{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1177 <br>KARAR NO\t: 2024/1474<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t\t                          MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/370 E.  -  2022/65 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/02/2022 tarih ve 2020/370 E. - 2022/65 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2019/70534 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin \"...\" markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkiline ait başvuruda şekil unsurunun son derece ön planda bulunduğunu, başvuru \"...\" şeklinde iken davalı şirkete ait markanın <br>yalnızca \"...\" şeklinde olduğunu, <br>davalıya ait markada baskın unsur \"...\" iken müvekkilinin markasının sloganı ve <br>şekli ile birlikte bir bütün oluşturduğunu, bu hali ile markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, her iki markada sadece \"...\" <br>kelimesinin ortak olarak yer aldığını,  başvurudaki şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8144 <br>sayılı kararının iptaline, müvekkilinin tescil talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, davacı başvurusundaki şekil unsurunun, kelime unsuruna fon oluşturacak <br>şekilde ve kelime unsurlarından biri olan \"...\" ibaresine vurgu yapacak şekilde oluşturulduğunu, özel bir tasarım veya ayırt edici bir özellik taşımadığını, müvekkili markaları ile davacı başvurusu arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını <br>savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının \"... ''...''+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davalıya ait \"...\"  ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin de olduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, buna göre SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların somut olayda mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu şeklinde yapılan tespitin marka hukukunun temel ilkelerinden olan \"bütüncül değerlendirme ilkesine\" aykırı bulunduğunu, bir bütün olarak markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkili başvurusunda şekil unsurunun son derece ön planda olduğunu ve markalar arasında ayırt ediciliği sağladığını, yine müvekkili başvurusu \"...\" ibareli iken davalı şirkete ait markanın yalnızca \"...\" ibarelerinden oluştuğunu, buna göre davalı markasında baskın unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkili başvurusunun ise sloganı ve şekli ile bir bütün oluşturduğunu, markalar arasında iltibası önleyecek şekilde baskın farklılıkların bulunduğunu, davalı şirketin markasının bitişik tek kelime olduğunu, müvekkili başvurusunun ise iki kelimeden oluştuğunu, taraf markalarında sadece \"...\" kelimesinin ortak olarak yer aldığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını, tüketicinin \"...\" markasını gördüğünde aklına \"... ibareli markaların gelmeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...+şekil\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu ve \"...\" ibaresinin, şekil unsurunun içine gizlenmesi nedeniyle başvurunun \"... ...\" olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, bu durumun da markaların karıştırılmasına yol açacağı anlaşılmakla, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a54b8afa4f318aaf","SID":"fd96e5861b097ca1"}}