{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/979 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1660<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t \t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t \t: 2023/1112 Esas<br>KARAR\t\t:2024/304 Karar<br>DAVA\t\t: Konkordato<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/10/2024<br><br>Davacılar vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin, İzmir ilinde 21 Temmuz 2020 tarihinde ... Ticaret Sicili Müdürlüğünce ... numarası ile tescil ve 13 Ağustos 2020 ve 7628 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek kurulduğunu, şirketin başlangıç sermayesinin 50.000,00 TL olarak belirlendiğini, şirketin proje tanzim tarihi itibariyle mali tablolarında yer alan kayıtlı sermayesinin 20.000.000,00-TL olup tamamının ödendiğini, şirketin tek ortaklı yapıya sahip olduğunu ve %100 hisse oranının ...'na ait olduğunu, şirketin temsil ve ilzama yetkili tek müdürünün ... olduğunu, şirkette 2023 Ekim ayı sonu itibariyle 3 olan çalışan sayısının yapılan işlerin yoğunluğuna göre yıl içerisinde değişiklik gösterdiğini, çalışanların maaşları ve SGK primlerinin bugüne kadar eksiksiz olarak günü gününe yatırılmış olduğunu, geçmiş 3 yıllık süre içerisinde toplamda 11.021.070,26-TL Hazineye kaynak sağlanarak ekonomik fayda yaratıldığını, ...'ın, bulunduğu bölge ve sektör itibariyle Devlet Hazinesine olan katkısının azımsanamayacak ölçüde yüksek olduğunu ve böyle bir firmanın devamlılık arz etmesinin kamu açısından da son derece faydalı ve gerekli olduğunu, <br>Müvekkili ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin İzmir ilinde 07 Mart 2006 tarihinde ... Ticaret Sicili Müdürlüğünce ... numarası ile tescil ve 22 Mart 2006 tarih ve 409 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek kurulduğunu, şirketin başlangıç sermayesinin 40.000,00-TL olarak belirlendiğini, şirketin proje tanzim tarihi itibariyle mali tablolarında yer alan kayıtlı sermayesinin 15.000.000,00-TL olup tamamının ödendiğini, şirketin tek ortaklı yapıya sahip olduğunu ve %100 hisse oranının ...'na ait olduğunu, şirketin temsil ve ilzama yetkili tek müdürünün ... olduğunu, şirkette 2023 Ekim ayı sonu itibariyle 3 olan çalışan sayısının yapılan işlerin yoğunluğuna yıl içerisinde değişiklik gösterdiğini, çalışanların maaşları ve SGK primlerinin bugüne kadar eksiksiz olarak günü gününe yatırılmış olduğunu, geçmiş 5 yıllık süre içerisinde toplamda 6.720.677,49-TL hazineye kaynak sağlanarak ekonomik fayda yaratıldığını, firmanın bulunduğu bölge ve sektör itibariyle Devlet Hazinesine olan katkısının azımsanamayacak ölçüde yüksek olup böyle bir firmanın devamlılık arz etmesinin kamu açısından da son derece faydalı ve gerekli olduğunu, <br>Müvekkili ...'nun, ... Mah. ... Cd.no:... ... ... adresinde faaliyette bulunan, Karşıyaka Vergi Dairesi’nin ...\t Vergi Kimlik Numaralı mükellefi ... San Tic Ltd Şti’nin %100,00 hissesine sahip olduğunu, ...'nun iflasa tabi kişilerden olmayıp TTK hükümleri uyarınca defter tutma mecburiyeti bulunmadığını, ortağı bulunduğu şirket Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğünün  mükellefleri arasında olup ticari hayatı boyunca devlet hazinesine katkı sağladığını, davacı şirketin konkordato talep etmesinden dolayı tüm mal varlığı ile şahsi olarak şirket borçlarına kefil olan ...’ nun da konkordato talep etmesinin zorunlu bir hal aldığını, <br>Müvekkili ... ... Mah ... Sok No:... Blok  No:...  ... ... adresinde faaliyette bulunan, ... Vergi Dairesi’nin ...\t Vergi Kimlik Numaralı mükellefi ... Ltd. Şti.’nin %100,00 hissesine sahip olduğunu, ... iflasa tabi kişilerden olmayıp TTK hükümleri uyarınca defter tutma mecburiyeti bulunmadığını, ortağı bulunduğu şirket ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün  mükellefleri arasında olup ticari hayatı boyunca devlet hazinesine katkı  sağladığını, davacı şirketin konkordato talep etmesinden dolayı tüm mal varlığı ile şahsi olarak şirket borçlarına kefil olan ...’ nun da konkordato talep etmesinin zorunlu bir hal aldığını, <br>... ve ... şirketlerinin merkez adresleri İzmir ili Bornova ilçesi sınırları içerisinde olduğunu, şirketlerin ana faaliyet konuları itibariyle gıda toptan/perakende ve kuruyemiş toptan/perakende sektörleri olmak üzere ortak konularda faaliyet gösterdiğini, ...'ın ilaveten bireysel/kurumsal araç kiralama sektöründe de aktif olarak faaliyetini sürdürdüğünü, davacıların ortaklık yapıları itibariyle ise her iki  müvekkil şirketin tek ortaklı yapıya sahip olduğunu ve ... şirketinin tek ortağı ... ile ... şirketinin tek ortağı ...'nun evli olduğunu, ayrıca her iki şirketin de temsil ve ilzama yetkili tek müdürünün ... olduğunu, <br>Ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik konjektür ve inşaat sektörünün de daralması müvekkillerini de olumsuz etkilediğini, ticari mal ve nakit döngüsünün dengesinin bozulduğunu, stok, gayrimenkul vb aktifleri olmasına rağmen nakit dönüş hızı yavaşladığı için ağırlıklı olarak çek ile vadeli ödeme yapan müvekkillerinin çeklerini ödemekte zorlanmaya başladıklarını, artan faiz oranlarıyla birlikte tahsili yapılan çeklerin nakde döndürülmesi hususunda faiz yükünün ciddi şekilde arttığını ve kısır döngüye girdiğini, 2023 Şubat ayıyla birlikte bankaların piyasaya kredi verme olanakları zorlaşınca müşterilerinin nakde ulaşmasının zorlaştığını ve zincirleme olarak müvekkillerinin de etkilendiğini, öncesinde düzenli olarak 30 ile 45 gün geriden ödemeleri düzenli olarak yapabilen müvekkillerinin sonrasında günü birlik nakit çözümlerle ödemelerini yapma gayretine girse de başarılı olamadıklarını, 2022 ve 2023 yılında bankaların kredileri kapamaları sonrasında finansman temininde Factoring şirketlerine gidilmesi ile faiz yükünün yaklaşık 3 katına yükselmesine neden olduğunu, tüm bu zorluklara karşın müvekkillerin ticari işleyişinin devamı için fazlaca maliyete katlanıp elde edilmesi beklenen kardan daha azını elde ederek imalat sürecine devam ettiğini ve borçlarını ödemeye devam ettiklerini, piyasaların son zamanlarda tekrar sıkışması nedeni ile bankaların ve tedarikçilerin tahammül limitleri düşmüş olup ödeyemedikleri borçlar nedeni ile müvekkillerin üzerine çok yüklenilmekte olduğundan iş yapılamaz hale gelindiğini, mal tedariki anlamında da yüksek enflasyonla beraber vadelerin tedarikçiler tarafından aşırı derecede kısıtlanması, zaten daha önce kesmiş oldukları vadeli çeklerin ödeme zorluğu içinde olmalarının müvekkilleri yok olma noktasına getirdiğini, netice itibariyle müvekkillerin nakit akışının bir anda kesildiğini ve en önemli ihtiyaçlarını dahi ödeyemeyecek duruma gelindiğini, alacaklılarca cebri icra yollarına başvurulması nedeniyle iflasa sürüklenme tehdidinin ortaya çıktığını, nakit döngüsünün bozulması konkordato şartlarının ortaya çıkmasına sebep olduğunu, hali hazırda müvekkillerin üzerinde haciz baskılarının devam ettiğini ve gelirin yaratılamaz duruma gelindiğini,  tüm bu gerekçelerle, borçların tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerinde devamının sağlanması amacı ile müvekkil şirket tarafından konkordato ön projesinin sunulduğunu,   açıklanan nedenlerle, İcra ve İflas Kanun'u m. 285 ila 308/h. 'deki hükümleri uyarınca; Faaliyetine devam edebilmesi ve mal varlığının korunabilmesi için tensip kararıyla birlikte İcra İflas kanunun 287, 288, 294, 295. maddeleri gereğince 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesi, İİK'nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları ( prim, idari para cezaları dâhil ) ile ilgili takipler dâhil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması ve yeni takip yapılmaması, davacı şirket hakkında rehinin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının ve rehinli menkullerin muhafazasının durdurulması, davacı şirketin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesi, davacının takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesi, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların takas haklarının kullanmasının önlenmesine ve Mahkemece uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması, davacıya ait çeklerde “karşılıksızdır” işlemi yapılmaması, İcra ve İflas Kanunun 289.maddesi uyarınca kesin mühlet verilmesi, davacının konkordato talebinin kabulü ve yasada belirtilen sair kararların alınması, yapılacak yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"....Dava; adi konkordatonun tasdiki istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,   <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacılar tarafından teklif edilen projenin uygulanabilir olup olmadığı, bu kapsamda başarıya ulaşma şansı olup olmadığı, tasdik şartlarını taşıyıp taşımadığı, davacı borçluların konkordato talebinde  iyi niyetli olup olmadığı, geçici mühlet verilen davacı borçlulara kesin mühlet verilmesini gerektiren şartlar oluşup oluşmadığı noktasında toplanmıştır.<br>İİK nun 289/3 maddesi uyarınca, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, konkordato talebinde bulunan davacı borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiş olup, konkordatonun başarıya ulaşmasından kasıt, davacı borçlunun sunduğu projenin tasdiki ve davacı borçlunun mali durumunda iyileşme ihtimalinin bulunması olup, yine her ne kadar İİK nun 286, 287 ve 289. maddelerinde, konkordato talebine ekli olarak, kanunun aradığı belgeleri sunan ve  başarıya ulaşma ihtimali bulunan projeye ilişkin geçici mühlet veyahutta kesin mühlet verilmesi sırasında,  konkordato talebinde bulunanın, talebinde dürüstlük kuralına uygun talepte bulunup bulunmadığı hususunun  araştırılacağına dair düzenleme bulunmamakta ise de, İİK nun 308/f maddesinin birinci bendinde,  kötü niyetli sakatlanmış konkordatonun tamamen feshinin istenebileceği düzenlenmiş olup, İİK nun 308/f maddesindeki iş bu düzenlemeye göre, konkordato talebinin başlangıcından itibaren konkordato talebinde bulunanın, bu kapsamda iyi niyetli olup olmadığının gerek geçici mühlet ve gerekse de kesin mühlet ve gerekse de tasdik aşamasında dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta, konkordato talebinde bulunan davacı borçlu şirketlerin, konkordato talebinde bulunmadan önce, gerek oylamaya katılacak adi alacaklı sayısı ve gerekse de alacak miktarı çoğunluğunu sağlamaya yönelik ve gerekse de teklif edilen projenin kaynakları ile orantılı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi sırasında, davacı borçlu şirketlerin faaliyet gelirlerinin yüksek meblağlara ulaşma ihtimali bulunduğuna dair iddianın teyidi açısından bilançonun aktif ve pasif kısmında önceki dönemlere oranla önemli artışları içerir işlemler yapıldığı, komiser heyeti tarafından iş bu işlemlere ilişkin şirket defter ve kayıtlarında işlemleri teyit eden dayanak belgelerin yetersiz kabul edilmesi ve uyarısı üzerine, resmi şekilde yapılması gereken gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yerine, bilançodaki iş bu işlemlerin bir kısmına dayandıracak adi şekilde düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi sunulduğu,  bu şekilde şirket bilançolarındaki aktif ve pasifte yer alan bir kısım işlemlerin açıklanmaya çalışıldığı, konkordato talebinde bulunmaya ilişkin karar süreci ve konkordato talebinde bulunanın makul güvence raporu alınmasına dair iş ve işlemlerin yapılacağı süre de dikkate alındığında, hayatın olağan akışına göre, konkordato talebinde bulunmaya dair kararın ve buna bağlı iş ve işlemlerin  ani ve kısa bir süre içerisinde alınıp sonuçlandırılabilecek iş ve işlemlerden olmadığı, konkordato talebinde bulunmaya ilişkin karar süreci ve talebe ilişkin iş ve işlemlerin tamamlanması sürecinin zaman alacağı, ancak  davacı borçlu şirketlerin konkordato talebinde bulunmadan çok kısa bir süre önce şirket mal varlığında yer alan bir kısım mal varlığının devir edilerek, kredi ile borçlanmak sureti ile yeni mal varlığı edinildiği, itiraz eden alacaklı bankalardan,  konkordato talebinden kısa bir süre önce kredi kullanıldığı, borca batık olmayan davacı borçlu şirketlerin iş bu kapsamda yapmış oldukları konkordato talebinin dürüst davranma ilkesine aykırılık teşkil ettiği, geçmiş dönem bilançolarında yer almayan iş ve işlemler bilançodan çıkarıldığı takdirde, teklif edilen projede öngörülen faaliyet gelirlerine ulaşılamayacağı ve yine dürüst davranma ilkesine aykırı şekilde yapılan talebin, alacaklıların büyük çoğunluğunca kabul edilmeyeceği, bu sebeple teklif edilen projenin İİK nun 305 maddesi uyarınca tasdik ihtimali ve başarıya ulaşma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı borçlu şirketler ile iş bu şirket borçlarına kefil olan davacı borçlu şahısların konkordato davalarının reddine, dosyaya sunulan makul güvence raporu ile komiser heyeti nihai raporunun Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'na gönderilerek, varsa ihmali ve suistimali bulunanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılması\" gerekçesi ile; \"Davacıların konkordato davasının REDDİNE, Kararın İİK nun 288. Maddesi uyarınca ilanı ile ilgili yerlere bildirilmesine, Mahkememizce konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına ve komiser heyetinin görevine son VERİLMESİNE, \" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ilk derece mahkemesinin komiser heyetinin raporundaki konkordato talebi öncesi yüksek meblağlı işlemlerin yapıldığına ve bu işlemleri dayanaklaştıracak belge eksikliğinin mevcudiyetine dair tespitlerinin hükme esas teşkil etmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkili şirketlerin işlem hacimlerinin yıllardır bu minvalde ilerlediğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında konkordato komiser heyetinin konkordato talebi öncesi müvekkili şirketlerin yüksek meblağlı işlemlere giriştiğini, bu işlemleri ticari defterlerinde hukuki bir zemine oturtamadığı ve bu kapsamda değerlendirme yapıldığından konkordato talebinin kabulünün mümkün olmadığı hükmüne varıldığını, bu değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketlerin ve gerçek kişiler ile dava dışı ... grup şirketleri ve gerçek kişiler arasında eskiden beridir var olan bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ... şirketler grubu olarak adlandırılan şirketler ve gerçek kişiler İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1043 Esas numaralı dosyada konkordato talep eden tarafların var olduğunu,  ilgili şirketler grubu ile müvekkilleri arasında defaatle yüksek meblağlı ticari işler yapılmış olup bu kapsamda aralarında haklı bir ticari güven oluştuğunu, buna rağmen konkordato komiserinin nihai raporunda bu ticari ilişki sanki tek taraflıymış gibi belirtildiğini, sadece müvekkillerinden ilgili şirketler grubuna bir para ve mal akışı varmış gibi gösterildiğini, oysa ki durumun bu şekilde gerçekleşmemiş olup taraflar arasında büyük meblağlı ticari bir hacim mevcut olduğunu,  müvekkili şirketlerin dava dışı ... ve diğer ilişikli şirketler ve gerçek kişiler  ile mevcut cari hesap bilgileriyle de iddialarının kanıtlanacağını, görüleceği üzere her iki grup şirketleri arasında 2022-2023 senesi için en az 75.000.000 TL üzerinden bir ticari hacim mevcut olduğunu, böylesine büyük bir ticari hacmin mevcut olduğu bir ilişkide taraflar arası güvenin tesis edilmiş olduğunu ve  bu büyüklükteki ticari ilişki neticesinde .... şirketler grubunun finansal olarak yaşayacağı bir problemin müvekkili şirketleri de doğrudan etkileyeceğini, zira taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketlerin ...''den alınan 65.000.000 TL alacağı bulunduğu ve ilgili şirketlere müvekkili tarafından verilmiş 45.000.000 TL bedelli çekler üçüncü kişilere verilmek suretiyle tedavüle sokulmuş durumda olduğunu, ilgili şirketler grubunun konkordato kapsamında kesin mühlet alması ancak müvekkili şirketlerin konkordato kesin mühleti alamaması halinde müvekkili şirketler karşılığını almadığı 45.000.000 TL bedelli çekleri faizleriyle ödemek zorunda kalacağını ancak ...'den 65.000.000 TL'yi tahsil edemeyeceğini, çeklerin muhasebesel kaydı veyahut çeklerin verilmesine esas teşkil eden sözleşmenin şeklen geçersizliğinin hiçbir önemi bulunmayacağını ve müvekkili şirketlerin malvarlığının tamamını kaybetme ve ticari hayatlarının sona erme riskiyle karşı karşıya kalacağinı, bu sebeple müvekkilleri için kesin mühlet kararının verilmesi ve ilgili çeklerin proje kapsamında ödenmesine müsaade edilerek müvekkillerin süren ticari faaliyetleri kapsamında tüm borçları tamamına yakın şekilde ödemesini zaruriyet arz ettiğini, gene ilk derece mahkemesi yüksek meblağlı ticari ilişkileri eksik bir şekilde değerlendiren komiser heyetinin bir diğer hukuka aykırı \"hukuki açıdan bu işlemlere dayanak bir belgenin bulunmadığına\" dair tespitlerini kabul ettiğini, iş bu kabulün hukuka aykırı olduğunu, tedavüldeki çeklerinin konkordato talep eden müvekkili şirketlerin ve gerçek kişilerin hepsi için bir tehlike oluşturduğunu, bu sebeple dosyaya sunulan çeklerle alakalı taleplerinin bile müvekkillerin projelerinde ne derece iyiniyetli olduğuna delalet teşkil ettiğini, hal böyleyken eksik inceleme ile ilk derece mahkemesinin rapordaki satış vaadi sözleşmesinin bilançodaki işlemleri açıklamaya yeterli olmadığı tespitinin hükme esas teşkil ederek konkordato taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  ilk derece mahkemesinin, ön proje ve makul güvence raporunda yer alan 2022 yılı bilanço ve kurumlar vergisi beyannamesine ilişkin itirazlarını dikkate almamış ve hukuka aykırı bir şekilde bu raporlarda geçen işlemlerin hayatın olağan akışına göre bu derece hızlı  gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bildirdiğini,  nihai rapora itirazı içeren dilekçe de belirttikleri üzere nihai raporu hazırlayan heyetin, eksik inceleme ile makul güvence raporu alınmasına dair iş ve işlemlerin yapılacağı sürenin huzurdaki dosyadaki işlemlerin yapılması bakımından bu derece kısa sürede yapılmasının mümkün olmadığı tespitinde bulunulduğunu, kurumlar vergisi beyannamesinin bilanço ile örtüşmediğini ifade ettiğini ve ilk derece mahkemesinin bu eksik incelemeyi dikkate almadığını, her ne kadar 2022 yılı bilançosu sehven yanlış rakamlarla gösterilmişse de rapor içinde yapılan gelir ve gider tahminlerine ilişkin hesaplamalar gelir tablosu rakamları üzerinden yapıldığını, buna rağmen rapor içindeki hesaplamalarda kullanılan aynı döneme ait gelir tablosunun doğruluğundan bahsedilmeden hesaplamalarda kullanılmayan bir mali tablo olan bilançonun hatalı gösteriminden dolayı raporlarda yer alan bilgiler ve tespitlerin gerçek durumu yansıtmadığının ifade edilmesi incelemenin eksik yapıldığını, bahsedildiği üzere hesaplamalara esas olan gelir tablosu doğru verilere dayanmakta olup aksi iddiaların dikkate alınmayacağını, geçmiş yıllarda bilançolarda yer almayan iş ve işlemlerin bilançodan çıkarıldığında alacaklıların kabul etmeyeceğine ve bu işlemlerin dürüstlük kuralına aykırı olarak düzenlendiğine dair ilk derece mahkemesinin gerekçe gösterdiği hususların gerçeği yansıtmadığını, teminat olarak alınan çekin kayıtlardan çıkartılması ve konkordatoya tabi borç miktarının azaltılmasının mümkün olmadığını, komiserlerin, konkordatoya tabi borçların büyük bir kısmını yok saydığını ve kendi belirledikleri miktar üzerinden hesaplama yaparak mahkemeyi yanlış yönlendirmeye çalıştığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 66.300.000 TL'lik çeke ilişkin kaydın dışarıda tutulması durumunda bile, 13.576.897 TL tutarında alacak mevcutken, alacağın yarısından fazlasını yok saymak, komiserlerin görevleriyle bağdaşmadığını, ilgili borç kalemlerinin, ticari defterlerde işlendiğini ve şirketin faaliyeti sonucu doğmuş borçlar olduğunu, komiser heyetinin mahkemeymiş gibi hareket ederek keyfi borç silme işlemini kesin bir şekilde reddetmekte iken iş bu itirazlarımızın ilk derece mahkemesince dikkate alınmamasının hukuki açıklaması bulunmadığını, raporda tespit edildiğinin aksine şirketin ortağa borcunun gerçek bir borç olup fiktif olmadığını, komiser nihai raporunda şirketin ortağa olan borcunun gerçek bir borç olmadığı ve fiktif bir borç niteliğinde olduğu tespitinde bulunulduğunu ve ilk derece mahkemesi bu tespitler minvalinde konkordato talep eden müvekkillerin dürüstlük kuralına aykırı davrandığı hükmüne vardığını,  şirketin finansal durumunu ve ortaklık ilişkisini doğru bir şekilde yansıtan bir muhasebe uygulaması olmasına rağmen komiser heyetinin bunu gerçek olmayan bir kalem olarak sayması hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin 20'ye yakın aracının tamamı kredi finansmanı ile alınmış ve araç taksitlerinin çoğunun ödendiğini veya bitmesine az kaldığını, müvekkili şirketin, araç finansmanını eskiden beri aktif kullanan bir şirket olduğunu ancak daf cafe sebebiyle yaşanan ekonomik zorluk sebebiyle konkordatoya başvurmak zorunda kaldığını, Mirsa ile gerçekleştirilen ticaretin, tamamen müvekkilinin faydasına bir işlem olduğunu, zira müvekkilinin, stoktaki bozulacak ürünlerin hepsini karlı bir şekilde satmış olacağını, müvekkilinin bu işlemi yapmaması ve nakit satış için beklemesi halinde, ürünlerin bir kısmı bozulacak ve kalan kısmı için fiyatı artırarak zararını kalan ürünlerden çıkarmaya gayret edeceğini, ancak birim fiyatın artması sebebiyle bu ürünler de alıcı bulamayacak ve sonunda müvekkilinin rayiç birim fiyatın çok altına kalan ürünleri satarak zararın bir kısmını tazmin etmeye çalışacağını, dolayısıyla ... ile yapılan ticaret, tamamen müvekkili menfaatine olduğunu, <br>konkordatoya tabi borç miktarının azaltılmasının mümkün olmadığını, komiser heyetinin görevinin, konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı hakkında verilere dayalı bir değerlendirme yaptığını, alacakların gerçek olup olmadığına dair tahkikat yürütmek ve keyfi olarak alacakları çıkartıp raporu inisiyatifi ile düzenlemek, komiserin görev ve yetki alanına girmediğini, <br> 45.000.000 TL bedelli tedavüldeki çeklerin karşılıksız işlemine tabi tutulması halinde, müvekkillerin aleyhine çek cezası davaları açılacağını ve müvekkillerinin cezai müeyyide ile karşılaşacağını, bu durumda, infaz süresince şirket faaliyetlerine devam edilemeyeceğini ve borçların ödenmesi gecikeceğini, infaz süresinin uzaması halinde ise, şirketlerin ticari faaliyetine devam edememesi ve dolayısıyla gelir elde edememesi riski ortaya çıkacağını, şirketlerin borçlarını ödeme konusunda oldukça zorlanacağı, hatta borçlarını ödeyemeyeceğini, bu durumun engellenmesi adına, kişiler hakkında da kesin mühlet kararı verilerek, bilhassa çek cezası ve infaz riskini bertaraf ederek şirketlerin ticari faaliyetine devam etmesi sağlanması gerektiğini, ilaveten, ...'ye verilmiş çeklerin sadece alacak-borç ilişkisi oluşturmak gibi bir amaçla verilmediğine kanıt olarak ...'nin ilgili çeklerin hepsini ciro etmek suretiyle tedavüle sokmasını gösterilebileceğini,  karşılıklı bir anlaşma ile fiktif borç yaratma amacı olsa idi, ... tarafından ilgili çekler üçüncü kişilere verilemeyeceğini ve şirket alacağı olarak kaydedileceğini, arada gerçek bir ticaretin olduğunu ve ...'nin suistimal ile çekleri üçüncü kişilere ciro ettikten ve karşılığını aldıktan sonra konkordato ilan ettiğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla alacaklıların iddialarının, müvekkili şirketlerin gerçek ticari faaliyetlerini ve alacak-borç ilişkilerini dikkate almadan yapıldığını bu sebeplerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davacılar hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri gereğince  konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde açıklamış olduğu nedenlerle İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca davacıların tamamı için ayrı ayrı talepleri gibi konkordatonun tasdikine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İlk Derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında  duruşmaya iştirak eden müdahil alacaklı vekilleri, davanın kötü niyetli, alacakları  sürüncemede bırakmaya yönelik olarak açıldığı iddiası ile davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.<br> Davacı tarafça konkordato ön projesinde davacı şirketler açısından, \"konkordato kapsamına giren adi alacaklıların alacaklarının tamamını ve yine konkordatoya tabi olmayan alacaklıların alacaklarının tamamını tastik kararının verildiği tarihten itibaren başlamak üzere yıllık  %44 faiz oranı üzerinden  konkordato tastik kararını takip  eden  aydan itibaren başlamak üzere  4 yıllık dönemde aylık  eşit taksitlerle  ödemeyi teklif etmiş olup davacı şahıslar açısında da konkordato ön projesinde , davacı şahısların kefalet ve şahsi borçları için  “tasdik kararını takip eden aydan itibaren başlamak üzere 4 yıllık dönemde aylık eşit taksitler halinde ve makul bir faiz oranı ile (yıllık %42) ödeme” şeklinde teklifte bulundukları görülmüştür.<br>Dava konusu uyuşmazlık tüm davacılar açısından ayrı ayrı talep edilen konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda,\"davacıların konkordato davasının reddine, kararın İİK nun 288. maddesi uyarınca ilanı ile ilgili yerlere bildirilmesine, mahkemece konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına ve komiser heyetinin görevine son verilmesine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda,\"davacıların konkordato davasının reddine, kararın İİK nun 288. maddesi uyarınca ilanı ile ilgili yerlere bildirilmesine, mahkemece konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına ve komiser heyetinin görevine son verilmesine  karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>7101 Sayılı Kanunla değişik İİK.305.maddesine göre; <br>\"302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:<br>a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması,<br>b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder),<br>c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması,<br>d)  206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır),<br>e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması,<br>Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.\" hükmünü amirdir.<br>İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca konkordato tasdikinin şartları, kararı, ilanı düzenlenmiştir. <br>Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı başlıklı Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.) ise;<br>Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. <br>İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir.<br>Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi  vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir.<br>Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 Sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f  maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun  gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında düzenlenen 03/01/2024 tarihli tensip tutanağıyla, tüm davacılar hakkında 03/01/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay geçici mühlet kararı verildiği, duruşmanın 03/04/2024 tarihine ertelendiği, 03/04/2024 tarihli duruşmada ise tüm davacıların konkordato talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.<br> İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen geçici mühlet raporunda; Davacı borçlular ... ve ... Şirketlerince 05.10.2023 tarihli noterde düzenlenmeyen adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesi akdedilen sözleşmenin satıcı tarafı ... ile sözleşme konusu çeklerin keşidecisi ya da lehtarlarının (..., ..., ..., ... ve ...) tamamının İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1043 E sayılı konkordato talepli dosyasında 29/12/2023 tarihinde geçici mühlet kararı verilen borçlularından oluştuğu, iş bu dava dosyasındaki borçlular ... ve ... tarafından İzmir 1 ATM 2023/1043 E sayılı dosyasında borçlu ..., ..., ... ve ...’e toplam 45.000.000,00 TL çek keşide edildiği, İzmir 1. ATM 2023/1043 E sayılı dosyası borçluları ... ve ... firmalarınca iş bu dava dosyasındaki borçlu ...  firmasına teminat çeki olduğu beyan edilen  toplam 65.000.000,00-TL çek keşide edildiği, TBK m.237 kapsamında geçerliliği bulunmayan bir sözleşmeye dayalı olarak gerçek bir mal alım satımı olmadan iş bu dava dosyası borçlusu iki şirket ile İzmir 1. ATM'nin 2023/1043 E sayılı dosyasının borçlusu şirketler ve gerçek kişi ...’ün birbirlerine çek keşide etmek suretiyle bilançolarında borç ve alacak kayıtları oluşturulduğu ve bu tutarların konkordatoya tabi borç kapsamında değerlendirilerek ön proje düzenlendiği ve bu ön projeye göre de BD/2013/00452 sicil no.lu ... A.Ş. firmasınca her iki borçlu şirket için ayrı ayrı düzenlenen 26/12/2023 tarihli bila sayılı makul güvence raporunda da ön projenin uygulanabilir olduğu, verilerin geçmiş verilerle örtüştüğü yönünde olumlu görüş bildirildiği, ancak raporun önceki bölümlerinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere ne ön projede ne de bahsi geçen makul güvence raporlarında her iki şirketin geçmiş mali verileri ile örtüşmeyen bu olağanüstü büyüklükteki borç alacak tutarlarının kaynağı ve gerçekliği hususunda tek bir satıra dahi yer verilmediği, borçlu ... firması ile ilgili olarak, ön proje  ve makul güvence raporunda yer alan firmanın hazırlamış olduğu 2022 yılı bilançosu ile aynı döneme ait maliyeye sunulan  ve rapor eklerinde yer alan Kurumlar Vergi Beyannamesi bilançosundaki hiçbir hesabın birbiriyle örtüşmediği, diğer bir ifade ile her iki bilanço arasında önemli farklılıkların bulunduğu, özetle, iş bu dosya borçlusu iki şirketin  02.01.2024 tarihli mali tablolarında yer alan alacak ve borçların nerdeyse tamamının İzmir 1.ATM 2023/1043 E dosyası borçluları ..., ..., ..., ... Şirketleri ile aynı dosyada gerçek kişi borçlu  ...’den  ve iş bu dosya borçlularından ...’nun kardeşine ait 28.12.2023 yılında iş bu dosya borçluları ile aynı adreste yeni kurulan ... Ltd. Şti.’ne (...) olan alacak veya borç tutarından oluştuğu görülmüş olup, geçici mühlet döneminin konkordatoya liyakat yönüyle değerlendirme yapılan oldukça kısıtlı bir dönem olması nedeniyle sadece Komiserlik heyetince bu kısıtlı dönemde ancak dikkat çeken işlemler yönünden değerlendirme yapılabildiği, en azından 31/10/2023 tarihi itibariyle düzenlenen ön proje tarihi itibariyle esasen gerçek borç ve alacak tutarının tespiti yönünden inceleme yapma sorumluluğu olan kurumun İİK ve Yönetmelik hükümlerince makul güvence raporunu düzenleyen denetim şirketi olduğu, ancak düzenlenen raporların gerçek verilere dayanmadığı ve gerçeği yansıtmadığının görüldüğü bildirilmiştir.<br> Yine aynı raporda Borçlu ...… San. ve Tic. Ltd.'nin dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulan proje kapsamında ve 02/01/2024 tarihi itibariyle; Dava dosyasına sunulan eklerin İİK 286. maddesinde ve 30.01.2019 tarihli Yönetmelikte belirtilen belgelerle uyumlu olduğu, yapılan özvarlık hesaplamasında; işletmenin sürekliliği esasına ve muhtemel satış fiyatına (iflas haline) göre düzenlenen bilançoya göre borca batık olmadığı; dolayısıyla TTK m. 376 (İİK m. 179) hükmü anlamında, borca batıklık bildirimi/iflâs isteme yükümü altında olmadığı, şirketin iflâsı halinde, adi alacaklıların tahsilat oranı %96,9 iken, konkordatoda teklifine göre (paranın zaman değeri de dikkate alındığında) tahsilat oranının %86,9 olduğu, bu durumda iflâsa göre konkordato teklifinde adi alacaklıların kaybının %10 olduğu, dolayısı ile konkordato teklifinin iflastan daha iyi bir teklif olması koşulunun sağlanamadığı, yapılan hesaplamada konkordato teklifine göre alacaklıların tahsilat oranı %86,9 (%13,1tenzilat) hesaplanmış olmasına karşın, nihai takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere  bu oranın revize proje verilerek değişme olasılığına binaen bugünden net olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı, borçlu şirketin 6 alacaklıya 4.083.093,48 TL konkordatoya tabi borcuna karşın, 11 rüçhanlı alacaklıya borcu 37.236.121,98 TL olup, rehinli borç tutarı, konkordatoya tabi borç tutarının yaklaşık 9 katı civarında olduğu, başka bir ifade ile şirketin borcunun 9/10’unun rehinli alacaklı olduğu, raporun II, II/A/1-2 ve II/B/1-2 numaralı bölümlerinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere mali açıdan nakit bütçesinin ve dolayısıyla ön projenin geçmiş mali verililerle örtüşmediği ve gerçek olmayan borç ve alacak tutarlarını içermesi nedeni ile gerçek verilere dayanmadığı, dolayısı ile uygulanabilir olmadığı, 05.10.2023 tarihli noterde düzenlenmeyen yazılı adi taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında borçlu ... tarafından dava dışı ...’den alınan teminat çek bedeli 65.000.000,00 TL’nin, hem ön projede hem de makul güvence raporunda borç olarak dikkate alındığı ve nakit bütçede alacaklılar listesinde konkordatoya tabi borç olarak gösterilerek gerçek olmayan  borç rakamı üzerinden projenin değerlendirildiği, bu haliyle  nakit bütçe verilerinin, ön proje ve dolayısı ile makul güvence raporunun gerçeği yansıtmadığı, başka bir ifade ile teminat olarak alındığı beyan edilen sözleşme konusu 65.000.000,00 TL çekin nakit bütçede 71.565.000,00 TL faizi ile birlikte toplam 136.565.000,00 TL tutarında konkordatoya tabi borçlar arasında nakit çıkışı gösterilerek bütçelendiği, burada önemle üzerinde durulması gereken başka bir konunun da (65.000.000,00 TL ana para +71.565.000,00 TL faiz=)136.565.000,00 TL nakit çıkışını gerektiren bir borç olmadığına göre ve şirketin hazırladığı proforma gelir gider tablolarının bir an için doğru olduğu kabul edilir ise bu defa da nakit bütçede 02/01/2024 tarihinde bilançoda kayıtlı toplam borç tutarı olan 41.376.610,77 TL’nin 3 katı tutarında 136.565.000,00 TL nakit fazlası oluşacaktır ki bu durumda da bütçe bu kadar fazla veriyor iken alacaklılara 1+4 yıl yaklaşık reelde %36,5 faiz oranında (teklifte her ne kadar %44 ise de 1 yıl ödemesiz dönem dikkate alındığında gerçek teklif oranı %36,5’a tekabül etmektedir.) teklifin uygulanabilir olmadığı, diğer bir ifade ile tüm borçlar toplamının 3 katı tutarda fazla veren nakit bütçesine göre alacaklılara derhal alacakları ödenmesi gerektiği hususudur ki, bu durumda şirketin toplam borcunun %90’nın rehinli alacaklılardan oluştuğu hususu da dikkate alındığında,  iş bu raporda yapılan şirketin iflası halinde alacaklıların alacağının %96,9’una kavuştuğu şeklindeki iflas kıyas hesaplamasının doğruluğunun teyit edildiği, borçlu ... firmasının bir taraftan konkordato talebinden neredeyse üç ay öncesinde 7 adet taşıtını sattığı, bunlardan 4 adetini İzmir 1 ATM 2023/1043 E sayılı dosyasında 28/12/2023 tarihinde konkordato geçici mühlet kararı verilen dava dışı ... Ve ... firmalarına satıldığı ancak satış işleminin söz konusu firmaların konkordato talebinden 3 ay önce olmasına karşın bedeli tahsil edilmediği (borçlular tarafından bu araçlara ilişkin her ne kadar cari çalışıyoruz şeklinde beyanda bulunulmuş olsa da de bu şirketlerin ... firmasına daha yüksek tutarda borç kayıtları mevcut olup ( kayıt içerikleri doğrulanmamıştır)  söz konusu araçların  da bedel alınmadan devredildiği görülmektedir.) diğer taraftan ise konkordato talebinden neredeyse 1 tanesi 6 gün önce, 3 tanesi 13 gün önce ve 1 tanesi de 56 gün önce olmak üzere finans kuruluşlarına borçlanmak suretiyle 3 adeti sıfır olmak üzere 5 adet taşıt satın alındığı ve hatta 6 gün ve 13 gün önce alınan taşıtlara ilişkin ilk taksit ödemesinin dahi yapılamadığı tespit edilmiş olup, borçlu ...’ın bu işlemlerinin “iyi niyet” kapsamında değerlendirme ve takdirinin mahkemeye ait olduğu, dosya arasında mevcut  BD/2013/00452 sicil no.lu ... A.Ş. firmasınca düzenlenmiş 26/12/2023 tarihli Makul Güvence Denetim Raporunda; hazırlanan ön projenin uygulanabilirliği yönündeki görüşlerinin pozitif olarak makul güvence verildiği,  komiser heyetince düzenlenen raporun II/A/2 bölümünde ayrıntılarına yer verildiği üzere; makul güvence raporunda, önemlilik düzeyi oldukça yüksek olan alacak tutarları içeriğinin incelenmediği, gerçekte olmayan borçların borç olarak listelendiği ve bütçelendiği ön projeye hiçbir inceleme verisine yer vermeden pozitif  görüş verildiği, raporda geçmiş mali veriler ile yapıldığı belirtilen karşılaştırmaların uyumlu olduğu tespitinin gerçeği yansıtmadığı gibi rapor ekinde yer verilen ve rapor içeriğinde bu verilere göre hesaplamalar yapılan 2022 yılı bilançosunun maliyeye verilen 2022 Kurumlar vergisi ekindeki bilançodan tamamen farklı olduğu görülmüş olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere iş bu komiserlik raporu ile birlikte ilgili makul güvence rapor örneğinin KGK’ya (Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu) gönderilmesi ve ilgili denetim şirketi tarafından düzenlenen raporun kurum tarafından tetkik edilmesinin istenilmesi görüş ve sonucuna varıldığı, Alacaklılar Kurulu Oluşturulması Hakkındaki Görüş Ve Tespit açısından ise, heyetçe rapor içeriğinde belirtildiği şekilde varılan olumsuz görüşe rağmen mahkemenin takdirine sunmak üzere iş bu alacaklılar kuruluna ilişkin mevcut hükümleri doğrultusunda limitler belirtildiği, bu aşamada borçlu şirketin defter kayıtlarına göre belirlenebilen (kesin mühlet içinde muhtemel değişiklikler olabileceği, konkordatoya tabi adi alacaklı sayısının  6 adet , defterde kayıtlı nakdi adi alacak toplamının ise 4.083.093,48 TL olup,  11 adet rüçhanlı alacaklının  37.236.121,98 TL  rüçhanlı alacağı bulunmakta olduğu,  borçlu şirketin en az üç alacaklı sınıfı bulunduğu ve alacak miktarı yönden 30/01/2019 tarih, 30671 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin m.22 f.2 deki “(2) En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz yirmi beş milyon Türk Lirasını aşması hâlinde alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.” hükmündeki limitleri geçmediği hususunun mahkemenin takdirine sunulduğu bildirilmiştir.<br>Yine aynı raporda borçlu ... … San. ve Tic. Ltd. Şirketinin dava dilekçesi ekinde Mahkemeye sunulan proje kapsamında ve 02.01.2024 tarihi itibariyle; Dava dosyasına sunulan eklerin İİK 286. maddesinde ve 30.01.2019 tarihli Yönetmelikte belirtilen belgelerle uyumlu olduğu, yapılan özvarlık hesaplamasında; işletmenin sürekliliği esasına ve muhtemel satış fiyatına (iflas haline) göre düzenlenen bilançoya göre borca batık olmadığı, dolayısıyla TTK m. 376 (İİK m. 179) hükmü anlamında, borca batıklık bildirimi/iflâs isteme yükümü altında olmadığı, şirketin iflâsı halinde, adi alacaklıların tahsilat oranı %37,7 iken, konkordato teklifine göre (paranın zaman değeri de dikkate alındığında) tahsilat oranının %86,9 olduğu, bu durumda iflâsa göre konkordato teklifinde adi alacaklıların kazancının %49,2 olduğu, yapılan hesaplamada konkordato teklifine göre alacaklıların tahsilat oranı %86,9 (%13,1tenzilat) hesaplanmış olmasına karşın, nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere  bu oranın revize proje verilerek değişme olasılığına binaen bugünden net olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı, borçlu şirketin 2 alacaklıya 7.419.126,22 TL konkordatoya tabi borcu, 1 rüçhanlı alacaklıya borcunun ise 1.078.177,00 TL olduğu,  raporun II, II/A/1-2 ve II/B/1-2 numaralı bölümlerinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere mali açıdan nakit bütçesinin ve dolayısıyla ön projenin geçmiş mali verililerle örtüşmediği ve gerçek olmayan borç ve alacak tutarlarını içermesi nedeni ile gerçek verilere dayanmadığı, dolayısı ile uygulanabilir olmadığı, borçlu ... şirketince bir taraftan hiçbir mal teslimi olmadan 05/10/2023 tarihli noterde düzenlenmeyen yazılı adi taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca sözleşmenin tarafı olmayan dava dışı ...’e  geçmiş mali verileri ile örtüşmeyen ve geçmiş aktif büyüklünün iki katına yakın bir tutarda çek keşide edilmek suretiyle 40.000.000,00 TL borçlanıldığı, diğer taraftan da 28/12/2023 tarihinde konkordato talep edildikten 2 gün sonra neredeyse tüm ticari mallarının (peynir ve yumurta) 30 ve 31/12/2023 tarihinde şirket yetilisi ve dosyamız borçlusu ...’nun kardeşi tarafından kurulan   28/12/2024 tarihinde kurulan ... Tic. San Ltd. Şti.’ne  30.154.550,00 TL bedelle vadeleri 2024 Kasım ayında başlayan 2026 yılında sona eren ortalama  2 yıl vadeli senetler karşılığında devredildiği, borçlu şirketin mali verilerine göre dava dışı ...’e keşide edilen 40.000.000,00 TL'lik çek bedelini ödeme gücünün de olmadığı, yine bir taraftan aktifine kayıtlı iki taşıttan birini zaten alacaklı olduğu dava dışı ... firmasına satılıp bedelinin tahsil edilmediği, diğer taraftan konkordato talep tarihinden bir ay önce ... şirketinden kredi kullanılarak taşıt satın alındığı, borçlu ... şirketinin 02/01/2024 itibariyle mal varlığı olarak 1 rehinli olmak üzere 4.200.000 TL rayiç değerli taşıt ve 7.500 TL değerindeki 1 adet demirbaştan oluştuğu, bilançoda kayıtlı alacak tutarının  dava dışı ... firmasından, iş bu dosya borçlusu ... firmasından ve İzmir 1 ATM 2023/1043 E sayılı dosyada konkordato talep eden dava dışı ... firmasından gerçek olup olmadığı, gerçek ise, ne zaman tahsil edileceği, ya da tahsil edilip edilmeyeceğinin belirli olmayan toplam 32.662.555,07 TL'lik alacağın kayıtlı olduğunun hususunun detaylarıyla raporun 2/B bölümünde açıklandığı, dosya arasında mevcut  BD/2013/00452 sicil no.lu ... A.Ş. firmasınca düzenlenmiş 26/12/2023 tarihli Makul Güvence Denetim Raporunda; hazırlanan ön projenin uygulanabilirliği yönündeki görüşlerinin pozitif olarak makul güvence verildiği, raporun III/A/2 bölümünde ayrıntılarına yer verildiği üzere; makul güvence raporunda, önemlilik düzeyi oldukça yüksek olan borçlanmaların içeriğinin incelenmediği, geçmiş mali veriler ile yapıldığı belirtilen karşılaştırmaların gerçeği yansıtmadığı, gerçek verilere dayanan bir rapor düzenlenmediği görülmüş  olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere iş bu Komiserlik raporu ile birlikte ilgili makul güvence rapor örneğinin KGK’ya gönderilmesi ve ilgili denetim şirketi tarafından düzenlenen raporun tetkik edilmesinin istenilmesinin gerektiği görüş ve sonucuna varıldığı, ayrıca Alacaklılar Kurulu Oluşturulması Hakkındaki Görüş Ve Tespitler açısından ise, heyetçe rapor içeriğince belirtildiği şekilde varılan olumsuz görüşe rağmen mahkemenin takdirlerine sunmak üzere iş bu alacaklılar kuruluna ilişkin mevcut hükümleri doğrultusunda limitler belirtildiği, bu aşamada borçlu şirketin defter kayıtlarına göre belirlenebilen (kesin mühlet içinde muhtemel değişiklikler oluşabilir ise de konkordatoya tabi adi alacaklı sayısı   2 adet, defterde kayıtlı nakdi adi alacak toplamı ise 7.419.126,22 TL olup, 11 adet rüçhanlı alacaklının 1.078.177,00 TL rüçhanlı alacağı bulunduğu, borçlu şirketin en az üç alacaklı sınıfı bulunduğu ve alacak miktarı yönünden 30/01/2019 tarih, 30671 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin m.22 f.2 deki “(2) En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz yirmi beş milyon Türk Lirasını aşması hâlinde alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.” hükmündeki limitleri geçmediği hususunun mahkemenin takdirine sunulduğu bildirilmiştir.<br>Yine aynı raporda Konkordato Talep eden Gerçek Kişiler ... ve ... Yönünden;  Gerçek kişiler yönünden  elde, bir işletme bulunmadığından; buranın işletilmesiyle elde edilecek kazanç sayesinde borçların tediyesine yönelik bir projenin de bulunmadığı,  komiser heyeti tarafından gerçek kişilerin projesi adına varılabilen yegâne sonucun, söz konusu “tasdik kararını takip eden aydan itibaren başlamak üzere 4 yıllık dönemde aylık eşit taksitler halinde ve makul bir faiz oranı ile (yıllık %42) ödeme” şeklindeki konkordato teklifinin gayesinin kendi şahsi banka borçlarının yanı sıra ağırlıklı olarak  kefillikten ileri gelen borçların asıl borçlusunca tediye edilmeyen kısımlarının gerçek kişi kefillerin şahsi malvarlığından olabildiğince çok miktarda karşılanmasına yönelik olduğu, ancak gerçek kişi ortaklardan ...’nun 20.000,00 TL maaş geliri ve  ... şirketindeki %100 hisseli ortaklığı dışındaki komiser heyetine herhangi bir mal varlığı beyan edilmediği, diğer gerçek kişi borçlu ...’nun  20.000,00 TL maaş geliri ve ... Şirketindeki %100 hisse payı ile 17 nolu ekte değerleme raporu yer alan taşınmazın ...’na 1/12 payına düşen  değer 396.666,67 TL değerindeki taşınmaz dışında herhangi bir mal varlığının beyan edilmediği olup gerçek kişilerin konkordato taleplerinin takdiri sayın Mahkemeye ait olduğunun bildirildiği görülmüştür. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas  konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen geçici mühlet rapor  uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre  davacılar  vekilinin tüm istinaf nedenleri  yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine esastan reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2024 tarih, 2023/1112 Esas ve 2024/304 Karar sayılı kararına karşı davacılar istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>İstinaf kanun yoluna başvuran her bir davacıdan alınması gereken 427,60'şar TL istinaf harcının başlangıçta alındığından harç alınmasına yer olmadığına,<br>Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın davacılar vekiline resen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/10/2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"297acbe9624f2ef4","SID":"f91db25080ca29b6"}}