{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2021/1203 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1813<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2016/1077 Esas  2021/177 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 17/10/2024<br> <br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1077 Esas ve 2021/177 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki cari hesaba göre davalı şirketin müvekkili şirkete 16.462,26-TL borcunun bulunduğunu, dava dilekçesinin ekinde sunulu cari hesap ekstresi ve bu ekstre ekinde yer alan faturalardan davalının müvekkili şirketle olan ticari ilişkisi sonucu söz konusu cari hesap borcunun açıkça görüleceğini, bu faturalardaki mal ve hizmetin davalıya tam ve eksiksiz olarak sunulduğunu ve davalı şirketin ne fatura münderecatına ne de faturaya yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazı olmadığını, bu sebeple davalının cari hesaptan doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olmadığını ileri sürmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin itiraz dilekçesine, faize itiraz ettiğini bildirdiğini, davalının yetki itirazının da haksız olduğunu belirterek; davalı borçlunun İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17199 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazları iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; İİK md. 67 gereğince hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiğini, işbu davada İİK hükümleri gereği bir yıllık hak düşürücü sürede ikame edilip edilmediği araştırılması, süresinde açılmamış ise davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, icra müdürlüğünün ve mahkememizin yetkisine itiraz ettiklerini, davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacının tek taraflı olarak sunduğu cari hesap belgesine göre alacağını ispat etmesinin imkansız olduğunu, davacı tarafın alacak talebinin hangi hasar dosyaları ve faturalara istinaden olduğu anlaşılamamakla birlikte müvekkili şirketin kayıtlarına göre davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek; dosyanın bakmaya yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, davanın işin esasına girilmesine gerek kalmadan zamanaşımı nedeniyle reddine, davanın ve icra inkar tazminatı talebinin esasa ve usule ilişkin nedenlerle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; \"Davacı ile davalı tarafın davacının davalıya mal ve hizmet sunup sunmadığı, bunun karşılığında alacaklı olup olmadığı, söz konusu bu alacakların ödenip ödenmediği, zamanaşımının dolup dolmadığı  hususlarında uyuşamadıkları\"  şeklinde belirlenmiştir.<br>Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmış olup dosya bilirkişiye tevdi edilerek uyuşmazlık konusu hakkında rapor düzenlemesi istenilmiştir.<br>Davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 29/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; davacı ile davalı arasında 2009 yılından gelen ve 2011 yılında sona eren hizmet ilişkisine dayalı bir ticari çalışmanın mevcut olduğu, bu çalışma kapsamında davacının davalıdan takip ve dava tarihi itibariyle yasal ve defter dayanağı belgelerinde yer aldığı şekli ile 16.462,26-TL tutarında alacaklı olduğu, davalı tarafından davacının 2011 yılı muavin kayıtlarında yer alan bir kısım faturalara itirazlarda bulunduğu görülmüş ise de davalı tarafından davacı ile olan çalışmalarının tamamını kapsayan ve her iki yanın kayıtlarını  karşılaştırmaya imkan verecek 2009-2010-2011 yıllarına ilişkin muavin kayıt çıktıları sunulmadığından hareketle davalı vekilinin itirazlarını tam olarak değerlemeye tabi tutup karar vermeye elverişli bir raporu sadece davacı kayıtlarına dayanarak hazırlamanın mümkün olmayıp, buradan hareketle davacının rapor içeriğine sunulan 2011 yılı muavin kayıtları ve rapor ekinde çıktıları mevcut 2009-2010 yılları muavin kayıtları ile davalının ilgili yıllara ait yasal defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle bire bir karşılaştırılması neticesinde doğru ve karar vermeye elverişli bir rapor tanziminin mümkün olabileceği yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. <br>Mahkememiz 18/01/2018 tarihli celsesi ara kararı uyarınca davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde uyuşmazlık konusu hakkında rapor düzenlenmesi istenilmiştir.<br>Talimat yolu ile aldırılan 10/01/2019 tarihli raporda bilirkişi;  davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde 2009 yılına ait ilk kaydın 27/04/2009 tarihinden başladığı görülmesine rağmen mahkememiz tarafından davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede 2009 yılında yapılan ilk kaydın 18/03/2019 tarihinde yapıldığı görüldüğünden ve taraflar arasındaki cari hesap farkının 2009 yılı kayıtlarından kaynaklandığı  anlaşıldığından ve cari hesaplar birbiri ile örtüşmediğinden, davacı tarafından davalıya hitaben 2009 yılında düzenlenen tüm faturalar ile faturaların davalı şirkete teslim veya tebliğ edildiği ile ilgili tebliğ evraklarının ve davacının 2009 yılında yaptığı banka ödeme dekontlarının tahsilat makbuzlarının dosyaya ibraz edilmesinden sonra bilimsel verilere uygun denetime elverişli ve ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmesinin mümkün olabileceği, tarafların masraf, inkar tazminatı, vekalet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.<br>Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunmakla bu doğrultuda ek rapor düzenlemek üzere dosya talimat mahkemesine gönderilmiştir.<br>Talimat yolu ile aldırılan 11/02/2020 havale tarihli ek bilirkişi raporunda bilirkişi; davacı tarafın mahkememize sunduğu 27/08/2019 tarihli beyan dilekçesinin ekinde bulunan ... Kargo A.Ş aracılığıyla faturaların gönderildiği bildirilmişse de söz konusu listeden hangi tarihli, hangi numaralı faturanın gönderildiğinin tespit edilemediği, bu durumda davacı tarafın dava konusu faturaları davalıya tebliğ edildiğini ispat etmesi gerektiği kanaat edinilmekle birlikte nihai kararın mahkememiz de olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.<br>Davalı taraf hem icra müdürlüğünün hemde mahkemenin yetkisine itiraz etmiş ise de taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu icra takibine dayanak alacağın cari hesap sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından davalının yetki itirazı kabul edilmemiştir. <br>Davacı vekili 21/10/2016 tarihli dilekçesinin ekinde bir takım faturaları sunmuş ve bu faturalar içeriğinde hasar dosyalarının belirtildiği görülmüştür. Davalı taraf söz konusu dilekçe ekinde sunulan fatura bedellerinin ödendiğine dair dekontları sunmuştur. Dolayısıyla davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu fatura bedellerinin davalı tarafından ödendiği anlaşılmıştır. <br>Taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemelerinde taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davacı tarafın fatura içeriği malları teslim ettiğini ispat etmesi gerekmektedir. Fakat davacı taraf fatura içeriği malları teslim edildiğini ispat edememiştir. Her ne kadar davacı taraf faturaların kargo yolu ile davalıya gönderildiğini iddia etmiş ise de kargo şirketinden gelen kayıtlardaki listede ve kargo gönderisinde kargo gönderi içeriği belirtilmediği gibi mal teslimine ilişkin herhangi bir bilgi de yer almadığından davacının bu yöndeki iddiası mahkememizce kabul edilememiştir.<br>Taraflar arasında herhangi bir cari hesap mutabakat formu da imzalanmamıştır.<br> Mevcut dosya kapsamına göre davacı davalıya düzenlemiş olduğu fatura içeriği malları teslim ettiğini ispatlayamamakla birlikte söz konusu faturalarda davalının kabulünde olmadığı...\" gerekçesi ile; Davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki cari hesaba göre, davalı şirketin müvekkili şirkete 16.462,26-TL borcu bulunduğunu, cari hesap ekstresi ekinde yer alan faturalardaki mal ve hizmetin davalıya tam ve eksiksiz olarak sunulduğunu, davalı şirketin faturalara herhangi bir itirazının olmadığını, faturaların kargo ile davalıya tebliğ edildiğini, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna yönelik itirazları da dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafından teslimin kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br><br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/02/2021 tarih ve 2016/1077 Esas  2021/177 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5682c804c78586db","SID":"0ad58a1e8d7bf508"}}