{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1156 <br>KARAR NO\t: 2024/1470<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/343 E.  -  2021/212 K.<br><br>DAVACI\t:  \t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVA KONUSU MARKAYI DEVREDEN<br>DAVALI                                <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2021 tarih ve 2018/343 E. - 2021/212 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin Avusturya’da yerleşik ve bu ülkenin kanunlarına göre kurulu bir şirket olduğunu, başta enerji içecekleri olmak üzere meşrubat ve sair ürünleriyle dünya çapında bilindiğini ve tüketiciler nezdinde yüksek tanınmışlığa ulaştığını, müvekkilinin dünya çapında tanınmış \"...\" gibi markaların sahibi olduğunu, müvekkili ürünlerinin dünya çapındaki tüketiciler nezdinde yüksek ayırt edicilik kazandığını, müvekkili Şirketin enerji içeceği serisinin bir üyesinin de \"...\" serisi olduğunu, davalı yanın müvekkilinin pazarladığı \"...\" ürünüyle görsel ve bütünsel olarak son derece benzer olan 2017/73724 sayılı \"...+şekil\" ibareli bir başvuru yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, her iki enerji içeceği ambalajında da koyu ... ve aynı tonlarda bir arka plan kullanıldığını, arka planın üzerindeki yazı ve şekillerin de yine her iki ürün ambalajında metalik açık gri olduğunu, davaya konu başvuruda müvekkilinin ürün ambalajında olduğu gibi bazı kelimelerin dikey bazı kelimelerin ise yatay biçimde yazıldığını, yine müvekkili ambalajının üst kısmında yer alan açık renkteki boğa şeklinin, davaya konu başvuruda alt kısımda yine açık renkte bir İstanbul silüeti olarak kullanıldığını, bu iki şekil unsurunun birebir aynı olmasa da aynı raflarda sergileneceği dikkate alındığında gözde benzer bir bütünsel izlenim bırakacağını, davalının müvekkilinin ürününü taklit etmek suretiyle kötü niyetle bu başvuruyu yaptığının en bariz göstergelerinden birisinin de müvekkilinin ürün ambalajında içi boş yazılmış olan ... ibaresinin karşılığı olarak yine içi boş şekilde yazılmış ... ibaresi olduğunu, enerji içeceği sektöründe faaliyet gösteren veya göstermeye hazırlanan davalının müvekkili Şirketten ve aynı sektördeki ürün ve ambalajlarından haberdar olmamasının mümkün olamayacağını, ambalaj şekilleri arasında bu kadar çok ortak unsur bulunmasının davalı yanın bilinçli bir şekilde müvekkili ürünlerine iltibas yaratma amacı taşıdığını ve müvekkili tanınmışlığından haksız yarar sağlamak amacıyla başvuruyu yaptığını ispatladığını ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-6368 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesin talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markalarının toplu olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \tDavalı Şirket vekili, müvekkili markası ile davacı markalarının okunuşunun birbirinden tamamen farklı olduğunu, görsel, işitsel ve anlamsal yönden bir benzerlik bulunmadığını, yazı karakteri ve logoları ile birlikte değerlendirildiğinde çağrışım yapma ihtimallerinin olmadığını, davacı yanın marka tasarımlarının benzer olduğu yönündeki iddialarına itibar edilemeyeceğini, zira sektördeki tüm içeceklerde aynı tasarımın kullanıldığını, yine davacı yanın tanınmış markasının herkes tarafından bilinen \"...\" markası olduğunu, dava konusu \"...\" markasına ilişkin herhangi bir tanınmışlık kararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının zemin ve yazı rengi, aşağıdan yukarı yazım formu ve .../... sözcükleri itibariyle ortak unsurlar içerdiği, ancak bu ortak unsurların yarattığı bütünsel kompozisyon dikkate alındığında markaların birbirlerinden yeterince uzaklaştıkları, \".../...\" sözcüğü ile ... zemin ve metalik gri yazı renklerinin, enerji içeceklerinin ambalajında çok yaygın kullanılan sözcük ve görsel unsurlar olduğundan, herkesin kullanımına açık bu öğelerin ortaklığının markalarda iltibasa yol açmasının mümkün olmadığı, çekişme konusu markaların kapsadığı \"enerji içecekleri\" emtiasının tüketicilerinin, genellikle spor yapan kişiler olup, bu kişilerin ilgili emtianın satın alım sürecinde daha dikkatli olacakları ve marka farkındalıkları ile marka bağlılıklarının yüksek düzeyde bulunacağı, bu durumun da iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığı, davacının markasının, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarihte ülkemizde tescilli ve/veya tescil için başvurusu yapılmış tanımış bir marka olmadığı, bu nedenle somut olayda, 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi anlamında tescil engeli bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davaya konu marka başvurusunun, müvekkiline ait ürünlerden hareket edilerek ve kötü niyetle yapıldığını, dolayısıyla SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca davanın kabulünün gerektiğini, aksi yöndeki bilirkişi raporuna dayalı mahkeme kararının hatalı bulunduğunu, dava konusu başvurudaki kullanımın, müvekkili ürünlerinden kopyalanarak oluşturulduğunu, bilirkişilerin yetkilerini aşarak hukuki değerlendirmede bulunduklarını, dava konusu başvurunun, müvekkili ürünüyle görsel ve bütünsel olarak son derece benzer olduğunu, müvekkili ürünlerinin tanınmışlığı gerekçesi ile de davanın kabulünün gerektiğini  ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının gerek işlem dosyasındaki itirazlarında gerekse dava dilekçesinde kötü niyet iddiasını ileri sürdüğü, kötü niyet iddiasını da dava konusu marka başvurusunun, davacının \"... ...\" serisinde kullandığı ürün ambalajından kopyalanarak  oluşturulmasına dayandırdığı, ancak dava konusu başvuru ile davacının anılan ürün ambalajlarında kullandığı görsel mizanpajın oldukça farklı olduğu, kavramsal olarak birbirini çağrıştırmadığı, işitsel olarak da benzerlik bulunmadığı, tüketiciler nezdinde markaların ayırt edilmesinin mümkün olduğu, markalarda aynı renklerin kullanılmasının da dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu göstermediği, aynı nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına dayanak tescilsiz marka işareti arasında da bir benzerlikten söz edilemeyeceği, bunun dışında marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun tescilini engellemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e742e3c4daa7951","SID":"e649eed33065b7ec"}}