{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/412 <br>KARAR NO: 2024/1673<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2017/773 E. - 2021/502 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ... bankası Megacenter şubesine ait ... numaralı, 15/08/2016 tarihli, 15.000 TL bedelli çeki İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğunu, usulsüz tebligat sebebiyle itiraz süresinin olduğunu, davalı tarafın çekin alacaklısı olmadığını, çekteki cirantanın ... Ltd. Şti. olduğunu, çekinde davalı bankanın Yalova şubesine ibraz edildiğini, davalının haksız ve usule icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip ve dava konusu çekin müvekkili bankanın kredi borçlarına karşılık çeki Yalova Şubesinin müşterisi ... firması tarafından ciro yoluyla aldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Davanın KABULÜ ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasındaki takibe konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, Müvekkili Banka'nın, kredi borçlarına karşılık çeki Yalova Şubesi ... müşteri numaralı ... firimasından ciro yolu ile aldığını,  ... Zeytincilik firmasının müvekkili Bankaya borcu bulunduğunu,  Davacı şirket yetkilisi ...'in davaya konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunduğunu ve yargılama esnasında bilirkişi raporu alındığını, bilirkişi tarafından incelemeye esas alınan delillerin eksik ve hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, davacının ilgili çek kredisi kullandıran muhatap banka nezdindeki ödeme yapılan çek görüntüsü örneklerinin talep edilmesi, dosya kapsamına alınması gerektiğini, incelemenin yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında veya adli tıp kurumu nezdinde yapılmadığını,  sayıca yeterli örneği barındırmayan incelemeye konu imzalar da eksik incelemeye tabii tutulduğunu, samimi imza örnekleri için davacının çek hesaplarının tespiti ve ödenmiş çeklerdeki imzaların karşılaştırmaya esas alınması gerektiğini,  -Temlik eden banka tarafından yapılan harici araştırmada davacının muhatap banka nezdinde ödemiş olduğu diğer çeklere ait imza evraklarının bulunduğu öğrenilmiş olup, davacının daha önce ödemiş olduğu çek görüntülerinin muhatap bankaya müzekkere yazılarak talep edilmesi, muhatap banka nezdinde ödeme yapılmış çeklerdeki imzaların davaya konu çekteki imza ile karşılaştırılması ve Davaya konu çekin ''benimsenmiş çek'' olup olmadığının incelenmesinin talep edildiğini ancak taleplerinin karşılanmadığını,  davacının ilgili çekler hakkında aynı imzalı sair çekleri ödediğine dair bilgi kapsamında davacının muhatap banka nezdindeki çek hesabına dayalı banka kayıtlarının istenmesi gelen kayıtlardan sonra dosyada rapor alınması gerektiğini, Davacının, iyiniyetli yetkili hamile bu çeki borcuna mahsuben teslim eden son ciranta hakkında sahtelik iddiasında bulunmadığı gibi Aynı imzaya dayalı sair çekleri ödediğini,  -Davacının, çekin bankaya tahsili için ibrazından önce veya sonra çekin rızası dışında elinden çıkması nedeniyle herhangi bir şikayette bulunmadığını, ödeme yasağı talep etmediğini ya da çekin sahteliğine ilişkin herhangi bir dava ikame etmediğini, yalnızca imzanın kendisine ait olmadığı iddiası ile yetindiğini ve bu iddiasına ilişkin herhangi bir somut delil ileri sürmediğini,  icra takibine dayanak yapılan bir belge altındaki imzanın sahteliği elbette menfi tespit davası ile ileri sürebilecektir ancak imza inkarında bulunan davacı bu iddiasını “sahtelik iddiası” ile birlikte kullanması HMK 208/1. maddesi gereği olup bu bir dava şartı olduğunu, Davacının imza itirazına ilişkin herhangi bir somut delil ileri sürmeksizin yalnızca imza itirazında bulunması ileri sürülen itirazın şahsi defi niteliğinde olduğunu göstermekle birlikte ilgili itiraz müvekkili iyi niyetli yetkili hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, öncelikle sahtelik iddiasında bulunulmaksızın ikame edilen ve ispatlanamayan imza inkarına dayalı davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş fakat yargılama aşamasında kendisini vekil ile temsil ettiren müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, -Mahkeme tarafından gerekli bütün incelemelerin yapıldığını, imza incelemesi için yeterli derecede imza örneğinin itiraza yer bırakmayacak şekilde toplandığını, Davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine, İstinaf taleplerinin kabulü ile müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmediğinden müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle Yerel Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, İİK 72.mad. göre açılan menfi tespit davasıdır. Dava; davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takibe konu 15/08/2016 keşide tarihli 15.000  TL bedelli çekteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Grafolog bilirkişiye tevdii edilen dosyaya 21/04/2021 tarihinde tanzim olunan bilirkişi raporunda özetle; inceleme konusu ...Bankası Megacenter Şubesine ait ... seri nolu, 15.000 TL'Iik çekin ön yüzünde davacı şirkete atfen atılmış imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.  Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda,  inceleme konusu ve mukayese imzaların binoküler stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, incelenen evraklar arasında ... Noterliği'nin 09/07/2014 tarihli, ... Yevmiye nolu imza sirküleri aslı, Bordum İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 16/02/2015 tarihli Adres Beyan Formu aslı, Ataşehir İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 16/11/2015 tarihli Adres Beyan Formu aslı, 11/07/2018 tarihli Ön İnceleme Duruşma Tutanağı aslı, 24/12/2020, 15/04/2019, 21/12/2017 ve bila tarihli dilekçe asılları ile 04/11/2020 ve 12/07/2018 tarihli dilekçe aslı, Bayrampaşa İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 05/10/2015 tarihli Nüfus Cüzdan Talep aslı, 19/12/2018 tarihli iki sayfa istiktab zabtı asılları, 15/12/2017, 22/09/2017, 24/08/2017 ve 25/10/2017 tarihli dilekçe asılları bulunduğu, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapılmasına rağmen sonuca ulaşılamadığı, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı, imzanın davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli son hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, Davacının aynı mahiyetteki başka çekleri ödemesi davacının iş bu davaya konu çeklerdeki imzaya itiraz etmesine engel olmadığı bu hususta teamül oluştuğuna ilişkin savunmanın dinlenilmesinin mümkün olmadığı, senetler nedeniyle  sahteciliğin sabit olduğu ve suç olarak karar oluşturulduğu anlaşılmakla  davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği, Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca Adli Tıp Kurumu imza incelemesi yönünden son merci olmadığından, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasının zorunlu olmadığı  bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Vekalet ücretine yönelik katılmalı davacı istinaf incelemesi yönünden ise, harcın yatırılmamış olması nedeniyle istinaf talebinin reddine karar verildiği ve karara karşı istinaf isteminde bulunulmadığı bu nedenle incelenmesine yer olmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih ve 2017/773 E., 2021/502 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 256,16 TL harçtan mahsubu ile bakiye 768,47‬ TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e92c0e6ab29a783c","SID":"4b8664f31717003e"}}