{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2024/731 <br>KARAR NO:2024/834<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/228 Esas, 2019/1422 Karar sayılı Ek Karar<br>TARİHİ:19/02/2024<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:09/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme esas olarak mahkemece verilen 19/02/2024 tarihli Ek Kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine  ilişkin olup, mahkemece davacının tavzih , tashih talebinin Ek Kararla reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile  30/11/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı yanca takibe haksız ve mesnedsiz olarak itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu,  faturaların tebliğ edildiğini, itiraz olmaksızın fatura içeriğinin kesinleşmesine rağmen ödeme emrinin tebliğ edildiği 11/01/2019 tarihinde davalı tarafından reklamasyon faturası düzenlenerek noter aracılığıyla tebliği edildiğinin müvekkilinin faturayı kabul etmeyerek, iade ettiğini, cari hesap ilişkisi bulunması nedeniyle TTK'nın 90.maddesi gereğince müvekkilinin faiz alacağının da bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle cari hesaba dayalı olarak başlatılan takibin usulsüz olduğunu, kur farkı alacağı bulunmadığını, müvekkilinin ... markası ile anlaşmalı olup ürünlerini belirtilen firmaya sattığını, bu kapsamda davacı ile çalışıldığını, tedarikçinin kendi ürünlerinde veya alt tedarikçilerden kumaş üretimi, aksesuar üretimi, kesim dikim, ütü-paket işlemlerinin gerçekleştirildikten sonra ihracata hazır şekilde ürünü müvekkiline teslim ettiklerini, ürünün yüklenmesinden sonra fatura düzenlendiğini, ödeme vadesi olarak ise ihraç alıcısının uyguladığı vadeye göre ödeme yapıldığını, üretimden herhangi bir ayıp ve aksama olması halinde reklamasyon bedelinin tedarikçilere yansıtıldığını, davacının da bu şekilde ... markası için verilen siparişleri hazırladığını, ürünlerin gereği gibi üretilmemesi nedeniyle ... tarafından yapılan tespit sonucu reklamasyon faturası düzenlendiğini, taraflar arasındaki yazışmalardan davacının ... firması için üretilen corde modeli için dava dışı ... şirketi ile anlaştığını ve üretim yeri olarak bu şirketi bildirdiğini, ihracatçı firmaca yapılan tespitlerde yasa dışı işçi çalıştırılması nedeniyle ticari ilişkinin sona erdirildiğini, bu nedenle müvekkilinin ... ile olan ticari ilişkinin sona erdiğini, bu durumun ihtarla davacıya bildirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; dava ticari satım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya teslim edilen emtia bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, emtianın teslim edildiğinin sabit olduğu, uyuşmazlığın gecikme ve yabancı işçi çalıştırılması nedeniyle davalının zararının bulunup bulunmadığı varsa miktarına ilişkin olduğu, davacı tarafından ürünlerin 26/07/2018 tarihinde teslimine rağmen takipten sonra düzenlenen 11/01/2019 tarihli fatura tarihine kadar gecikmeye ilişkin herhangi bir bildiri yapılarak gecikmeden kaynaklı herhangi bir gecikme ileri sürülmeksizin ifa kabul edildiği, bu durum da gecikmeye ilişkin reklamasyon faturasına itibar edilmeyeceği gibi davacının ürünü ürettiği tesiste yabancı işçi çalıştırıldığı iddisı ile ithalatçı firma ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisinin bozulduğuna dair herhangi bir kanıtta sunulmadığı, bu durumda davanın reklamasyon faturası içeriğini kanıtlayamadığından reklamasyon faturası haricinde taraf defterleri ile sabit olan 69.704,48 TL yönünden itirazın iptaline fazlaya ilişkin asıl alacak yönünden talebin reddine karar verildiği, takip tarihi itibariyle borçlunun temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle işlemiş faize yönelik talebin reddine karar verilmiş yukarıda ki açıklamalarda belirtildiği üzere takibin TL üzerinden başlatıldığı gerekçesiyle, davanın  kısmen kabulü ile, davalının... sayılı dosyasına vaki itirazının 69.704,48-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10,75 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda  avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'i olan 13.940,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Karar taraf vekillerince istinaf edilmiş olup; Dairemizce 2022/1975 Esas ve 2024/43 Karar sayılı ilamı ile taraf vekillerinin istinaf talepleri reddedilmiştir.Davacı vekili 19.02.2024 tarihli dilekçesi ile; davaya konu icra takibinin 30.11.2018 tarihinde 11.857,73 Euro üzerinden açıldığını, takipte o tarih üzerinden TL kısmının ise yalnızca harca tabi hususlar yönünden hesaplama yapılabilmesi için belirtildiğini, ilk derece mahkemesinin hüküm kısmının açık maddi hataya dayalı olarak Türk Lirası değeri üzerinden belirtilmesi sonucu 69.704,48 TL. şeklinde yazılmış olduğunu, döviz üzerinden açmış oldukları takipteki asıl alacağın Euro olması sebebiyle tavzih ve tashih ile düzeltilmesi gerektiğini belirterek, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1. Maddesindeki tutarın Euro cinsi üzerinden yazılması ile kısmen kabul hükmünü haiz gerekçeli kararın kabul kısmına karşılık gelen asıl alacak miktarının Euro cinsi yazılarak 10.374,83 Euro şeklinde düzeltilerek tavzih ve tashihini, icra inkar tazminatının da asıl alacak Euro cinsi baz alınarak düzeltilmesini talep etmiştir.Mahkeme ek kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tavzih talebi ile hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlayıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği,  hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, anlaşılmıştır. Somut olayda verilen hükmün istinaf başvurusundan geçerek kesinleştiği, HMK uyarınca ileri sürülen talep hakkında tashih veya tavzih yolu ile herhangi bir işlem yapmanın hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle talebin reddine dair ek karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında; 19.02.2024 tarihli ek karar için istinaf talebinde bulunduklarını, takibin yabancı para alacağı üzerinden başlatıldığını , borcun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsil edilmesini talep ettiklerini, seçimlik haklarını yabancı para olarak ödenmesi yönünde kullandıklarını, seçimlik hakkın kamu düzenine ilişkin olduğunu, aslen haklı konumda olan müvekkilinin alacağının miktarı yönünden mağdur olduğunu, döviz karşılığı tutarında eklenmesi gerektiğini, açık hataya karşı kararın düzeltilmesini talep ettiklerini, yalnızca TL üzerinden hüküm kurulmasının açık hata vasfında olduğunu, gerekçeli kararda Türk Lirası üzerinden hüküm kurulan alacak miktarının yanına 10.374,83 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak TL karşılığı ifadelerinin eklenerek hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilince, kararın tashih veya tavzih edilmek suretiyle ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrasındaki 69.704,48 TL. asıl alacak üzerinden itirazın iptaline hükmünün yanına 10.374,83 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak TL karşılığı ifadelerinin eklenerek hükmün düzeltilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi vermiş olduğu ek kararda tavzih yoluyla taraflara tanınan haklar ve yükümlülüklerin genişletilemeyeceğini, değiştirilemeyeceğini belirterek tashih ya da tavzih yapmanın mümkün olmadığını belirterek reddetmiştir.HMK madde 304/1 hükmü ile hükmün tashihi düzenlenmiştir. Tashih ile hükümdeki yazı ve hesap hataları düzeltilebilir. Davacı vekilinin talebi yazı ve hesap hatası olmadığından hükmün tashihi mümkün değildir. Tashih yoluyla hükme bir ekleme yapılması mümkün değildir.Hükmün tavzihinin yapılabilmesi için hükmün açık olmaması ya da tereddüt uyandırması, infaza elverişli olmayan bir hüküm olması gerekmektedir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.Tavzih yoluyla da hükme ekleme yapılamaz. Tüm bu sebeplerle yerel mahkemenin 19.02.2024 tarihli ek kararı kanuna ve usule uygun olup, davacı vekilinin ek karara karşı istinaf talepleri yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/02/2024 tarih ve 2019/228 Esas, 2019/1422 Karar sayılı Ek Kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2e79989f43b1001","SID":"1c4399147a501936"}}