{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1460 Esas<br>KARAR NO: 2024/1685<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/06/2024<br>NUMARASI: 2023/446 Esas - 2024/484 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı müvekkil aleyhine 22/06/2023 takip tarihli İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, davalı tarafça müvekkil şirkete yönelik bir alacağın ödenmesine ilişkin noter kanalıyla gönderilmiş bir ihtarname veyahut diğer iletişim araçlarıyla bir talep bulunmadığı, davalı taraf müvekkil şirketi iddia ettiği alacağına ilişkin olarak yasal yollarla temerrüde düşürmemiş direkt olarak müvekkil şirket aleyhine icra takibi ile borcun varlığına ve müvekkil şirketin  üzerine düşen ticari yükümlülükleri yerine getirdiğine bakmaksızın icra takibi başlattığı, borçlunun temerrüde düşmüş sayılması için borcun muaccel olması yeterli olmamakla birlikte alacaklının borçluya muaccel olan borcu ödemesini ihtar etmesi şartı arandığı, bu aşamada taraflar arasındaki davaya konu hukuki uyuşmazlık henüz kesinlik kazanmamış ve tarafımızca öne sürülen iddialar da kesinleşmemişken müvekkil şirket banka hesaplarına veyahut ürün üretimine yönelik olarak yapılması muhtemel haciz işlemlerinin müvekkil şirket nezdinde telafisi imkansız zararlar doğuracağı sabit olduğu, müvekkil şirketin bu aşamada maruz kalacağı haciz tehlikesi ticari hayatını devam ettirmesine engel teşkil etmekle birlikte dosya dışı başkaca kişi yada kişilerle yapacağı ticari anlaşmaları da sekteye uğratacağı sabit olduğu, takibin işbu dava dosyası kesinleşinceye kadar öncelikle teminatsız ancak Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haksız, mükerrer ve hukuka aykırı bir şekilde başlatılan İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin İhtiyati tedbir kararı neticesinde durdurulmasını, kötü niyetli olunması sebebiyle davalı tarafa %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, davamızın kabulüne yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kötüniyetli olarak ikame edilen işbu menfi tespit davasının usul ve esas bakımından açıkça hukuka aykırı olup işbu davanın öncelikle usulden; bu mümkün değilse işin esasına girilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği, dava dilekçesinin HMK'nn 119. maddesine uygun olmayıp sayın mahkemece davacının talep sonucunun açıklattırılması; davacı tarafindan söz konusu eksikliğin giderilmemesi halinde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, işbu dava konusu uyuşmazlık ticari nitelikli olup arabuluculuk yoluna başvuru zorunluluğu bulunmakta olduğu, arabuluculuk yoluna başvurulmadan ikame edilen işbu davanın usulden reddi gerektiği, takip dayanağı belge kambiyo niteliğine haiz olup sebepten müceretliği, işbu davada ispat yükü davacı borçlunun üzerinde olup dava dilekçesi ile ileri sürülen iddia ve deliller nazara alındığında davacının davasını ispatlayacak bir delil sunmadigi anlaşılmakta olduğu, işbu dava konusunun zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen arabuluculuk basvurusunun yapılmamış olması nedeniyle öncelikle davanın usulden reddine, davacının talep sonucunun açık olmaması nedeniyle davacıya çıkartılacak muhtıra ile talep sonucunun açıklattırılmasına, davacının şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, her halükarda davacının haksız ve hukuka aykırı davasının tüm talepleri bakımından reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacagin %20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmistir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2024 tarih ve 2023/446 Esas - 2024/484 Karar sayılı kararıyla; \" 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 119. Maddesinde dava dilekçesinin içeriğinin ne şekilde olması ve aynı maddenin 119/1.ğ maddesi uyarınca “Dava dilekçesinin talep sonucu (netice talep; istem sonucu) bölümünün açık olması gerektiği belirtilmiş olup, davacı, neye karar verilmesini (davalının neye mahkûm edilmesini) istiyorsa onu (açık bir şekilde) yazıp belirtmelidir” 119. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, “(a), (d), (e), (f) ve (g)” bentleri dışında kalan hususların eksik olması halinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususu hükme bağlanmıştır. Talep sonucunun açık şekilde belirtilmesi ve yazılması ile mahkemenin ve uyuşmazlığa bakacak hâkimin karar vermesi kolaylaştırılacaktır. En önemlisi mahkemece; 1) Davanın türü saptanacaktır. 2) Davanın kabulü halinde, mahkeme talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararına yazabilecektir. (Md. 297/1.ç). 3) Talep edilenden, fazlasına karar verilemeyecektir (Md. 26). Bu nedenle davacı, nelerin hüküm altına alınmasını (davalının neye mahkûm edilmesini) istediğini, açık ve noksansız bir şekilde dava dilekçesinin talep sonucu (netice-i talep) bölümünde bildirmelidir. Talep sonucu açık değilse, mahkeme, davacıya talep sonucunu açıklattırmalıdır (Md. 31 Hâkimin aydınlatma görevi). Saptanan bu durum karşısında davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin hüküm kurmaya ve infaza elverişli olmaması nedeni ile HMK md. 119/1 uyarınca davacıya talep sonucunu açıklamak üzere; mahkememizin 20/12/2023 tarihli duruşma zaptının 1 nolu ara kararı gereğince;  2 haftalık kesin süre verilmiş ve ilgili tebligat 25/12/2023 tarihinde usulünce davacıya tebliğ edilmiştir. Yine mahkememizin  24/01/2024 tarihli duruşma zaptının 1 nolu ara kararı gereğince;  davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş olup,  ilgili tebligat 29/01/2024 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Davacı tarafça kesin süre içerisinde ihtar kapsamındaki eksiklikleri gidermediği anlaşılmakla HMK md. 119/2 gereği davanın açılmamış sayılmasına\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi tarafından verilen davanın HMK 199/2 kapsamında açılmamış sayılmasına yönelik karara süresi içerisinde itiraz etmekte olduğunu,  dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2024 tarih ve 2023/446 Esas - 2024/484 Karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, \"davanın usulden REDDİNE' karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinin talep sonucunda her ne kadar dava konusu olan menfi tespit talebinden açıkça bahsetmemiş olsa da dilekçenin konu kısmında menfi tespit talebinden bahsettiği, davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu dilekçede bu haliyle eksiklik bulunmadığı,  dolayısıyla HMK 119/1 maddesine aykırılık bulunmadığından ilk derece mahkemesinin HMK 119/2 maddesini gerekçe göstererek davayı usulden reddi kararı isabetsizdir. Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıda  karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2024 tarih ve 2023/446 Esas, 2024/484 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 252,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.421,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cadc1ed5cec81fc9","SID":"fde039237595b7d6"}}