{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/355 <br>KARAR NO:2024/1289<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/11/2021<br>NUMARASI:2019/773 Esas  2021/800 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/09/2024 <br>Davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili, taraflarca  UPS ve Jeneratör satışı için anlaşıldığını,  ürünlerin tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumunun yapıldığını, talep edilen bakımların gerçekleştirildiğini, hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak  hizmete ilişkin 1.040.258,56- TL cari hesap borcunun ödenmediğini, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili, davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu,  davacıya takip tarihi itibari ile 588.268,49 TL borçlarının olduğunu, ancak aralarında vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya  uygulama olmadığını, gönderilen 13.9.2018, 15.10.2018 ve 31.10.2018 tarihlerinde gönderilen  438.035,52 TL olan vade farkı faturasına süresi içinde itiraz edilerek davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ara ödemeler şeklinde örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, takip öncesi davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğini, davacının icra masrafları ile zarar verme kastı ile hareket ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece taraf defterlerinin yasal koşulları taşıdığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 594.226,65-TL alacaklı, davalı ticari defterlerine göre davacıya 588.266,49-TL borçlu olduğu, takibe konu 438.035,52-TL'lik vade farkı faturasının tarafların ticari  defterlerinde  kayıtlı olmadığı, takibin  594.226,65-TL  alacak ve 438.035,52-TL'lik  vade farkı alacağı olmak üzere  toplam 1.032.262,17-TL alacak üzerinden yapıldığı, vade farkı faturalarının  05/01/2017 ile 29/06/2018 tarihleri arasında tahsil edilemeyen faturalar için düzenlendiği,  2017 yılı öncesi için vade farkı uygulaması yapılmadığı ve taraf defter ve kayıtlarına göre vade farkı ödemesinin yapıldığına ilişkin bir kayda ulaşılamadığı, sipariş formları ve fatura üzerilerinde aylık %3 vade farkı uygulanacağı ibaresinin tek yanlı düzenlenmiş olması nedeniyle vade farkı istenemeyeceği, davalı kayıtlarında yer almayan 19/07/2018 tarihli ve 3337 sayılı 5.957,97-TL bedelli faturanın irsaliyesinin mevcut olması nedeniyle talep edilebileceğine dayanılarak davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ...-esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 594.226,56-TL asıl alacak yönünden iptali ile, takip talebindeki  koşullarla birlikte  devamına, fazlaya ilişkin vade farkı yönünden istemin reddine, alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; davalının vade farkı uygulanacağına yönelik ihtar içeren faturalara itiraz etmeden kabul edip aylarca ödeme yapmayarak zarara uğrattığını, faturaların her birinin altında da \"gününde ödenmeyen bedel üzerinden 3% vade farkı uygulanacağı\" yönünde ihtar bulunduğunu, yazılı ve sözlü olarak hatırlatıldığını, borcun kapanmasına ya da taksitlendirilmesine yönelik bir uzlaşma olmadığını, çok uzun aralıklarla yapılan cüzi ödemelerin davacıyı zor durumda bıraktığını, vade farkının işletildiği her bir alacağın ayrı ayrı tespit edilerek ortaya çıkarıldığını, 06/11/2017 tarihinde kesilen faturadan sonraki hiçbir faturanın (112 fatura) karşılığı olmadığını, yılın her ayı hizmet almasına rağmen yılda bir iki defa cüzi ödeme yaptığını, malların  maliyetinin döviz cinsinden olup  Türk Lirası olarak ödeme yapıldığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili; yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının  muaccel hale gelmeyen alacak için kötü niyetli bir şekilde icra takibine giriştiğini, temerrüde düşürülmediğini, itirazlarının haksız  ve kötü niyetli olmadığını, alacağın yargılamaya tabi olup likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, muaccel olmayan alacak hakkında açılan itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın kısmen reddine konu 446.032-TL üzerinden davalı için 4.080-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE:Dava, cari hesap bakiyesi ve vade farkı alacağına dayanılarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı tarafça davalıya gönderilen faturalarda  ödeme yapılmaması halinde %3 vade farkı uygulanacağının yazılı olduğu ileri sürülerek  cari hesap bakiyesi  ile vade farkı alacağının tahsili için 1.032.262.08 TL asıl alacak ile 7.996-TL işlemiş faiz toplamı 1.040.258,56- TL alacak  için ilamsız  takip yapıldığı,  davalı tarafça icra dairesinin yetkisine  itirazı ile  arada vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir anlaşma olmadığı,takip öncesi temerrüde düşürülmediği sebebleriyle icra takibine itiraz edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre , aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Eldeki davada  takip ve davanın konusu para alacağı olduğundan, davacı şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra daireleri yetkili olup, davalı vekilinin mahkemenin  ve icra dairesinin yetkisine  itirazı yerinde değildir.Davacı tarafından yapılan takipte  alacağın açıklanması kısmında cari alacak ve kur farkı alacağı yazılı ise de ; Davacı alacaklı icra takibinde 1.032.262,08-TL alacak talep etmiş olup,13.9.2018 tarihli  438.035,52 -TL bedelli  vade farkı faturası dışındaki 594,226,56-TL açık hesapdan kaynaklanan alacağın tamamının kabul edildiği ,uyuşmazlığın 438.035,52-TL bedelli ,vade farkı içerikli faturadan  ibaret olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafça vade farkı  istemine  dayanak olarak düzenlenen satış ve hizmet  faturaları ile sipariş onay formu altlarında  yazılı olan 30 gün içinde banka transferi yapılmayan ödemeler için aylık  %3 vade farkı uygulanacağı\"na  ilişkin kayıtlara dayanılmış,Davacı vekili; vade farkına temel teşkil eden faturalarda ,zamanında ödenmeyen faturalara vade farkı uygulanacağı kaydı konulduğunu, davalının iş bu faturalara itiraz etmediğini, faturaları bu kayıtla kabul etmiş sayıldığını, geç ödemeleri nedeniyle vade farkı ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Yargıtay İBBGK'nın 2001/1,2003/1 karar sayılı ,27.06.2003 tarihli ilişkin kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda  ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak \"Vade  farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir...Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği ,faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz  gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine\" karar verilmiştir.Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin  teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının anlaşılması gerektiği, bilirkişi incelemesi neticesi taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği belirlendiğine göre vade farkı faturası nedeniyle istemin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Davalı vekili  davaya cevap dilekçesinde temerrüt şartları oluşmadığını ileri sürmüştür.Fatura üzerinde bulunan vade tarihi de ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde, muaccel bir alacağın borçlusu  borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Davalı icra takibi öncesi temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, karar verilmesi yerindedir.Davalı vekili icra takibine konu alacağın muaccel olmadığını ileri sürmüş ise de ; davacı alacağının ödenmesi için  kesin vade öngörülmediği aksi kararlaştırılmamışsa  her borcun doğumu anında muaccel olduğundan alacağın muaccel olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.İtirazın iptaline karar verilen alacak ,davalının ticari defterlerinde kayıtlı alacağın likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.Ancak ,dava kısmen red edildiği ve davanın esası incelendiği gözetildiğinde davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış,davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacının işlemiş faiz ve  vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davalı yararına red edilen kısım bakımından nispi vekalet ücret takdir edilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 Tarih 2019/773 Esas 2021/800 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"1-Davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada icra takibine yaptığı itirazın 594.226,56-TL asıl alacak bakımından iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına ,fazla  istemin   reddine,%20 oranda hesaplanan 118.845,30-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarask; \"Alınması gereken 40.592-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 12.563,73-TL'nin mahsubu ile kalan 28.028,27-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam 12.614,53-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine ,Davacı tarafından yapılan 4.200-TL bilirkişi ücreti, 129,50-TL posta, tebligat masrafının davanın kabulü oranında hesaplanan 2.466,10-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı lehine takdir olunan 26.654-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 39.351,6‬0-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\"Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 8.156-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 7.728,4‬0-TL harcın davacıya iadesine, Yatırılan 10.148-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 54-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 24-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c6950a43553c4bf","SID":"5c42ada70c0e759e"}}