{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1139 Esas<br>KARAR NO:2024/1156<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R <br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/06/2024<br>NUMARASI:2024/61 Esas, 2024/395 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ\t\t<br>KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/684 Esas sayılı dosyasında müvekkili lehine  20.10.2023 tarihinden itibaren geçici mühlet kararı verildiğini, ayrıca ara kararda müvekkilinin bankalardaki hesaplarına geçici mühlet tarihinden sonra gelen paralara bloke konulmamasına, geçici mühlet tarihinden önce haciz ihbarnamesi gönderilmiş olsa dahi geçici mühlet tarihinden sonra hesaba gelen paralara konulmuş olan blokelerin kaldırılmasına karar verildiğini, ancak davalı bankanın müvekkilinin hesabına geçici mühlet tarihinden önce konulan hacizler nedeniyle hesaba 20.10.2023 tarihinden sonra gelen paralara bloke koyduğunu ve hesapta bulunan paranın komiser denetiminde olan başka banka hesabına aktarılması talebini reddettiğini, bunun üzerine bloke miktarı olan 489.071,29 TL için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, ancak mahkeme ara kararını uygulamayan davalı bankanın birde borca itiraz ettiğini, zorunlu arabulucuya başvurmalarından sonra davalının bloke ettiği tutarı komiser heyeti denetiminde olan başka banka hesabına gönderdiğini, yapılan ödemenin TBK'nın 100 maddesi uyarınca faiz, masraf ve ferilerine mahsup edilmesi ve infaz aşamasında dikkate alınması, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında; davada ve icra takibinde yetkili mahkeme ve icra dairesinin, davacının müvekkili banka nezdinde hesabının bulunduğu İstanbul Anadolu İcra Dairesi ve Mahkemeleri olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını,  müvekkili bankanın konkordato davasındaki ara karar gereği, geçici mühlet tarihinden önce davacının hesabına üçüncü şahısların haczi nedeniyle konulan blokeyi kaldırmadığını, davacının komiser nezaretinde faaliyetlerini yürütmesi nedeniyle komiserlerin bilgisi dahilinde paranın gönderilebileceğini bildirdiğini, ancak  davacının konkordato davasında verilen ara kararın yerine getirilmediği iddiası ile müvekkili banka aleyhine ilamsız takip başlattığını, lehine geçici mühlet kararı verilen davacının komiser heyetinin bilgisi dışında takip başlattığını,  müvekkilinin  sonrasında komiser heyetinin talebi üzerine paranın davacının başka bankadaki hesabına aktardığını, ara kararın gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili hakkında ilamsız takip başlatılamayacağını, davacının takip başlatacak ise ilama dayalı takip başlatması gerektiğini, takibe konu para komiser heyetinin talebi ile davacının hesabına aktarıldığından davanın konusunun kalmadığını, davacının komiser heyetinden gizli olarak paranın başka hesabına aktarılmasına çalıştığını ve kötü niyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine ve % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; takibin mahkeme kararının yerine getirilmemesi nedeniyle başlatıldığı, davacının davalıya para borcu bulunmadığı, mevcut doktrin görüşleri ve Yargıtay uygulaması dikkate alındığında, tedbir kararının hiç uygulanmaması veya eksik uygulanması veya yanlış uygulanması halinde, tedbir kararını veren mahkeme nezdinde \"şikayet\" yoluna başvurulabileceği, davacının iddialarının takdir ve değerlendirmesinin, İİK. ve HMK.389. vd. maddeleri kapsamında, konkordato davasında, konkordato hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, davacının takip tarihi itibariyle takip yapmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili nedenleri olarak; bankanın mudiye ait parayı iade etmeyerek temerrüte düştüğünü, davalının tedbir kararını uygulamadığı gibi mahkemenin açık müzekkeresini de yerine getirmediğini, HMK'nın 389. maddesinde tedbir kararına uyulmaması halinde sadece ceza öngörüldüğünü, anılan hükmün tedbir kararının uygulanmasını sağlamaya yönelik olmadığını, sundukları Yargıtay'ın emsal kararına göre tedbirin uygulanmaması halinde banka lehine takip başlatılıp, takibe itiraz halinde itirazın iptali davası açılabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, mevduat hesabındaki alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, lehine geçici mühlet verilen müvekkili şirketin banka hesabına geçici mühlet tarihinden sonra gelen paralara ilişkin bloke konulmamasına dair tedbir kararına rağmen, davalı bankanın blokeyi kaldırmadığını, bloke edilen tutarın tahsili için takip başlatmalarından sonra bloke kaldırılarak paranın komiser nezdinde müvekkili adına açılan hesaba gönderildiğini, yapılan ödemenin TBK'nın 100. maddesi gereği borcun ferilerine mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek takibe itirazın iptalini talep etmiştir.Mahkemece, davacının takip başlatmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacının bloke edilen mevduatındaki tutar için takip başlatmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/684 Esas sayılı dosyasında davacı lehine  20.10.2023 tarihinden itibaren geçici mühlet kararı verildiği, ayrıca ara kararda davacının bankalardaki hesaplarına geçici mühlet tarihinden sonra gelen paralara bloke konulmamasına, geçici mühlet tarihinden önce haciz ihbarnamesi gönderilmiş olsa dahi geçici mühlet tarihinden sonra hesaba gelen paralara konulmuş olan blokelerin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Davacının, bankaca bloke edilen tutarın tahsili amacıyla davalı banka aleyhine takip başlatması üzerine, davalı borca itiraz etmiş, akabinde komiser heyetinin yazısı üzerine itirazın iptali davası açılmadan önce de blokeyi kaldırarak, söz konusu meblağı komiser heyeti nezdinde başka bir banka hesabına göndermiştir. Ayrıca taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında bankanın blokenin kaldırılması hususunda komiser heyetinin onayını aradığı anlaşılmaktadır. Buna göre davalı bankanın, sadece, geçici mühlet tarihinden sonra üçüncü şahıs hacizleri nedeniyle hesaba konulan blokeyi kaldırmadıklarını beyan etmesi, blokenin kaldırılması için komiser onayı araması ve itirazın iptali davası açılmadan önce de blokenin kaldırılması karşısında mahkemenin davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının sunduğu Yargıtay kararında; bankanın borçlunun verdiği çeklerin teminat amacıyla kendisine verildiğini ileri sürmesi karşısında, kararın somut olaya uygun düşmediği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/61 Esas, 2024/395 Karar ve 04/06/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.17.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dda6893cefb86145","SID":"1816132edb0c786e"}}