{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1469 <br>KARAR NO:2024/1505<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/10/2018<br>NUMARASI:2016/488 Esas -  2018/1155 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/10/2024<br>Taraflar arasında görülen tazminat istemli davada; yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf  yasa yoluna başvurulması üzerine dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda verilen kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25/10/2023 tarih ve 2021/21299 Esas- 2023/11347 Karar sayılı ilamı ile bozulması sonucunda; HMK'nın 373/3.maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda dosya incelendi, gereği düşünüldü;<br>K A R A R: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/03/2016  kaza tarihinde davacıların desteğinin  ... plakalı otomobille yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği ve davacıların destekten yoksun kaldıklarını belirterek, dava değerinin belirlenmesi halinde arttırılmak üzere şimdilik 1.500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükseltilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6704 sayılı kanunun 5.maddesiyle 2918 sayılı kanunun 97.maddesinde yapılan değişiklik gereği dava açılmadan önce müvekkili kuruma başvuru şartının arandığını ve huzurdaki davanın gerekli şartın yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın tahsilini talep ettiği miktarın açıklattırılması ve eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, yapılacak bir ödeme halinde dahi BK'nın 135. maddesi gereği alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinin söz konusu olacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Davacıların desteğinin sürücüsü olduğu araç ile tam kusurlu olarak neden olduğu kaza sonucu, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla dava açan desteğin eşi ve çocuklarının olay tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası  Genel Şartları (A.6./d bendi uyarınca) ile işleten ve sürücünün kusuru ile neden olduğu kazalar sonucu meydana gelen destekten yoksun kalma zararlarının teminat kapsamında olmamasına ilişkin düzenleme kapsamında davalıdan bu yönde tazminat isteme haklarının bulunmayacağı, söz konusu 01/06/2015 tarihli Genel Şartların somut olayda dikkate alınması gerektiğinin 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesince; \"Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası  Genel Şartları) öngörülen usul ve esaslara tabidir\" şeklinde açıkça ifade edildiğinden davanın reddinin gerektiği\" gerekçesi ile; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 29/03/2016  kaza tarihinde davacıların desteğinin  .... plakalı otomobille yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği ve davacıların destekten yoksun kaldıkları anlaşılmıştır. Eldeki dava,  trafik kazası sonucunda desteğini yitiren  davacıların  destekten yoksunluk tazminatı talebine ilişkin olup, aracın ... sigortacısı bulunmadığından Güvence Hesabına karşı açılmıştır.Davanın konusunu oluşturan trafik kazası 29/03/2016 tarihinde meydana gelmiş olup, ilk derece mahkemesi tarafından 14/05/2015 tarihli 29355 sayılı resmi gazetede yayınlanan ve 01/06/2015 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca değerlendirme yapılıp karar verilmiştir.Bilindiği üzere Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ve 92.maddeleri içeriğindeki \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadeleri Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarih ve 2019/40 Esas sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, Anayasa'nın 153.maddesine göre, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta, Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları Anayasa gereğince yasama, yürütme, yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı niteliktedir. O halde öncelikle Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararının eldeki  davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekir. Anayasasının 153. maddesinin 6.fıkrasında; \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede yayınlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar\" düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceği kabul edilmektedir. (Danıştay 4. Dairesinin 09/05/2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı)Bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin 12/12/1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; \"Anayasa'nın 152. maddesine göre itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadır. Bu durumda itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Aynı durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur...\" gerekçesine yer verilmiştir.Yine 09/05/1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; \"sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının, temyiz mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi İptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.\" şeklinde açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi sonucu verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli müktesep hakkın istinası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği, uyulması zorunlu yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir. Anayasa'nın 153.maddesinin 1.fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 5.fıkrasında \"iptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde; \"Devlete Güven\" ilkesini sarsmamak ve devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.HMK'nın 33.maddesinde \"Hakim Türk Hukukunu resen uygular\" şeklinde ifadesini bulan yasal ilke ve az yukarıda açıklanan Anayasal hükümler ile yüksek yargı organlarının içtihatları birlikte gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin halini almamış derdest dosyalar yönünden hemen uygulanmasının zorunluluğu ortadır.Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Yani usuli kazanılmış haklara bakılmaksızın Anayasa Mahkemesi kararları derhal uygulama alanı bulurlar.Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele  alındığında; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğuna öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık trafik sigortası genel şartlarının  belirleyici olmayacağı, genel şartların sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerin uygulanabileceği, bu karardan sonra sigorta şirketlerinin sorumluluğunu azaltan genel şartların bir çok hükmünün uygulanamaz hale geldiği anlaşılmaktadır.Bu kapsamda açılan davalarda Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri, Karayolları Trafik Kanunu hükümleri, genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.Yukarıdaki açıklamalar, incelenen dosyadaki tüm kayıt ve belgeler, yerel mahkemenin kabulü ve kararı, istinaf sebepleri ile resen incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken kamu düzenine ilişkin hususlar birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından (-diğer istinafa konu karar gerekçelerine ek olarak-) 29/03/2016 kaza tarihine göre 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 27/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 2918 sayılı yasanın 92/1-g maddesi uygulanmak suretiyle, vefat edenin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu görüşünden hareketle davacıların destekten yoksun kalma maddi tazminat istemlerinin teminat kapsamında olmadığı sonucuna varılarak  davanın reddine karar verilmiş ise de, açıklanan gerekçe ve varılan sonuç doğru olmamıştır. Zira 2918 sayılı yasanın 92/1-g maddesindeki hüküm, kaza tarihinden sonra 27/04/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olaya uygulanması yasal olarak mümkün değildir. Ayrıca kaza tarihinde önce 01/06/2015 tarihinde  yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartlarının A.6. maddesi (d) bendinin az yukarıda açıklanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40 esas sayılı kararı gereğince (-Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ve 92. maddelerinde yer alan \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerinin iptal edilmesi ile-) 26/04/2016  tarihinden önceki kazalar için uygulanması olanağını kalmamıştır. Bu durumda Anayasa Mahkemesi kararından sonra genel şartların sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerin uygulanabileceği gözetildiğinde, ZMMS Genel Şartlarının A.6. maddesinin (d) bendi hükmünün 26/04/2016  tarihinden önceki kazalar bakımandan Karayolları Trafik Kanunu ile Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerine aykırı olması nedeniyle uygulanamayacağı hususunda duraksamamak gerekir.Hal böyle olunca, eldeki davada 29/03/2016 kaza tarihi itibariyle ZMMS Genel Şartlarının, Karayolları Trafik Kanunu ile Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerine  aykırı olmayan hükümleri ile Yargıtay'ın 01/06/2015 tarihinde uygulanmaya başlanılan genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği, buna göre; sürücü ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile  ölmüş  olsun, ölüm destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğuran bir sonuç olduğundan, desteğin kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıtılamayacağı, sürücünün tam kusurlu olması halinde dahi 3.kişi konumunda olan destekten yoksun kalan kişilerin tazminat isteme hakkına sahip olduğu, bu durumda 3.kişi sıfatıyla dava açan destekten yoksun kalan kişiler bakımından TBK'nın 135. maddesinde düzenlenen alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi durumunun da gerçekleşmeyeceği gözetilmek suretiyle, davacıların hak edecekleri destekten yoksun kalma maddi tazminatının tam olarak tespit edilmesi ve bu suretle destekten yoksun kalma maddi tazminatına hükmedilmesi gerekirken, vefat edenin meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu bu suretle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6/d.maddesi gereğince sürücünün kendi kusurundan kaynaklı vefatı halinde destekten yoksunluk tazminatının istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi kararı isabetli olmamıştır.Ancak bu hususun giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması  sonuç ve kanaatine varılmıştır.\" gerekçesi ile verilen 03/06/2021 tarih ve 2019/2378 Esas-  2021/894 Karar sayılı kararla; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak;Davacıların davasının KABULÜNE  Davacı .... için 202.372,20-TL , davacı ... için 69.120,34-TL davacı .... için 38.309,92-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş; verilen karar a karşı davalı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması sonucunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25/10/2023 tarih ve 2021/21299 Esas- 2023/11347 Karar sayılı ilamı ile; \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 91 inci maddesi gereği, KTK 85 inci maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Türk Ticaret Kanunu’nun 1425 inci maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır.Karayolları Trafik Kanununun 93 üncü maddesi gereği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır. Böylece Hazine Müsteşarlığı kanundan aldığı yetki ile zorunlu sigorta genel şartlarını belirler. Sigortacılık Kanunu'nun Sigorta Sözleşmeleri başlıklı  11. Maddesi birinci cümlesinde \"Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.\" ifadesi ile yapılacak sözleşmeler (poliçeler) genel şartlara uygun olmak zorundadır. KTK 93. Maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine açılan dava ret edilmiştir. Zorunlu sigorta genel şartlarının Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu kapsamında olup olmadığına değerlendirilerek TBK 20. maddede belirtildiği üzere önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu    işlem koşulu kapsamındadır. Oysa Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları, sözleşmede taraf olmayan Hazine Müsteşarlığı tarafından kanundan aldığı yetkiye dayalı olarak belirlenir. Ayrıca Genel şartları, Türk Borçlar Kanunu 20. maddesinin son fıkrasında “Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.” düzenlemesi kapsamında düşünmek mümkün değildir. Kanunda açıkça belirtildiği üzere kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeler yürütmekte oldukları bir hizmet ile ilgili olmalıdır. Oysa Hazine Müsteşarlığı, zorunlu mali sorumluluk sigortası hizmeti veren bir kuruluş olmadığı gibi hizmeti alan taraf ile bir sözleşme ilişkisi içinde bulunmamaktadır. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın uygulanması, Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde belirtilen tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği ilkesine aykırı olduğunu söylemekte mümkün değildir. Bu ilkenin uygulanabilmesi her iki tarafın özgür iradesi ile  poliçe düzenlendikten sonra  zarar görenin aleyhine tazminatın kaldırılması yada azaltılmasını gerektirecek değişikliklerin yapılması durumunda geçerli olacaktır.Oysa 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar  Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları, yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen poliçelerde geçerli olacağından, poliçenin düzenlendiği tarih itibarı ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası’nın kapsamı tüm taraflarca bilinmektedir. Sigortacı, işletenin sorumluluğunu poliçe ve genel şartlar kapsamında üstlendiğine göre, sonradan bir değişiklikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423 maddesine göre sigortacı, sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmese dahi sigortalı, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında yapılmış olur.Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının kapsamı, poliçe ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlara göre belirlenir. Nitekim Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle zorunlu sigortacının kapsamında ki tazminatları belirlemede Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının göz önüne alınması esası getirilmiştir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde:“sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü  şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların,sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Kapsama  giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” Şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde;“Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatının dışında kalan hallerden sayılmıştır.Somut olayda davacı eş ve çocuklar, sigortasız araç sürücüsü olan desteğin sevk ve idaresindeki kendisine ait araçla  yaptığı tek taraflı trafik  kazasında ölmesi  sonucu davalı Güvence Hesabından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur. Dosyada mevcut  29.03.2016 tarihli kaza tespit tutanağında desteğin aracı ile seyir halinde iken, 2918 sayılı KTK nun ilgili hükümlerini ihlal etmek suretiyle, direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın takla attığı tespit edilmiştir.Davalının sorumluluğunun kapsamı  01.06.2015 tarihinde, yani  kaza tarihi olan 29.03.2016 tarihinden önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenecektir.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerekir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre somut olayda ise işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü murisin (destek) üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir. Yine Genel Şartların A.6. maddesi (d) bendine göre destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, somut olayda %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü murisin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında değildir. Poliçenin teminat başlangıcı tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nda sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığına göre, açıklanan gerekçelerle davacıların sigorta şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunmadığından, taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması  gerektirmiştir.\" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.25/10/2023 tarihli bozma kararı sonrasında Dairemizce duruşma açılarak taraf vekillerine Yargıtay ilamı ile birlikte meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi ve taraf vekillerine usulüne uygun şekilde yapılan tebliğ sonrası 08/10/2024 tarihli duruşmada hazır bulunan davacılar vekili ile davalı vekilinin beyanları alındıktan sonra  usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Somut olayda davacı eş ve çocuklar, sigortasız araç sürücüsü olan desteğin sevk ve idaresindeki kendisine ait araçla  yaptığı tek taraflı trafik  kazasında ölmesi  sonucu davalı Güvence Hesabı'ndan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur. Dosyada mevcut  29.03.2016 tarihli kaza tespit tutanağında desteğin aracı ile seyir halinde iken, 2918 sayılı KTK'nın ilgili hükümlerini ihlal etmek suretiyle, direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın takla attığı tespit edilmiştir.Davalının sorumluluğunun kapsamı  01.06.2015 tarihinde, yani  kaza tarihi olan 29.03.2016 tarihinden önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenecektir.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerekir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre somut olayda ise işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü murisin (destek) üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir. Sonuç olarak; Yargıtay bozma ilamı, Dairemizin bozmaya konu kararı, duruşmaya katılan davacı ile davalı vekilinin beyanları ile tüm dosya kapsamının yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; davalının sorumluluğunun kapsamı 01/06/2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası Genel Şartları'na göre belirlenecektir. Genel Şartların A.6.maddesi (d) bendine göre destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminatı taleplerini, teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, somut olayda %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan desteğin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında olmadığından davacıların davalı sigorta şirketinden destek tazminatı talep etme hakları bulunmamakla, davacıların davasının reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Davacıların davasının REDDİNE,2/Harçlar yasası gereğince alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, 29,20-TL peşin harç ve 1.054,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.083,20-TL harçtan mahsubu ile 655,60-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,3/Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince harçlandırılmış dava değeri üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak  davalıya verilmesine,4/Davacı  tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,5/Davalı tarafça yapılan 130,30-TL  yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,6/Taraflarca yatırılan gider avansından kalanın yatıran tarafa karar kesinleştiğinde iadesine,Dair davacılar vekili ile davalı vekilinin hazır oldukları duruşmada yapılan inceleme sonucunda ve HMK. m. 361. gereğince, tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.08/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76d1e95a505b1555","SID":"3c4653d8d6e63c0c"}}