{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/510 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1822<br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/6 Esas 2024/46 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK156))<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/10/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının işçilik alacaklarına istinaden davalı hakkında İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2018/248 E. 2021/358 K. Sayılı ilamına dayanılarak 06/01/2022 tarihinde açılan haciz yolu ile açılan ilamlı icra takibinin, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2022/169 Esas Sayılı dosyası üzerinden İİK 43/2 maddesi uyarınca iflas yolu ile takibe dönüştürüldüğünü,  iflas yolu ile takibe karşı davalının 11/08/2022 tarihli dilekçesi ile itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalının itirazının, davacının işçilik alacağına kavuşmasını engellemeye çalışmaktan ibaret ve kötü niyetli olduğunu, davacının 2017 yılından bu yana işçilik alacaklarına kavuşmayı beklediğini, davalı tarafın ise ödeme yapmaya hiç niyetinin bulunmadığını, ileri sürerek öncelikle haksız itirazın kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada iflas koşullarının oluşmadığını,  iflas ödeme emrinin vekile değil borçlu asile tebliğ edilmesi gerekmesine rağmen bu hususun yerine getirilmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...,Taraflarca bildirilen deliller, icra dosyası celp olunup incelenmiş, iflas talebine ilişkin ilanlar yaptırılmış, İİK'nun 177. Maddesi gereğince davalı şirket temsilcisinin beyanı duruşmada alınmış, bilirkişi görüşüne başvurulmuştur.<br>İzmir 5. İcra Dairesinin 2022/169 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden, alacaklı ... tarafından borçlu .... San. Ve Tic. A.Ş. aleyhine 18.01.2022 tarihinde, İzmir 7. İş Mahkemesinin 2018/248 Esas 2021/358 Karar sayılı 14.10.2021 tarihli ilamına dayanılarak toplam 106.424,43-TL nin tahsili bakımından girişilen icra takibine ilişkin olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ olunduğu, borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, alacaklı vekili tarafından takibin iflas yoluna çevrilmesine ilişkin 04.08.2022 tarihli dilekçe sunulduğu, iflas yolu ile ödeme emrinin borçlu vekiline tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 11.08.2022 tarihli dilekçe ile takip dayanağı mahkeme ilamının kesinleşmemesi nedeni ile alacak iddiasına, talep edilen faize ve ferilerine itiraz edildiği, borca itiraz nedeni ile takibin durduğu anlaşılmıştır.  <br>Davalı tarafça haciz yolu ile takibin iflas yoluna dönüştürülmesinde iflas ödeme emrinin asile tebliğ edilmesi gerektiği yönündeki itirazının değerlendirilmesinden Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 03.05.2016 tarihli 2015/3390 esas 2016/2858 karar sayılı kararındaki gerekçe de dikkate alınarak, iflas ödeme emrinin usulüne uygun olarak ilandaki vekile tebliğ edildiğinden bu yöndeki itirazın reddine karar verilmiştir. <br>Davalı tarafça her ne kadar İzmir 5. İcra Dairesinin 2022/169 Esas sayılı takibinde borca itiraz edilmiş ve takibin dönüştürülmeden evvel ilama dayalı olduğu, söz konusu dayanak İzmir 7. İş Mahkemesinin 2018/248 Esas 2021/358 Karar sayılı kararı henüz  kesinleşmemiş ise de, karar ile birlikte icra edilebilme özelliğini kazandığı, gerek icra edilebilme, gerekse de iflas talebine dayanak gösterilmesi bakımından kesinleşmesine gerek olmadığına, davacının İzmir 7. İş mahkemesinin 2018/248 Esas 2021/358 Karar sayılı kararındaki tüm alacaklarına karşı borçlu şirketin İzmir 5. İcra Dairesinin 2022/169 esas sayılı takibindeki borca itirazının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>Dosya hesap uzmanı bilirkişi ...'ya tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 06.06.2023 tarihli raporda borcun 155.022,21-TL olduğu belirtilmiştir. Davalı vekilince 07.03.2022 tarihinde davacıya ödeme yapıldığı yeniden hesaplama yapılması gerektiği belirtilerek, bilirkişi raporuna itiraz edilmiş, davalı vekili tarafından icra dosyasına 15.000,00-TL ödeme yapıldığı, ayrıca davacıya da 4.000,00-TL ödendiği bildirilmiş, bilirkişiden yapıldığı bildirilen ödemelere ilişkin ve faiz hesabı konusunda yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi 01.11.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, faiz hesabı yaparak, ödemelere ilişkin ihtimalli olarak rapor düzenlenmiştir. Ek rapora karşı da taraf vekillerince itirazda bulunulmuş, itirazların değerlendirilmesi, ödemelerin dikkate alınarak, faiz hesabının yapılarak depo emrine esas tutarın belirlenmesi konusunda bilirkişiden yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi 20.12.2023 tarihli ikinci ek raporunda 19.01.2024 tarihi itibariyle depo emrine esas tutarın 154.557,64-TL olduğu belirtilmiştir. <br>Yargılamanın devamı sırasında davalı borçlunun son duruşma öncesinde takibe dayanak yapılan İzmir 5. İcra Dairesinin 2022/169 Esas Sayılı icra takip dosyasına 18.01.2024 tarihinde 154.557,64-TL ödediği, davalı borçlu vekilinin beyanından ve sunulan ve icra dosyasından UYAP'tan temin edilen ödeme belgesinden anlaşılmış ve bu davaya dayanak olarak gösterilen takip konusu borç ödenmiş olmakla, dava konusunun ortadan kalktığı, borcun tamamının ödenmesi nedeniyle iflas talebi konusuz kaldığından iflas talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı iflas davasının açıldığı tarih itibariyle dava açmakta haklı olduğundan yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile, \"Dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, \"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada iflas koşullarının oluşmadığını, zira; iflas ödeme emrinin vekile değil borçlu asile tebliğ edilmesinin gerekmesine rağmen bu hususun yerine getirilmediğini, davanın esasa girmeden reddine karar verilmesi gerekmekte iken  yerel mahkemece davanın görülerek iflas tehdidi altında müvekkili şirketin ödemeye zorlanması sonucu icra dosyasına yapılan ödeme sonucu yerel mahkemenin karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine ilişkin yeni bir karar verilmesinin gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, adi takipten kaynaklı ( İİK 156/3) iflas istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>\"...2004 sayılı İİK’nın “Ödeme emri ve münderecatı” başlıklı 155. maddesi:<br>“Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.” <br>2004 sayılı İİK’nın “İflas talebi ve müddeti” başlığını taşıyan 156. maddesi ise:\t“Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. \t\t\t<br>Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır. \t\t<br>Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.<br>İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.”\thükmünü içermektedir.<br>  İflasa tabi şahıslardan olan borçlusunu, para veya teminat alacağından dolayı iflas yoluyla takip etmek isteyen alacaklı, yetkili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak iflas yolu ile takip talebinde bulunabilir. Takip talebinde adi haciz yoluyla takip talebinde yer alan kayıtlardan başka, iflas takip yolunun izlenmek istediği de belirtilir (m. 58/b5).<br>İflas yoluyla takip talebi üzerine icra dairesinin düzenleyeceği ödeme emrinde adi haciz yoluyla takipteki ödeme emrinde yer alması gereken kayıtlar bulunur. İflas yoluyla takipte düzenlenen ödeme emrinde ayrıca iki kayıt daha yer alır. Bu kayıtlar “iflas tehdidi” ve “konkordato teklif edilebileceği” hususlarıdır.\t\t<br>İflas yoluyla takipte ödeme emrinde, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde takip konusu borcun ödenmesi, aksi hâlde alacaklının mahkemeye başvurup borçlunun iflasının talep edebileceği belirtilir.\t\t<br> Borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerekse kendisinin iflasa tabi kişilerden bulunmadığına dair bir itirazı varsa, bu itirazın da ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine bildirilmesi lüzumu da ödeme emrinde yer alır (Muşul T.: İcra ve İflas Hukuku Esasları, Ankara 2015, s. 684).\t\t<br>Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Borçlu anılan süre içinde ödeme emrine itiraz etmezse ödeme emri kesinleşir. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, borcunu ve iflas takibinin harç ile giderlerini öderse iflas takibi son bulur; ödemezse alacaklı ticaret mahkemesinde borçluya karşı iflas davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 950).\t<br>Adi iflas yoluyla takipte borçlu, ödeme emrini tebellüğ ettiği tarihten itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine başvurup takip konusu borca itiraz ettiği takdirde, takip durur (m. 155, m. 156/3).\t\t\t<br>Alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde (m.156/son f.) borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesine bir dilekçe ile başvurup, itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini talep edebilir (Muşul T., s. 691). \t\t\t\t\t<br>Adi iflas yoluyla takipte gönderilen ödeme emrine karşı yedi günlük süre içinde itiraz etmiş olan borçlu, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde ileri sürmediği diğer itiraz sebeplerini, iflas dava dilekçesinin tebliği üzerine vereceği cevap dilekçesinde ilk defa ileri sürebilir.<br>İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şartlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, 6100 sayılı HMK’nın genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir. \t\t<br>İflas davasında alacaklı alacağını ispat bakımından 2004 sayılı İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını 6100 sayılı HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir.<br>Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz.\t<br>Mahkemece yapılan inceleme sonucu alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir ve mahkemece aynı zamanda bir depo kararı verir.  Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2).\t\t\t\t\t\t\t\t<br>Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir (Kuru B., s. 957)...''(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/23-852 Esas ve 2020/866 Karar sayılı kararı); <br>İİK'nın 158. maddesine göre; \"Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.<br>Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.\" <br>İİK'nın (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/21 md.) 143. maddesine göre; '' İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte bulunabilir.<br>Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir.\" <br>Haciz yolu ile takipte vekaletname verip, ödeme emrine itiraz eden avukatın takip yolunun İİK'nın 43.maddesi uyarınca değiştirilmesi üzerine, iflas ödeme emrini tebellüğ etmesinde yeni takip eski takibin devamı niteliğinde olduğundan bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2013 tarih ve 23-131 esas, 1681 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.<br>Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında \"Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığınıda tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. Dava açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükleneceğine de karar verilmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda;  takip dayanağı ilamda borçlu vekil ile temsil edildiğinden ödeme emrinin vekile tebliğ edilmesinin usule uygun olmasına, takip yolunun değiştirilmesi üzerine iflas ödeme emrininin vekile tebliğ edilmesinin yeni takip eski takibin devamı niteliğinde olduğundan doğru olmasına, davalı şirketin iflasa tabi olduğu, alınan bilirkişi ikinci ek raporunda 19/01/2024 tarihi itibariyle depo emrine esas tutarın 154.557,64-TL olduğu belirtildiği, davalının mahkemece depo kararı verilmeden önce İzmir 5. İcra Dairesinin 2022/169 esas sayılı icra takip dosyasına 18/01/2024 tarihinde 154.557,64-TL ödediği anlaşılmakla verilen kararda sonuç olarak isabetsizlik görülmemiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede belirtilen husus dışında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına  göre  davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/01/2024 tarih, 2023/6 Esas ve 2024/46 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427.60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 675,30 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 247,70 TL.nin istek halinde davalıya iadesine, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,  <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec936f05541da580","SID":"1ccebd8fcfa17623"}}