{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/814 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1616<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/02/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/832  Esas   2024/173  Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  19/09/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA : <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  \"Taraflar arasında arasında tanzim olunan Satın Alma Sözleşmesi ve diğer belgeler doğrultusunda karşı taraf “... Mah. ... Cad.No:.../... .../...” adresindeki “... \"isimli işletmede,sözleşme konusu ürünleri (...,...,vs.) sözleşme süresi boyunca tüketici taleplerini karşılayacak miktarda, düzenli ve sürekli olarak satın almayı, satmayı,bulundurmayı, kendisine emanet edilecek soğutucu,raf vb. ürün konumlandırma ve soğutma malzemelerinin temiz ve daima çalışır halde bulunmasını, işyeri açık olduğu sürece ışıklı malzemeleri yanık vaziyette bulundurmayı işbu sözleşmesel taahhütlerinden herhangi birisini ihlal ettiği takdirde Satın Alma Sözleşmesinde kararlaştırılan 325.000 TL cezai şartı ... AŞ.ne ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Müvekkil şirket sözleşme gereği davalının işletmesine  özel olarak tasarlattığı demirbaşları hazır hale getirmiş ancak davalı, müvekkil şirketin tüm ısrarına rağmen bu demirbaşları (soğutucu,davul, germe vinit tabela vs) teslim almaktan ve işletmesinde konumlandırmaktan, keza alacağı katkıya mukabil tanzim etmesi gereken hizmet  bedeli faturasını düzenlemekten ve dolayısıyla katkıyı almaktan imtina ile bu ve diğer sebeplerle taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal etmiştir. Keyfiyet Bornova 5.Noterliği marifetiyle keşide edilen (17614 sayı ve 21.07.2022 günlü)  ihtarname ile davalıya bildirilmiş ve sözleşme ihlaline son vermesi istenilmiş, ancak ihtarnameye rağmen davalı, yukarıda belirtildiği şekilde sözleşme ihlaline devam etmiştir. Arabuluculuk kurumuna başvurulmuş,ancak bir sonuç alınamamış ve ekteki “Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı” tanzim edilmiştir. Sözleşme hükümlerini  ihlal eden davalıdan 325.000,00-TL cezai şartın faizi ile birlikte  tahsiline karar verilmesi talebiyle Mahkemenize başvurmaktayız. Sunulan nedenlerle; (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 325.000.-TL  cezai  şartın dava tarihinden itibaren tahakkuk edecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama gideri, harç, masraf ve avukatlık ücretinin  davalıya yüklenmesine  karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederim.\" şeklinde talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; \" Taraflar arasında akdedilen 30/04/2022 tarihli sözleşmenin 2. maddesi ile müvekkil, kendisine teslim edilecek emtiaları sözleşmede belirtilen şekillerde bulundurmayı ve davacıya ait ürünleri tüketici taleplerini karşılar miktarda satın alarak konumlandırmayı taahhüt etmiştir. Taraflar arasında bu hususa ilişkin bir ihtilaf yoktur. Müvekkilin sözleşmeden kaynaklı olarak üzerine düşen bu yükümlülükleri yerine getirebilmesi için öncelikli olarak davacı tarafından sözleşme konusu ürünlerin müvekkile teslimi gerekmektedir. Bu aşamada öncelikle davacının edimlerini yerine getirip getirmediği ve temerrüt hususu önem arz etmektedir. Şöyle ki; Davacı yanın iddiası; taraflar arasında tanzim olunan satın alma sözleşmesi gereğince müvekkilin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğinden cezai şartın tahsili istemine dayanmaktadır. Öncelikle olarak temerrüde düşen tarafın davacı taraf olduğu, davacı dilekçesinde iddialarının hiçbir gerçeklik payı bulunmadığı, soyut ifadelerden ibaret olduğu ve sözleşmenin eylemli olarak uygulanamamasının tek nedeninin davacı olduğuna ilişkin açıklama yapmak gerekmiştir. Sözleşmenin 5.maddesi \"... PAZ. A.Ş. İşletmeye destek olmak amacı ile YENİDEN SATICI'ya KDV dahil 50.000,00TL tutarında nakit veya nakit bazlı katkıda bulunacaktır.\" şeklindedir. <br>Sözleşmenin 9.maddesi \"YENİDEN SATICI, kendisine emaneten teslim edilen soğutucu, raf ve benzeri ürün konumlandırma ve soğutma malzemelerinin temiz ve daima çalışır halde bulunmasından, mevzuata uygun olmak kaydıyla tarafça mutabık kalınan yerlerden konumlandırılmasından ve elektrik kaynakları ile doğru şekilde bağlantı kurulmasından sorumludur.\" şeklindedir. Sözleşmenin 15.maddesi \".... PAZ. A.Ş. sözleşme konusu ürünleri YENİDEN SATICI'ya teslim ettikten sonra, iş bu ürünlerin mevzuata uygun olarak saklanması, depolanması, uygun ısı ve ışıkta muhafaza edilmesine ilişkin yükümlülükleri ortadan kalkacaktır. Ürünlerin YENİDEN SATICI'ya teslimi ile birlikte YENİDEN SATICI, ... PAZ A.Ş.'nin bu safhaya kadar uygun saklama, depolama koşullarında ürünlerini teslim ettiğini kabul etmiş sayılacak ve bu yükümlülükler teslimle birlikte YENİDEN SATICI'ya geçecektir....\" şeklindedir. Yukarıda açıklanan sözleşme maddeleri gereğince öncelikli olarak davacı tarafça yapılması gereken müvekkil şirkete 50.000,00TL tutarında nakit veyahut nakit bazlı katkıda bulunması ve müvekkil işletmesine uygun şekilde tasarlanarak hazırlanması gereken demirbaşları (soğutucu, davul, germe vinit taleba ve sair) müvekkile teslim etmekten ibarettir. Davacı tarafça tüm bu edimlerin yerine getirmek istendiği ancak müvekkilin ürünleri teslim almaktan imtina ettiği yine ödemeyi teslim almaktan imtina edildiği iddia olunmaktadır. O halde dava dilekçesindeki iddiaya göre davacı tarafça hazır edilerek teslim edilmesi gereken demirbaşların  teslime hazır hale getirildiği, sözleşme gereğince ödenmesi gereken 50.000,00TL katkının müvekkil tarafından  alınmadığı hususlarının davacı tarafça ispatı gerekmektedir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” denilmiştir. Huzurdaki ihtilafta ispat yükü üzerine düşen davacı taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Nitekim kanun koyucu HMK'nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Tüm bu açıklamalardan hareketle; davaya ve sözleşemeye konu demirbaşların davacı tarafça müvekkil işletmesine özel olarak tasarlanarak teslime hazır hale getirilip getirildiği, davacı iddiasına göre müvekkilin teslim almaktan imtina ettiğine ilişkin iddianın hangi delil ile ispat edileceği, yine sözleşmenin imza tarihi itibariyle müvekkile ödenmesi gereken 50.000,00TL'nin sözleşmenin ödenip ödenmediği, davacı iddiasına göre ödememekte müvekkilin ne gibi bir kusurlu hareketiyle bu duruma engel olduğu hususları ispata muhtaçtır. Ne var ki teslime karşı bir direnç gösterildiğine ilişkin soyut iddianın da hiçbir mesneti bulunmamaktadır. Somut olayda ispat külfeti kendisinde olan davalının sunduğu belgeler davalının iddiasını ispat etmeye yeterli olmayıp davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Huzurdaki davaya konu sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, demirbaşları müvekkil işletmesine özel şekilde tasarlayarak teslime hazır hale getirmek ve ödenmesi gereken 50.000,00TL'yi ödemek davalı tarafın borçlarıdır. Huzurdaki uyuşmazlıkta müvekkilin bir temerrüdü, kusurlu hareketi bulunmadığı gibi davacı yanın sözleşmenin imza tarihi itibariyle müvekkile ödemesi gereken (TBK 90. İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.) 50.000,00TL'yi ödemeyerek temerrüde düştüğü, TBK 117 maddesi koşullarının somut olayda oluştuğu, bu anlamda müvekkilin müspet/menfi zararları için tüm talep ve dava haklarımızın saklı olduğunu açıklamak gerekmiştir.  Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığı, soyut beyanlardan ibaret olduğu, nitekim basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davacının  6102 sayılı Kanun'un 18.maddesi ve 20.maddesi gereğince müvekkili temerrüde düşürmesi gerektiği, nitekim asıl temerrüde düşenin davacı olduğu, 6098 Sayılı TBK'nın 106/1 hükmü gereğince sözleşmeye göre yüklendiği borcu bir yere tevdi ederek borcundan kurtulabilecek iken tüm bu yükümlülükleri yerine getirmediği ortadadır. Sonuç olarak, son derece ayrıntılı ve açık bir şekilde izah etmeye çalıştığımız üzere davacı yanın iddialarının gerçeği yansıtmadığı, dilekçesinde bahsi geçen hususların (teslime karşı direnç göstermek, ödenmesi gereken katkı payını almamak) soyut beyandan ibaret olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı yanın, dava dilekçesinde bahsi geçen hususlarda 6102 sayılı yasanın 18. ve 20. Maddeleri gereğince müvekkile göndermiş olduğu herhangi bir ihtar ve ihbar olmadığı, nitekim müvekkilin temerrüde düştüğünden bahsediliyor ise de tevdi yeri belirleyerek tüm borçlarından kurtulma imkanı olan davacının bunu yerine getirmediği, yerine getirmemesinin nedeninin de esasen iddialarının doğru olmadığının bir karşılığı olduğu, müvekkile taahhüt edilen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmeyen davacı yanın cezai şart isteminde bulunmasının abesle iştigal eden bir durum olduğundan, açıklanan tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın reddi gerekmektedir.  Haksız ve mesnetsiz gerekçelerle ikame edilen davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini müvekkil adına bilvekale arz ve talep ederiz.\" şeklinde talepte bulunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...taraflar arasında  30/04/2022 tarihli \" Satın Alma Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmenin bulunduğu, sözleşme kapsamında davacının davalı adına özel olarak tabelaların ve soğutucunun hazırlandığı/yaptırıldığı mahkememiz ara kararı gereği sunulan 16/02/2023 tarihli dilekçe ile sabit olmakla, bu hususta somut delilin dosya arasında yer aldığı, nakdi yardıma ilişkin taraflar arasında aynı tarihli \"Belgedir\" başlıklı delile göre ilk ödemenin 15/08/2022 tarihinde 100.000,00 TL olarak yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen Bornova 5. Noterliği' nin 17614 yevmiye numaralı ihtarnamesinde nakdi yardımın ilk ödeme gününden önce, işletme için üretilen ürünlerin işletmeye yerleştirilmesine izin verilmesinin ve nakdi yardımın yapılması için fatura düzenlenmesi ile birlikte İBAN numarasının bildirilmesinin talep edildiği bu hali davalının sözleşmenin 3. Maddesine aykırı davrandığı, 5. Madde kapsamında davacının cezai şart talebinde haklı olduğu ancak resen mahkememize aldırılan bilirkişi raporuna göre cezai şart miktarının davalının mahvına sebep olacağı belirlendiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta kaldığı süre ile yapılan masraflarda nazara alınarak takdiren %50 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne, kabul edilen bedele talep ile bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren taraflar tüzel kişi tacir olduğundan avans faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar dava kısmen kabul edilmiş ise de, reddedilen kısım mahkememizin takdir yetkisinden kaynaklandığından (TBK m. 161/son) davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir....\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Sözleşmenin taraflar arasında icrasına başlanmadığı dolayısıyla sözleşme öncesi sorumluluk colpa in contrentro hükümlerinin uygulanması gerekirken hatalı ve hukuka aykırı olarak sözleşme hükümlerinin uygulandığı aksi düşünülse bile karşı tarafın demirbaş teslimi ve katkı payı ödemesine ilişkin edimini yerine getirmediği,müvekkili teslim almamakla itham eden davacının bu anlamda delil sunmadığı ve iddiasını ispat etmek edemediği gibi gerek demişbaşlar gerekse katkı payı noktasında tevdi mahalli tayini yoluna gitmediği müvekkili üsülüne uygun temerrüde düşürmediği,edimini yerine getirmediği için kendisinin temerrüt halinde olduğu cezai şart talep koşullarının oluşmadığı, ayrıca Türk Borçlar Kanunu 20 ve 21. maddeleri gereği sözleşmenin önceden matbu olarak hazırlanmış başka bayilerde imzalatılan müzakere edilmeden imzalanmış güçlü güçlü tarafının dayattığı genel işlem koşullarına aykırı hükümler içerdiği ve yazılmamış sayılması hükmüne tabi olduğu, bu anlamda cezai şart genel işlem koşullarına aykırı olduğu gibi tek taraflı cezai şart içeren sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu gözetilmeden İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/832 E. ve 2024/173 K. Sayılı ilamıyla söz konusu itirazlarımız göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, ilamının bozulmasını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine   karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekilinin 09/09/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği görülmüştür.<br>Davacı vekilinin Bornova 5. Noterliğinin 08/02/2019 tarihli ve 03449 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; davadan feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.<br>Dava, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin davadan feragatine ilişkin beyanı davaya son veren taraf işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK m.310 gereğince feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : <br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/02/2024 tarihli, 2022/832 esas ve 2024/173 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>2-Davacı tarafın davadan feragat etmesi nedeniyle davanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, <br>3-Davadan feragat edildiğinden alınması gereken maktu karar ve ilam harcının (427,60) 2/3'ü olan 285,06 TL'den önceden alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 204,36‬ TL'nin hazineye gelir yazılmasına, <br>4-Anlaşma uyarınca feragat edildiğinden davalı lehine vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,  <br>5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davalının yatırmış olduğu 2.775,09‬ TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, <br>7-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacı üzerinde bırakılmasına,<br>8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,<br>9-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi gereğince  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2267bf5cdb8b64df","SID":"11cae3d7f0c4f4d6"}}