{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1143 - 2024/1466<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1143 <br>KARAR NO\t: 2024/1466<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/218 E.  -  2022/5 K.<br><br>DAVACI \t\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2022 Tarih ve 2020/218 Esas - 2022/5 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/33754 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin adına tescilli \"...\" ve \"... ...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen kabul edildiğini ve 35/1-4. sınıftaki hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını,  başvurunun tümden reddi için bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" esas unsurlu markaları ile dava konusu başvurunun aynı olduğunu ve birbirlerinin serisi algısı yarattıklarını, taraf markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, söz konusu markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin 41. sınıf hizmetler açısından da bulunduğunu, müvekkili markalarının SMK'nın 6/5 maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, bu nedenle başvurunun tüm mal ve hizmetler bakımından reddinin gerektiğini, zira tanınmış markaların daha geniş bir korumadan yararlandıklarını, dava konusu başvurunun tescilininin müvekkili markalarını sulandıracağını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-4789 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetlerle davacı markalarının kapsamlarındaki hizmetlerin benzer olmadığını, dolayısıyla bu hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı Şirket vekili, davacının 2015/20806 sayılı markasının başında yer alan \"...\" harflerinin, \"...\" kelimelerinin ilk harfleri olduğunu, bu ibarenin Türkçe'de \"finansta mükemmellik merkezi\" anlamına geldiğini ve marka olarak tescil edilemeyeceğini, 2015/20811 sayılı davacı markasında yer alan \"...\" harflerinin de \"...\" kelimesinin ilk harfleri olduğunu, bu kelime grubunun da \"finansta uluslararası mükemmellik merkezi\" anlamına geldiğini, bu ibarenin de marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerden bulunduğunu, müvekkili markası ile davacının itirazına mesnet markaların görsel, fonetik, işitsel ve anlamsal yönden benzemediklerini, bunun yanında davacı markalarının kapsadığı 35. ve 36. sınıf hizmetlerle, müvekkili başvurusu kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler arasında da benzerlik bulunmadığını, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılmayacağını, davacının tanınmışlık iddiasının da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise taraf markaları arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 35. sınıf hizmetler yönünden de karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenle Markalar Dairesi Başkanlığı kararına yaptıkları itirazın reddine dair YİDK kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-4789 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen davada davalı ... vekili, başvuru kapsamından çıkarılan  hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. <br>Birleşen davada davalı vekili, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile müvekkilinin 2015/20806 sayılı markası arasında karıştırılma tehlikesinin olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru konusu marka kapsamında, yayına itiraz süreci sonrasında reddine karar verilen 35. sınıf hizmetlerin tamamının, asıl davanın davacısına ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıf ve alt sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı-aynı tür olduğu, 41. sınıftaki hizmetler arasında yer alan ve başvuruda kalan hizmetlerden \"Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.\" ile 35. sınıftaki \"Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri.\" arasında yüksek düzeyli olmamakla birlikte işaretler arasındaki yakınlığa bağlı olarak değerlendirilmesi mümkün olan bir birleşik hizmet ilişkisi bulunduğu, 41. sınıfta bahsi geçen kongre, konferans, sempozyum organizasyonları gibi kitlesel tüketici katılımlarının gerçekleştiği etkinliklerin düzenlenmesi hizmeti sunan işletmelerin, benzer şekildeki kitlesel organizasyon hizmetleri olan sergi ve fuar organizasyonları da yapabileceği, bu anlamda ilgili hizmetlerin aynı iktisadi kaynaktan yararlanılabilecek nitelikteki hizmetler oluşları, buna bağlı olarak benzer tüketici kitlelerine hitap etmeleri, birbirleri yerine ikame edilebilmeleri gibi sebeplerden ötürü söz konusu hizmetler arasında bir benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, dava konusu başvuru ile davacının \"...\" markasının birebir aynı esas unsurdan oluştuğu, bu bağlamda anılan markalar arasında neredeyse ayniyet düzeyinde bir benzerliğin mevcut bulunduğu, davacı yanın diğer markasının başlangıç sesinde \"I\" harfi yer almakta ise de devam harflerinin, dava konusu marka ile birebir aynı olması ve tüketicinin, ticaret hayatında \"I+kelime\" kombinasyonu şeklinde oluşturulmuş markalara olan aşinalığı nedeniyle markayı \"I-...\" şeklinde algılayacağı gözetildiğinde, bu marka ile başvuru arasında da benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında, bütünsel algıda var olan bu benzerliklerin, tüketicinin markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait oldukları yanılgısına düşmesine neden olabilecek düzeyde güçlü olduğu, markaların farklı harf karakterleri kullanılması suretiyle oluşturulmuş olmasının işaretleri birbirlerinden uzaklaştırmadığı, karıştırılma ihtimalinde önemli olan hususun ilgili tüketici algısı olup tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, YİDK'in  2020-M-4789 sayılı kararının, marka başvurusuna itiraz eden davacının  itirazlarının reddine yönelik kısım kapsamında 41. sınıftaki \"sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri\" yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, davalı şirket adına tescilli 2019/33754 sayılı \"...\" ibareli markanın tescilli olduğu 41. sınıftaki \"sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri\" yönünden  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış markalarının son derece ayırt edici olduğunu, dava konusu marka başvurusu müvekkili markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markaların tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacağını, mahkemece mal ve hizmetler bakımından yapılan benzerlik incelemesinin eksik olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan 41. sınıf hizmetlerin tamamının, müvekkiline ait markaların kapsamlarındaki 35. sınıf hizmetler ile benzer bulunduğunu, gerekçeli kararda, müvekkiline ait \"...\" ibareli markaların tanınmışlığına ve bu nedenle dava konusu markanın tüm hizmetler yönünden reddedilmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir inceleme ve açıklama yapılmadığını, oysa müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu markaların tanınmışlığına ilişkin sundukları delillerin incelenmediğini, müvekkilinin tanınmış \"...\" ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan dava konusu başvurunun tesciline izin verilmesinin, müvekkilinin markalarının sulandırılmasına yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklananın aksine davacı markalarının kapsamlarındaki 35. sınıf hizmetler ile 41. sınıf hizmetler arasında benzerlik bulunmadığını, dava konusu markaların tüketicilerinin ortalama bir tüketiciden daha seçici ve dikkatli olduklarını, teknoloji ve bilgi çağında oluşumuz ve bilgiye kolay ulaşılabilmesi gerçeği düşünüldüğünde profesyonel yardım alan tüketicilerin dava konusu markaları karıştırma ihtimallerinin bulunmadığını, davacının 2015/20806 başvuru numaralı \"...\" markasında, markanın başlangıç kısmında yer alan \"...\" harflerinin, \"finansta mükemmellik merkezi anlamına gelen \"...\" ibaresinin ilk harfleri olduğunu, anlamı itibariyle bu ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğini, davacının da bu nedenle markasının başlangıç kısmına \"...\" harflerini eklediğini, aynı şekilde 2015/20811 sayılı davacı markasının başlangıç kısmında yer alan \"...\" harflerinin ise \"finansta uluslararası mükemmellik merkezi\" anlamına gelen \"...\" kelimelerinin ilk harfleri olduğunu, bu ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğini, davacının bu nedenle \"...\" harflerini ekleyerek marka tescilini yaptırdığını, müvekkilinin markasını tüketiciler \"...\" diye okurken davalının markasını \"...\" olarak telaffuz ettiklerini, dava konusu 41. sınıftaki hizmetlerin ilgili tüketicisinin, özenle ve dikkatle marka ve hizmet tercihi yapan bir kitle olduğunu, bu nedenle de ortalama bir tüketicinin taraf markalarını karıştırmayacağını, ... nezdinde \"...\" ibaresi ile başlayan 328 tane tescil edilmiş markanın bulunduğunu, yine 35. sınıf hizmetlerde \"...\" ibaresi ile başlayan 36 tane markanın olduğunu, davacı  adına tescilli markaların zayıf marka niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, dava konusu başvuru kapsamındaki 41. sınıf hizmetler ile davacı markalarının kapsamlarında yer alan 35. sınıf hizmetlerin benzer olmadığını, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilen hizmetlerin nihai tüketicilerinin bilinç düzeyinin de yüksek olduğunu, bu hususun mahkeme kararında tartışılmadığını, benzer görüldüğü belirtilen ilgili hizmetler yönünden ilgili tüketici grubunun, görsel, işitsel ve kavramsal yönden farklı olan markaları açık bir şekilde birbirinden farklı bir şekilde algılayacağını, markaların birbiriyle ilişkili bulunmadığını veya birbirlerinin serisi olmadığını anlayacaklarını, bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne konu hizmetler bakımından SMK'nın 6/1 maddesi anlamında herhangi bir karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1-Asıl dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü, birleşen dava ise YİDK kararının iptali istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki \"Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri\" yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ve \"...\",\"...\" ibareleri arasında yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu, birleşen davaya konu 35/1-4. sınıf hizmetlerin, redde mesnet markanın kapsamında aynen yer aldığı, asıl davada davanın kısmen kabulüne karar verilen 41. sınıftaki  \"Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri\" ile davacı markalarının kapsamlarında yer alan 35. sınıftaki \"Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri.\" arasında da benzerlik bulunduğu, çünkü bu hizmetlerin aynı iktisadi kaynaktan yararlanılabilecek nitelikte hizmetler olduğu, benzer tüketici kitlelerine hitap ettiği, birbirleri yerine ikame edilme ihtimallerinin bulunduğu, her ne kadar 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat ve özen düzeyleri yüksek ise de marka işaretleri arasındaki yüksek düzeyli benzerlik gözetildiğinde bu durumun, taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini bertaraf etmeyeceği anlaşılmakla, asıl davada davalı birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında açıklandığı üzere marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan Uluslararası Nice Protokolü kapsamında TPE tarafından hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle; her iki grup malların aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir. \t<br>\tYapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde; davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında 35/1-4. ve 36. sınıftaki hizmetler yer almaktadır. Dava konusu başvurunun kapsamında ise 41. sınıf hizmetler bulunmaktadır. Görüldüğü üzere söz konusu markaların kapsamlarındaki hizmetler aynı değildir. Ancak, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacı markalarının kapsamlarındaki 35. sınıfta yer alan \"Reklamcılık pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil),” ile dava konusu başvurunun kapsamındaki 41. sınıfta yer alan  \"Eğitim ve öğretim hizmetleri\" arasında benzerlik mevcuttur. Zira bu hizmetler, birbirlerini tamamlayan, birbirleri yerine ikame edilebilen, benzer alıcı çevresine hitap eden, benzer ihtiyaçları gideren hizmetlerdir. Dolayısıyla 41. sınıftaki \"Eğitim ve öğretim\" hizmetleri yönünden de emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Bunun dışında başvuru kapsamında kalan 41. sınıf hizmetler yönünden ise hizmet benzerliği söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarih, 2019/1100 E., 2019/7968 K. sayılı ilamında da, yukarıda belirtilen hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, bunun dışında 41. sınıfta yer alan hizmetlerle 35. sınıf hizmetlerin benzer olmadığı kabul edilmiştir. <br>\tHer ne kadar davacı tarafça, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1182-8009 E.K. sayılı ilamında, 35. sınıf hizmetlerle 41. sınıf hizmetlerin tamamının benzer bulunduğu belirtilmiş ise de, söz konusu karara konu taraf markalarının 41. sınıf hizmetleri kapsadıkları, dolayısıyla 35. sınıf hizmetlerle 41. sınıf hizmetlerin benzerliğine ilişkin bir değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.  <br>Davacı taraf, dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da tescili engeli bulunduğunu ileri sürmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususta olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.<br>Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen;  tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır. Ayrıca 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. Sayılı ilamı). <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış marka olduğu, dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediğinden, davacının tanınmışlığa dayanan iddiası yerinde bulunmamıştır. <br> Yukarıda açıklanan nedenlerle, başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki \"Eğitim ve öğretim hizmetleri\" yönünden de 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleştiği gözetilerek, davanın bu hizmetler yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/01/2022 gün ve 2020/218 Esas - 2022/5 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 29.05.2020 tarih, 2020-M-4789 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi kapsamında  41. sınıftaki \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri\" yönünden  İPTALİNE, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin REDDİNE,<br>\t4-Davalı Şirket adına tescilli 2019/33754 sayılı \"...\" ibareli markanın, tescilli olduğu 41. sınıftaki \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri\" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin REDDİNE, <br>\t5-Birleşen davanın REDDİNE,<br>\t6-Asıl davada Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin asıl davada davalılar ... Anonim Şirketi  ile ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t7-Birleşen davada Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 80,70 TL karar harcından peşin alınan 44,40-TL’nin mahsubu ile bakiye 14,90-TL’nin birleşen davada davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t8-Asıl davada davacı ...A.Ş. kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t9-Asıl davada davalılar ... Anonim Şirketi ile ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin asıl davada davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,<br>\t10-Asıl davada davacı ...A.Ş. tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.125,00-TL bilirkişi ücreti, 175,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 52,00-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.573,20-TL'nin kabul ve red oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 786,50-TL'ye 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 895,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t11-Asıl davada davalı ... Anonim Şirketi tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.125,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 54,00-TL posta masrafından oluşan toplam 1.179,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına tekabül eden 589,50-TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t12-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t13-Birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t14-Birleşen davada davalılar ...A.Ş. ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 7.375,00-TLTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t15-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), <br>16-Asıl davada davacı ...A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl davada davacıya iadesine,<br>17-Asıl davada davalı ... alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>18-Asıl davada davalı ... Anonim Şirketinden alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>19-Birleşen davada davacı ... Anonim Şirketinden alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın anılan davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>20-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"646352c3cffbf095","SID":"4d8bf037fccf43e9"}}