{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1469 <br>KARAR NO: 2024/1481<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 14/08/2024<br>NUMARASI: 2024/729 Esas <br>DAVA: Ticari Şirket (Yönetim Kurulu Kararının Butlanının Tespiti)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle;  Davalı ... Aş halka açık bir anonim şirketi olduğunu, müvekkillerin ... Aş'nin ortaklığı olduğunu, davalı şirket tarafından öncelikle 28/05/2024 tarihli ve 05/07/2024 tarihli tartışmalı ve muhalefet şerhleri nedeniyle uyuşmazlıklara konu olmuş Genel Kurul toplantıları yapıldığını, müvekkili ...'nun davalı şirketin 05/07/2024 tarihli Genel Kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi seçildiğini, davalı şirketin aynı Genel Kurul toplantısında Yönetim Kurulu üyesi seçilen ... tarafından 31/07/2024 tarihinde müvekkili de dahil olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerine 01/08/2024 tarihinde Yönetim Kurulu toplantısına davet edildiğini ve toplantının yapılamaması halinde kararların TTK'nın 390/4 maddesi çerçevesinde alınacağının belirtildiğini, temsil ve ilzam kararına dayanarak şirketle yapılacak işlemler bakımından sonradan telafisi mümkün olmayacak zararlara yol açılması ihtimali bulunduğunu, bu nedenle davada nihai karar verilinceye kadar ortaya çıkabilecek zararların önlenmesi müvekkilinin de aralarında bulunduğu pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla bu konuda karar verilinceye kadar 01/08/2024 tarihli ve 23 numaralı yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulmasına, şirket faaliyetlerinin hukuka aykırı olarak ilerlemesinin engellenmesi için denetim kayyımı atanmasına ihtiyaten karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayın değerlendirilmesinde davacı vekili açmış olduğu yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespiti istemi ile açmış olduğu davada alınan yönetim kuruşu kararının uygulanmasının durdurulması ve şirkete denetim kayyımı atanmasının talep etmiş ise de, dosya kapsamında şirketin menfaatlerinin ihlal edildiğine veya yönetimsiz kaldığına dair yaklaşık ispata yarar delilin sunulmamış olduğu, alınan yönetim kurulu kararının uygulanmasının durdurulması talebinin de yargılamayı gerektirdiği, dosyanın henüz layihalar aşamasında olduğu, bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla tedbir talebinin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'nun, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, Yönetim Kurulunda henüz görev dağılımı yapılmadığı için kendisi de Yönetim Kurulu üyesi olan ... tarafından 31.07.2024 tarihinde gönderilen bir e-posta ile 01.08.2024 tarihinde şirket merkezinde fiziken yapılacak Yönetim Kurulu toplantısına davet edildiğini, davacı Yönetim kurulu toplantısı için hazır bulunduğunu, ancak söz konusu toplantının yapılmadığını, sonrasında ise davacının haberi ve dahli olmaksızın 01.08.2024 tarihli Yönetim Kurulu kararının TTK’nın 390/4. maddesi çerçevesinde alındığını öğrendiğini, ilk Derece Mahkemesince celp edilen evraklar içerisinde ilgili toplantı tutanağına davacı için “Toplantıya katılmadı.” şeklinde şerh düşüldüğünün görüldüğünü, ancak bu şerh ve iddiaların doğru olmadığını, kararın tedbiri mecburi kılan yönlerinin ise;01.08.2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile Yönetim Kurulu Başkanı ve yardımcısına “şirketi sınırsız olarak temsil etme yetkisi” verildiğini, şu anda şirket Yönetim Kurulu Başkanı ve Yardımcısı imtiyazlı pay sahibi davacının bilgisi dışında seçildiğini ve bu haliyle yönetimin sınırsız borçlanma ve karar alma yetkisine sahip olduğunu, davalı Şirketin tamamen Yönetim Kurulu’nun şahsi işlerine hizmet eden bir yapıya sokulduğunu, şirket menfaatlerinin hiçbir şekilde gözetilmediğini, Nitekim bu hususun Şirketin 21.06.2024 tarihinde KAP’da yaptığı bildirimde de açıkça görüldüğünü, En son yapılan bildirime göre şirketin 31.03.2024 itibariyle bankalara ve piyasalara 1.547.654.368,00 TL (bir milyar beş yüz kırk yedi milyon üç yüz altmış sekiz türk lirası) borç içinde olduğunu, Yönetim Kurulunun, Şirketi kurtulması çok zor bir borç sarmalına soktuğunu,  şirketin mâlik olduğu taşınmazların yıl sonlarında yeniden değerlemesi yapılarak Şirketin borca batık olduğunun ortaklardan ve borsada işlem yapan yatırımcılardan gizlediğini, mevcut yapısı ile şirketin likiditesi ve ekonomik hacminin borçlarına kıyasen son derece düşük olduğunu, şirketin sürekli olarak bankalara borçlandığını, ancak bu borçların da şirket menfaatine kullanılmadığını, bu borçlar ile Yönetim Kurulu üyelerinin evlerinde çalıştırdığı kimselere dahi şirketten maaş ödendiğini ve diğer yandan da şirketin mal varlıklarının yöneticilerinin dostlarına çok düşük bedeller ile sürekli satıldığını, denetim kayyımı taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde, borsada binlerce yatırımcının işlem yaptığı bir şirketin içinin tamamen boşaltılacağını ve şirketin büyük bir borç yüküyle ortada bırakılacağını, bu hususların yanı sıra TTK’nın 390/4. maddesi uyarınca alınacak karar önerisinin, toplantı öncesinde tüm üyelere sunulmuş/gönderilmiş olması kararın geçerlilik şartı olduğunu, son derece açık ve kesin bir eksikliğin mevcudiyeti de kararın geçersizliğine ilişkin yaklaşık ispat şartının oluşmasını sağladığını, ilk derece mahkemesi dosyasına ticaret sicili tarafından sunulan belgeler de incelendiğinde Yönetim Kuruluna hiçbir şekilde karar önerisinin sunulmadığının açıkça görüleceğini, mevcut durumda, şirket üzerindeki tüm denetimin ortadan kalktığını, şirketin sınırsız imza yetkileri ile kontrolsüzce yönetildiğini beyanla, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafından yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada talep edilen ihtiyati tedbir kararının haksız ve dayanaksız olduğunu, şirket yönetim kurulunun 01.08.2024 tarihli YKK ile şirketi temsile yetkili olanları belirlemesinden sonra 06.08.2024 tarihinde yeniden toplantı düzenlendiğini, davacı ... nun bu toplantıya da iştirak etmediğini, Davacının 25.04.2023 tarihinden bu güne kadar yapılan yönetim kurulu toplantılarının hiçbirisine iştirak etmediğini, 01.08.2024 tarihinde ...'nun şirket merkezine gelerek hazır bulunduğu iddiasının gerçek dışı, uydurma bir iddia olduğunu, davacı  yönetim kurulu toplantısına iştirak etse ve muhalif kalmış olsa dahi oy çoğunluğu ile aynı kararın yine de alınacağını bilen davacı ... ve diğer davacıların, sırf şirketi zor durumda bırakmak ve yönetim kurulunu işlevsiz hale getirmek amacı ile kötüniyetle huzurdaki davayı açtıklarını, davacı tarafından açılan davada ve ekli delillerin değerlendirilmesinde yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmediğini, kaldı ki; yerleşmiş Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında hüküm sonucuna yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesinin de hukuken mümkün olmadığını beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep; şirket yönetim kurulu kararının batıl  olduğunun tespitine ilişkin davada; yönetim kurulunun 01/08/2024 tarih ve 23 numaralı kararının  uygulanmasının tedbiren durdurulması ve şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkindir. Davalı şirketin 05/07/2024 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında yönetim kuruluna 7 üyenin seçildiği, seçilen yönetim kurulu üyelerinin  görev dağılımına ilişkin alınan 01/08/2024 tarih ve 23 numaralı kararın çağrının usulün uygun yapılmadığı gerekçesiyle batıl olduğunun tespiti talep edilmektedir.  Davalı tarafça davacının kötü niyetle davrandığı, yönetim kurulu toplantılarına  1 yıldır zaten katılmadığı, yönetim kurulu üyeliğini kabul ettiğine dair beyanda bulunmadığı, toplantıdaki kararın TTK 390/4 maddesine göre alınmadığını savunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 389/1. maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nun 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; eldeki uyuşmazlığın dava konusu yönetim kurulu kararını alan yönetim kurulunun seçimine ilişkin bir dava olmadığı, davacının tüm iddialarının ihtilaflı, tespite muhtaç olduğu, dosyanın geldiği aşama ve toplanan deliller ile davacının haklılığının yaklaşık olarak ispatlanmadığı, dava konusunun seçilmiş yönetim kurulunun bir adet kararının butlanının tespitine ilişkin olmakla şirket yönetim kurulunun tüm kararlarını denetleyecek mahiyette denetim kayyım atanmasının uyuşmazlık konusunun dışında kaldığı anlaşılmakla  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa6958dc4c9e918c","SID":"a661db573ad494ae"}}