{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/181 <br>KARAR NO: 2024/1509<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2021<br>NUMARASI: 2020/353 Esas - 2021/769 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>Davanın kısmen kabulüne-reddine  ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 01/09/2014 tarihli akdedilen sözleşme gereğince müvekkili şirketin yüklendiği edimleri eksiksiz olarak ifa ettiğini, fakat davalı tarafın bu edimlerin karşılığı olan fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; dava konusu icra takibine konu borcun neden kaynaklandığının anlaşılamadığını, cari hesap ekstresinden ve sözleşmeden anlaşılacağı üzere bakiyenin sıfır olduğunu, tüm borç ve ferilerin birlikte eksiksiz olarak davacıya ödendiğini belirterek davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; her iki tarafın da sunulan muavin dökümlerinde son 3 ödeme hariç, ödemelerin Euro cinsinden yapıldığına dair açıklamalar bulunduğu, dolayısıyla 3 ödeme hariç davalının yaptığı 144.920-Euro ödeme ile daha sonraki ödemeler toplamı 106.032,27-TL olarak her iki taraf kayıtlarında yer aldığı, davalının sunulan dökümünde davacının faturalarının TL olarak aynı tarih ve tutarda yer aldığı, ancak davalının muavin dökümlerinde 10.000-Euro açıklamalı ödemenin 28.069-TL olarak kayıtlandığı, davacıda ise 28.197-TL olarak kayıtlandığı, bu nedenle davalı kayıtlarında 26,85-TL davacıya eksik ödeme olduğu, davacı kayıtlarında ihtilaflı kur farkı faturası hariç 101,15-TL davalı alacağı olduğunun TL kayıtlar bakiyesi olarak belirlendiği, davacı ... davalının kayıtlarına göre davalı tarafından ilk 4 ödemenin Euro olarak yapıldığı, her iki taraf kayıtlarındaki açıklamalarda mevcut ödemelerin TL olarak TCMB döviz alış kuru üzerinden kaydettiklerinin tespit edildiği, davalının ilk 5 ödemeyi sözleşmenin 6.1. Maddesine uyarak Euro olarak yaptığı,davacının kalan Euro alacağının bu kapsamda 4.686,51-Euro olarak hesaplandığı, sözleşmenin 6.1 maddesine göre hesaplama yapıldığında davacının 14.302,30-TL alacağı bulunduğu, ancak 6.7 hükmündeki TCMB Efektif Alış Kuru kararlaştırmasının tarafların belirlenen uygulaması ile değiştirilmeyeceği ve ihtilafın ahde vefa ilkesi ilkesi gereğince 6.7 hükmüne göre çözümü gerektiği, son 3 ödemede TCMB efektif alış kuru ve davacının faturasında TCMB efektif alış kuru ile hesaplama yapıldığında bakiye alacağın 4.661,90-Euro olduğu, fatura tarihi itibariyle TL karşılığının 14.217,40-TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 14.217,40-TL üzerinden devamına, hükmolunan alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazla talebin reddine, 2.843,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kur olarak TCMB Euro efektif alış kurunun esas  alınarak hesaplama yapıldığını, oysa hesaplamanın satış kuru esas alınarak yapılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının alacağının kur farkı faturasına dayalı olup faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediğini,  sözleşmede kur farkı ödeneceğine ilişkin hüküm olmadığını, 05/06/2015 tarihli ödemenin 31/08/2015 tarihli çekle yapıldığını, ödemeyi çek olarak alan davacının artık kur farkı isteyemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmede yabancı para olarak anlaşılan fiyatlar için fatura tarihindeki TCMB efektif alış kurunun esas alınarak TL'ye çevrileceğinin kararlaştırıldığını, davacının beyanın aksine ödeme günü değil, ödeme günündeki dövizlerin hangi kur üzerinden hesaplanacağının kararlaştırıldığını, ödemelerin fatura tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmek suretiyle ödeneceğinin düzenlendiğini, bu hususta yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>GEREKÇE: Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; \"Konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.\" Anılan yasa hükmüne göre, taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Diğer yandan kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 esas, 2016/6896 karar sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 esas , 2014/17996 karar sayılı kararı). Sözleşmenin 6.1 maddesinde ödemelerin Euro olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 6.7 maddesi “ödemeler TL birim fiyatları ile yapılacak ve faturalandırılacaktır, sözleşme USD veya Auro olarak anlaşılan fiyatlar için fatura tarihindeki TCMB USD Euro Efektif Alış kuru kullanılarak TL’ye çevrilecektir.” şeklinde düzenlenmiştir.Tarafların arasındaki ticari ilişkinin yabancı para birimine bağlı olarak kurulduğu, aynı zamanda ihtilafsız faturalarda fatura bedellerinin Euro karşılığının da gösterildiği dikkate alındığında davacının kur farkından kaynaklanan alacağını talep etmesi mümkündür. Bilirkişi tarafından davacının ticari defterlerinde ve davalı tarafından ibraz edilen hesap ekstreleri üzerinden yapılan incelemede davacı tarafından düzenlenen faturaların (ihtilaf konusu 11/08/2015 tarihli 14.715,49-TL bedelli kur farkı faturası haricinde) davalının kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiş olup; uyuşmazlık, ödemelerde esas alınması gereken kurdan kaynaklanmaktadır. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede ilk dört ödemenin Euro olarak yapıldığı ve her iki tarafta da TCMB döviz alış kuru üzerinden kayıt edildiği, 5. ödemenin ise davalının defterlerinde alış kurunun 128-TL eksiği ile kayıt edildiği tespit edilmiştir. Davalının 18/05/2015 tarihinde 30.000-TL, 22/05/2015 tarihinde 6.332,27-TL, 05/06/2015 tarihinde 69.700-TL ödeme yaptığı hususu ihtilafsızdır. Her ne kadar davalı tarafça, sözleşmenin 6.7 maddesi gereğince ödemeler yapılırken fatura tarihindeki kur karşılığının esas alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de sözleşmenin bu hükmü, fatura düzenlenirken hangi kurun esas alınacağında ilişkindir. Bu hükümde ödemelerin TL fiyatlar üzerinden yapılacağı belirtilmiş ise de ödemeler yapılırken fatura tarihindeki kurun esas alınacağına dair bir düzenleme getirilmemiştir. Bu doğrultuda davalının önceki ödemelerini sözleşmenin 6.1. maddesine uygun olarak Euro olarak yaptığı ve hesap ekstrelerinde ödemeden bir gün önceki TCMB Euro Alış kurunu esas alarak kayıt ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde davalının fatura tarihindeki kurların esas alınması gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. Bunun dışında davalı, 05/06/2015 tarihli ödemenin 31/08/2015 günlü çekle yapıldığını, TL olarak düzenlenen çekle ödemeyi kabul eden davacının kur farkı talep edemeyeceğini ileri sürmüş ise de çek bedelinin çekin verildiği günkü kur karşılığı ile hesaplandığı, ödeme günündeki kur dikkate alınarak hesaplama yapılmadığı dikkate alındığında bu yöne ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmamıştır. Davacı ise TCMB satış kurunun esas alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de son üç ödeme haricindeki tüm ödemeler alış kuru esas alınarak davacının ticari defterlerine işlenmiştir.  Davalının 18/05/2015 tarihinde 30.000-TL, 22/05/2015 tarihinde 6.332,27-TL, 05/06/2015 tarihinde 69.700-TL yaptığı ödemelerin  sözleşmenin 6.7 hükmündeki TCMB Efektif Alış Kuru dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının bakiye 4.661,90-Euro alacağı bulunduğu ve fatura tarihi itibariyle TL karşılığının 14.217,40-TL olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Davanın açıldığı 09/08/2018 tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk dava şartının yürürlükte olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından 59,30-TL peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 971,19-TL istinaf karar harcından ödenen 242,80-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 728,39‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca yapılan  istinaf yargı giderlerinin  üzerlerinde bırakılmasına,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13806d1aa1c1848f","SID":"3336fd9439bb3a94"}}