{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1168 - 2024/1472<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1168 <br>KARAR NO\t: 2024/1472<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/397 E.  -  2021/339 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2021 tarih ve 2020/397 E. - 2021/339 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/106564 <br>sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli \"...\" ibareli marka ve tasarımlara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kabulü ile başvurunun reddine karar verildiğini, bu karara da davalı Şirketin itiraz ettiğini, YİDK'in davalı itirazını yerinde gördüğünü, marka işaretlerinin benzemediği ve davalı Şirketin müktesep hakkı olduğu gerekçesiyle başvurunun reddi  kararının kaldırıldığını, oysa müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmış hale geldiğini ve başvurunun tescili halinde <br>söz konusu markaların ayırt edici karakterine zarar verileceği gibi davalının bu tanınmışlıktan haksız yarar elde <br>edeceğini, davaya konu başvuru ile müvekkili adına tescilli <br>markaların aynı/ayırt edilemeyecek derecede <br>benzer olduğunu, bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimalini kuvvetle muhtemel kıldığını, özellikle çocuklara yönelik çikolata, bisküvi gibi ürünlere ilişkin <br>markalarda görselliğin daha önemli olduğunu, somut olayda da iki markaya bakıldığında <br>bisküvi şekillerinin aynı bulunduğunu, tüketicilerin bu durumda iki marka arasında irtibat <br>kurmama ihtimallerinin olmadığını, tescil edilen aynı/benzer emtiaların gıda olması sebebiyle <br>tüketicilerin göstereceği özen/dikkat seviyesinin düşük olacağını, davalının başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-9412 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini <br> talep ve dava etmiştir.<br>       \t\t  Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka ve tasarımlar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı  Şirket  vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik olmadığını, dava konusu markaların tarafların çatı markaları <br>ile de temsil edildiğini, markaların fonetik, söz dizilimi ve görsel olarak benzer olmamaları nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, yapılacak incelemede markaların <br>bütünün dikkate alınması gerektiğini, çatı marka olan \"...\" ve \"...\" ibarelerinin başvurularında çok net olarak göründüğünü, davacının tanınmış marka iddiasını kabul<br>etmediklerini, başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının mal benzerliği olan \"...+şekil\" ibareli (2009/49885) ve \"...+şekil\" ibareli (2008/52654) tescilli markaları  arasında görsel  benzerlik bulunduğu, davacının bu markalarındaki renk ve şekil ögelerinin çok yüksek şekilde davalı başvurusunda yer aldığı ve bu şekilde davalının davacı markalarına yanaşma-yaklaşma çabası sergilediği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının \" ... +şekil\" ibareli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, yani markaların karıştırılabileceği, SMK'nın 6/1 maddesindeki  iltibas koşullarının oluştuğu, davacı markalarının \"Şekerlemeler, çikolatalar, kakao kremalı dolgulu sütlü ve beyaz mozaik çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler\" mallarında  tanınmış olduğu, ancak bu durumun sonuca etkili bulunmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığının kanıtlanmadığı, davalının dava konusu başvurusu ile önceki markasının aynı olmadığı, sonraki markasında şekil ve renk unsuruna ağırlık verildiğinden müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2020-M-9412 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı ... vekili, \"...\" ibareli kelime unsurlarından oluşan başvurunun davacı markasından tamamen farklı bir çağrışımı olduğunu, davacı markasında \"...\" ve \"...\" ibarelerinin kelime unsuru olarak yer aldığını, kelime unsurları arasında bir ortaklığın olmadığını, markalarda yer alan bisküvi görselinin ise başvurunun kapsamındaki 30. sınıf ürünler bakımından tanımlayıcı bulunduğunu, bu görselin belirli bir firmanın tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, bisküvi ve 30. sınıf gıda mallarında bisküvi görselini gören tüketicinin bunu belirli bir firma ile ilişkilendirmeyeceğini, dava konusu olan marka başvurusunun, davacıya ait tescilli markalara toplu olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle ayırt edilemeyecek şekilde benzediğinden ve bu suretle iltibasa sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğini, uyuşmazlık konusu markaların tertip tarzlarının, genel görünümlerinin birbirinden farklı olmasının yanı sıra markaların bütünüyle bıraktığı izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, davacı markaları ile müvekkiline ait başvuru arasında fonetik, kavramsal ve görsel yönden  herhangi bir bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvuruda yer verilen tasarımların, gıda sektöründe abur-cubur veya hızlı tüketim ürünleri arasında yer alan ambalajlı bisküvi ürünleri için oluşturulmuş tasarımlar olduğunu ve ilgili sektörde oldukça yoğun şekilde kullanıldığını, ilgili sektörde yaygın kullanılan bu figürler üzerinden bir benzerlik oluştuğu tespitinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu ambalaj görsellerinde yer alan \"...\" ibaresinin gerek harf dizilimi, gerek harf sayısı, gerekse de bütünsel olarak bıraktığı algı itibariyle davacı yana ait \"...\"  markalarından derhal ve somut olarak farklılaştığını, tüketicinin dava konusu ambalajlarda yer alan bu markayı gördüğünde, davacı markalarından farklı bir marka olduğu algısını derhal edinebileceğini, \"...\" ibaresinin dilimizdeki somut karşılığına rağmen, dava konusu tasarımdaki ibareyi yaratılmış/uydurulmuş bir kelime ya da doğrudan yabancı bir kelime olarak algılayacağını, markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu başvurusunun, önceki tarihli markasından farklılaşmadığını, önceki tescilli markasının unsurlarının tamamının dava konusu başvuruda da korunduğunu, müvekkilinin önceki tarihli markasına binaen bir ürün çıkarttığını, bunu yaparken de sadece ürün içeriğini ambalajında kullandığını, bu sebeple müvekkilin başvuru üzerinde müktesep hakkının olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen şekil unsurunun tanımlayıcı ibare ve jenerik ad niteliğinde bulunduğunu, davacının markasının ayırt edici unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı hususunda yapılacak bir incelemede asli ve ayırt edici unsurların belirlenmesi ve benzerlik incelemesinin bu unsurlar üzerinden yapılması gerektiğini, müvekkilinin başvurusu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı adına tescilli olan ve hükümsüzlük iddialarına dayanak gösterilen markalara göre yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini sağladığını, bisküvi şeklinin tek başına tescile konu olamayacak bir tamamlayıcı unsur olduğunu ileri sürülerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2009/49885 sayılı \"... ...+şekil\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira her ne kadar markalardaki kelime unsurları arasında benzerlik yok ise de dava konusu başvurudaki şekil unsurunun, davacı yanın önceki tarihli markasında yer alan ve çok uzun zamandır tescilli bir şekilde kullanılan şekil ile yüksek derecede benzediği, aralarında görsel olarak farkın hemen hemen olmadığı, tüketicinin davacının evvelden beri var olan markasında kullandığı şeklin hafızasında kalan izine dayalı edindiği yetersiz görsel algının kendisini yönlendirmesi ile sonraki marka ile önceki marka arasında ilişki kurabileceği, bunun sonucunda dava konusu markayı davacı markası ile ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olacağı, öte yandan davalının önceki markasında bulunmayan şekil unsuruna dava konusu başvuruda yer verdiği, bu durumun davacı markasına yanaşma olduğu ve dolayısıyla davalı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı, her ne kadar YİDK kararının iptali davası yönünden, davaya konu YİDK kararında değerlendirilmeyen 2008/52654 sayılı markanın mahkemece dikkate alınması doğru değil ise de bu durumun sonuca etkisinin bulunmadığı  anlaşılmakla, davalı ... ... Sanayı A.Ş vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... ... Sanayı A.Ş vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0'ar TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9eccb5ae662c019c","SID":"9c827e0c8413d746"}}