{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t                     T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ     <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2021/917 <br>KARAR NO\t: 2024/1411<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BBAŞKAN \t: ...             ...         <br>ÜYE \t: ...\t                    ...<br>ÜYE \t: Doç. Dr. ...    ...<br>KATİP \t: ...                                   ...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t: Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t: 04.03.2021<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2019/119 E., 2021/138 K.<br>DAVACI\t\t\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>\t<br>\tDavalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde/duruşmalı yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>\tDavacı vekili, kooperatif üyesi olan davalının üzerine düşen yükümlülüklerini tüm uyarı ve ihtarlara rağmen yerine getirmediğinden, aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/3424 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibinde borcun kaynağının detaylı olarak gösterildiğini ve faiz dökümünün ayrıntılı olarak yapıldığını, icra takibine davalının, davacı kooperatife herhangi bir borcu bulunmadığı iddiasıyla itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, borçlu hakkında başlatılan icra takibinde 57.741,19 TL \"Geç ödenen anapara borçlarının işlemiş faizi\", icra harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin tahsilinin talep edildiğini ileri sürerek arz edilen ve resen göz önüne alınacak nedenlerle, anılan dosyaya yapılan itirazın iptaline, takibin fer'ileri ile 57.741,19 TL üzerinden devamına, davalı taraf aleyhine % 20‘den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili, banka bloğu olarak adlandırılan ve kendisine tapu verilmeyen üyelerin tamamının esasen daire maliyet ödeme borcunun henüz olmadığını, kooperatifte, OYAK kredisi kullanarak üye olanlar, peşin ödeme yapıp indirim uygulamasından yararlanan üyeler, kooperatife üyelik giriş bedeli, sonrasında talep edilen çevre, şerefiye, tapu-iskan ve diğer ek ödemeleri istenen sürede ödemeyi kabulle inşaat yapım seviyesinin % 70 seviyesine geldiğinde banka konut kredisi kullanarak 110.000,00 TL ana parayı ödemeyi kabul edenler olmak üzere, üç grupta üyelik kabulü yapıldığını, banka kredisi çekecek üyelere ayrılan bloğun kredi çekilebilir seviyeye ulaşmaması ve dairelere ait kat irtifakı tapularının teslim edilmemesi nedeniyle, konut kredisi kullanamadıklarından ana parayı ödeyemediklerini, banka kredisi çekerek kooperatife ödeme yapmayı taahhüt eden üyelere bu kredi çekebilme imkanı sağlayacak konut teslimleri yapılamadığı ve bundan kaynaklanan durumun bugüne kadar kooperatifin resmi web sitesinde duyurulara konu olduğunu, yönetimce kat irtifakı tapusu teslim edilmeyen üyelerin bu sıkıntılarının giderilebilmesi ve kredi çekebilmelerinin önünün açılabilmesi maksadıyla çaba sarf edildiğinin defaten ilan edildiğini, anılan duyurularla yönetim kurulu banka kredisi kullanacak üyelerinin ödeme yapabilmeleri maksadıyla tapularını almaları gerektiğini ve bu doğrultuda çalışma  yaptığını kabul ve ikrar ettiğini, ancak gelinen noktada itibariyle arsa sahibinden tapuların elde edilebilmesine yönelik çalışmaların sonuçsuz kaldığını ya da istenilen hedefe ulaşılamadığını, diğer üyelere kredi çekmek için daire teslimi yapan kooperatifin, müvekkilinin de aralarında bulunduğu ve banka bloğu şeklinde isimlendirilen blok üyelerine bu imkanı tanımadığı için ana maliyet bedelinin de kendilerinden olması gerektiği şekilde istenilmediğini, tüm bu nedenlerle, müvekkilinin ana para konusu olabilecek şekilde kooperatife bir borcu olmadığını, müvekkilinin iyi niyeti ile ödemeler yapmış olmasının borçlu olduğu veya borcu kabul ettiği anlamına da gelmeyeceğini, davacının asıl alacağı olmadığından, faiz talebinin de kabul edilebilir olmadığını, üyelerin henüz borcu olmayan rakamı erken ödemesinin kendisi aleyhine bir sonuç doğurmayacağını, müvekkilinin bir süre daire maliyet bedelini ödememesinin yasal ve haklı olduğunu, çünkü kooperatifin bu bedeli ödeyen üyelere bağımsız bölüm verdiğini, onların da bunu teminat göstererek kredi çektiğini ve ödeme yaptığını, banka bloğu üyelerini kapsar şekilde 05.04.2014 tarihli genel kurul gündeminin 13. maddesinde, gecikme faizinin daire maliyetlerine uygulanmaması konusunda karar alındığını, bir yıl sonra 25.04.2015 günlü genel kurulda geçmişe yönelik faiz uygulama kararı ile kaldırılmaya çalışılmış ise de, bu karara karşı açtıkları davada, mahkemenin 2015/340 E. sayılı dosyasında iptaline karar verildiğini, istinaf mahkemesince de onandığını, müvekkiline kredi çekebilmesi için tapu devri yapmayan davacının, bu aşamada müvekkilinden daire maliyet bedelini ve buna dair ferileri istemesinin hukuken doğru olmadığını beyan ederek, davanın zamanaşımı ve esasa dair nedenlerle reddine, kötü niyetli davacının takip tutarının % 20‘si oranında icra kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince \"...Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca aidat ödemelerini geciktiren ortaklardan gecikme faizi alınabileceği, talep edilen aidatlar için genel kurul kararı ihdas edilmesi gerektiği, genel kurulca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece tüm üyeleri bağlayacağı, genel kurulda gecikme faizi alınmasına karar verildiği takdirde bu karar, daha sonraki genel kurullarda aksi yönde bir karar alınıncaya kadar geçerliliğini sürdüreceği açıktır. Somut olayımızda 16.06.2012 tarihli genel kurul toplantısında aylık %1 oranında faiz kararı alınmış, 05.04.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan bu faizin daire maliyetlerine uygulanmamasına yönelik yeni bir karar alınmıştır. Bu durumda faiz uygulanmama kararı Yargıtay 23.HD 2012/2999 esas, 2012/4927 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere geriye doğru değil toplantı tarihi olan 05.04.2014 tarihinden itibaren ödemelerini geç yapan tüm ortaklar için uygulanması gerekecektir. Bir başka deyişle daha önceki alınan faiz kararının ortadan kaldıran, silen veya daire maliyetleri gecikme faizlerinin iade edilmesi veya en başından beri daire maliyetlerine uygulanmaması yönünde bir karar alınmadığından 05.04.2014 tarihinden sonra daire maliyetlerine aylık %1 veya başka bir oranda gecikme faizi uygulanmayacaktır.  25.04.2015 tarihli genel kurulun 10. maddesi ile 110.000,00 TL daire maliyet bedeline  ödeme tarihine kadar aylık 0.69 faiz alınmasının kararlaştırıldığı ve bu kararın mahkememizin 2015/340 esas 2016/654 karar sayılı kararıyla iptal edilerek temyiz incelemesi sonucu kesinleştiği görülmüştür. Bu iptal kararı gözetildiğinde, 05.04.2014 tarihli genel kurulda alınan yukarıda açıklandığı üzere bu tarihten sonra daire maliyetlerine aylık %1 gecikme faizi uygulanmaması yönündeki karar daha sonrasında daire ana maliyetleri için aylık %0,69 gecikme faizi alınması yönünde 14.05.2016 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan karara kadar ödemesi geciken tüm ortaklar için geçerliliğini sürdürmüş olacaktır. 14.05.2016 tarihli genel kurulun yanında 27.05.2017 günü yapılan genel kurul toplantısında da daire maliyetleri için gecikme faizi kararı alınmış olup, bu kararların 05.04.2014 günü alınan karar aykırı olduğu, kazanılmış bir hakkı ortadan kaldırdığı gerekçesiyle herhangi bir dava açıldığı yönünde de dosyada herhangi bir bilgi veya beyan mevcut değildir. <br>Açıklanan bu gerekçelerle davalının geç ödenen ana borçlarının işlemiş faizinin hesaplanması için davacı kooperatifin 16.06.2012 günü alınan faize ilişkin genel kurul kararı gereği daire maliyetlerine faiz uygulanmaması yönündeki kararın alındığı 05.04.2014 tarihli genel kurula kadar gecikme faizi hesaplanması gerekeceği, yeni bir faiz kararı alınıp da bu kararın alındığı mahkememce iptal edilmesi sebebiyle 25.04.2015 tarihli genel kuruldan yeniden faiz kararının alındığı 14.05.2016 tarihli genel kurula kadar daire maliyetleri için faiz hesaplanmaması gerektiği, 14.05.2016, 27.05.2017, 29.04.2018  tarihli genel kurullarda alınan faiz kararları gereği icra takip talebi tarihine kadar ise yeniden faiz hesabı yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Her ne kadar davacı vekili 19.07.2011 tarihli taahhütname gereğince bu tarihten itibaren faiz işletilmesini talep etmişse de, taahhütname gereğince davalı adına geriye dönük olarak gecikme faizi tahakkuk ettirilmesi nedeniyle bu talebi hükme esas alınmamıştır.<br> Hükme esas alınan ayrıntılı, gerekçeli, mahkememiz ve kanunyolu denetimine elverişli ek bilirkişi raporunda seçenekli olarak hesaplama yapılmış, mahkememizce yukarıda ayrıntılı açıklandığı ve kabul edildiği üzere yapılan hesaplama kabul edilmiş ve davacı kooperatifin davalıdan daire maliyet bedellerinden kaynaklı talep edebileceği işlemiş faiz miktarının 34.013,18 TL olduğu anlaşılmış, alacağın konusunun işlemiş faiz olduğu ve alacak miktarı hesaplamayı gerektirdiğinden ve likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/3424 esas sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 34.013,18 TL toplam alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: hükme esas alınan bilirkişi raporuna gerekçeli olarak itiraz ettiklerini, yerel mahkemeden yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, aksi halde Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/340 E ve 2016/654 K sayılı kararı ile 25.04.2015 tarihli kooperatif genel kurul kararının 8. ve 10. maddelerinin iptal edildiği ve işbu karar kesinleştiğinden bilirkişi raporunun \"Kanaat ve Sonuç\" kısmının son paragrafında yazılı olan ve somut olayın oluş biçimine uygun bulunan \"iptal edilen 25.04.2015 tarihli genel kurul kararından sonra alınan faiz kararlarının mahkemece geçerli olmadığının kabul edilmesi halinde davalının faiz borcunun bulunmadığı\" yönündeki kanaate itibar edilerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, iptal edilen genel kurul kararından sonra alınan ve hukuki dayanağı bulunmayan genel kurul kararları uyarınca hesaplama yapılması ve bu suretle müvekkilinin geç ödemeden kaynaklı faiz borcunun bulunduğu sonucuna varılmasında hukuki isabetin bulunmadığını,  daire maliyetlerine faiz uygulanmasına ilişkin  25.04.2015 tarihli genel kurul kararının iptal edildiği ve bundan sonraki genel kurullarda alınan faiz kararları hükümsüz bulunduğundan, bilirkişinin son seçenekte zikrettiği tespitinin somut olaya uygulanması suretiyle müvekkilin faiz borcunun bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve oluşa uygun bulunmayan bilirkişi raporundaki ilk seçeneğe değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkilinin aidat yükümlülüklerini geç ödediğinden bahisle gecikme faizinden sorumlu olduğu kabul edilse dahi hakkında yargı yoluna başvurulup da iptali cihetine gidilmeyen 14.05.2016 tarihli genel kurulda alınan faiz kararı uyarınca ödemesi gereken faiz borcunun 6.942,50 TL olduğunu, bu hususun itiraza uğrayan bilirkişi raporunun sondan bir önceki paragrafında aynen bu şekilde zikredildiğini, itirazın iptali davasında reddedilen miktara göre alacaklanın haksızlığına karar verildiğinden reddedilen borç miktarının yasada gösterilen oranından az olmamak kaydıyla borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu yönünde de isabet bulunmadığı beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Dava, davalı ortağın parasal yükümlülüklerinin tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine  ilişkindir.<br>HMK m. 359/3 uyarınca, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre  davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden  HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\t1-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/119 E., 2021/138 K. sayılı dava dosyasında verdiği 04.03.2021 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\t2-Harçlar Kanunu alınması gereken 2.323,44 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan  (59,30+522,00=) 581,30‬ TL'nin mahsubuyla kalan 1.742,14 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.<br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t23.10.2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan  (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  25.10.2024<br>\t\t\t\t<br>       Başkan ...                      Üye ...                 Üye ...                 Katip ...<br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3e18b9483efd745","SID":"4e7397df1299798e"}}