen, davacı vekilinin yine şirket yetkilisi olmadığı tespit edilen ...'dan aldığı vekaletname ve yetki belgesini dosyaya sunduğu tespit edilmiştir. <br>G E R E K Ç E: Dava, SMK’nun 6/2, 6/3, 6/6 ve 6/9. maddeleri uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü  davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından,  davacı vekilinin kesin süre içerisinde davacı şirket yetkilisinden aldığı vekaletnameyi dosyaya sunmaması nedeniyle davanın HMK’nun 114/1-f, 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 114/1-f. maddesinde vekil aracılığıyla takip edilen davalarda vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin  bulunması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Dava şartları arasında sayılan; taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davada temsil kavramları ayrı ayrı kavramlardır. Davada temsil konusu incelendiğinde,  HMK'nin 71. maddesi gereği dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Temsilci davanın tarafı olmayıp taraf adına hareket eden kişidir. HMK'nın 52. maddesi gereği  tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilebilecek olup,  iradi temsil olarak adlandırılan vekil aracılığı ile temsilde ise davanın tarafı seçtiği bir vekil aracılığı ile dava açabilir ve davayı takip edebilir. Kendisine vekalet verilecek kişiler 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesi gereği baroda kayıtlı avukatlardır. Vekil ile takip edilen davalarda geçerli bir vekâletname bulunması ve bu geçerli vekâletnamenin mahkemeye verilmesi de dava şartı olup, dava şartlarının bulunup bulunmadığı yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetilir, dava şartının noksan olduğu anlaşıldığında, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünün, davacı şirketin tescilli ticaret unvanı ile benzer olması, davacı şirketin tescilsiz marka kullanımları nedeniyle öncelik hakkına sahip olması gibi davacı şirkete ait olduğu iddia edilen haklara dayanılarak talep edildiği, menfaati olan herkesin hükümsüzlük davası açabileceği, bu nedenle davacı şirketin davada taraf ehliyetinin mevcut olduğu, ancak davacı şirket adına dosyaya sunulan vekaletnamenin dava tarihinde şirketi temsil yetkisi bulunmayan ... tarafından davacı şirketi temsilen verildiğinin görüldüğü, bu vekaletnamenin geçerli bir vekaletname olmadığı, Mahkemece HMK’nun 77/1. maddesi uyarınca davacı vekiline davacı şirketi temsil yetkisine sahip olan şirket yetkilisinden alacağı vekaletnamesini dosyaya sunması için kesin süre verilmesine ve kesin sürenin sonuçlarının usulüne uygun olarak hatırlatılmasına rağmen, kesin süre içerisinde vekaletnamenin sunulmadığı veya asıl davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan tüm işlemlerin kabul edildiğinin mahkemeye bildirilmediği, dava açıldığı tarihte ve halen vekaletname veren şirketin eski yetkilisi ...’ın davacı şirketi temsil yetkisinin kalmadığı, markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihte ...'ın şirketi temsil yetkisinin mevcut olmasının bu davada davacı şirketi temsilen hareket etme yetkisi vermeyeceği, ayrıca halen şirketin yetkilisi olan ...’ın ...’ın eşi olmasının da ...’a davacı şirketi temsilen hareket etme yetkisi vermeyeceği, örnek olarak gösterilen Dairemizin 22/06/2023 tarihli, 2023/664 Esas, 2023/965 Karar sayılı kararına konu davada ...’ın da davacı olması nedeniyle kararının işbu davaya emsal olamayacağı anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle Mahkemece davanın HMK’nun 114/1-f, 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usule ve hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca5b951fe01dcaed","SID":"0e7cb2c0b5c357d8"}}