{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2024/1271 <br>KARAR NO\t: 2024/1496<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                        K A R A R <br><br>BAŞKAN VEKİLİ\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/83 E.  -  2021/321 K.<br><br>DAVACI-KARŞI DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI-KARŞI DAVACI<br>DAVANIN KONUSU\t: Yargılanmanın Yenilenmesi<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/09/2021 tarih ve 2020/83 E. - 2021/321 K. sayılı kararın Dairemizce yapılan istinaf incelenmesi sonucunda kaldırılarak Dairemiz tarafından verilen ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen 14.04.2022 tarih ve 2022/57 E. - 2022/512 K. sayılı kararın yargılamasının yenilenmesi davacı-karşı davalı tarafından istenmiş ve yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı-karşı davalı vekili, davalının, müvekkili şirketin \"şekil + ...\" ibareli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti ve önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, 50.000,00-TL manevi, dava tarihi itibariyle 6.000,00-TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili, davalı şirketin ticaret unvanından “...” ibaresinin silinmesi, web sitesi alan adının müvekkiline devri talebiyle dava açıldığını, ilk derece mahkemesince taraflarınca açılan asıl davanın reddine, davalı-karşı davacı tarafından açılan karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın davalı-karşı davacı tarafça süresinde istinaf edildiğini, taraflarının istinaf başvurusunun ise HMK'nın 345. maddesi uyarınca reddedildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi tarafından karşı davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın ise kısmen kabulü ile müvekkili davacı/karşı davalı adına tescilli 2010/05237 sayılı ve “şekil+ ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı-karşı davalı tarafından kullanılan ... \"http://www....@gmail.com e-posta adresini kullanmasının önlenmesine; davacı-karşı davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin silinmesine ve davacı-karşı davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit, men ve ref’ine dair taleplerin ve diğer taleplerin reddine karar verildiğini; kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, ancak kesinleşen mahkeme kararına rağmen taraflarınca yürütülen incelemeler sonucunda müvekkili şirketin haklı davasının kabulünü gerektiren yeni delillere ulaşıldığını, bu kapsamda karşı davacının işaretinin tescil başvurusunun Birleşik Krallık Fikri Mülkiyet Ofisi tarafından 03.03.2021 tarihinde tamamen reddedildiğini, karşı davacının kendi aleyhine açılan davadan sonra Birleşik Krallık'ta tescil başvurusunda bulunmasının kötüniyetini gösterdiğini, müvekkilinin tescilli markasına uzun süre sessiz kalarak bu markanın itibarını kullanmak suretiyle Türkiye pazarına girmeye çalıştığını, ... Ltd.'nin 29.07.2014 tarihinde zorunlu tasfiye sonucunda feshedildiğini, davalı-karşı davacı şirket yetkilisinin Türkiye merkezli bir şirketin yetkilisi olduğu algısını yarattığını, şirketlerin kendi ülkelerinde kullandıkları markaların daha önce başka bir ülkede tescil edilmiş olmasının bir pazara giriş engeli olmadığını, bu anlamda müvekkilinin kötüniyetli olduğunun iddia edilemeyeceğini, bir markanın hükümsüz kılınmasının ticaret unvanının değiştirilmesine gerekçe olamayacağını, ... tarafından kurulan şirketlerin Birleşik Krallık'ta kötü niyetle tescil edildiğini, faaliyet, ciro ve mal varlıklarının bulunmadığını, davalı karşı davacının sahibi olduğunu iddia ettiği internet alan adlarının çoğunun erişime kapalı olduğunu; davalı-karşı davacının taraf olma ehliyetinin bulunmadığını, kararın doğru taraf teşkili sağlanmadan verildiğini, merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan ... Ltd. ile merkezi Türkiye’de bulunan ... Savunma San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında dava konusu olan işaret (...+ logo)’nun Türkiye’deki kullanım hakkı ve koruma yetkisinin Türkiye’deki şirkete devredilmesi hakkında herhangi bir lisans veya royalty sözleşmesi de yapılmadığını; müvekkili şirketin eski vekilinin Covid-19 rahatsızlığı nedeniyle istinaf başvurusunu gecikmeli yapmasından müvekkili şirketin haberdar olmadığını; davalı-karşı davacının şikayeti sonrası yapılan soruşturmadan müvekkili şirket ve yetkilisi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ileri sürerek, kararın uygulanmasının teminat karşılığı durdurulmasını, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulününü ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.           <br>\tDavalı-karşı davacı vekili, davacı-karşı davalının yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesine cevap vermemiş, duruşmada alınan beyanında talebin reddini savunmuştur. <br><br>GEREKÇE     : Dava, yargılamasının yenilenmesi istemine ilişkindir.  <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken HMK’nın 374/1. maddesinde “Yargılamanın iadesi kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlıklarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün değiştirilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağan üstü bir kanun yoludur.<br>\tYine HMK’nın 378/1. maddesi uyarınca \"Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir.\". Bu düzenlemede geçen \"kararı veren mahkeme\" ifadesinden, Bölge Adliye Mahkemelerince istinaf kanun yolu aşamasında ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kendisinin karar vermiş olması halinde, Kanunda açıkça belirtilmese de hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesinin anlaşılması gerektiği sonucuna varılmalıdır (Prof.L.Şanal Görgün, Doç.Levent Börü, Dr.Öğretim Üyesi Mehmet Kodkakoğlu, Meden Usul Hukuk, 12.Baskı, s:680, Prof.Murat Atalı, Prof.İbrahim Ermenek, Doç.Ersin Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, 4.Bası, s:672). Somut uyuşmazlıkta da yargılamanın yenilenmesi talebi, ilk derece mahkemesi kararını kaldıran Dairemiz kararına karşı istendiğinden, yargılamanın yenilenmesi talebini incelemeye Dairemizin görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır. <br>\tYargılamanın yenilenmesi sebepleri HMK’nın 375 ve 376. maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, bunlar dışındaki bir sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, davacı-karşı davalı tarafın HMK'nın 375/1. maddesinin (ç) ve (h) bendine dayandığı; (ç) bendinde \"yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması\", (h) bendinde ise \"lehine karar verilen tarafına, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması\" hali düzenlenmiştir. HMK'nın 377. maddesinde ise, yargılamanın yenilenmesi süresinin \"yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı\" tarihte başlayacağı öngörüldüğünden, talep dilekçesine ekli sorgulamaların 14.06.2024 tarihli olduğu anlaşıldığından, 19.07.2024 tarihli talebin süresinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  <br>\tBu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yargılamanın yenilenmesi talebine konu karar, \"davacı-karşı davalı şirketin 08.01.2015 tarihinde kurulduğu, tek kurucu ortağının sonradan ismini ... olarak değiştiren ... olduğu, 25.07.2019 tarihinde kurulan davalı-karşı davacı şirketin ise tek kurucu ortağının ... olduğu, her iki şirketin de savunma sanayi konusunda faaliyet gösterdiği; dosyaya sunulan belgelere göre \"şekil + ...\" ibareli marka ve logonun davalı-karşı davacı yetkilisi tarafından 02.05.2009 tarihinde yaratıldığı, \"...\" ibaresinin ticaret unvanı olarak 2009 yılından beri yurt dışında ticari faaliyetlerinde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu ticaret unvanı ve markanın gerçek hak sahibinin davalı-karşı davacı taraf olduğu; ...'un 03.08.2006 tarihinde kurulan dava dışı ... Makine A.Ş.'ye 12.01.2011 tarihinde ortak olduğu, diğer iki ortak ile birlikte münferiden şirket müdürü olarak atandığı, 23.05.2012 tarihinde müdürlük yetkisinin iptal edildiği, 03.10.2012 tarihinde ise ortaklıktan çıktığı; dava dışı ... Ltd. Şti. ile davalı-karşı davacının yetkilisinin kurduğu ... Ltd. arasında ise 2009-2010 tarihlerinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, ... Ltd.’nin dava konusu \"şekil+...\" markasını ve logosunu kullandığı, dolayısıyla davalı-karşı davacı tarafça dava konusu işaret markasal hüviyette ve ticaret unvanı olarak Türkiye sınırları içerisinde, davacı-karşı davalının ticaret unvanı ve marka tescilinden önce kullanıldığı, davacı-karşı davalının da davalı-karşı davacının markasından ve ticaret unvanından haberdar olduğu, bu şekilde davalı-karşı davacının ticaret unvanından ve markasından haberdar olan davacı-karşı davalı tarafça, \"şekil+...\" markasının birebir aynısının, önce 2010/05237 numara ile marka, sonra da ticaret unvanı olarak kendi adına tescil ettirildiği, davacı-karşı davalının amacının, varlığından haberdar bulunduğu davalı-karşı davacının Türkiye piyasasına girişini engellemek olduğu\", böylece marka, ticaret unvanı tescilleri ve internet alan adı ve e-posta kullanımlarının kötü niyete dayandığı gerekçesiyle verilmiştir. Diğer bir anlatımla, davalı-karşı davacı tarafça markasal hüviyette ve ticaret unvanı olarak Türkiye sınırları içerisinde kullanılan dava konusu işaretin, davacı-karşı davalı tarafından, bu işaretin davalı-karşı davacı tarafa ait olunduğu bilindiği halde, kötüniyetli olarak önce birebir aynısının önce marka, daha sonra da ticaret unvanı ve alan adı olarak tescil ettirildiği gerekçesine dayanmaktadır. Her ne kadar, davacı-karşı davalı tarafça \"yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması ve lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması\" sebeplerine dayanılmış ise de, işbu yargılamanın yenilenmesi davasında ileri sürülen ve yukarıda ayrıntılı olarak sayılan sebepler, yargılama sırasında var olup, davacı-karşı davalı tarafın elinde olmayan sebeplerle elde edilemeyen belgelere dayanmadığı gibi, karara tesir eden hileli bir davranışa ilişkin de değildir. Davacı-karşı davalı tarafça ileri sürülen bu hususlar yargılamanın yenilenmesi sebebinden çok, istinaf itirazı mahiyetinde olup, esasen, davacı-karşı davalı tarafından karşı taraf için usuli kazanılmış hak teşkil eden kötü niyetli olma halini ortadan kaldıracak mahiyette de değildir. Yine, davacı-karşı davalı tarafça işbu davada dayanılan delilerin açık kaynaklardan edinildikleri anlaşılmaktadır. <br>\tÖte yandan, davacı-karşı davalı taraf, teminat karşılığı kararın uygulanmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, esasen bu yolla mahkeme kararlarının icrasının durdurulması, İİK'nın 36. maddesi uyarınca, koşullarının yerine getirilmesi kaydıyla başvurulması mümkün bir yol olup, HMK'da bu yönde bir usul hükmü bulunmadığından, davacı-karşı davalının talebi Dairemizce kabul görmemiştir. <br>\tBu itibarla, davacı tarafça ileri sürülen hususların HMK'nın 375. maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlerin hiçbirisine uymadığı anlaşılmakla, koşulları oluşmayan yargılamanın yenilenmesi davasının reddine karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yargılanmanın yenilenmesi davasının REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının davacı - karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davacı - karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca istek halinde ilgilisine iadesine, <br>\t5-Davalı - karşı davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirmiş olduğundan ve bir duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 10.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı - karşı davalıdan alınarak davalı - karşı davalıya verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacı vekilinin yüzlerine karşı,  yapılan açık yargılama sonucunda 25/09/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 25/10/2024\t\t\t<br><br>Başkan V.<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>                               <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ca544906f27b4b0","SID":"b9a594d3cba90b8d"}}